YİTİRİLEN DEĞERLERİN, DUYGULARIN ADI:
İşte bu içler acısı durumu gerek dilbilimsel gerek
bilimsel gerek dini ve din felsefesi boyutlarıyla derinlemesine analiz etmek
istedim. İlk olarak çıkar nedir ve çıkarcılık nedir ona bakalım.
Çıkarcı Kelimesinin Dilbilimsel Anlamı Nedir?
Çıkarcılık Ne Anlama Gelir?
Türk
Dil Kurumu Sözlüğünde çıkarcı; “Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını
kollayan(kimse), çıkar sever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest,
menfaatperver, menfaattar” anlamına gelmektedir. Bir kimseden salt kazanç elde
etmek için kurulan ilişki biçimini ise “çıkarcılık” olarak adlandırabiliriz.
Kuramsal Yaklaşımda Çıkarcılık Nedir?
Kuramsal yaklaşımda çıkarcılığın ne olduğunu
anlayabilmek için örgütsel davranış kuram ve yaklaşımlarını ve ayrıca iktisat
tarihini incelemek gerekir. Örgütsel davranış bilimine bakıldığında ve iktisat
tarihi incelendiğinde çıkarcılığın teorisi dendiğinde akla gelen İtalyan
düşünür ve politikacı Niccolo Machiavelli’dir. “Amaca ulaşmak için her yol
mübahtır” düşüncesinin fikir babasıdır kendisi. Örgütsel çatışma kuramları
incelendiğinde ve ayrıca insan kaynaklarına bakıldığında da bu düşünce tarzının
sorunların temel taşı olduğu görülecektir. İnsani yaklaşımlar yerine rekabetçi
kapitalist sistemin dönmesine hizmet eden, çalışanları düşünmeyen bir yaklaşımın
sonuçları verimsizliğe, tükenmişlik sendromuna ve hatta çalışanın fiziksel
sağlığının bozulmasına bile yol açabilmektedir (İyem, C. 2015 ve Özsoy F.H.
2017).
Çıkarcılığın Dini Boyutu ve Din Felsefesi
Bağlamında Analizi
Aslında tüm bunların nedenini düşündüğümüzde asıl
yoksunluğun inanç yoksunluğu olduğunu görebiliriz. Çünkü İslamiyet’te “ben”
yoktur “biz” vardır. Allah’ın nezdinde düşünülürse, “takva sahibi olmak” ile
“bencil” olmak taban tabana zıttır. Çıkarcı insan en temelde “bencil” insandır.
Oysaki nefsin mertebeleri yükseldikçe şahsi menfaatler azalmakta ve en son
makamda insan bir “hiç” e dönüşmektedir. Her şeyi Allah için yapan ve her şeyin
Allah’ın dilemesiyle olduğunu ve bu dünyanın imtihan dünyası olduğunu idrak
eden “akıllı ve ulvi insan” tüm menfaatlerden de arınmış olacaktır.
Konu dini bilgiye (ilahiyat ilmine) ve din
felsefesine dayanarak irdelenecek olursa sahih kaynaklara bakmak uygun
olacaktır. Bu noktada şüphesiz ki en güvenilir kaynak Kuran-ı Kerimdir. Kuran-ı
Kerim’deki ayetlere bakıldığında çıkarcılık karşımıza iki bağlamda çıkmaktadır:
İnsanlar arasındaki çıkar ilişkileri, Allah ile kul arasındaki çıkar
ilişkileri.
İşte bu bağlamda bazı örnekler:
“Biz göğü, yeri ve bunların arasında bulunan şeyleri
boşuna, gayesiz ve insanlar Allah’ın emrini bırakıp kendi arzularına göre davranabilsinler
diye yaratmadık. Böyle bir düşünce inkarcıların zannından ibarettir. Girecekleri
cehennem ateşinden dolayı vay haline o kafirlerin!” (Sad Suresi 38(27.Ayet)
“Size verilen her şey ancak dünya hayatının gelip
geçici menfaatidir. Allah katındaki nimetler ise inanıp yalnızca Rablerine
güvenip dayananlar için her bakımdan daha hayırlı ve daha devamlıdır” (Şura
Suresi 36.Ayet)
“İnsanın
başına bir sıkıntı geldi mi Rabbine yönelip O’na yalvarır, sonra Rabbi ona
katından bir nimet verince, daha önce ona yalvardığını unutup yolundan
saptırmak için Allah’a eşler koşmaya başlar. De ki ona “İnkarcı tutumunla biraz
eğlenedur bakalım! Gerçek şu ki sen ateşi boylayacaklardan birisin! ((Zümer
Suresi\8. Ayet) https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Zümer-suresi/4066/8-9-ayet-tefsiri)
Çok
daha derin düşünülürse çıkarcı insan, Allah’ın emrini bırakıp kendi arzularına
kapılıp giden bir profil teşkil etmektedir. Allah’a sırtını dönebildiği gibi
Allah’ın yarattığı kullara da sırtını dönüp kul hakkına girebilmektedir.
Ne Yapmalı?
Bu özelliklere sahip insanları fark ettiğimizde
Allah’ın nezdinde onlardan uzaklaşmak onlara verilecek en güzel cevap
olacaktır. Çünkü fedakarlığın bir derecesi vardır ki bu da Allah’ın ekseninde
olmalıdır. Rabbimiz, bize emanet ettiği bu bedene sahip çıkmamızı ister. Esas
ruh vardır, beden onun kılıfıdır. Yani ruhumuzu da yıpratmayacak şekilde
fedakar olmalıyız ki Allah’ı unutarak insan için bu kadar fedakar olmak doğru
değildir. Yani fedakarlığın derecesini de İslamiyet aslında uygun bir şekilde
çizmiştir. Kişi bu eksende yaşadığında tekamülünü tamamlama yolunda devam
edecektir.
Bu noktada fedakar kişi çıkarcı insan tarafından
sömürülmeye dur dediğinde “ben” demiş olmuyor mu diye soracak olursanız; fedakar
kişi “biz” diyor fakat bu, başkalarını Allah’ın önüne koymaya varırsa, hakiki
anlamdaki “biz” yok olup “fedakarlık” şirke dönüşmeye ve kişinin kendisini de
olumsuz etkilemeye başlıyor. Artık o, hakiki fedakarlıktan çıkıyor. Kula köle
olmaya varıyor. İslam’da, tasavvufta var olan “biz”, her şeyde Rabbi görmek ve
insanları da O’nun yarattıkları olarak düşünmek, kendisi de herkesi onun
nezdinde “biz” olarak görmektir. Ameller de bu düşünce sisteminin yansımalarıdır.
Kaynaklar ve İleri Okumalar
İyem, C., Makvavelist İKY: Endüstri
İlişkilerinden Uzaklaşmak, Siyaset, Ekonomi ve Yönetim İlişkileri Dergisi,
16. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi Özel Sayısı, 2015, 1-8
Özsoy, F.H., Örgütlerde Makyavelizm ve Sinizmin
Çatışma Yönetimine Etkisi: Bir Teknoloji Şirketinde Uygulama, İstanbul
Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2017
https://www.kuranvemeali.com/menfaat-hirsi-ile-ilgili-ayetler
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Zümer-suresi/4066/8-9-ayet-tefsiri
Not: Makalem, Medium Türkiye Yayınında yayına alınmıştır:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder