NİL GÜREL

28 Eylül 2021 Salı

"Bir gün Nuşirevan atıyla ava giderken yolda bir ihtiyarın ceviz dikmekte olduğunu görür ve sorar:

 "Ey ihtiyar! Ceviz 20-30 senede tam olarak meyve verir;  ondan yemek için kaç sene yaşayacaksın? 

İhtiyarın cevabı:

"Padişahım, diktiler yedik; dikelim yesinler..."

                                                                                                     Nizamülmülk

27 Eylül 2021 Pazartesi

Günün Nedeni

Kediler Neden Hırlar?

Yapılan bazı araştırmalar, kedi hırıltısına yakın düşük frekanslı seslerin kemik yoğunluğunu arttırdığını ve sağlık üzerinde olumlu etkiler yaptığını gösteriyor. Dolayısıyla bu özelliğin kedilerde bir çeşit kendi kendini iyileştirme mekanizması olarak gelişmiş olduğu düşünülüyor. Yavru kediler, daha birkaç günlükken hırıldamayı öğreniyor. Yavru bir kedinin hırıldamasının annesine yönelik bir çeşit "Ben buradayım" ya da "Ben iyiyim" mesajı olmasının yanı sıra anne-yavru bağının bir şekli olduğu düşünülüyor. Ancak kedi büyüdüğünde de bu davranışı sürdürüyor. Kedigillerin bazı başka türlerinde de hırıldama davranışına rastlanıyor.

Kaynak: MEB EĞİTİM TAKVİMİ

Geliştirilen Bir Teknolojiyle Covid Varyantlarına Karşı “Ultra Güçlü” Antikor Keşfedildi

Geliştirilen Bir Teknolojiyle Covid Varyantlarına Karşı “Ultra Güçlü” Antikor Keşfedildi

Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi’nde geliştirilen bir teknoloji, delta varyantı da dahil olmak üzere COVID-19’dan sorumlu virüs olan SARS-CoV-2’nin birden fazla varyantına karşı “ultra güçlü” bir monoklonal antikorun keşfedilmesine yol açtı.


Araştırmacılar, Cell Reports dergisinde bildirdiğine göre, LIBRA-seq adı verilen teknoloji, SARS-CoV-2’yi nötralize edebilen antikorların keşfini hızlandırmaya yardımcı oldu. 

Ayrıca araştırmacıların, henüz insan hastalığına neden olmayan, ancak bunu yapma potansiyeli yüksek olan diğer virüslere karşı antikorları taramasını sağlar.

Ivelin Georgiev, “Bu, gelecekteki salgınlara karşı proaktif bir şekilde potansiyel terapötik repertuar oluşturmanın bir yoludur” dedi.

Patoloji, Mikrobiyoloji ve İmmünoloji ve Bilgisayar Bilimi doçenti ve Vanderbilt Aşı Merkezi’nin bir üyesi olan Georgiev, “Patojenler gelişmeye devam ediyor ve biz temelde yakalamaca oynuyoruz” dedi.

COVID-19’un tekrarlanmasını veya “gelecekte daha kötü bir şeyin olmasını” önlemek için gelecekteki salgınları ortaya çıkmadan önce öngören daha proaktif bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu söyledi.

Araştırmacılar, COVID-19’dan iyileşen bir hastadan SARS-CoV-2’ye karşı “güçlü nötralizasyon gösteren” bir monoklonal antikorun izolasyonunu anlatıyor. Ayrıca, pandemiyi kontrol etme çabalarını yavaşlatan virüsün türevlerine karşı da etkilidir.

Antikor, onu COVID-19’u tedavi etmek için yaygın olarak kullanılan diğer monoklonal antikorlardan ayıran yaygın olmayan genetik ve yapısal özelliklere sahiptir. 

Buradaki düşünce, SARS-CoV-2’nin daha önce “görmediği” bir antikordan kaçmak için mutasyona uğrama olasılığının daha düşük olacağıdır.

LIBRA-seq, Ian Setliff ve Andrea Shiakolas tarafından geliştirilmiştir. Bu, sıralama yoluyla B-hücresi Reseptörünün Antijen Spesifikliğine Bağlanması anlamına gelir. 

Setliff, antikorların genetik dizilerini ve spesifik viral antijenlerin kimliklerini, antikorların tanıdığı ve saldırdığı protein belirteçlerinin eş zamanlı ve yüksek verimli bir şekilde haritasını çıkarıp çıkaramayacağını merak etti. 

Amaç, belirli bir viral antijene odaklanacak antikorları tanımlamanın daha hızlı bir yolunu bulmaktı.

Georgiev, Setliff’in fikrini teste tabi tuttu ve işe yaradı.

