NİL GÜREL

8 Nisan 2026 Çarşamba

 

                        AKADEMİDE METAMORFOZ: SONSUZ IŞIĞA DOĞRU

Birkaç yıl evvel Isparta Okulu’nun düzenlediği akademik etkinlikler kapsamında “makale kritiği” etkinliğine katılmıştım. Prof. Dr. Atila YÜKSEL’in “Metamorfoz: Akademide Üç Kere Doğmak” konulu akademik makalesini analiz etmiştim. Bugünkü yazımda siz değerli okurlarımla bu anlamlı makale üzerine fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Unutulmamalıdır ki akademik dünya topluma ışık tutan devasa bir aynadır. Bu akademik bereketli dünyadan toplumun istifade edebileceği çok cevher vardır. O yüzdendir ki bağımsız bir akademik çalışmacı olarak toplumsal rolüm bağlamında bu dünyanın derinliklerindeki çalkantıları, kırılmaları ve zorlukları sizinle paylaşmak isterim.

YÜKSEL, akademik analizinde bilim felsefesi ile tasavvuf felsefesini harmanlayarak gerçek anlamda akademisyenliğe ulaşmayı analiz etmiştir. Bu noktada hem kendi gelişimimi değerlendirerek öz değerlendirmeme katkıda bulunmuş ve genel olarak akademisyenlik mesleğine ve bilim dünyasına farklı bir açıdan bakmamı sağlamıştır. Her şey değişim içindedir. Yenilik ve değişim bilimsel ilerlemenin de yoludur. Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza dek kalmaz. Bu yüzden de Herakleitos’un dediği gibi “Aynı ırmağa iki kez giremeyiz.” Çünkü ikinci kez ırmağa girdiğimde ben de değişmiş olurum, ırmak da. Hakikate ulaşırken ilim insanı adeta bir başkalaşım içerisine girer. Tüm benliğiyle, ruhuyla frekansı yükselir.

YÜKSEL’in de belirttiği gibi bu, Tasavvuftaki nefsin mertebelerine benzer. İlkin sadece yükselme hırsına sahip, “yayın olsun da nasıl olursa olsun” felsefesiyle hareket eden, hep “ben”, hep” ben” diye gözünü hırs bürümüşken hatta haksız rekabet eden biriyken yani aşağı mertebedeyken bir “aydınlanma” geçirip bu kişinin kendi yaşam olaylarından da kaynaklanabilir veya kendiliğinden gerçekliği görmeye başlayabilir ve kişide değişim başlar. Böylece “biz” anlayışına sahip, topluma faydalı olma ilkesiyle hareket eden, ulvi duygularla bilim yapan gerçekten topluma faydalı olacak, bilim dünyasına yeni bir ses yeni bir anlayış getirecek veya gerçekten katkı sağlayacak eserler üreten “ulvi” yüksek mertebeye ulaşmış bir insan haline gelebilir. Artık kişinin yegane amacı bilim dünyasına faydalı olmaktır. Kişi, artık benliğini saran olumsuz duygulardan arınmış ve yüksek mertebeden bakan esaretten kurtulmuş bir bilinçle hareket edecektir. Adeta ruhu özgürleşmiştir. Akademik baskılar, klişeler, haksız rekabetler umurunda değildir. YÜKSEL, bu noktada Mevlana’nın anlamlı, güzel sözüne yer vermiştir. “İnsan, önce düşünmeyi öğrenir, sonra kalıplar içinde düşünmeyi ve en sonunda sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrenir.”

Akademik zirveye ulaşmak noktasında üç kere doğuş yani üç bilinç hali söz konusu olacaktır. İlki daha önce de bahsettiğim en aşağı mertebe güç, statü peşinde koşma ilk bilinç hali. İkincisi uyanma, aydınlanma hali. Üçüncü bilinç hali de en üst mertebeye ulaştıran var etme, yaratmayla ilgili derin bilinç halidir. Umulur ki artık sosyal bilim insanları silkelenip uyanmalı, “aydınlanmalı”. Baki olanın kişinin ardında bıraktığı eserler olduğu unutulmamalı.

