NİL GÜREL

30 Ağustos 2026 Pazar

HAKKIMDA-NİL GÜREL

                                                  HAKKIMDA




DOKTORANT Nil GÜREL

İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı

Bağımsız Araştırmacı, Akademik Çalışmacı, Gönüllü Eğitmen, Gönüllü Yazar 

Lisans düzeyinde Kamu Yönetimi ile Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümlerini bitirdim. İletişim Fakültesini bölüm birincisi ve fakülte ikincisi olarak bitirerek derece aldım. Halkla İlişkiler ve Tanıtım okurken iki yıllık Anadolu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Dış Ticaret(çift dal) de okudum. Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler ve Tanıtım Tezli Yüksek Lisans mezunuyum. Ayrıca Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans bitirdim.   Akdeniz Üniversitesi  Radyo Televizyon Sinema Ana Bilim Dalı Doktora programını kazandım. 

Başlıca akademik ilgi ve çalışma alanlarım: İletişim bilimleri, medya, din ve kültür çalışmaları, sinema, sosyal psikoloji, sağlık yönetimi, sağlık iletişimi ve sağlık sosyolojisi. Akademik çalışmalarım bulunuyor ve akademik çalışmalara devam ediyorum.  Geçmişten bu yana asıl hedefim, sürekli olarak akademik çalışmalar, eğitim-öğretim faaliyetleri içerisinde bulunabileceğim mecrada akademik yolda ilerlemek. Mevcut durumda hastanede çalışıyorum. Hastanede idari asistan, özel kalemlik yapıyorum, ek sorumluluklarım bulunuyor. Ayrıca stajyer öğrenci yetiştiriyorum. 

Konya Karatay Üniversitesi Uzaktan Eğitim’de ara ara eğitim seminerleri veriyorum. Eğitmen listesindeyim. Eğitim seminer linkim: https://www.youtube.com/live/trdJTQwgui4?si=eV3oof-KwZWZtjVy 

Türk Akademisyenler Birliği'ne üyeyim. Birliğimizde akademik faaliyetlerde bulunuyorum (https://turkakademibirligi.org/). Almanya Kırım Tatarları Birliği Akademik Sorumlusuyum. Türk Dünyası için çalışmalar yapıyorum. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasal Strateji ve Diploması Kulübü'nde üyeyim. NEVA Akademik Araştırmalar Dergisi Etik Editörüyüm:

https://nevadergisi.com/index.php/pub/about/editorialTeam

İngilizce Metin Yazarlığı (Kanser üzerine metin yazıyorum) yapıyorum. Euhaber.com da yazarlık yapıyorum ve haber editörüyüm.  İstiklal Gazetesi köşe yazarıyım. Daha önce de bilgiustam.com ve çeşitli bilim sitelerinde gönüllü yazarlık yaptım. Uluslararası yazarlar topluluğu platformu Medium'da ara ara yazıyorum (https://medium.com/@nil.gurel07). Bilimsel ve edebi yazılar yazıyorum. POLSAM (Politik Stratejiler ve Araştırma Merkezi), TUDPAM (Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi) köşe yazarıyım. Grikalemler Edebiyat Kültür ve Sanat Dergisi'nde şiirlerim, yazılarım ve sinema kritiklerim bulunuyor. Her ay sinema kritik köşesinde sinema analizlerim yer almaktadır. 

https://grikalemler.com.tr/category/yazarlar/uzman-nil-gurel/

 Ayrıca Yaşamdan Yansımalar blogum var.

Uluslararası Eğitim ve Yazarlar Merkezi (UEYM)’nin çıkardığı “UEYM’in Kaleminden Dökülen Nağmeler 2” başlıklı kitapta “Bir Kuşun Kanat Çırpışı” başlıklı öyküm yer almıştır. “Bir Kuşun Kanat Çırpışı” şiirimi öyküye dönüştürmüştüm.

Akademik makalelerim, bildirilerim ve "Yeni Medya Üzerine Kavramlar, Yaklaşımlar ve Uygulamalar" konulu akademik bir kitap çalışmasında kitap bölümüm bulunuyor. YDS C seviyesinde İngilizce, orta düzeyde Almanca, başlangıç düzeyinde Arapça ve Korece biliyorum. Ayrıca İşaret Dili Tercümanlığı ve Öğretmenliği sertifikam bulunuyor. Eğitim Fakültesi Pedagojik Formasyon sertifikam var. 

Gerek akademik, bilimsel gerek edebî çalışmalarımla insanlığa ışık tutmaya devam ediyorum.

Akademik Kimliğim (Aşağıdaki linke tıklayarak çalışmalarımı ve akademik sayfalarımı inceleyebilirsiniz):

https://orcid.org/0000-0003-0599-1379

Akademik Sayfam:

https://scholar.google.com/citations?user=_fsuOooAAAAJ&hl=tr

Linkedin Profesyonel İş Ağı Linkedin de hakkımda bölümü ve faaliyetlerim:

https://tr.linkedin.com/in/nil-g%C3%BCrel-1292ba25

Grikalemler Dergisi'nin benimle gerçekleştirdiği röportaj:

https://grikalemler.com.tr/can-gadirlinin-sunumuyla-yazar-roportaji-nil-gurel/

BASIN MİLLETİN MÜŞTEREK SESİDİR: 30 AĞUSTOS ZAFERİNDE BASININ ROLÜ

 

30 Ağustos sadece cephede kazanılan askeri bir zaferin ötesinde bir milletin var olma iradesinin taçlandığı muazzam bir başarıdır. Bu zorlu süreçte süngü ve tüfek cephede konuşurken, kelimeler ve mürekkep de milleti uyandırmak ve düşmana karşı kenetlemek için adeta bir kalkan olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk “Basın, milletin müşterek sesidir” demiştir. Bu sözden anlaşılması gereken basının Milli Mücadele’de ne kadar önemli stratejik bir konum arz ettiğidir.

Yazımın devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/basin-milletin-musterek-sesidir-30-agustos-zaferinde-basinin-rolu-1103595h



                             30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN


 

23 Ağustos 2026 Pazar






TÜRK AKADEMİSYENLER BİRLİĞİ

Doktorant Nil GÜREL, İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı

Bağımsız Akademisyen Araştırmacı Yazar

 

NEREYE GİTTİ BU ENTELEKTÜELLER?

AKADEMİSYEN ve AKADEMİSYEN ADAYLARININ YAŞADIĞI ZORLUKLAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

 

Bir zamanlar filozof Bacon’un söylediği o ünlü “Bilgi Güçtür” sözü modern dünyada yankı uyandırmış, ilerlemenin itici gücü olarak temel bir felsefi yapı taşı olmuştur. Peki günümüzde bilgi halen güç müdür? Yoksa sadece araçsallaşmış, derinliğini yitirmiş, bir tüketim nesnesi haline mi dönüşmüştür? Dijital ağlarda bilgi kirliliği içerisinde hakiki bilgi anlamını yitirirken gerçek bilgi sahibi entelektüeller nerededir?

İşte tam bu minvalde sosyoloji profesörü, akademisyen Frank Furedi’nin Türkçeye kazandırılan ufuk açıcı eseri “Nereye Gitti Bu Entellektüeller?” isimli kitabı bu soruların cevabını bulmamızda yardımcı olabilir.

Furedi, günümüz dünyasını "bayağı zihinler diyarı" olarak tanımlıyor. Furedi bu kavramsallaştırmasıyla hakiki anlamda bilginin ve onu üreten entelektüellerin “seviyesizleşme” pozisyonuna indirgendiğini ortaya koyuyor.

Yazara göre artık bilginin derinliği ve hakikati bir şey ifade etmiyor. Sağladığı pratik yani işlevsel fayda önem arz ediyor. Buna mütevellit bilgi adeta sindirimi kolay porsiyonlarla sunulan “bilgimsi şeylere”, bir nevi “hap bilgilere” dönüşüyor.

“Düşünmek” bir angaryaya dönüştüğü gibi gerçekten düşünüp sorgulayabilen üretken beyinler layık olmadıkları konumlarda hayatlarını idame ettirmeye devam etmek zorunda kalıyor.

 

Kurumsal Konformizm ve Liyakatin Gittikçe Aşınması

Furedi, kitabında Zygmunt Bauman’ın çarpıcı bir tespitine yer vermiştir. Baumann, postmodernizmin sonuçlarından birinin entelektüelin rolünde yaşanan temel dönüşümün ileri düzeyde devam ettiğini belirtmektedir. Buna göre, entelektüellik artık yasa koyucu değil, yorumcudur. Artık postmodern yorumsal olarak entelektüeller, iletişimi kolaylaştırma yoluna girmiş gözükmektedirler. Bu rolleri gereğince bir geleneğin içinde üretilmiş olan bir görüşün başka bir geleneği kapsamlı olarak anlamak için bilgi sistemi içerisinde tercümanlık sağlarlar.

 

Bu durumun kurumsal konformizm, liyakat ilkesinin zedelenmesiyle doğrudan ilişkili olduğu söylenebilir. Gerçek bilgi sahibi olanlar, ömrünü kütüphanelerde geçirmiş, kuramsal bilgiye kafa yormuş, analiz sentez becerisi yüksek akademik insanlardır.  Ne yazık ki akademik, bilgi gücüne sahip bu insanlar hak ettikleri görevlere getirilmemektedir. Liyakata uygun görevlendirmelerin yapılmaması günümüzün en büyük yaralarından biridir.

Derinlemesine analiz yapan, meselelerin kökenine inen, fikir üreten, çözüm üreten, eserler ortaya koyan nitelikli beyinler adeta bir kenara itilmektedir. Hâlbuki bir milletin geleceği, parlatılmış sıradanlıklarda değil, o toplumun yüksek nitelikli zihinlerinin rehberliğinde saklıdır. Liyakatsizliğin yarattığı en acı sonuçlardan biri, akademik anlamda son derece üretken ve çalışkan beyinlerin, milletini uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edebilecek, ayrıca ülkesini ileriye götürebilecek nitelikli insanların akademi dışında kalmasıdır. Yüksek donanımlı pek çok birey ağır ekonomik koşullar altında hayatını idame ettirebilmek için niteliklerinin çok altında, eğitim seviyeleriyle tamamen alakasız mesleklerde çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Vizyon, misyon sahibi, okuyan, araştıran, fikir üreten, ülkesi için bir şeyler üretmek isteyen akademik, bilimsel kişiliklerin sırf arkasında belli bir güç olmadığı için laboratuvarlardan ve kürsülerden uzaklaştırılması oldukça üzücü ve haksız bir eylemdir.  

 

Akla Yatırım Yapmanın Önemini Kavramak

Her ne kadar zorlu bir süreç olan akademik ve entelektüel üretimin kalitesinde içsel motivasyon büyük önem taşısa da dışarıdan da gerekli desteğin sağlanması önemlidir. Çalışma ortamı ne kadar ergonomik, huzur dolu ve sakin olursa nitelikli, akademik üretim de o kadar fazlalaşır ve doğru orantılı olarak ülkeye fayda sağlar.

Bugün maalesef pek çok değerli akademisyen ve araştırmacı, kendilerini bilimsel çalışmalara tam layıkıyla verememekte, anlamsız bürokratik evrak işleriyle, saçma angaryalarla, hiyerarşik baskılarla boğuşmak zorunda kalmaktadır. Hele bazı kadrosuz akademik insanlar vardır ki onlara ergonomik olmayan gürültülü ortamlar reva görülmüştür. Bu insanlar zorluklar içerisinde akademik üretim yapmaya çalışmaktadır.

Bilgi insanına ihtiyacı olan huzurlu çalışma alanı, araştırma imkânları, kütüphane ve laboratuvar destekleri sunulmalı; akademik üretim sağlayabilmesi için gerekli çalışma ortamları ve ekonomik imkânlar sağlanmalıdır.