Georgiev, “Üç veya dört yıl önce şu anda olduğumuz hızda ilerlemek imkansız olurdu” dedi. “Konu monoklonal antikor keşfi ve aşı geliştirme olduğunda çok kısa bir süre içinde çok şey değişti.”

Kaybedecek vakit yok. “Virüse yeterince zaman verirsek,” dedi, “ortaya çıkacak başka varyantlar olacak”, bunlardan bir veya daha fazlası mevcut aşılardan kaçınarak delta varyantından bile daha kötü olabilir.

Georgiev, “İşte bu yüzden mümkün olduğunca çok seçeneğe sahip olmanız gerekiyor” dedi. 

 https://www.bizsiziz.com/gelistirilen-bir-teknolojiyle-covid-varyantlarina-karsi-ultra-guclu-antikor-kesfedildi/

22 Eylül 2021 Çarşamba

Prof.Dr.Atila Yüksel'in "Metamorfoz:  Akademide Üç Kere Doğmak" Makalesi Üzerine Analizim

Yüksel, akademik analizinde bilim felsefesi ile tasavvuf felsefesini harmanlayarak gerçek anlamda akademisyenliğe ulaşmayı analiz etmiştir. Bu noktada hem kendi gelişimimi değerlendirerek öz değerlendirmeme katkıda bulunmuş ve genel olarak akademisyenlik mesleğine ve bilim dünyasına farklı bir açıdan bakmamı sağlamıştır.

Her şey değişim içindedir. Yenilik ve değişim bilimsel ilerlemenin de yoludur. Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza dek kalmaz. Bu yüzden de Herakleitos’un dediği gibi  “Aynı ırmağa iki kez giremeyiz.” Çünkü ikinci kez ırmağa girdiğimde ben de değişmiş olurum, ırmak da.

Hakikate ulaşırken ilim insanı adeta bir başkalaşım içerisine girer. Tüm benliğiyle, ruhuyla frekansı yükselir. Yüksel’in de belirttiği gibi bu, Tasavvuftaki nefsin mertebelerine benzer. İlkin sadece yükselme hırsına sahip, “yayın olsun da nasıl olursa olsun” felsefesiyle hareket eden, hep “ben”, hep” ben” diye gözünü hırs bürümüşken hatta haksız rekabet eden biriyken yani aşağı mertebedeyken bir “aydınlanma” geçirip bu kişinin kendi yaşam olaylarından da kaynaklanabilir veya kendiliğinden gerçekliği görmeye başlayabilir ve kişide değişim başlar. Böylece “biz” anlayışına sahip, topluma faydalı olma ilkesiyle hareket eden, ulvi duygularla bilim yapan gerçekten topluma faydalı olacak, bilim dünyasına yeni bir ses yeni bir anlayış getirecek veya gerçekten katkı sağlayacak eserler üreten “ulvi” yüksek mertebeye ulaşmış bir insan haline gelebilir. Artık kişinin yegane amacı bilim dünyasına faydalı olmaktır. Kişi, artık benliğini saran olumsuz duygulardan arınmış ve yüksek mertebeden bakan esaretten kurtulmuş bir bilinçle hareket edecektir. Adeta ruhu özgürleşmiştir. Akademik baskılar, klişeler, haksız rekabetler umurunda değildir. Yüksel, bu noktada Mevlana’nın anlamlı, güzel sözüne yer vermiştir. “İnsan, önce düşünmeyi öğrenir, sonra kalıplar içinde düşünmeyi ve en sonunda sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrenir.”

Akademik zirveye ulaşmak noktasında üç kere doğuş yani üç bilinç hali söz konusu olacaktır. İlki daha önce de bahsettiğim en aşağı mertebe güç, statü peşinde koşma ilk bilinç hali. İkincisi uyanma, aydınlanma hali. Üçüncü bilinç hali de en üst mertebeye ulaştıran var etme, yaratmayla ilgili derin bilinç halidir. 

Umulur ki artık sosyal bilim insanları silkelenip uyanmalı, “aydınlanmalı”. Baki olanın kişinin ardında bıraktığı eserler olduğu unutulmamalı. Gerçekten bilim yapmak isteyen insanlara ket vurulmamalı. Kendi deneyimlediğim ve çevremde gördüklerime göre de kendi analizim “hakiki” bilim yapan çok az insan var. Ve aşağı mertebedeki insanlar gerçekten bilim yapmak isteyen insanların sesini kısmak için ellerinden geleni yapıyorlar. “Aydınlanmış” bilim insanlarının el ele olduğu, kendileriyle birlikle insanlığı “yükselten” bir dünyanın olması dileklerimle sayın Prof.Dr.Atila Yüksel’i de kaleme aldığı bilim dünyasına gerçekten faydalı bu eseri için de tebrik ediyorum.  