Gerçekten bilim yapmak isteyen insanlara ket vurulmamalı. Kendi deneyimlediğim ve çevremde gördüklerime göre de kendi analizim “hakiki” bilim yapan çok az insan var. Ve aşağı mertebedeki insanlar gerçekten bilim yapmak isteyen insanların sesini kısmak için ellerinden geleni yapıyorlar. “Aydınlanmış” bilim insanlarının el ele olduğu, kendileriyle birlikle insanlığı “yükselten” bir dünyanın olması dileklerimle sayın Prof. Dr. Atila YÜKSEL’i de kaleme aldığı bilim dünyasına gerçekten faydalı bu eseri için de tebrik ediyorum.

Seyahat ve Otel İşletmeciliği Dergisi, Cilt 18, Sayı 2, Sayfa 241–266
Prof. Dr. Atila YÜKSEL’in Makalesi Üzerine Yayınlanan İncelemem

Link: https://www.ispartaokulu.com/wp-content/uploads/2022/03/Metamorfoz-Akademide-Uc-Kere-Dogmak.pdf

NOT: Yazım İSTİKLAL GAZETESİ'nde yayına alınmıştır

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/akademide-metamorfoz-sonsuz-isiga-dogru-1089724h


7 Nisan 2026 Salı

Sessiz Tehlikeye Karşı Bilimsel Kalkan: Kolorektal Kanserden Korunma Rehberi

Ulusal Kanser Haftası Vesilesiyle; Beslenmeden Fiziksel Aktiviteye, Genetik Risklerden Düzenli Taramalara Kadar Kapsamlı Bir Sağlık Analizi


 Kolorektal kanserden korunma yolları, yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli tarama programları ve risk faktörlerinin yönetilmesi hususlarını kapsamaktadır. Bilimsel çalışmalar; sağlıklı beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve erken tanının hastalık riskini azaltmada önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu yazıda kolorektal kanser riskini azaltmaya yönelik kanıta dayalı önleyici yaklaşımlar, uluslararası bilimsel çalışmaların yer aldığı literatür ekseninde ve uluslararası kanser resmi sayfaları ve kılavuzları ışığında incelenmiştir.

 

Kolerektal Kanser Ne Tür Belirtiler Verir?

Kolerektal kanser ilk evrelerde büyük ölçüde belirti vermez ve anlaşılması güçtür. O yüzden erken teşhis ve tedaviye başlayabilmek için düzenli taramalar kritik bir rol oynamaktadır.

  • İshal, kabızlık veya dışkının incelmesi gibi bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler görülmesi
  • Rektal kan yani dışkıda parlak kırmızı veya koyu ve katran kıvamında kan görülmesi
  • Geçmeyen karın krampları, ağrı veya şişkinlik olması
  • Ani ve açıklanamayan kilo kaybı. Diyet ve spor yapmadan olağan dışı kilo kaybı.
  • Yetirince dinlenilmesine, uyunmasına rağmen sürekli yorgun ve enerjisiz hissetme
  • Kronik kanamaya bağlı demir eksikliği anemisi, yorgunluk, halsizlik görülmesi ve solgun görünüm

 

Sağlıklı Beslenme Alışkanlıkları

Yüksek lif içeren beslenme düzeni bağırsak sağlığını destekler ve böylece kolorektal kanser riski azalır. Sığır, kuzu ve domuz eti gibi yüksek miktarda kırmızı et tüketimi kolorektal kanser riski ile bağlantılıdır.

Bilhassa uzun süre ve düzenli tüketim bağırsak mukozasında inflamasyona yol açmakta ve bu da hücresel hasar riskine yol açabilmektedir. Tüm bu nedenlerden ötürü kırmızı et tüketimi tamamen yasaklanmasa da sınırlandırılması önerilir.

Sosis, salam, sucuk, bacon, jambon gibi işlenmiş etler ve tuzlama, tütsüleme ve kimyasal koruyucu içeren ürünler nitirit ve nitrat gibi koruyucu maddeler içerir. Bu nedenle de bağırsak hücrelerinde DNA hasarıyla ilişkili bileşikler oluşturabilirler. O yüzden işlenmiş etler ve işlenmiş gıdalar kolorektal kanser riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Halk sağlığı rehberlerinde bu tür gıdaların sınırlandırılması önerilmektedir.

Sebze ve meyveler ise lif açısından zengindir, antioksidan ve fitokimyasal içerir ve bağırsak hareketlerini destekler. Böylece bağırsakta zararlı maddelerin temas süresinin azalması, hücresel hasara karşı koruyucu etki, kolorektal kanser riskinin düşmesi ile ilişkilendirilen sağlık faydaları oluşur. Bilimsel araştırmalar sebze ve meyve tüketiminin kolorektal kanser riskini azalttığını ortaya koymaktadır.

 

Fiziksel Aktivite ve Kilo Kontrolü

Bilimsel araştırmalar, düzenli olarak hafif ve orta düzeyde fiziksel aktivite yapmanın, kolorektal kanser riskini azalttığını ortaya koymaktadır. Sedanter yaşam olarak nitelendirilen hareketsiz yaşam tarzı, bağırsak hareketlerini yavaşlatmakta ve bu nedenle inflamatuvar süreçler artabilmektedir. Dolayısıyla fiziksel aktivite, inisülin duyarlılığını artırarak ve metabolik dengeyi destekleyerek kolorektal kansere karşı koruyucu etki sağlayabilmektedir. Sağlık uzmanları haftada en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite veya 75 dakika yoğun egzersiz önermektedir.

Aşırı kilo ve obezite, bilhassa karın bölgesinin yağlanması kolorektal kansere yol açabilmektedir. Çünkü aşırı kilo hormon dengesizliklerine, kronik inflamasyona ve inisülün direncine neden olmaktadır. Bunlar da beraberinde kolorektal kansere yakalanma riskini getirebilmektedir. Kilo kontrolü, kolorektal kanser riskini azaltabileceği gibi pek çok kronik hastalık için koruyucu bir faktördür.

 

Sigara ve Alkol Kullanımın Sınırlandırılması

Bilimsel çalışmalar sigara içen bireylerde içmeyenlere göre kolorektal kanser geliştirme riskinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Sigara dumanında bulunan kansirojen maddeler, dolaşım yoluyla bağırsak dokusuna ulaşarak hücresel hasara yol açabilmektedir. Ayrıca sigara kullanımı, kolon poliplerinin gelişmesine neden olabilir. Bu poliplerin de kansere dönüşmesi riski vardır.

Alkol vücuda alındığında ise asedaldehit gibi maddeler açığa çıkar bu da DNA hasarı ile ilişkilendirilmektedir. Alkol, folat metabolizmasını bozarak hücresel yenilenme süreçlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Tüm bunlar alkolün kolorektal kanser riskiyle ilişkili olduğunu göstermektedir.

Sigara ve alkol sadece kolorektal kanser açısından değil tüm sağlığa zarar verebilen maddelerdir ve o yüzden sağlık uzmanları sınırlı kullanımı önermektedir.

 

Düzenli Tarama Programlarının Önemi

Bilim insanları, kolorektal kanserin hem kadınlar, hem erkekler için ölüme yol açabilen ve dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin ikinci nedeni olduğunu belirtmektedir. Bilimsel araştırmalar kolorektal kanserin en sık 65-74 yaş aralığında olan kişilerde teşhis edildiğini ve yeni kolorektal kanser vakalarının %10,5’nin 50 yaşın altındaki kişilerde meydana geldiğini göstermektedir. O yüzden düzenli tarama yaptırarak erken tanı alarak tedaviye başlamak ölüm riskini azaltabilen önemli bir faktördür.

Kolorektal kanser, testlerle tespit edilebilmektedir. Dışkı bazlı testler, dışkıda kolorektal kanser veya kanser öncesi poliplerin varlığını tespit etmek için kullanılan invaziv olmayan tarama yöntemleridir. En yaygın kullanılan dışkı bazlı test türü ise dışkıda gizili kanı tespit eden FOBT testidir. FOBT ile dışkıda gizli kanın tespit edilmesi, kolorektal kanser ve poliplerin bir göstergesi olabilir. Bu test, küçük bir dışkı örneğinin alınıp analiz edilmesi için laboratuvara gönderilmesi sürecini içerir. Eğer ki dışkıda kan veya anarmol bulgular tespit edilirse, kolorektal kanser veya poliplerin varlığını doğrulamak için büyük ölçüde kolonoskopi gibi daha ileri tanısal işlemler önerilir.

 

Genetik Faktörler ve Aile Öyküsü

Bazı bireylerde kolorektal kanser riski genetik mutasyonlar nedeniyle daha yüksektir. Kalıtsal polipsiz olmayan kolorektal kanser türü olan Lynch Sendromu ile ailesel kalıtsal bir kalınbağırsak hastalığı olan FAP sendromu bu duruma örnek verilebilir. Bu rahatsızlıklara sahip olan bireylerde kolorektal kanserin çıkma olasılığı daha yüksek olabilir. Yaşam boyu risk genel nüfusa oranla daha yüksektir. O yüzden bu rahatsızlıklara sahip bireylerde düzenli ve erken tarama önem taşımaktadır.

Yapılan bilimsel araştırmalara göre aile öyküsü bulunan bireylerde kolorektal kanser geliştirme riski yüksektir. Bu nedenle sağlık uzmanları, yüksek risk grubunda bulunan bireylerin tarama programlarını bireysel risk profiline göre planlamalarının önemine vurgu yapmaktadır.

 

Destekleyici Yaşam Tarzı Uygulamaları

Zihni ve bedeni rahatlatıcı meditasyon, gevşeme ve nefes egzersizleri sağlık uzmanlarınca önerilmektedir. Ayrıca gevşeme egzersizlerini yaparken olumlu düşünmek, “iyi olduğunu, olacağını” imgelemek de önerilen iyi oluş tekniklerindendir.

Uyku düzenini iyileştirmek ve stresi yönetmek de tüm kanser hastalarında olduğu gibi kolorektal kanser hastası olan ve risk taşıyan bireylerde fayda sağlayabilir. Yeterli ve düzenli uyumak, bağışıklık sistemi fonksiyonlarını destekleyerek genel sağlık durumunun korunmasını sağlamada etkili olduğu söylenebilir.

Aile ve sosyal destek ağlarının güçlü olması psikolojik dayanıklılığı arttıran böylece hem kanser riskini önleyici hem de kanser hastası olan bireylerde iyileşmeye etki edebilen faktörler arasındadır.

Ayrıca aspirinin kolorektal kanseri yüksek risk grupları üzerinde önleyici etkisine ilişkin araştırmalar yapılmıştır. Olumlu sonuçlara ulaşılsa da, bu yaklaşım herkes için önerilmemekte ve mutlaka hekim değerlendirmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli tarama ve kontroller, destekleyici yaşam tarzı uygulamaları, gerek kanserin önlenmesinde, gerek teşhis alındığında tedavi sürecinde önleyici ve iyileştirici olabilen önemli faktörlerdendir.  Bugün 7 Nisan Dünya Sağlık Günü ve aynı zamanda 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası'nın son günü. Sağlığın bir bütün olduğunu unutmadan, taramalarınızı ihmal etmeyerek kendinize ve geleceğinize en büyük yatırımı yapabilirsiniz. Erken teşhis hayat kurtarır.

