NİL GÜREL

6 Mayıs 2026 Çarşamba

 TÜKENMEZ CEVHERLERDİR HEMŞİRELER

 

Yüreklerinde ne acılar var kim bilir ama yüzleri tatlı tatlı güler

Başkalarının canını kendi canından önemser

Onlar bir fedakârlık timsali nazik çiçekler

Sağlık camiasının eşsiz melekleri ebeler, hemşireler

 

Onlar ki lambalı bir figürden öte

Sağlık yönetiminin, sağlık biliminin öncüsü Melike

Onlar kahraman, onlar fedakar eşsiz bir aile

İnsanlık için canla başla çalışırlar kocaman yürekleriyle

 

Çoğu kez bilinmez değerleri, görülmez iyilikleri

Yine de fedakârca çarpar yürekleri

Onlarla olur her yer aydınlık, tükenmez cevherleri

Kıymetleri bilinmeli, hiç bırakılmamalı elleri

https://grikalemler.com.tr/tukenmez-cevherlerdir-hemsireler-nil-gurel/

GRİ KALEMLER EDEBİYAT DERGİSİNDE YAZIM ÇALIŞMALARIM

Değerli okurlarım ve takipçilerim,

Edebî yazı çalışmalarımın nitelikli içeriği ve özgün bakış açısıyla öne çıkan Gri Kalemler Edebiyat Dergisi’nde sizlerle buluşmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Düşünceye, sanata ve edebiyata özenle alan açan bu kıymetli platformda yer almak benim için ayrıca anlam taşıyor.

Bugün itibarıyla, şiir ve yazılarımla derginin hem dijital mecrasında hem de seçkin içerikleri arasında sizlerle olacağım. İlginiz ve desteğiniz benim için her zaman çok kıymetli.

Sevgi ve saygılarımla.

https://grikalemler.com.tr/

1 Mayıs 2026 Cuma

Emeğin kıymetini, alın terinin onurunu, liyakatin gereğini ve hakkaniyetin huzurunu hatırlatan 
1 Mayıs  Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

Akademik, Araştırmacı Yazar
NİL GÜREL




 

21 Nisan 2026 Salı


 

 300 yıllık bir mirasın gölgesinde, sevgi ve saygıyla harmanlanmış bir ömür... Mahmut Amca ve eşinin o güzel enerjisi ekran başından bizlere de geçti. Türk dünyasının bu kadim geleneklerini ve heybedeki saklı kalmış hikayeleri bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler Hatice Hocam. Kültürümüzün bu şekilde yaşatılması çok değerli.


https://youtu.be/BBks7KtE1Dc?si=UyXPup_QZa3XIKak

Himalayalar'ın soğuğundan Avrupa'nın endüstriyel kalbine uzanan bu muazzam göç hikayesi, aslında bir milletin kültürel kodlarını ve kimliğini koruma iradesinin en somut örneği. Mahmut Bey'in şahsında, Türkistan'dan Almanya'ya taşınan bu kadim belleği bizlere ulaştırdığınız için teşekkürler Hatice Hanım. Bellek mekanları ve sözlü tarih çalışmaları için paha biçilemez bir kaynak olmuş.  


 https://youtu.be/genlLMZ0ZmE?si=Bxp9jnNe2mUX9q2S


18 Nisan 2026 Cumartesi

 Said Ercan: Dijitalizmin pençesinde dijital yetimler

Teknoloji nötrdür fakat ideoloji öyle değildir. Dijitalizm, insanı tüketen bir hız kültürü üretiyor. Eğer biz bilinçli olmazsak, çocuklarımız bu kültürün taşıyıcısı ve üreticisi olur. Bugün bir tercih yapıyoruz: Çocuklarımızı algoritmalara mı emanet edeceğiz? Yoksa değerlerimize mi?

Djital çağın tam ortasındayız. Elimizde taşıdığımız küçük ekranlar, insanlık tarihinin en büyük dönüşümünü sessizce gerçekleştiriyor. Bu dönüşüm sadece teknolojik değil; zihinsel, ahlaki, kültürel ve hatta metafizik bir dönüşüm. Ben buna yıllardır "Dijitalizm" diyorum. İlk kitabımın ismi de "Dijitalizm"di. Bu kavramla sadece bir araçtan değil, yeni bir hayat tasavvurundan söz ediyoruz.

Bugün insanlık yeni bir ideolojinin kıskacında: hız, haz ve hipergerçeklik üzerine kurulu bir düzen. Ve bu düzenin en ağır bedelini kim ödüyor biliyor musunuz? Çocuklarımız.

Ben bu çocuklara bir isim verdim: Dijital Yetimler.

Said Ercan'ın kaleme aldığı Lacivert Dergi'de yayınlanan yazının devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.lacivertdergi.com/dosya/2026/04/14/dijitalizmin-pencesinde-dijital-yetimler

15 Nisan 2026 Çarşamba

Dünyanın yaklaşamadığı sisteme onlar geçti bile: Çin'de eğitim devrimi!

Çin, yapay zekada küresel liderlik hedefi doğrultusunda eğitim sisteminde köklü bir değişikliğe gidiyor. “Yapay Zeka + Eğitim” girişimi kapsamında 2030 yılına kadar tüm eğitim kademelerinde yapay zeka derslerinin zorunlu hale getirilmesi planlanıyor.

Haberin devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz: 

https://share.google/qn3Q5xSbI2NFnXCds

10 Nisan 2026 Cuma

BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ HATIRA TABAĞININ   SEMBOLİK  

                                                           ANLAMI

Döngüsel Bilgi ve Akademik Adanmışlık: Bir Ödülün Sembolizması

Geçmişte Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden bölüm birincisi ve fakülte ikincisi olarak mezuniyetim dolayısıyla takdim edilen bu hatıra tabağı, benim için yalnızca bir ödül değil; disiplinli emeğin, sürekliliğin ve akademik adanmışlığın somut bir temsili niteliğindedir.
Üzerinde yer alan üniversite amblemi ve tarihsel referanslar, bireysel başarıyı kurumsal bir hafızaya bağlarken; dairesel formu öğrenmenin sürekliliğini, bilginin döngüselliğini ve akademik yolculuğun bitmeyen doğasını simgeler. Bu yönüyle bu eser, geçmişte verilen emeğin bir nişanesi olduğu kadar, gelecekte sürdürülecek akademik üretimin de sembolik bir hatırlatıcısıdır.
Bu anlamlı takdiri, bilimsel merakımı ve üretme azmimi diri tutan bir motivasyon kaynağı olarak değerlendirmekte; katkı sunan tüm hocalarıma ve bu sürecin parçası olan herkese teşekkür ediyorum.




8 Nisan 2026 Çarşamba

 

                        AKADEMİDE METAMORFOZ: SONSUZ IŞIĞA DOĞRU

Birkaç yıl evvel Isparta Okulu’nun düzenlediği akademik etkinlikler kapsamında “makale kritiği” etkinliğine katılmıştım. Prof. Dr. Atila YÜKSEL’in “Metamorfoz: Akademide Üç Kere Doğmak” konulu akademik makalesini analiz etmiştim. Bugünkü yazımda siz değerli okurlarımla bu anlamlı makale üzerine fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Unutulmamalıdır ki akademik dünya topluma ışık tutan devasa bir aynadır. Bu akademik bereketli dünyadan toplumun istifade edebileceği çok cevher vardır. O yüzdendir ki bağımsız bir akademik çalışmacı olarak toplumsal rolüm bağlamında bu dünyanın derinliklerindeki çalkantıları, kırılmaları ve zorlukları sizinle paylaşmak isterim.

YÜKSEL, akademik analizinde bilim felsefesi ile tasavvuf felsefesini harmanlayarak gerçek anlamda akademisyenliğe ulaşmayı analiz etmiştir. Bu noktada hem kendi gelişimimi değerlendirerek öz değerlendirmeme katkıda bulunmuş ve genel olarak akademisyenlik mesleğine ve bilim dünyasına farklı bir açıdan bakmamı sağlamıştır. Her şey değişim içindedir. Yenilik ve değişim bilimsel ilerlemenin de yoludur. Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza dek kalmaz. Bu yüzden de Herakleitos’un dediği gibi “Aynı ırmağa iki kez giremeyiz.” Çünkü ikinci kez ırmağa girdiğimde ben de değişmiş olurum, ırmak da. Hakikate ulaşırken ilim insanı adeta bir başkalaşım içerisine girer. Tüm benliğiyle, ruhuyla frekansı yükselir.

YÜKSEL’in de belirttiği gibi bu, Tasavvuftaki nefsin mertebelerine benzer. İlkin sadece yükselme hırsına sahip, “yayın olsun da nasıl olursa olsun” felsefesiyle hareket eden, hep “ben”, hep” ben” diye gözünü hırs bürümüşken hatta haksız rekabet eden biriyken yani aşağı mertebedeyken bir “aydınlanma” geçirip bu kişinin kendi yaşam olaylarından da kaynaklanabilir veya kendiliğinden gerçekliği görmeye başlayabilir ve kişide değişim başlar. Böylece “biz” anlayışına sahip, topluma faydalı olma ilkesiyle hareket eden, ulvi duygularla bilim yapan gerçekten topluma faydalı olacak, bilim dünyasına yeni bir ses yeni bir anlayış getirecek veya gerçekten katkı sağlayacak eserler üreten “ulvi” yüksek mertebeye ulaşmış bir insan haline gelebilir. Artık kişinin yegane amacı bilim dünyasına faydalı olmaktır. Kişi, artık benliğini saran olumsuz duygulardan arınmış ve yüksek mertebeden bakan esaretten kurtulmuş bir bilinçle hareket edecektir. Adeta ruhu özgürleşmiştir. Akademik baskılar, klişeler, haksız rekabetler umurunda değildir. YÜKSEL, bu noktada Mevlana’nın anlamlı, güzel sözüne yer vermiştir. “İnsan, önce düşünmeyi öğrenir, sonra kalıplar içinde düşünmeyi ve en sonunda sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrenir.”

Akademik zirveye ulaşmak noktasında üç kere doğuş yani üç bilinç hali söz konusu olacaktır. İlki daha önce de bahsettiğim en aşağı mertebe güç, statü peşinde koşma ilk bilinç hali. İkincisi uyanma, aydınlanma hali. Üçüncü bilinç hali de en üst mertebeye ulaştıran var etme, yaratmayla ilgili derin bilinç halidir. Umulur ki artık sosyal bilim insanları silkelenip uyanmalı, “aydınlanmalı”. Baki olanın kişinin ardında bıraktığı eserler olduğu unutulmamalı.

Gerçekten bilim yapmak isteyen insanlara ket vurulmamalı. Kendi deneyimlediğim ve çevremde gördüklerime göre de kendi analizim “hakiki” bilim yapan çok az insan var. Ve aşağı mertebedeki insanlar gerçekten bilim yapmak isteyen insanların sesini kısmak için ellerinden geleni yapıyorlar. “Aydınlanmış” bilim insanlarının el ele olduğu, kendileriyle birlikle insanlığı “yükselten” bir dünyanın olması dileklerimle sayın Prof. Dr. Atila YÜKSEL’i de kaleme aldığı bilim dünyasına gerçekten faydalı bu eseri için de tebrik ediyorum.

Seyahat ve Otel İşletmeciliği Dergisi, Cilt 18, Sayı 2, Sayfa 241–266
Prof. Dr. Atila YÜKSEL’in Makalesi Üzerine Yayınlanan İncelemem

Link: https://www.ispartaokulu.com/wp-content/uploads/2022/03/Metamorfoz-Akademide-Uc-Kere-Dogmak.pdf

NOT: Yazım İSTİKLAL GAZETESİ'nde yayına alınmıştır

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/akademide-metamorfoz-sonsuz-isiga-dogru-1089724h


7 Nisan 2026 Salı

Sessiz Tehlikeye Karşı Bilimsel Kalkan: Kolorektal Kanserden Korunma Rehberi

Ulusal Kanser Haftası Vesilesiyle; Beslenmeden Fiziksel Aktiviteye, Genetik Risklerden Düzenli Taramalara Kadar Kapsamlı Bir Sağlık Analizi


 Kolorektal kanserden korunma yolları, yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli tarama programları ve risk faktörlerinin yönetilmesi hususlarını kapsamaktadır. Bilimsel çalışmalar; sağlıklı beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve erken tanının hastalık riskini azaltmada önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu yazıda kolorektal kanser riskini azaltmaya yönelik kanıta dayalı önleyici yaklaşımlar, uluslararası bilimsel çalışmaların yer aldığı literatür ekseninde ve uluslararası kanser resmi sayfaları ve kılavuzları ışığında incelenmiştir.

 

Kolerektal Kanser Ne Tür Belirtiler Verir?

Kolerektal kanser ilk evrelerde büyük ölçüde belirti vermez ve anlaşılması güçtür. O yüzden erken teşhis ve tedaviye başlayabilmek için düzenli taramalar kritik bir rol oynamaktadır.

  • İshal, kabızlık veya dışkının incelmesi gibi bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler görülmesi
  • Rektal kan yani dışkıda parlak kırmızı veya koyu ve katran kıvamında kan görülmesi
  • Geçmeyen karın krampları, ağrı veya şişkinlik olması
  • Ani ve açıklanamayan kilo kaybı. Diyet ve spor yapmadan olağan dışı kilo kaybı.
  • Yetirince dinlenilmesine, uyunmasına rağmen sürekli yorgun ve enerjisiz hissetme
  • Kronik kanamaya bağlı demir eksikliği anemisi, yorgunluk, halsizlik görülmesi ve solgun görünüm

 

Sağlıklı Beslenme Alışkanlıkları

Yüksek lif içeren beslenme düzeni bağırsak sağlığını destekler ve böylece kolorektal kanser riski azalır. Sığır, kuzu ve domuz eti gibi yüksek miktarda kırmızı et tüketimi kolorektal kanser riski ile bağlantılıdır.

Bilhassa uzun süre ve düzenli tüketim bağırsak mukozasında inflamasyona yol açmakta ve bu da hücresel hasar riskine yol açabilmektedir. Tüm bu nedenlerden ötürü kırmızı et tüketimi tamamen yasaklanmasa da sınırlandırılması önerilir.

Sosis, salam, sucuk, bacon, jambon gibi işlenmiş etler ve tuzlama, tütsüleme ve kimyasal koruyucu içeren ürünler nitirit ve nitrat gibi koruyucu maddeler içerir. Bu nedenle de bağırsak hücrelerinde DNA hasarıyla ilişkili bileşikler oluşturabilirler. O yüzden işlenmiş etler ve işlenmiş gıdalar kolorektal kanser riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Halk sağlığı rehberlerinde bu tür gıdaların sınırlandırılması önerilmektedir.

Sebze ve meyveler ise lif açısından zengindir, antioksidan ve fitokimyasal içerir ve bağırsak hareketlerini destekler. Böylece bağırsakta zararlı maddelerin temas süresinin azalması, hücresel hasara karşı koruyucu etki, kolorektal kanser riskinin düşmesi ile ilişkilendirilen sağlık faydaları oluşur. Bilimsel araştırmalar sebze ve meyve tüketiminin kolorektal kanser riskini azalttığını ortaya koymaktadır.

 

Fiziksel Aktivite ve Kilo Kontrolü

Bilimsel araştırmalar, düzenli olarak hafif ve orta düzeyde fiziksel aktivite yapmanın, kolorektal kanser riskini azalttığını ortaya koymaktadır. Sedanter yaşam olarak nitelendirilen hareketsiz yaşam tarzı, bağırsak hareketlerini yavaşlatmakta ve bu nedenle inflamatuvar süreçler artabilmektedir. Dolayısıyla fiziksel aktivite, inisülin duyarlılığını artırarak ve metabolik dengeyi destekleyerek kolorektal kansere karşı koruyucu etki sağlayabilmektedir. Sağlık uzmanları haftada en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite veya 75 dakika yoğun egzersiz önermektedir.

Aşırı kilo ve obezite, bilhassa karın bölgesinin yağlanması kolorektal kansere yol açabilmektedir. Çünkü aşırı kilo hormon dengesizliklerine, kronik inflamasyona ve inisülün direncine neden olmaktadır. Bunlar da beraberinde kolorektal kansere yakalanma riskini getirebilmektedir. Kilo kontrolü, kolorektal kanser riskini azaltabileceği gibi pek çok kronik hastalık için koruyucu bir faktördür.

 

Sigara ve Alkol Kullanımın Sınırlandırılması

Bilimsel çalışmalar sigara içen bireylerde içmeyenlere göre kolorektal kanser geliştirme riskinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Sigara dumanında bulunan kansirojen maddeler, dolaşım yoluyla bağırsak dokusuna ulaşarak hücresel hasara yol açabilmektedir. Ayrıca sigara kullanımı, kolon poliplerinin gelişmesine neden olabilir. Bu poliplerin de kansere dönüşmesi riski vardır.

Alkol vücuda alındığında ise asedaldehit gibi maddeler açığa çıkar bu da DNA hasarı ile ilişkilendirilmektedir. Alkol, folat metabolizmasını bozarak hücresel yenilenme süreçlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Tüm bunlar alkolün kolorektal kanser riskiyle ilişkili olduğunu göstermektedir.

Sigara ve alkol sadece kolorektal kanser açısından değil tüm sağlığa zarar verebilen maddelerdir ve o yüzden sağlık uzmanları sınırlı kullanımı önermektedir.

 

Düzenli Tarama Programlarının Önemi

Bilim insanları, kolorektal kanserin hem kadınlar, hem erkekler için ölüme yol açabilen ve dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin ikinci nedeni olduğunu belirtmektedir. Bilimsel araştırmalar kolorektal kanserin en sık 65-74 yaş aralığında olan kişilerde teşhis edildiğini ve yeni kolorektal kanser vakalarının %10,5’nin 50 yaşın altındaki kişilerde meydana geldiğini göstermektedir. O yüzden düzenli tarama yaptırarak erken tanı alarak tedaviye başlamak ölüm riskini azaltabilen önemli bir faktördür.

Kolorektal kanser, testlerle tespit edilebilmektedir. Dışkı bazlı testler, dışkıda kolorektal kanser veya kanser öncesi poliplerin varlığını tespit etmek için kullanılan invaziv olmayan tarama yöntemleridir. En yaygın kullanılan dışkı bazlı test türü ise dışkıda gizili kanı tespit eden FOBT testidir. FOBT ile dışkıda gizli kanın tespit edilmesi, kolorektal kanser ve poliplerin bir göstergesi olabilir. Bu test, küçük bir dışkı örneğinin alınıp analiz edilmesi için laboratuvara gönderilmesi sürecini içerir. Eğer ki dışkıda kan veya anarmol bulgular tespit edilirse, kolorektal kanser veya poliplerin varlığını doğrulamak için büyük ölçüde kolonoskopi gibi daha ileri tanısal işlemler önerilir.