Makaleyi okumak isterseniz linke tıklayınız:

https://dergipark.org.tr/tr/pub/soid/issue/64503/979713

19 Eylül 2021 Pazar

Bir insanın değeri bayağı kesire benzer: Pay gerçek değerini gösterir, payda kendisini ne zannettiğini. Paydanın değeri arttıkça kesrin değeri azalır. 

                                                                                                      Tolstoy 

15 Eylül 2021 Çarşamba

Kemankeş olmak isteyene üstadı, ok ve yayı teslim ederken kulağına da “Kemankeş Sırrı”nı fısıldardı. Okçular dışında kimseye fısıldanmayan bu sır, Osmanlı’yla birlikte yaşadı. Osmanlı ifna olunca sır da ifşa oldu. O sır Enfal Suresi’nin 17. Ayetiydi:  Attığın zaman onu sen atmadın. Allah attı.”

                                                                                                    Tarih Arşivi

14 Eylül 2021 Salı

 

İnsan önce düşünmeyi öğrenir, sonra kalıplar içinde düşünmeyi ve en sonunda sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrenir” 

                                                                                                             MEVLANA

12 Eylül 2021 Pazar

 ABD’de COVİD-19 BAĞLAMINDA TIBBİ IRKÇILIK

ABD'nin en büyük 9 şehri üzerinde yapılan bir araştırmada, Columbia Üniversitesi Mailman Halk Sağlığı Okulu'ndaki araştırmacılar, mahalleler arasında COVID-19 aşılama oranlarında katı ırksal, etnik ve sosyoekonomik eşitsizlikler buldu. Çalışma, aşılamanın yüksek olduğu mahallelerde daha fazla beyaz sakin, daha az renkli insan, daha yüksek gelir ve daha düşük yoksulluk oranları olduğunu gösterdi. Bu aşılamanın yüksek olduğu mahallelerde daha düşük tarihsel COVID-19 ölüm oranları varken, hayat kurtaran aşıların pandemi tarafından en çok etkilenen bölgelere ulaşmak için yavaş olduğunu gösteren veriler mevcuttur.  Bulgular çevrimiçi olarak JAMA Health Forum'da yayınlanmıştır.

Araştırmacılar, toplam nüfusu 40,8 milyon olan ABD'nin en büyük 9 şehrinde aşılamadaki eşitsizlikleri analiz etti. Analizin araştırma konusu olana şehirler şu şekildedir: New York, Los Angeles, Chicago, Houston, Phoenix, Philadelphia, San Antonio, San Diego ve Dallas.

Eyalet ve yerel sağlık otoritelerinden alınan COVID-19 aşısı ve ölüm oranlarına ilişkin verileri kullanan araştırmacılar, mahalleleri aşılama oranlarına göre dört gruba ayırdı ve bunu yetişkinlerin en az bir dozla oranı olarak tanımladılar. En düşük aşı grubundaki mahalleler, en yüksek aşı grubundakilerin aşılama oranının yarısından daha azına sahipti (yüzde 28'e karşı yüzde 60).

Eşitsizlikleri değerlendirmek için araştırmacılar daha sonra bu mahalleleri Amerikan Toplum Araştırması'ndan alınan sosyodemografik verilerle ilişkilendirdi. Irk farklılıkları özellikle büyüktü: en düşük aşı yapılan mahallelerde nüfusun yüzde 25'i Siyah ve yüzde 52'si beyazken, en yüksek aşı yapılan mahallelerde nüfusun sadece yüzde 6'sı Siyah ve yüzde 70'i beyazdı. Gelire göre de büyük farklılıklar vardı: ortalama düşük aşılı mahalle, ortalama yüksek aşılı mahallenin ortalama gelirinin yarısına ve yoksulluk oranının iki katından fazlasına sahipti.

Araştırmacılar daha sonra, tarihsel Covid-19 ölüm oranlarıyla ölçüldüğü üzere, aşıların en çok etkilenen bölgelerdeki insanlara gidip gitmediğini incelediler. Columbia Mailman School of Sağlık Politikası ve Yönetimi yardımcı doçenti Adam Sacarny, "En yüksek ölüm oranlarına sahip 209 mahalle, tarihi Covid-19 ölümlerinin yarısını oluşturuyor, ancak aşıların yalnızca yüzde 26'sını almaya devam ettiler" dedi. Halk Sağlığı. "Bu bulgu özellikle endişe verici çünkü Covid-19'un en büyük yükünü taşıyan yerlerin pandeminin gelecekteki zararlarını önlemek için aynı oranda aşılanmadığını gösteriyor."

