NİL GÜREL

Yaşam. Yaşam Tarzı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşam. Yaşam Tarzı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2022 Pazartesi

YAŞAM SANATI KİTABI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

             YAŞAM SANATI KİTABI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

 

Değerlendireceğim kitap ‘Yaşam Sanatı’,  Zygmunt Baumann’a aittir. Ayrıntı Yayınlarına ait kitap 2021 yılı, İstanbul 6.basımdır. Değerlendirmeye geçmeden önce yazarı tanıyalım.

“19 Ekim 1925’te Polonya’nın Poznan şehrinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Bauman, postmodern felsefeyi hem sosyoloji alanına uyarlayan hem de genel kuramsal düzeyde değerlendiren yapıtlarıyla tanınır. II.Dünya Savaşı patlak verinceye dek Polonya’da yaşayan Bauman, savaşla birlikte Sovyetler Birliği’ne taşınır ve Varşova Üniversitesinde doktorasını tamamlayarak 1954 yılından itibaren aynı üniversitede sosyoloji dersleri vermeye başlar. Polonya Komünist Partisinden ayrılması ve akabinde politik nedenlerle sosyoloji profesörlük ünvanını kaybetmesini 1868 yılında Polonya’dan sınır dışı edilmesi izler. Bauman, önce İsrail’e oradan da Leeds Üniversitesine bağlı Sosyoloji Kürsüsünün başına geçmek üzere çağrıldığı Britanya’ya geçer. Bu görevini 1971-1990 arası sürdüren Bauman, 9 Ocak 2017’de hayata gözlerini yumar”(Erdem:2020, s.159).

Bauman, kitabında “Mutluluğun Nesi Kötü” diye bir giriş yapmaktadır. Bu sorunun neden insanı şaşırttığına değinir. Bu soruyu sormak aynı buz niye sıcaktır yada gül niye kötü kokar diye sormaya benzer der. Mutluluk her türlü yanlışlığın imkansızlığı değil midir?(s.10).

Ayrıca bu bölümde ekomik refah ile mutluluk sağlanır mı onu da irdeliyor. Buna göre, eldeki bütün ampirik veriler, varlıklı toplumların nüfuslarında, mutlu bir yaşamın temel aracı olduğuna inanılan zenginlik artışı ile mutluluk artışı arasında hiçbir bağlantı olmadığını ortaya koyuyor(s.10).

Sevdiklerinle birlikte yemek pişirip sofranı donattığın bir akşam yemeği lüks bir restoranda yemek yemeye nazaran seni daha mutlu edebilir. Burada Baumann, “öznel mutluluk” kavramına vurgu yapmaktadır.

Kitabının ikinci bölümünde ise şöyle çarpıcı bir ifade geçiyor: “Yaşam bir sanat yapıtıdır” önermesi, (tıpkı ressamların resimlerini ya da müzisyenlerin bestelerini yapmaya çalıştıkları gibi, yaşamınızı güzel, ahenkli, duyarlı ve anlamlı yapmaya çalışmak” türü) bir varsayım ya da nasihat değil, gerçeğin bir ifadesidir. Eğer yaşam bir insan yaşamı ise, yani irade ve seçme özgürlüğüyle donatılmış bir varlığın yaşamıysa, sanat yapıtı olmaması mümkün değildir. “Yapacağım” ifadesinin yerine “yapmalıyım” ı dayatan ve dolayısıyla olası tercih boyutunu daraltan dış güçlerin ezici baskısına nedensel rol atfederek, irade ve seçimin varlığını yadsımaya ve/veya gücünü gizlemeye yönelik her türlü çabaya rağmen, irade ve seçim yaşam biçimi üzerinde iz bırakır(s.74).

Yaşam seçiminizden, seçimler arasındaki seçiminizden ve seçimlerinizin sonuçlarından sorumlu olmak anlamında, bir birey olmak seçim meselesi değil, talihin bir buyruğudur.

Kitabının 3. Bölümü olan “Seçim”de mutluluk arzusunun ortaya çıktığı enerji ya “merkezcil” ya da “merkezkaç” kuvvet biçimini aldığını belirtir. Sonuçta her ikisinin de kesiştiği nokta “merkez” yani mutluluktur. Öteki’ne iyilik etmek beni mutlu ediyorsa burada iki zıtlık durumunun merkezi bir durama kavuştuğunu söyleyebiliriz: Bencillik ve özgecilik.

Mutlu olmak noktasında yaptığımız seçim bir sorumluluktur. Birincisi kendi egonu düşünme ikincisi ise Öteki’ne ilgi ve alaka umudunu ve “başkası için var olma”nın mutluluğunu sunar(s.161).

Sonsöz’de Bauman, hepimizin kendi yaşamımızın sanatçıları olduğunu söylüyor. “Sanatçı olmak, aksi halde biçimsiz ve şekilsiz olacak şeye biçim ve şekil vermek demektir. İhtimalleri manipüle etmek demektir. Aksi halde “kaos” olacak şeye bir düzen dayatmak demektir: Belirli olayları diğerlerinden daha olası hale getirerek, aksi halde kaotik, gelişigüzel, rastgele ve dolayısıyla önceden kestirilme olacak bir grup şeyi “organize etmek” demektir(s.165).

Kitabın sonunda son paragrafında ana fikri de çıkarabiliyoruz. Kendimize mutlu muyum diye sormaktan ziyade yaşama umudunu kaybetmemek, üretmek, çabalamak,  yaşam enerjisini verimli kullanmak en önemli şey olsa gerek.

İşte kitabın son paragrafı:

“Kant’ın teşhisini anımsarsak, mutluluk, aklın değil hayal gücünün bir idealidir. Ayrıca Kant şu uyarıda da bulunmuştu: “İnsanlık denen çarpık çurpuk malzemeden dümdüz bir şey yapılamaz.” Görünen o ki, John  Stuart Mill uyarısında, bu iki hikmeti birleştirmişti: Kendinize mutlu olup olmadığınızı sorduğunuz anda,  artık mutsuzsunuzdur…Muhtemelen antik bilgeler de bu kadarından şüphe etmişti, ancak dum spiro, spero(nefes aldığım müddetçe umudumu yitirmeyeceğim) ilkesinin kılavuzluğunda, sıkı çalışma olmadan, yaşamın yaşamaya değecek hiçbir şey ortaya koymayacağını ileri sürmüşlerdi. Anlaşılan o ki iki binyıl sonra bile, bu önerme güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir(s.175).

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Erdem, R., Sağlık ve Hastalık Sosyolojisi: Düşünürler ve Düşünceler, 2020, Ankara

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...