 

Genetik Faktörler ve Aile Öyküsü

Bazı bireylerde kolorektal kanser riski genetik mutasyonlar nedeniyle daha yüksektir. Kalıtsal polipsiz olmayan kolorektal kanser türü olan Lynch Sendromu ile ailesel kalıtsal bir kalınbağırsak hastalığı olan FAP sendromu bu duruma örnek verilebilir. Bu rahatsızlıklara sahip olan bireylerde kolorektal kanserin çıkma olasılığı daha yüksek olabilir. Yaşam boyu risk genel nüfusa oranla daha yüksektir. O yüzden bu rahatsızlıklara sahip bireylerde düzenli ve erken tarama önem taşımaktadır.

Yapılan bilimsel araştırmalara göre aile öyküsü bulunan bireylerde kolorektal kanser geliştirme riski yüksektir. Bu nedenle sağlık uzmanları, yüksek risk grubunda bulunan bireylerin tarama programlarını bireysel risk profiline göre planlamalarının önemine vurgu yapmaktadır.

 

Destekleyici Yaşam Tarzı Uygulamaları

Zihni ve bedeni rahatlatıcı meditasyon, gevşeme ve nefes egzersizleri sağlık uzmanlarınca önerilmektedir. Ayrıca gevşeme egzersizlerini yaparken olumlu düşünmek, “iyi olduğunu, olacağını” imgelemek de önerilen iyi oluş tekniklerindendir.

Uyku düzenini iyileştirmek ve stresi yönetmek de tüm kanser hastalarında olduğu gibi kolorektal kanser hastası olan ve risk taşıyan bireylerde fayda sağlayabilir. Yeterli ve düzenli uyumak, bağışıklık sistemi fonksiyonlarını destekleyerek genel sağlık durumunun korunmasını sağlamada etkili olduğu söylenebilir.

Aile ve sosyal destek ağlarının güçlü olması psikolojik dayanıklılığı arttıran böylece hem kanser riskini önleyici hem de kanser hastası olan bireylerde iyileşmeye etki edebilen faktörler arasındadır.

Ayrıca aspirinin kolorektal kanseri yüksek risk grupları üzerinde önleyici etkisine ilişkin araştırmalar yapılmıştır. Olumlu sonuçlara ulaşılsa da, bu yaklaşım herkes için önerilmemekte ve mutlaka hekim değerlendirmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli tarama ve kontroller, destekleyici yaşam tarzı uygulamaları, gerek kanserin önlenmesinde, gerek teşhis alındığında tedavi sürecinde önleyici ve iyileştirici olabilen önemli faktörlerdendir.  Bugün 7 Nisan Dünya Sağlık Günü ve aynı zamanda 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası'nın son günü. Sağlığın bir bütün olduğunu unutmadan, taramalarınızı ihmal etmeyerek kendinize ve geleceğinize en büyük yatırımı yapabilirsiniz. Erken teşhis hayat kurtarır.

 

Yazar: Nil GÜREL

İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı, MSc

Ulusal Kanser Haftası ve 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında kaleme aldığım yazım euhaber.com da yayınlandı. İyi Okumalar. Faydalı olması dileğiyle.

https://euhaber.com/haber/sessiz-tehlikeye-karsi-bilimsel-kalkan-kolorektal-kanserden-korunma-rehberi


23 Mart 2026 Pazartesi

Akademinin Üreten Kadınları: Geleceğin İktisadi Kodlarını Yeninden Yazıyorlar 

Pandeminin yarattığı küresel arz-talep şokları, dijitalleşmenin getirdiği kaçınılmaz dönüşüm ve sınırları ortadan kaldıran finansal teknolojiler (Fintech)... Tüm bu devasa dalgalanmaların ortasında Türkiye ekonomisi nereye gidiyor ve biz bu dönüşüme ne kadar hazırız? İktisat Tarihçisi ve KADEM Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aslıhan NAKİBOĞLU ile Osmanlı maliyesinin tozlu arşivlerinden modern dönemin dijital cüzdanlarına, akademide kadının yükselen rolünden üniversitelerdeki eğitimin çıkmazlarına uzanan ufuk açıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. NAKİBOĞLU’nun teşhisi ise son derece net: "Tarihini bilmeyen toplumlar talihsizdir; finansal okuryazarlığı tabana yayamadığımız sürece de bu talihsizliği kırmamız mümkün değil."

https://euhaber.com/haber/akademinin-uereten-kadinlari-gelecegin-iktisadi-kodlarini-yeniden-yaziyorlar


12 Mart 2026 Perşembe

HOW DO CONTENT PRODUCED ON INTERNATIONAL DIGITAL PLATFORMS AFFECT NATIONAL CINEMAS?

Uluslararası Dijital Platformlarda Üretilen İçerikler Ulusal Sinemaları Nasıl Etkiliyor? konulu İNGİLİZCE dilinde makalem POLSAM'da yayına alınmıştır. Aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz:



İslamiyet ve Minimalizmin Buluştuğu Ortak Payda: Sadelik

Günümüz dünyasında kulaklarımız sürekli aynı şeytani fısıltılarla çınlıyor: “Hayat çok kısa; ye, iç, gez, tüket, hayatını yaşa! Lüks hayat senin hakkın, sen keyfine bak!” Kapitalist sistem medya, reklamlar ve iletişim araçları vasıtasıyla zihnimize sürekli sahte ihtiyaçlar pompalıyor. Bize sürekli o yeni ürünü almazsak toplumun gerisinde kalacağımızı, statü atlayamayacağımızı, yeterince şık ve gösterişli olamayacağımızı empoze ediyor. Hatta öyle bir illüzyon yaratılıyor ki; doğal görünüm çirkinlik, sade bir yaşam ise bir tür "aşağılık" veya "başarısızlık" gibi yansıtılıyor. Sosyolog ve felsefeci Baudrillard’ın akademik analizinden yorumlanacak olursa “hipergerçeklik” içerisinde yaşayarak hakikatten gittikçe uzaklaşıyoruz. Bu dünyadaki şekli yükselişimiz o kadar elzem oluyor ki, öbür dünyadaki manevi huzurumuzu yitirmemiz pahasına büyülü dünyanın tılsımına kapılıp sürüklenip gidiyoruz.