Kitabının beşinci bölümünde Furedi, “Pohpolanma Kültürü”nde insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak için insanları onaylayan psikolojik sürece vurgu yapar. Ayrıca sıradanlık kutsanmaktadır. Niteliğin yerini nicelik almıştır. Herkesin anlamayacağı yüksek, nitelikli bir eser ve o eserin yazarı methedilmez de en çok okunan çok da nitelikli olmayan bir eser ve yazarı methedilir. Yine bu bölümde de “seviyesizleşme”nin yansımasını görmekteyiz. Akademide de bunun yansımaları görülebilmektedir.

 

 

Milli Bir Sorumluluk Olarak Emeğe Değer Vermek

Bilgi insanlarını kurumsal labirentlerde yalnızlaştırmamak, liyakat esasına dayalı idari ekosistemler inşa etmek ve onlara hak ettikleri saygınlığı iade etmek sadece idari bir reform değil, vicdani ve manevi bir zorunluluktur.

 

Vatan ve Millet Yolunda Emekler Boşa Gitmemeli

Ele alınan bu analizde temel motivasyon salt bir sosyolojik analiz ortaya koymak değildir. Asıl mesele bu topraklara ve o toprakların geleceğine inanmış akademik bireyler için vicdani ve kutsal bir sorumluluk sahibi olunması gerektiğini ortaya koymaktır. İnancımıza göre de ilim sahibinin rütbesi, her türlü dünyevi makamın üzerindedir. Çünkü karanlıkları aydınlatabilecek yegâne ışık, hakiki bilgi ve dolayısıyla hakiki bilgi sahipleridir. Gecesini gündüze katarak, kendi kişisel çıkarlarının ötesinde Hak için, vatanı, milleti ve insanlığın ortak refahı için çalışan çabalayan, katma değer üreten bu insanlara kıymet vermek, toplumsal bekanın en temel şartıdır. Bu ulvi duyguyla eserler üreten ilim yolcuları en büyük ödüllere, imkânlara, çalışma şartlarına kavuşturulmalı, kurumların baştacı hâline getirilmelidir.

 

Sonuç: Akademik Geleceği İnşa Etmek

Sonuç olarak, Frank Furedi’nin tespitleri oldukça yerindedir. Gerçek bilgi anlamını yitirmekte, bilim yolunda çabalayan entelektüel ve akademik insanlar değersizleştirilerek bir toplumun geleceği karanlığa sürüklenmektedir. Çözüm, geçmişin köklü liyakat ilkelerine, bilginin kutsallığına ve emeğin izzetine geri dönmekte saklıdır.

Eğer gerçek bilgiyi yeniden gerçek bir “güç” haline getirip gelecek nesillere aydınlık bir gelecek bırakmak istiyorsak, vatanına, milletine, kurumuna sadık, bu inançlı, Hak yolunda çalışan idealist akademik entelektüel bireyleri desteklemeli, onlara gereken ergonomik ve ekonomik imkânları sunmalıyız.

Unutulmamalıdır ki bu vatan ancak her şartta üretmeye devam eden, liyakat sahibi, ahlaklı ve donanımlı akademik bireylerin omuzlarında yükselebilir.

Kaynakça

Bacon, Francis, Religious Meditations, 1597,

https://archive.org/details/bim_early-english-books-1475-1640_essayes-religious-medit_bacon-francis-viscount_1597

Furedi F., Nereye Gitti Bu Entellektüeller?, Çevirmen: Koca, E.A., Avangard Yayınları, 2010

Not: Türk Akademisyenler Birliğinin çalışmalarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://turkakademibirligi.org/

 

Türk Dünyasına Adanmış Bir Ömür: Ganire PAŞAYEVA

Ganire PAŞAYEVA’nın Aziz Hatırası Uluslararası Kongreyle Yaşatılacak





Bazı hayatlar, şahsi gayelerin çok ötesinde, büyük ve kutlu bir mefkûreye vakfedilir. Merhume Ganire PAŞAYEVA’nın ömrü de Türk dünyasının birliği, dirliği ve uyanışı için adanmış; fikirleri, eserleri ve mücadelesiyle kalıcı bir miras bırakmış örnek bir hayat olarak hafızalarda yer edinmiştir. Hekimlik mesleğinin yanı sıra yazarlık, gazetecilik ve siyaset alanlarında da önemli çalışmalar gerçekleştiren Ganire PAŞAYEVA; başta Karabağ olmak üzere Türk dünyasının meselelerini gündeme taşıyan, Türk halkları arasındaki kültürel ve sosyal bağların güçlendirilmesine büyük önem veren bir isimdi. Onun mücadelesinin temelinde, Türk dünyasının ortak değerleri etrafında birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi ideali bulunuyordu. Bu anlamlı mirası geleceğe taşımak, fikirlerini bilimsel zeminde değerlendirmek ve aziz hatırasını yaşatmak amacıyla Türk Akademisyenler Birliği tarafından “Ganire PAŞAYEVA ve Türk Dünyası: Edebiyat, Kültür, Siyaset ve Birlik İdeali” başlıklı uluslararası kongre düzenleniyor.

 

Kongre Başkanlığını Doç. Dr. İzzettin ÖZPOLAT, Düzenleme Kurulu Başkanlığını ise Prof. Dr. Terane Turan REHİMLİ yürütüyor. Türk Akademisyenler Birliği temsilcilerinden Almanya temsilcisi Euhaber Baş Editörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Bedri ŞAHİN ile Türk Akademisyenler Birliği üyesi Euhaber Editörü İletişim Bilimleri, Sağlık Yönetimi Uzmanı, Akdeniz Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema Ana Bilim Dalı Doktorant Nil GÜREL bu önemli kongrede görev alarak Türk Dünyası için çalışıyor ve Ganire PAŞAYEVA’nın “Birlik İdeali”ni gerçekleştirmek için yoğun çalışmalarını sürdürürüyor.

Not:  Euhaber Editörü olarak hazırladığım haberin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://euhaber.com/haber/tuerk-duenyasina-adanmis-bir-oemuer-ganire-pasayeva


20 Ağustos 2026 Perşembe

                      DOKTORA PROGRAMINI KAZANDIM

Farklı disiplinlerde tamamladığım lisans ve yüksek lisans eğitimlerimle inşa ettiğim akademik birikimi, bugün kazanmış olduğumu öğrendiğim Akdeniz Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı Doktora programında daha da derinleştirecek olmanın heyecanını yaşıyorum.

Farklı uzmanlık alanlarımın sağladığı perspektifi, Türk Dünyası’nın kültürel ve sanatsal mirasını inceleyen çalışmalarla birleştirerek bu köklü kurumda akademik yolculuğumu sürdüreceğim. Mezunu olduğum fakültede, bilimin ışığında üretmeye devam etmek benim için büyük bir onur. Bu süreçte emeği geçen tüm hocalarıma ve yanımda olan herkese teşekkür ederim 🙏

 


15 Temmuz 2026 Çarşamba

Canlı/Cansız Eserler İnşa Eden Erdemli Akademisyen: Dijital Çağın Hibrit Tehditleri - Röportaj Serisi

Euhaber olarak, bağımsız akademisyen Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler uzmanı, ayrıca eğitimci Dr. Bedri ŞAHİN ile akademisyenlik, YouTube’un akademiye kattıkları, geleceğin akademisyen profili, hibrit savaşların aileleri ve dünyayı nasıl etkilediğine dair birçok konuda zengin ve verimli bir röportaj yaptık. Röportaj çok keyifli geçti, hazır hocamızı yakalamışken çok soru sorduk ama mümkün mertebe kısa ve öz cevaplar vermesini istedik, sağ olsun hocamız bizi kırmadı. Kendisiyle akademiye adım atışından bugün yürüttüğü projelere kadar keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Çok yoğun olduğu hâlde değerli zamanını okuyucularımıza ayırdı, kendisine editör olarak teşekkür ediyorum:

https://euhaber.com/haber/canli-cansiz-eserler-insa-eden-erdemli-akademisyen-dijital-cagin-hibrit-tehditleri-roeportaj-serisi



8 Temmuz 2026 Çarşamba

SAĞLIK HABERCİLİĞİNDE TIK TUZAĞI: MEDYA ETKİLERİ ve TOPLUM SAĞLIĞI

Merhaba kıymetli okurlarım, takipçilerim. Bugünkü yazımda sağlık haberciliği bağlamında medyada abartılı ve korkutucu manşetlerin toplum psikolojisi ve toplum davranışları üzerinde ne tür yıkıcı etkileri olduğunu analiz edeceğim. Günümüzde medya düzeni dijitalleşmiştir ve dolayısıyla finansal sürdürülebilirliği, tıklanma oranlarına bağlı hale gelmiştir. O yüzdendir ki bilgi akışının niteliğinde dramatik bir aşınma görülmektedir. Bu aşınmadan en ağır etkilenenlerin ise halk sağlığı ve kitle psikolojisi olduğu aşikardır.

Yazımın devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/saglik-haberciliginde-tik-tuzagi-medya-etkileri-ve-toplum-sagligi-1098669h

27 Haziran 2026 Cumartesi

TUDPAM'daki YAZIM İLHAM KAYNAĞI OLDU: PROJE TASLAĞI

Linkedin'de TUDPAM Sayfasını takip eden bir iş profesyoneli yazımdan ilham almış ve proje taslağı oluşturmuş. Faydalı olduysa ne mutlu. Müteşekkirim.


https://www.linkedin.com/posts/korhan-%C3%B6zkilinc-13709213b_daftagniagnleri-daftagniagnleribakanlaftafbaft-share-7476299028423684096-Mqr-/?utm_source=social_share_send&utm_medium=member_desktop_web&rcm=ACoAAAU0pzEBWn96p2LDkw1EVWuI1lUnN-oQ4OE

 

 SAĞLIK İLETİŞİMİNDE "TEMİZ EKRAN" YANILSAMASI


Farkında mısınız? Ekranda her kaydırmamızda, sağda solda köşede parlayan kusursuz ciltler, özene bezene hazırlanmış yeşil içecekler, parlak gün ışığı altında egzersiz yapan sıfır bedenler ve her ne hikmetse terlemeyen bedenler. Dijital kültür bizlere sadece bir yaşam tarzı sunmuyor, sağlığın ne olduğunu, daha doğrusu nasıl “sağlıklı” olunması gerektiğini de anlatıyor. Tüm bunlar “temiz ekran” hareketinin bir parçası gibi duruyor. Sanki sosyal sorumluluk yapıyormuşçasına ya da “mükemmel beden ve sağlığa nasıl kavuşabilir” in püf noktalarını sıralayıp destek hizmet vazifesi görüyormuşçasına masum görünüyor. Fakat derin düşünülecek ve sorgulanacak olursa aslında tüm bunların ardında çok derin bir “dijital iktidar” yatıyor.

Yazımın devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/saglik-iletisiminde-temiz-ekran-yanilsamasi-1097578h

Dijital Diplomasiden Dijital Harp Sahasına Doğru: Yapay Zeka ve Dijitalleşme Çağında Dönüşen Dış Politika

Yeni analiz yazım Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi(TUDPAM)  sayfasında yayına alınmıştır:


Analiz Yazılarımı TUDPAM sayfasında "Akademik" sekmesinde "Analizler" alt sekmesinden okuyabilirsiniz. 

23 Haziran 2026 Salı

 https://gazeteoksijen.com/egitim/universitelerde-yeni-donem-artik-okul-disi-egitimler-de-transkripte-girecek-279837

Üniversitelerde yeni dönem: Artık okul dışı eğitimler de transkripte girecek

YÖK'ten yapılan açıklamaya göre, üniversite dışındaki eğitimler artık transkripte girecek ve krediye dönüşecek. Üniversite dışında kazanılan bilgi, beceri ve sertifikaların ilk kez resmi akademik sisteme dahil edilmesini sağlayacak uygulama gelecek yıl başlıyor

20 Haziran 2026 Cumartesi

                                     DERTLİ KIZIN TÜRKÜSÜ


Şiirim Gri Kalemler Edebiyat Dergisi Web Sitesinde yayına alınmıştır:

https://grikalemler.com.tr/dertli-kizin-turkusu-nil-gurel/

GELECEĞE DOĞRU İLERLEMEK: BİR AKADEMİK YOLCULUK YILMADAN YOLA DEVAM ETMEK..

Okumayı, öğrenmeyi seven, akademik çalışmalara devam eden bağımsız bir akademisyen olarak bitirdiğim çeşitli bölümlerin içerisinde İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünün bana en fazla katkısı olan bölüm olduğunu söyleyebilirim. Gerek sunumlarımla gerek yaratıcı çalışmalarımla gerek teorik bilgimle bölümün hakkını verip okulu dereceyle bitirebildim. Sevmesem birincilikle bitiremezdim zaten (Bölüm birincisi-Fakülte İkincisi\Derece Öğrencisiyim).

Gerçekten de teorik bilgilerin yanında yaşama dair olanı kapsayan ve yaşamın içinde bizzat gördüğüm, uyguladığım harika bir eğitim oldu. Halkı, paydaşları, sosyal sınıfları daha iyi anlamamı, onlarla en iyi iletişimin nasıl kurulacağını, kitle psikolojisini, ikna stratejilerini ve ikna psikolojisini, hitabet ve kendini en iyi ifade etme yollarını, topluluk karşısında iyi bir konuşmacı olmayı en iyi sağlayan bölüm diyebilirim. Bol sosyoloji, felsefe ve psikolojiye dayalı teorik eğitimlerin yanı sıra zihin çalıştırıcı bol yaratıcı faaliyet ve uygulamaların olduğu bir bölüm. Bol bol sunum yaptığımız, ayrıca halkla ilişkiler, reklam ve pazarlama kampanyaları ile tüm sınıflara, konferans salonlarında kalabalık gruplara yaptığımız sunumlar.. Bunca emek harcayarak ortaya koyduğumuz bu yaratıcı faaliyetleri sunduğumuz şölenler.. Öğretici ve keyifli faaliyetler..

Halkla ilişkiler uzmanı olmak emek isteyen bir süreç.  Halkla ilişkiler uzmanı demek; sürekli öğrenen, her şeyi bilmesi gereken, her konuda basın bülteni yazabilecek, yaratıcı olabilecek, fikir üretebilecek, kendini en iyi şekilde ifade edebilecek, halkla etkili iletişim kurabilecek iletişim uzmanı demek.

Halkla ilişkiler eğitimi almak size gündelik hayatta katkı sağladığı gibi iş hayatında da büyük katkılar sağlayacaktır. Ailenizi ve arkadaşlarınızı anlamanızda, söylenenlerin ardındakini keşfetmenizde, beden dilini (sözsüz iletişimi) anlamanızda, empatik iletişim kurmanızda, etkili konuşmanızda aldığınız eğitimlerin ne kadar etkili olduğunu fark edeceksiniz. Mesleğe atıldığınızda da meslek lisesinde veya fakültede öğrendiğiniz tüm bu bilgiler ve yaptığınız uygulamalar hep karşınıza çıkıyor. Kendini iyi bir şekilde ifade eden, çalışanları ve müşterileri anlayan, empatik iletişim kurabilen iyi birer iletişim uzmanı oluyorsunuz. Bu işin hakkını okuldayken ne kadar verirseniz, okulda aktif çalışıp, aldığınız eğitimleri en iyi şekilde değerlendirirseniz hayatta o kadar başarılı oluyorsunuz.

Hele hele meslek lisesi halkla ilişkiler öğrencilerinin bu hususta oldukça avantajlı olduklarını düşünüyorum.  Eğitimlere çok daha önceden başlıyorlar. Bunun çok büyük avantajları var. Eğer üniversite eğitimi düşünürlerse bu, okulda başarılı bir iletişim kurmayı ve öne geçmeyi sağlayacaktır. Kurumlarda veya okullarda böyle bireylerin farkı anlaşılacaktır. Yaratıcı, yenilikçi, dinamik, etkili konuşan, fikir üretebilen bir iletişim, halkla ilişkiler uzmanı başarıya adım adım ulaşacaktır.

 

Bir halkla ilişkiler uzmanı, aynı zamanda kriz yönetimi, stratejik iletişim yönetimi derslerini de alan ve bulunduğu kurumda krizleri iyi bir şekilde yönetmesiyle de fark edilmektedir. Örneğin hastanede çeşitli hasta grupları ile karşılaşıyoruz. Onlara yönelik çeşitli iletişim stratejileri uyguluyoruz. Hastanede özellikle zor hastayla başa çıkma noktasında alınan eğitimlerin önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra idarede çalışan bir halkla ilişkiler uzmanı da anlık gelişen krizlerle ve sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Tüm bu zorlayıcı durumlarla başa çıkmada alınan eğitimlerin faydası olmaktadır. Ayrıca çalıştığınız kurumlarda yöneticilerle nasıl iletişim kuracağınız, kullanacağınız üslup ve ifade tarzları, protokol kuralları hususunda da alınan halkla ilişkiler eğitiminin katkısı olmaktadır.

Bunların yanı sıra günümüzde en önemli husus, dijitalleşen dünya ve bu noktada dijitalleşen medya ve iletişim. Bu doğrultuda medya araçlarını etkili kullanmak, sosyal medya araçlarını kullanma ve medya okur yazarlığı önem taşımakta. Gerek meslek liselerinin halkla ilişkiler bölümleri gerek üniversitede İletişim Fakültelerinde eğitim almanın bu hususta çok katkıları oluyor. Örneğin İletişim Fakültesinde aldığım zorunlu derslerden Medya Etiği ayrıca seçmeli ders olarak aldığım Web Tasarımı ve Grafik Dersleri, Gazetecilik dersleri (gazetecilik derslerinde basın bülteni, haber bülteni yazma, röportaj hazırlama dışında medya ahlakı, iletişim etiği konuları da yer alıyordu) bana bayağı katkı sağladı. Şu anda kendi bloğum var, orada yazılar yazıp paylaşımlar yapıyorum. O zamanlar web sitesi nasıl tasarlanır onu da öğrenmiştim. Ayrıca aldığım gazetecilik dersleri yazma yeteneğimi pekiştirdi ve sosyal medyayı etkin kullanma ve dijital mecrada yazar olarak insanlarla etkili iletişim kurmamda katkısı oldu. Kendime web sitesi tasarlamam, grafik programlarını kullanabilmem, yazar olarak halkla iletişim kurabilmemde aldığım tüm bu eğitimlerin çok katkı sağladığını düşünüyorum. Ve şimdi euhaber.com da köşe yazarı olarak karşınızdayım. 