 

Yazar: Nil GÜREL

İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı, MSc

Ulusal Kanser Haftası ve 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında kaleme aldığım yazım euhaber.com da yayınlandı. İyi Okumalar. Faydalı olması dileğiyle.

https://euhaber.com/haber/sessiz-tehlikeye-karsi-bilimsel-kalkan-kolorektal-kanserden-korunma-rehberi


23 Mart 2026 Pazartesi

Akademinin Üreten Kadınları: Geleceğin İktisadi Kodlarını Yeninden Yazıyorlar 

Pandeminin yarattığı küresel arz-talep şokları, dijitalleşmenin getirdiği kaçınılmaz dönüşüm ve sınırları ortadan kaldıran finansal teknolojiler (Fintech)... Tüm bu devasa dalgalanmaların ortasında Türkiye ekonomisi nereye gidiyor ve biz bu dönüşüme ne kadar hazırız? İktisat Tarihçisi ve KADEM Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aslıhan NAKİBOĞLU ile Osmanlı maliyesinin tozlu arşivlerinden modern dönemin dijital cüzdanlarına, akademide kadının yükselen rolünden üniversitelerdeki eğitimin çıkmazlarına uzanan ufuk açıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. NAKİBOĞLU’nun teşhisi ise son derece net: "Tarihini bilmeyen toplumlar talihsizdir; finansal okuryazarlığı tabana yayamadığımız sürece de bu talihsizliği kırmamız mümkün değil."

https://euhaber.com/haber/akademinin-uereten-kadinlari-gelecegin-iktisadi-kodlarini-yeniden-yaziyorlar


12 Mart 2026 Perşembe

HOW DO CONTENT PRODUCED ON INTERNATIONAL DIGITAL PLATFORMS AFFECT NATIONAL CINEMAS?

Uluslararası Dijital Platformlarda Üretilen İçerikler Ulusal Sinemaları Nasıl Etkiliyor? konulu İNGİLİZCE dilinde makalem POLSAM'da yayına alınmıştır. Aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz:



İslamiyet ve Minimalizmin Buluştuğu Ortak Payda: Sadelik

Günümüz dünyasında kulaklarımız sürekli aynı şeytani fısıltılarla çınlıyor: “Hayat çok kısa; ye, iç, gez, tüket, hayatını yaşa! Lüks hayat senin hakkın, sen keyfine bak!” Kapitalist sistem medya, reklamlar ve iletişim araçları vasıtasıyla zihnimize sürekli sahte ihtiyaçlar pompalıyor. Bize sürekli o yeni ürünü almazsak toplumun gerisinde kalacağımızı, statü atlayamayacağımızı, yeterince şık ve gösterişli olamayacağımızı empoze ediyor. Hatta öyle bir illüzyon yaratılıyor ki; doğal görünüm çirkinlik, sade bir yaşam ise bir tür "aşağılık" veya "başarısızlık" gibi yansıtılıyor. Sosyolog ve felsefeci Baudrillard’ın akademik analizinden yorumlanacak olursa “hipergerçeklik” içerisinde yaşayarak hakikatten gittikçe uzaklaşıyoruz. Bu dünyadaki şekli yükselişimiz o kadar elzem oluyor ki, öbür dünyadaki manevi huzurumuzu yitirmemiz pahasına büyülü dünyanın tılsımına kapılıp sürüklenip gidiyoruz.

Not: Yazım yayına alınmıştır. Devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/islamiyet-ve-minimalizmin-bulustugu-ortak-payda-sadelik-1087144h

1 Mart 2026 Pazar

                            CELAL KARATÜRE'Yİ DESTEKLİYOR MUSUNUZ?