Not: Yazım yayına alınmıştır. Devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/islamiyet-ve-minimalizmin-bulustugu-ortak-payda-sadelik-1087144h

1 Mart 2026 Pazar

                            CELAL KARATÜRE'Yİ DESTEKLİYOR MUSUNUZ?


Celal Karatüre’ti destekliyor musunuz? Sosyal medya tarihinde az rastlanacak bir olay ve fenomen vakası yaşıyoruz. Samsun’un bir roman mahallesinden çıkan Celal Karatüre isimli bir fenomen resmen Türkiye ve dünyada gündem oldu. Cumhurbaşkanı bile ismini andı, bahsetti en son YouTube en çok izlenme listelerinde 1. Oldu. Amerika Times meydanında ekrana yansıtıldı! Bu bir PR/Reklam çalışması değil! Peki işin içinde ne var? Nasıl oldu da herkes bir anda bir ilahi ile “Allah” diye zikir çekmeye başladı anlatayım! Türkiye’de ve dünyada binlerce ilahiyat fakültesi var, Konservatuvar okuyan onbinlerce sanatçı var, fenomen olmak için onlarca daire parası harcayanlar var. İnsanlara Allah dedirtmek için televizyon kuran cemaatler tarikatlar var peki nasıl oldu bu iş bu kadar kolay mıydı? Türkiye 100 yılın laiklik tortusunu bir ilahi ile nasıl üstünden attı? Resmi Okul hoporlerinden nasıl bir anda Allah zikri çalmaya başladı. YouTube ‘da yüzlerce milyon izlenen Celal Karatüre instagramda da 2 milyon takipçiye doğru gidiyor! Hatırlayın 18 yaşında bir çocuk çıkmıştı dünyanın en iyi kulübüne transfer olmuş herkese şehadet parmağını kaldırıp “tevekkül” yapmayı öğretmişti, mahalle maçlarında çocuklar artık gol sonrası böyle Arda gibi sevinir olmuştu. İşte Allah(cc) kudretini her daim gösteriyor! “Ben size muhtaç değilim, siz bana muhtaçsınız” diyor, “siz islamı kurtaramazsınız, islam sizi kurtarır “ diyor, Allah isterse kendisini hiç ummadığınız yerlerden hatırlatır! Rabbim isterse bir anda tüm kainat değişir, 7 Ekim 2023 sonrası kötü bir soykırım yaşadık 70 bin insan katledildi, yenildik gibi görünüyordu! Batıda 2 milyon insan Müslüman olarak dirildi, Epstein dosyaları ile ingiltere prensi bile yargılanmaya başladı, Kudretli dünya zenginlerinin suç galerisi ortaya saçıldı! Allah kibirli entelektüel insanlara ihtiyaç duymadan, hiç okumamış, ses eğitimi bile almamış ama samimiyeti ile gönüllere işleyen bir garibanla adını dünyaya zikrettirir! Herkes buradan dersini almalı! Yüre Yaratıcının bize ibadetlerimize, onu anlatmamıza ihtiyacı yok! Bizim O(cc) Şanlı ismiyle kendimizi bulmamıza ihtiyacımız var. Haddimizi bilelim, kibirden arınalım. Bu vesileyle imtihan dünyasını unutmayalım!

                                                                                    SAİD ERCAN

                                                                                 Araştırmacı Yazar

https://x.com/saidercan/status/2027013482906869927

16 Şubat 2026 Pazartesi

 

Kurnazlık, Kötülük Zeka Mıdır? “Hakikat Zekası” Neden Görünmez?

İlk kez İSTİKLAL Gazetesi Köşe yazımla literatüre kazandırdığım bir kavram: HAKİKAT ZEKASI 
Hakikat zekası ile kastettiğim salt sonuç üretme becerisi değil; zaten “amaca giden her yol mubahtır” Makyavelizm felsefesiyle “zeki” takılmak, sözde “başarı” elde etmek kolaydır. Bu kavramla vurgulamak istediğim, gerçeği görebilme ve nefsi denetleyebilme, etik kurallara riayet ederek başarılı olabilme, zekayı kullanabilme yetisidir. Yani, hakikat zekasına sahip kişi, hakikati görerek Hakk’a yürüyen, bu yolda zekasını kullanarak başarılı olabilendir; böylece zoru başarabilendir.  

Yazımı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

                                                 DİJİTAL YETİM

Said Ercan Hocamız çok güzel bir kavram ortaya koymuş: Dijital Yetim.  Sosyal medyalarında kavramı açıklamış. Sizlerle paylaşıyorum:

"Benim ilk kez Dijitalizm kitabımda dile getirdiğim(literatüre kazandırdığım) bir kavram Dijital yetim tanımlaması. Anne-babası hayatta olmasına rağmen; onların yoğun telefon, sosyal medya ve ekran kullanımı nedeniyle duygusal, zihinsel ve ilişkisel olarak ihmal edilen çocuk anlamına gelir. Bu kavram özellikle “dijital bağımlılık” çağında ortaya çıkmış sosyolojik bir tespitimdir. Dijital Yetim Nasıl Oluşur? Anne-baba fiziksel olarak çocuğun yanındadır ama zihinsel olarak telefondadır.

• Çocuk konuşurken ebeveyn ekran kaydırıyordur.

• Aile sofrasında herkes ayrı bir ekrana bakıyordur.