Ayrıca sahte haberleri ayırt edebilmeyi, eleştirel düşünmeyi sağlaması ve iyi bir medya okuryazarı olma İletişim Fakültesinin bölümlerinde okumanın katkısı olmaktadır. Halkla ilişkiler eğitimi almak sosyal medyayı etkili kullanmada önem taşır. Örneğin bu sayede halkla ilişkiler uzmanıi dijital iletişim stratejileri geliştirerek ve kurumun sosyal medya hesaplarını iyi, etkili bir şekilde yöneterek çalıştığı kurumun online görünümünü arttırabilir. Ayrıca kuruma ilişkin sosyal medya da dahil dijital mecralardan halka doğru bilgi vermek ve kurum politikalarını halka aktarmak ve kurum ile halk arasındaki iletişimi en etkin şekilde sağlayarak kurumsal itibarı arttırabilir.  

Son olarak kendinizi sürekli geliştirmeyi, okuldaki eğitimlerin dışında da eğitimler almayı ve faaliyetlere katılmayı, mümkünse daha ileri eğitimler almanızı tavsiye ederim. Üniversitenin Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde tezli yüksek lisans da yaptım. Çalışırken tez yazdım. Kolay değildi. Yoğun ve stresli bir hastane ortamı ve tez. Ayrıca hastanede çalışırken okumaya da devam ettim, akademik makalelerim, çalışmalarım var ve akademik, bilimsel çalışmalarıma devam ediyorum, hem işte çalışıp hem de bağımsız akademisyenlik yapıyorum.  Akademik makaleler yazmaya, kongrelere katılıp bildiri sunmaya, bilgi kurultayları, çeşitli akademik webinarlar, seminerler ve eğitimlere katılmaya devam ediyorum. Bana danışan lise ve üniversite öğrencilerine elimden geldiğince yardımcı oluyorum, onlara ışık tutuyor yol gösteriyorum. İş yerinde aynı zamanda stajyer öğrenci yetiştiriyorum, onlara sadece işi değil nasıl faydalı bir birey olunacağını, çalışmanın okumanın önemini ve etik ilkeleri de anlatıyorum. Önce Rabbim için sonra vatanım milletim için insanlık için çalışmaya devam ediyorum.  Çalışırken Sağlık Yönetiminde de yüksek lisans yaptım. Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans bitirmemin de bana çok faydası oldu. Sağlık yönetimi strateji ve politikalarını öğrenmemde ve uluslararası sağlık politikalarını,  kalite yönetimini  analiz edebilmemde katkısı oldu. Sağlık sektörüne ilişkin yaptığımız kitap kritikleri ayrıca karşılaştırmalı sağlık sistemlerine yönelik ülke sağlık sistemlerini ele alıp analiz ettiğimiz ders sunumları, sağlıkta finansal yönetime ilişkin dersler benim için çok faydalı oldu. Sağlık yönetiminin nasıl yapıldığını teferruatlı gördüm. 

Motivasyon çok önemli. Motivasyon, sizin zorluklarla başa çıkmanızda itici bir faktör oluyor.  Bağımsız bir akademisyen olarak sürekli okuyup yazıyorum. Bir iletişimci her konuyu bilmek durumunda. Çeşitli konularda tasarım yapıp, yaratıcı faaliyetlerde bulanabiliyorsunuz. Ya da gazeteci, yazar oluyorsunuz. Genel kültürünüz yüksek olmalı. Yabancı dil de öğrenin. Yabancı dil bilen bir halkla ilişkiler uzmanı her zaman öne çıkacaktır. Dil öğrenmek uluslararası düzeyde halkla iletişim kurmanın da yoludur. Uluslararası şirketlerde çalışmak isterseniz de yabancı dil bilmenin faydasını görürsünüz.

Hayat belki isteğiniz gibi olmayacak, belki de hedeflerinize layıkıyla ulaşamayacaksınız. Ama ne pahasına olursa olsun yılmayın. Gerekirse bulunduğunuz yerde çalışmanın hakkını verin, yine de ilerleyin, kendinizi geliştirin. Yeteneklerinizi pekiştirin ya da yetenek geliştirin. Şu an işte çalışırken yazmaya ve akademik faaliyetlere de devam ediyorum. Çok küçük yaşlardan beri yazmaya başladım. Kompozisyon ve şiir yarışmalarında dereceler aldım birincilik ödülüm var. Yazmayı hiç bırakmadım. Gerek yaratıcı yazım gerek akademik yazımda kendimi geliştirmeye, üretmeye, insanlık için faydalı olamaya devam ediyorum. Senaryo Yazarlığı ve Sinemada Türsel Okumalar Başarı sertifikaları aldım. Sinemaya ilgim var. Sinema tarihi, film kuramları, film çözümlemeleri, sinema akımları ve türleri ilgimi çekiyor. Filmleri felsefi, sosyo-politik, psikolojik, ekonomik bağlamlarda analiz çalışmaları yapıyorum. (Film kritikleri ilginizi çekerse şu linkten analizlerimi okuyabilirsiniz: https://nilgurel.blogspot.com/2025/09/sinema-uzerine-akademik-analizlerim.html). Tabir-i caizse dizi ve filmlerin anatomisini çıkarmayı seviyorum.

Ayrıca Akademik Personeli ilgilendiren ALES(Akademik Personel Giriş Sınavı) ve YÖKDİL-YDS (İleri düzey Yabancı Dil Sınavları)gibi sınavlarına sınav belgelerimin süresi doldukça giriyorum. Puanlarınız ne kadar yüksek olsa da sonuç belgeleriniz 3-5 yılda bir geçerliliğini yitiriyor ve tekrar tekrar ÖSYM sınavlarına girmek durumunda kalıyorsunuz. Belgelerinizi güncel tutmanız gerekiyor. Yani hem iş hem akademik çalışmalar hem de ÖSYM sınavlarına hazırlık yapıyorum.  Şu anki en büyük hedefim ilgi duyduğum alanlardan birinde doktora yapabilmek. Daha ileri düzeyde akademik üretim yapmak, analizlerimde derinleşip bilim dünyasına katkı sağlamak için doktora yapmak istiyorum. Hem böylece ileri düzeyde bir eğitime sahip olup doktorayı bitirmek bana pek çok kapılar da açabilir.  Akademik kadro kaygım yok, NASİPSE olur. 