Celal Karatüre’ti destekliyor musunuz? Sosyal medya tarihinde az rastlanacak bir olay ve fenomen vakası yaşıyoruz. Samsun’un bir roman mahallesinden çıkan Celal Karatüre isimli bir fenomen resmen Türkiye ve dünyada gündem oldu. Cumhurbaşkanı bile ismini andı, bahsetti en son YouTube en çok izlenme listelerinde 1. Oldu. Amerika Times meydanında ekrana yansıtıldı! Bu bir PR/Reklam çalışması değil! Peki işin içinde ne var? Nasıl oldu da herkes bir anda bir ilahi ile “Allah” diye zikir çekmeye başladı anlatayım! Türkiye’de ve dünyada binlerce ilahiyat fakültesi var, Konservatuvar okuyan onbinlerce sanatçı var, fenomen olmak için onlarca daire parası harcayanlar var. İnsanlara Allah dedirtmek için televizyon kuran cemaatler tarikatlar var peki nasıl oldu bu iş bu kadar kolay mıydı? Türkiye 100 yılın laiklik tortusunu bir ilahi ile nasıl üstünden attı? Resmi Okul hoporlerinden nasıl bir anda Allah zikri çalmaya başladı. YouTube ‘da yüzlerce milyon izlenen Celal Karatüre instagramda da 2 milyon takipçiye doğru gidiyor! Hatırlayın 18 yaşında bir çocuk çıkmıştı dünyanın en iyi kulübüne transfer olmuş herkese şehadet parmağını kaldırıp “tevekkül” yapmayı öğretmişti, mahalle maçlarında çocuklar artık gol sonrası böyle Arda gibi sevinir olmuştu. İşte Allah(cc) kudretini her daim gösteriyor! “Ben size muhtaç değilim, siz bana muhtaçsınız” diyor, “siz islamı kurtaramazsınız, islam sizi kurtarır “ diyor, Allah isterse kendisini hiç ummadığınız yerlerden hatırlatır! Rabbim isterse bir anda tüm kainat değişir, 7 Ekim 2023 sonrası kötü bir soykırım yaşadık 70 bin insan katledildi, yenildik gibi görünüyordu! Batıda 2 milyon insan Müslüman olarak dirildi, Epstein dosyaları ile ingiltere prensi bile yargılanmaya başladı, Kudretli dünya zenginlerinin suç galerisi ortaya saçıldı! Allah kibirli entelektüel insanlara ihtiyaç duymadan, hiç okumamış, ses eğitimi bile almamış ama samimiyeti ile gönüllere işleyen bir garibanla adını dünyaya zikrettirir! Herkes buradan dersini almalı! Yüre Yaratıcının bize ibadetlerimize, onu anlatmamıza ihtiyacı yok! Bizim O(cc) Şanlı ismiyle kendimizi bulmamıza ihtiyacımız var. Haddimizi bilelim, kibirden arınalım. Bu vesileyle imtihan dünyasını unutmayalım!

                                                                                    SAİD ERCAN

                                                                                 Araştırmacı Yazar

https://x.com/saidercan/status/2027013482906869927

16 Şubat 2026 Pazartesi

 

Kurnazlık, Kötülük Zeka Mıdır? “Hakikat Zekası” Neden Görünmez?

İlk kez İSTİKLAL Gazetesi Köşe yazımla literatüre kazandırdığım bir kavram: HAKİKAT ZEKASI 
Hakikat zekası ile kastettiğim salt sonuç üretme becerisi değil; zaten “amaca giden her yol mubahtır” Makyavelizm felsefesiyle “zeki” takılmak, sözde “başarı” elde etmek kolaydır. Bu kavramla vurgulamak istediğim, gerçeği görebilme ve nefsi denetleyebilme, etik kurallara riayet ederek başarılı olabilme, zekayı kullanabilme yetisidir. Yani, hakikat zekasına sahip kişi, hakikati görerek Hakk’a yürüyen, bu yolda zekasını kullanarak başarılı olabilendir; böylece zoru başarabilendir.  

Yazımı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

                           AKADEMİDE METAMORFOZ: SONSUZ IŞIĞA DOĞRU Birkaç yıl evvel Isparta Okulu’nun düzenlediği akademik etkinlikler ka...