• Çocuğun duygusal ihtiyacı “sürekli”erteleniyordur. Çocuk burada şunu öğrenir: “Ben ekranlar kadar değerli değilim.” Bu durum zamanla özgüven zedelenmesi, dikkat problemleri, davranış bozuklukları ve bağlanma sorunlarına yol açabilir. Psikolojik Boyutu Çocuk için en temel ihtiyaç: Görülmek, duyulmak, temas edilmek ve değerli hissedilmektir. Ekran bağımlısı Dijital göçmen ebeveyn ise çocuğun:

• göz temasını,

 • mimik okumasını,

• duygusal paylaşımını kesintiye uğratır. Aile içi iletişim çöker, herkes kendi yalnızlık adasına (ve odasına) çekilir. Belirtileri Dijital yetim çocuklarda sık görülebilen durumlar: • Sürekli ilgi çekmeye çalışma

 • Öfke patlamaları, tahammülsüzlük

• Ekrana aşırı yönelme (fenomenleri model alma)

• İçe kapanma • Erken yaşta dijital bağımlılık Çocuk şunu yapar: Anne-babanın dikkatini alamıyorsa, onların bağlandığı nesneye/ekrana bağlanır. En Tehlikeli Yanı Bu çocuklar fiziksel olarak korunuyor görünürler. Ama duygusal olarak “bağsız” büyürler. Ruhları tam büyüme çağında ciddi hasar alır, hatta ailesiyle ilişkisi ilerde Allah ile plan ilişkisini bile etkiler. (İnanç güven sapması) Bu da ileride:

• Sağlıksız ilişkiler

 • Onay bağımlılığı 

• Dikkat eksikliği 

• Empati zayıflığı(merhamet eksikliği)

• kendini ifade edememe

• Güven bunalımı gibi sonuçlar doğurabilir. Ne Yapmalı?

• Evde ekransız saatler belirlemek • Yemek masasında telefon yasağı

• Günde en az yarım saat “tam odaklı çocuk zamanı” (her çocuk için ayrı)

 • Çocuğun göz hizasına inerek konuşmak

• Telefonu çocuktan önce bırakmak Çocuk anne-babanın söylediklerini değil, Bizzat yaptıklarını öğrenir ve hayatına aktarır.

Kültür aktarımı zincirinden insani çıkartıp ekranı koyarsanız bedeli ağır olur. Türk toplumu milyonlarca dijital yetimle dolu. Elif neslimizi göz göre göre yetim bırakmayalım! Bu sorumluluktur haktır! Herkesi göreve çağırıyorum."

12 Şubat 2026 Perşembe

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sırasıyla Instagram profilim, Medium Yazarlık Profilim, Academia.edu sayfam, Researchgate Akademik Sayfam, ORCİD Akademi Sayfam, Google Akademik Sayfam, Dergipark, LinkedIn, Opusunity Akademik Platform, Facebook, Substack) :

https://www.instagram.com/uzm.nilgurel/

                              İSTİKLAL GEZETESİ KÖŞE YAZILARIM-LİNKLER


https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/modern-cagin-yeni-salgini-deoasiri-yuklenmis-devreler-1083114h


https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/gelecegin-gida-krizine-cozum-gecmisin-tarim-tekniginde-sakli-olabilir-mi-1083810h


https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/kurnazlik-kotuluk-zeka-midir-hakikat-zekasi-neden-gorunmez-1084696h


https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/islamiyet-ve-minimalizmin-bulustugu-ortak-payda-sadelik-1087144h

                  EUHABER KÖŞE YAZILARIM-LİNKLER


https://euhaber.com/haber/dizi-oernekleri-uezerinden-kueresel-goeruenuerluek-ve-kueltuerel-kimlik-dengesi-nil-guerel

 

https://euhaber.com/haber/dijitallesmenin-tatil-kueltueruene-etkileri

 

https://euhaber.com/haber/oefkenin-bireylerde-ortaya-cikis-nedenleri-ve-psikolojik-temelleri

 

https://euhaber.com/haber/nil-guerel-den-yapay-zeka-etik-ve-guevenilir-habercilik-uezerine-notlar

 

https://euhaber.com/haber/akademik-hayatta-yabanci-dil-ve-arastirma-yoentemlerinin-rolue

 

https://euhaber.com/haber/cikarciligin-goelgesinde-kaybolan-insanlik-nil-guerel

 

https://euhaber.com/haber/nil-guerel-den-bilimsel-analiz-arama-motorlari-bizi-nasil-yanlisa-yoenlendiriyor-2


https://euhaber.com/haber/nil-guerel-den-bir-analiz-cin-japon-gerilimi-ve-tuerkiye-nin-stratejik-konumu


https://euhaber.com/haber/yapay-zeka-caginda-kimlik-hirsizligi-cocuklar-neden-zayif-halka


https://euhaber.com/haber/seyahat-etme-hastaligini-hic-duydunuz-mu


https://euhaber.com/haber/rahim-agzi-kanseri-ile-muecadelede-gueclue-adimlar




GELECEĞE DOĞRU İLERLEMEK: BİR AKADEMİK YOLCULUK YILMADAN YOLA DEVAM ETMEK..

Okumayı, öğrenmeyi seven, akademik çalışmalara devam eden bağımsız bir akademisyen olarak bitirdiğim çeşitli bölümlerin içerisinde İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünün bana en fazla katkısı olan bölüm olduğunu söyleyebilirim. Gerek sunumlarımla gerek yaratıcı çalışmalarımla gerek teorik bilgimle bölümün hakkını verip okulu dereceyle bitirebildim. Sevmesem birincilikle bitiremezdim zaten (Bölüm birincisi-Fakülte İkincisi\Derece Öğrencisiyim).

Gerçekten de teorik bilgilerin yanında yaşama dair olanı kapsayan ve yaşamın içinde bizzat gördüğüm, uyguladığım harika bir eğitim oldu. Halkı, paydaşları, sosyal sınıfları daha iyi anlamamı, onlarla en iyi iletişimin nasıl kurulacağını, kitle psikolojisini, ikna stratejilerini ve ikna psikolojisini, hitabet ve kendini en iyi ifade etme yollarını, topluluk karşısında iyi bir konuşmacı olmayı en iyi sağlayan bölüm diyebilirim. Bol sosyoloji, felsefe ve psikolojiye dayalı teorik eğitimlerin yanı sıra zihin çalıştırıcı bol yaratıcı faaliyet ve uygulamaların olduğu bir bölüm. Bol bol sunum yaptığımız, ayrıca halkla ilişkiler, reklam ve pazarlama kampanyaları ile tüm sınıflara, konferans salonlarında kalabalık gruplara yaptığımız sunumlar.. Bunca emek harcayarak ortaya koyduğumuz bu yaratıcı faaliyetleri sunduğumuz şölenler.. Öğretici ve keyifli faaliyetler..

Halkla ilişkiler uzmanı olmak emek isteyen bir süreç.  Halkla ilişkiler uzmanı demek; sürekli öğrenen, her şeyi bilmesi gereken, her konuda basın bülteni yazabilecek, yaratıcı olabilecek, fikir üretebilecek, kendini en iyi şekilde ifade edebilecek, halkla etkili iletişim kurabilecek iletişim uzmanı demek.