Korece’yi ilerletiyorum bir de SPSS(İstatistik Paket Programı) temelim var ve İleri SPSS eğitimi de aldım, MAXQDA ile Nitel Veri analizi dersleri alıyorum çünkü akademik faaliyetlerde ve projelerde, ayrıca kurumların ARGE bölümlerinde nitel ve nicel araştırma yöntemlerini bilmek bu hususta gerekli programları öğrenmek önem taşıyor. Unutmayın “bilgi güçtür”(Francis Bacon). Kendimi sürekli geliştiriyorum ve insanlığa ışık tutmaya ve faydalı olmaya çalışıyorum. Aldığınız eğitimlerin nerede karşınıza çıkacağını ve sizi nelere götüreceğini bilemezsiniz.

Ve son olarak bana ilham veren şu iki güzel sözü sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Elleriyle çalışan insan işçidir. Elleri ve kafasıyla çalışan insan ustadır. Elleri, kafası ve yüreği ile çalışan insan sanatkardır.” Goethe

“Hayatta en büyük dalgalarla karşılaşabilirsiniz, ama önemli olan bu dalgaların üzerinde durabilmek ve sörf yapabilmektir.” Bethany Hamilton.

Okul dönemine başlayan tüm öğrencilerimizin eğitim hayatında başarılar dilerim..

Yolunuz açık olsun..            

                                                                 
YAZAR: NİL GÜREL

Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler 
Tanıtım Tezli Yüksek Lisans Mezunu
Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Mezunu
Bağımsız Akademisyen, Araştırmacı Yazar

https://euhaber.com/haber/akademik-hayatta-yabanci-dil-ve-arastirma-yoentemlerinin-rolue

14 Haziran 2026 Pazar

                                HİÇ ÖLMEYEN BİR DİL: UMUDUN DİLİ


“Hiç Ölmeyen Bir Dil: Umudun Dili” başlıklı sinema kritik yazımı Gri Kalemler Edebiyat Dergisi’nin web sitesinden okuyabilirsiniz:

https://grikalemler.com.tr/3380-2/

13 Haziran 2026 Cumartesi

 TUDPAM 2026 Eğitim Kampı’nda “Dış Politika ve Medya, Uluslararası İlişkilerde Yapay Zekâ ve Sentetik Medya” Webinarıma Davetlisiniz



20-23 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Dışişleri Bakanlığı Eğitim Kampı 2026 Programı kapsamında, Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi bünyesinde düzenlenecek eğitimlerde yer alacak olmaktan memnuniyet duyuyorum.

Dışişleri Bakanlığı kariyerini hedefleyen adaylar, uluslararası ilişkiler öğrencileri, araştırmacılar ve dış politikaya ilgi duyan katılımcılar için önemli bir bilgi ve deneyim paylaşım ortamı sunacak bu programda, canlı yayında "Dış Politika ve Medya,  Uluslararası İlişkilerde Yapay Zekâ ve Sentetik Medya" başlıklı eğitimimi gerçekleştireceğim.

Program süresince dış politika, diplomasi, uluslararası ilişkiler ve güncel küresel gelişmeler farklı perspektiflerden ele alınacak; katılımcılar alanında uzman isimlerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanma fırsatı bulacaktır. Teorik birikim ile güncel uygulamaların bir araya geleceği bu eğitim kampının, katılımcılar açısından ufuk açıcı ve verimli sonuçlar doğuracağına inanıyorum.

Alanlarında yetkin akademisyenler, emekli büyükelçiler, uzman araştırmacılar ve deneyimli uygulayıcılarla birlikte bilgi ve deneyimlerimizi aktaracağımız bu programın verimli ve faydalı geçmesini temenni ediyor, katılımcılar için önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyorum.

Konuya ilgi duyan herkesi sertifikalı olarak gerçekleştirilecek bu eğitim programına davet ediyor, tüm katılımcılara şimdiden başarılı ve verimli bir eğitim süreci diliyorum.

Son başvuru tarihi 19 Haziran Cuma'dır.

Eğitime ilişkin detaylı bilgiye ve kayıt formuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://tudpam.org/disisleri-hazirlik-egitimi-programimiz-basliyor

6 Haziran 2026 Cumartesi

KÜLTÜREL İKTİDARIN DİN ve MEDYA EKSENİNDE SAĞLIĞA YANSIMALARI

Fransız sosyolog, antropolog ve felsefeci Pierre Bourdieu’ya göre iktidar sadece siyasete özgü bir durum değildir. İktidar, hayatın tüm alanlarında görülebilmekte ve tüm boyutlarına etki etmektedir. Bu bağlamda iktidar, kültürel alana da etki etmektedir. Ve hayatın sağlık boyutunda kültürel iktidarın yansımasını görebilmek mümkündür.

Ünlü düşünür ve şair T.S. Eliot’a göre din, kültürün önemli bir yapıtaşıdır. Eliot bu durumu şöyle ifade eder: “Kültür aslında, herhangi bir toplumun dininin vücut bulmuş şeklidir.” Yani dini unsurlar, kültürün içerisinde yerleşik bir şekildedir ve kültürün ayrılmaz bir parçasıdır.   Aynı şekilde kültür de din üzerinde etkilidir. Dini farklı algılayış, yorumlayış, farklı mezheplerin, inanışların olması bu durumun tezahürleridir.