Halkla ilişkiler eğitimi almak size gündelik hayatta katkı sağladığı gibi iş hayatında da büyük katkılar sağlayacaktır. Ailenizi ve arkadaşlarınızı anlamanızda, söylenenlerin ardındakini keşfetmenizde, beden dilini (sözsüz iletişimi) anlamanızda, empatik iletişim kurmanızda, etkili konuşmanızda aldığınız eğitimlerin ne kadar etkili olduğunu fark edeceksiniz. Mesleğe atıldığınızda da meslek lisesinde veya fakültede öğrendiğiniz tüm bu bilgiler ve yaptığınız uygulamalar hep karşınıza çıkıyor. Kendini iyi bir şekilde ifade eden, çalışanları ve müşterileri anlayan, empatik iletişim kurabilen iyi birer iletişim uzmanı oluyorsunuz. Bu işin hakkını okuldayken ne kadar verirseniz, okulda aktif çalışıp, aldığınız eğitimleri en iyi şekilde değerlendirirseniz hayatta o kadar başarılı oluyorsunuz.

Hele hele meslek lisesi halkla ilişkiler öğrencilerinin bu hususta oldukça avantajlı olduklarını düşünüyorum.  Eğitimlere çok daha önceden başlıyorlar. Bunun çok büyük avantajları var. Eğer üniversite eğitimi düşünürlerse bu, okulda başarılı bir iletişim kurmayı ve öne geçmeyi sağlayacaktır. Kurumlarda veya okullarda böyle bireylerin farkı anlaşılacaktır. Yaratıcı, yenilikçi, dinamik, etkili konuşan, fikir üretebilen bir iletişim, halkla ilişkiler uzmanı başarıya adım adım ulaşacaktır.

 

Bir halkla ilişkiler uzmanı, aynı zamanda kriz yönetimi, stratejik iletişim yönetimi derslerini de alan ve bulunduğu kurumda krizleri iyi bir şekilde yönetmesiyle de fark edilmektedir. Örneğin hastanede çeşitli hasta grupları ile karşılaşıyoruz. Onlara yönelik çeşitli iletişim stratejileri uyguluyoruz. Hastanede özellikle zor hastayla başa çıkma noktasında alınan eğitimlerin önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra idarede çalışan bir halkla ilişkiler uzmanı da anlık gelişen krizlerle ve sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Tüm bu zorlayıcı durumlarla başa çıkmada alınan eğitimlerin faydası olmaktadır. Ayrıca çalıştığınız kurumlarda yöneticilerle nasıl iletişim kuracağınız, kullanacağınız üslup ve ifade tarzları, protokol kuralları hususunda da alınan halkla ilişkiler eğitiminin katkısı olmaktadır.

Bunların yanı sıra günümüzde en önemli husus, dijitalleşen dünya ve bu noktada dijitalleşen medya ve iletişim. Bu doğrultuda medya araçlarını etkili kullanmak, sosyal medya araçlarını kullanma ve medya okur yazarlığı önem taşımakta. Gerek meslek liselerinin halkla ilişkiler bölümleri gerek üniversitede İletişim Fakültelerinde eğitim almanın bu hususta çok katkıları oluyor. Örneğin İletişim Fakültesinde aldığım zorunlu derslerden Medya Etiği ayrıca seçmeli ders olarak aldığım Web Tasarımı ve Grafik Dersleri, Gazetecilik dersleri (gazetecilik derslerinde basın bülteni, haber bülteni yazma, röportaj hazırlama dışında medya ahlakı, iletişim etiği konuları da yer alıyordu) bana bayağı katkı sağladı. Şu anda kendi bloğum var, orada yazılar yazıp paylaşımlar yapıyorum. O zamanlar web sitesi nasıl tasarlanır onu da öğrenmiştim. Ayrıca aldığım gazetecilik dersleri yazma yeteneğimi pekiştirdi ve sosyal medyayı etkin kullanma ve dijital mecrada yazar olarak insanlarla etkili iletişim kurmamda katkısı oldu. Kendime web sitesi tasarlamam, grafik programlarını kullanabilmem, yazar olarak halkla iletişim kurabilmemde aldığım tüm bu eğitimlerin çok katkı sağladığını düşünüyorum. Ve şimdi euhaber.com da köşe yazarı olarak karşınızdayım. 

Ayrıca sahte haberleri ayırt edebilmeyi, eleştirel düşünmeyi sağlaması ve iyi bir medya okuryazarı olma İletişim Fakültesinin bölümlerinde okumanın katkısı olmaktadır. Halkla ilişkiler eğitimi almak sosyal medyayı etkili kullanmada önem taşır. Örneğin bu sayede halkla ilişkiler uzmanıi dijital iletişim stratejileri geliştirerek ve kurumun sosyal medya hesaplarını iyi, etkili bir şekilde yöneterek çalıştığı kurumun online görünümünü arttırabilir. Ayrıca kuruma ilişkin sosyal medya da dahil dijital mecralardan halka doğru bilgi vermek ve kurum politikalarını halka aktarmak ve kurum ile halk arasındaki iletişimi en etkin şekilde sağlayarak kurumsal itibarı arttırabilir.  

Son olarak kendinizi sürekli geliştirmeyi, okuldaki eğitimlerin dışında da eğitimler almayı ve faaliyetlere katılmayı, mümkünse daha ileri eğitimler almanızı tavsiye ederim. Üniversitenin Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde tezli yüksek lisans da yaptım. Çalışırken tez yazdım. Kolay değildi. Yoğun ve stresli bir hastane ortamı ve tez. Ayrıca hastanede çalışırken okumaya da devam ettim, akademik makalelerim, çalışmalarım var ve akademik, bilimsel çalışmalarıma devam ediyorum, hem işte çalışıp hem de bağımsız akademisyenlik yapıyorum.  Akademik makaleler yazmaya, kongrelere katılıp bildiri sunmaya, bilgi kurultayları, çeşitli akademik webinarlar, seminerler ve eğitimlere katılmaya devam ediyorum. Bana danışan lise ve üniversite öğrencilerine elimden geldiğince yardımcı oluyorum, onlara ışık tutuyor yol gösteriyorum. İş yerinde aynı zamanda stajyer öğrenci yetiştiriyorum, onlara sadece işi değil nasıl faydalı bir birey olunacağını, çalışmanın okumanın önemini ve etik ilkeleri de anlatıyorum. Önce Rabbim için sonra vatanım milletim için insanlık için çalışmaya devam ediyorum.  Çalışırken Sağlık Yönetiminde de yüksek lisans yaptım. Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans bitirmemin de bana çok faydası oldu. Sağlık yönetimi strateji ve politikalarını öğrenmemde ve uluslararası sağlık politikalarını,  kalite yönetimini  analiz edebilmemde katkısı oldu. Sağlık sektörüne ilişkin yaptığımız kitap kritikleri ayrıca karşılaştırmalı sağlık sistemlerine yönelik ülke sağlık sistemlerini ele alıp analiz ettiğimiz ders sunumları, sağlıkta finansal yönetime ilişkin dersler benim için çok faydalı oldu. Sağlık yönetiminin nasıl yapıldığını teferruatlı gördüm. 

Motivasyon çok önemli. Motivasyon, sizin zorluklarla başa çıkmanızda itici bir faktör oluyor.  Bağımsız bir akademisyen olarak sürekli okuyup yazıyorum. Bir iletişimci her konuyu bilmek durumunda. Çeşitli konularda tasarım yapıp, yaratıcı faaliyetlerde bulanabiliyorsunuz. Ya da gazeteci, yazar oluyorsunuz. Genel kültürünüz yüksek olmalı. Yabancı dil de öğrenin. Yabancı dil bilen bir halkla ilişkiler uzmanı her zaman öne çıkacaktır. Dil öğrenmek uluslararası düzeyde halkla iletişim kurmanın da yoludur. Uluslararası şirketlerde çalışmak isterseniz de yabancı dil bilmenin faydasını görürsünüz.

Hayat belki isteğiniz gibi olmayacak, belki de hedeflerinize layıkıyla ulaşamayacaksınız. Ama ne pahasına olursa olsun yılmayın. Gerekirse bulunduğunuz yerde çalışmanın hakkını verin, yine de ilerleyin, kendinizi geliştirin. Yeteneklerinizi pekiştirin ya da yetenek geliştirin. Şu an işte çalışırken yazmaya ve akademik faaliyetlere de devam ediyorum. Çok küçük yaşlardan beri yazmaya başladım. Kompozisyon ve şiir yarışmalarında dereceler aldım birincilik ödülüm var. Yazmayı hiç bırakmadım. Gerek yaratıcı yazım gerek akademik yazımda kendimi geliştirmeye, üretmeye, insanlık için faydalı olamaya devam ediyorum. Senaryo Yazarlığı ve Sinemada Türsel Okumalar Başarı sertifikaları aldım. Sinemaya ilgim var. Sinema tarihi, film kuramları, film çözümlemeleri, sinema akımları ve türleri ilgimi çekiyor. Filmleri felsefi, sosyo-politik, psikolojik, ekonomik bağlamlarda analiz çalışmaları yapıyorum. (Film kritikleri ilginizi çekerse şu linkten analizlerimi okuyabilirsiniz: https://nilgurel.blogspot.com/2025/09/sinema-uzerine-akademik-analizlerim.html). Tabir-i caizse dizi ve filmlerin anatomisini çıkarmayı seviyorum.

Ayrıca Akademik Personeli ilgilendiren ALES(Akademik Personel Giriş Sınavı) ve YÖKDİL-YDS (İleri düzey Yabancı Dil Sınavları)gibi sınavlarına sınav belgelerimin süresi doldukça giriyorum. Puanlarınız ne kadar yüksek olsa da sonuç belgeleriniz 3-5 yılda bir geçerliliğini yitiriyor ve tekrar tekrar ÖSYM sınavlarına girmek durumunda kalıyorsunuz. Belgelerinizi güncel tutmanız gerekiyor. Yani hem iş hem akademik çalışmalar hem de ÖSYM sınavlarına hazırlık yapıyorum.  Şu anki en büyük hedefim ilgi duyduğum alanlardan birinde doktora yapabilmek. Daha ileri düzeyde akademik üretim yapmak, analizlerimde derinleşip bilim dünyasına katkı sağlamak için doktora yapmak istiyorum. Hem böylece ileri düzeyde bir eğitime sahip olup doktorayı bitirmek bana pek çok kapılar da açabilir.  Akademik kadro kaygım yok, NASİPSE olur. 

Korece’yi ilerletiyorum bir de SPSS(İstatistik Paket Programı) temelim var ve İleri SPSS eğitimi de aldım, MAXQDA ile Nitel Veri analizi dersleri alıyorum çünkü akademik faaliyetlerde ve projelerde, ayrıca kurumların ARGE bölümlerinde nitel ve nicel araştırma yöntemlerini bilmek bu hususta gerekli programları öğrenmek önem taşıyor. Unutmayın “bilgi güçtür”(Francis Bacon). Kendimi sürekli geliştiriyorum ve insanlığa ışık tutmaya ve faydalı olmaya çalışıyorum. Aldığınız eğitimlerin nerede karşınıza çıkacağını ve sizi nelere götüreceğini bilemezsiniz.

Ve son olarak bana ilham veren şu iki güzel sözü sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Elleriyle çalışan insan işçidir. Elleri ve kafasıyla çalışan insan ustadır. Elleri, kafası ve yüreği ile çalışan insan sanatkardır.” Goethe

“Hayatta en büyük dalgalarla karşılaşabilirsiniz, ama önemli olan bu dalgaların üzerinde durabilmek ve sörf yapabilmektir.” Bethany Hamilton.

Okul dönemine başlayan tüm öğrencilerimizin eğitim hayatında başarılar dilerim..

Yolunuz açık olsun..            

                                                                 
YAZAR: NİL GÜREL

Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler 
Tanıtım Tezli Yüksek Lisans Mezunu
Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Mezunu
Bağımsız Akademisyen, Araştırmacı Yazar

https://euhaber.com/haber/akademik-hayatta-yabanci-dil-ve-arastirma-yoentemlerinin-rolue

  TÜKE NMEZ CEVHERLERDİR HEMŞİRELER   Yüreklerinde ne acılar var kim bilir ama yüzleri tatlı tatlı güler Başkalarının canını kendi canından ...