Not: Yazımın devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/kulturel-iktidarin-din-ve-medya-ekseninde-sagliga-yansimalari-1095641h

Önemli Salihalardan Hz. Rabia: Yaradan’ın Sevgisiyle Dolu Bir Kalpten Yansıyanlar

Ölene Kadar Yalnız Kalsa da Rabbi Hep Yanındaydı: Hz.Rabia’nın Tasavvuf Tarihine Yön Veren Hikayesi

 

Tarihte ve tasavvuf edebiyatında önemli bir yer teşkil eden Hz. Rabia-Adeviyye çok zorlu bir yaşam sürecinden geçmiş salihalardan biridir. “Rabia” ailenin dördüncü çocuğu anlamına gelmektedir. “Adeviyye” ise özgürlüğüne kavuştuğunda himayesine girdiği Benî Adve kabilesinden gelen bir niteleyici isimdir.

Not: Yazımın devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://euhaber.com/haber/oenemli-salihalardan-hz-rabia-yaradan-in-sevgisiyle-dolu-bir-kalpten-yansiyanlar

3 Haziran 2026 Çarşamba

Türk Devletleri’nde Ortak Medya Ağı Gücü: Jeopolitikten Duygulanım Kuramına Uzanan Yeni Bir Bakış

“Türk Devletleri’nde Ortak Medya Ağı Gücü: Jeopolitikten Duygulanım Kuramına Uzanan Yeni Bir Bakış” konulu analiz yazım, Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) sayfasında yayına alınmıştır. Faydalı olması dileğiyle. Aşağıdaki linkten analiz yazımı okuyabilirsiniz:

https://tudpam.org/turk-devletlerinde-ortak-medya-agi-gucu-jeopolitikten-duygulanim-kuramina-uzanan-yeni-bir-bakis/


26 Mayıs 2026 Salı

TÜRK DÜNYASINDA DÖNÜŞEN KURBAN BAYRAMI: MEDYA, KÜLTÜR ve DİN EKSENİNDE ÇOK BOYUTLU BİR ANALİZ

Kurban Bayramı dini bir ritüelin ötesinde Türk Dünyası açısından kültürel bir anlam taşıyan önemli geleneklerden biridir. Dünden bugüne Türk dünyasında çeşitli nedenlerle kurban kesme uygulaması yer almıştır. İslamiyet’in kabulüyle birlikte Kurban Bayramı geleneksel ritüellere iç içe geçerek idrak edilmeye başlanmıştır. Türk dünyasında yer alan bazı kurban kesme ritüellerinin İslamiyet’le ne kadar bağdaştığı tartışmalı olsa da, Kurban Bayramı’nın Türk dünyasında önemli bir yer teşkil ettiği aşikardır. Buna mütevellit analiz yazısında Türk dünyasında Kurban Bayramı ritüellerinden bazı örnekler verilecek, çeşitli Türk devletlerinde Kurban Bayramı’nın nasıl idrak edildiği ortaya konacak, medyada Kurban Bayramı söylemleri tartışılacak ve günümüzde Kurban Bayramı’nın nasıl bir dönüşüm geçirdiği analiz edilecektir.

 

Yazım İstiklal Gazetesi'nde yayına alınmıştır. Yazının devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

 

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/turk-dunyasinda-donusen-kurban-bayrami-medya-kultur-ve-din-ekseninde-cok-1094712h

19 Mayıs 2026 Salı

EN GÜZEL MEVSİM İLKBAHAR-NİL GÜREL

 

Bir harikalar rüzgarı esiyor

O mu hayat veriyor çiçeklere?

İçimizdeki buzları eriten

Gülümsemeli pek parlak güneşe

 

Kelebekler ne güzel ediyor dans

Bitti kışın durgunluğu, hazin, yas

Ardından geliyor kavurucu yaz

En güzel mevsim ılık ilkbahar!

https://grikalemler.com.tr/en-guzel-mevsim-ilkbahar-nil-gurel/

MİLLİ MÜCADELE EKSENİNDE 19 MAYIS’IN DİJİTAL HAFIZASI


Bugün Milli Mücadele döneminde önemli bir dönüm noktası olan 19 Mayıs’ı kutluyoruz. Bu

önemli gün, dünden bugüne milletin hafızasında kuşaktan kuşağa taşınarak bir milli birikim

oluşturmaktadır. Geçmişten bugüne törenlerle, okul, aile ve klasik belgesellerle bu günü idrak

ediyor ve anıyoruz. Günümüzde ise sosyal medya araçları ve dijital platformlar aracılığıyla

bu hafıza yeniden üretilmektedir. Çünkü toplumsal hafıza olduğu gibi gelecek nesillere

aktarılmaz, süreç içerisinde yaşanan değişimler hafızayı yeniden şekillendirerek üretir.

Yazımın devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/milli-mucadele-ekseninde-19-mayisin-dijital-hafizasi-1094152h


16 Mayıs 2026 Cumartesi

Temiz Ekran Hareketinden İnşacı Yaklaşımlara Doğru

Medya Etiğinden Toplumsal Çözülmeye: Reyting Kıskacında Kültür, Kimlik ve Değer Erozyonunun Psiko-Sosyolojisi

Gün geçtikçe toplumsal ahlaka zarar veren medya içerik ve programları çoğalmakta, bilhassa çocukları ve gençleri adeta kıskaç altına alan içerikler sosyal medya platformlarında yaygınlaşmaktadır. Bu konuda artık gerekli önlemlerin alınması elzemdir. Bu hususta dün itibarıyla Türkiye genelinde önde gelen sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve aydınların dijital ve konvansiyonel medyadaki yozlaşmaya karşı güçlerini birleştirerek "Temiz Ekran Hareketi"ni başlatmaları oldukça anlamlıdır. Ama bu sadece bir başlangıçtır daha ileri çözüm yöntemleri ortaya koymak önem taşımaktadır.  Yani tepkisellikten inşacılığa doğru yol alınmalıdır. Bu noktada yazımda öncelikle topluma zarar veren içerikler hangileridir ve nasıl zarar veriyor detaylandırıp hangi çözümler ortaya konabilir analiz edeceğim.

Yazımın devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://euhaber.com/haber/temiz-ekran-hareketinden-insaci-yaklasimlara-dogru

HAKKIMDA-NİL GÜREL

                                                   HAKKIMDA DOKTORANT Nil GÜREL İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı Bağımsı...