Bu bulguları açıklamak için araştırmacılar, bu eşitsizliklerin, özellikle marjinal topluluklarda, halk sağlığına yetersiz yatırım bağlamında meydana geldiğini belirtiyorlar. Columbia Halk Sağlığı Sağlık Politikası ve Yönetimi bölümünde yardımcı doçent olan Jamie Daw, "Salgın öncesi sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikleri yansıtıyorlar" dedi. "Ayrıca, birçok beyaz olmayan insan tarafından hissedilen tıbbi sistemdeki meşru güvensizliğin altında yatan tıbbi ırkçılıktan ayırmak da zor."

Sacarny, "Bulgularımız, şehirlerin aşı eşitsizliklerini ele almak için bir fırsatı ve acil ihtiyacı olduğunu gösteriyor" dedi.

Bilimsel olarak ortaya konan bu tıbbi yardım eşitsizliğinin bir an evvel önüne geçilebilmesi için sivil toplum örgütlerinin harekete geçmesi kanaatindeyim. Yoksa tıbbi ırkçılık meşrulaştırılmış olacak ve pandeminin gelecekteki zararlarını önlemek noktasında çok daha büyük olumsuz geri dönüş yaşanabilir ve tüm ülke için tehdit edici bir durum ortaya çıkabilir.

Yararlanılan Kaynak:

https://www.sciencedaily.com/releases/2021/09/210908062553.htm

NOBEL ÖDÜLLÜ TÜRK BİLİM ADAMI: Prof.Dr.Aziz Sancar bir konuşmasında gençlere öğüt veriyor!

“Ben Müslüman’ım ve Müslüman olarak doğmaktan ve Müslüman olmaktan gurur duyuyorum. İslam ülkelerinin bilimden uzak kalmalarının sebebi KURAN’dan uzaklaşmasıdır. Ben Türkiye’deki günlük politik çekişmeleri takip edersem üzüntümden çalışamam.

Gençlere tavsiyem bu tür kavgalara girmeyin.

Bütün enerjinizi işinize verin.

Bilim öğrenmeye çalışın.

Günlük dedikodularla, politikalarla uğraşmayın”

11 Eylül 2021 Cumartesi

RASULULLAH ﷺ İN SEMASINDA PARLAYAN YILDIZLARDAN;

İKİ KULAKLI: HZ. ENES B. MALİK R.A...

 

Nübüvvetin 3 senesinde Medine'de doğan Enes B. Malik annesi Ümmü Süleym vesilesiyle Müslüman olmuştur.

Babası Malik 9 yaşındaki oğlu Enes'in kelime-i şehadeti annesinden sonra tekrar ettiğini duyunca ailesini terk ederek Şam'a gitmiştir. Efendimiz ﷺ Medine'ye hicret edince Ensar Rasulullah ﷺ i ziyaret etmiş ve hediyeler sunmuşlardı. Ümmü Süleym hediyesini belirlemiş Meryem'in annesi Hanne gibi çocuğunu hak davada Rasulullah ﷺ e hizmetkâr olsun diye adamak istemişti.

Hz. Peygamber ﷺ in yanına gelmiş ve şöyle söylemişti:

 

"Ya Rasulullah ﷺ herkes sana bir hediye sundu benim sana sunacağım bir hediyem yok.

Ben de canımdan bir parça olan bu oğlumu San'aa hizmet etmesi için getirdim.

Onu benden kabul buyur ve ona duâ et".

Rasulullah ﷺ bu hediyeden çok memnun olur ve kabul ederek Enes'e dua eder:

"Allah'ım sen onun malını ve neslini çoğalt ve ona bereket ihsan et".

Bu da öyle bir kabul olur ki 97 yaşına varan Enes B. Malik vefatına yakın şöyle demiştir:

"Efendimiz ﷺ bu duâyı bana yaptıktan sonra ben neslimden tam 125 kişiyi gördüm ve onların büyük bir kısmını kendi ellerimle defnettim. Herkes bahçesinden bir mahsül alırken ben her sene iki mahsül aldım".

Efendimiz ﷺ talebesi olan Enes'e ya "Ey yavrucuğum" ya da "Ey Enes'cik" diye hitap ederdi .

Bazen de onunla şakalaşır ve iki kulaklı derdi. Bu söz hem şaka hem de bir mesaj içerirdi. Hocasını dinlemesi gerektiği ona böyle beyan edilirdi. Ancak dinleyen talip olabilir ilimde mesafe kat edebilirdi. Efendimiz ﷺ in vefatına kadar Rasulullahﷺ in rahle-i tedrisatında olan küçük hizmetkâr 

 

Enes B. Malik büyük bir ilim elde etmiştir. Rasulullah ﷺ in vefatından sonra o kutlu atmosferden bizlere 2286 hadis rivayet etmiştir.

Din binasının teşekkülünde o küçük hizmetkar hizmeti çok büyüktür.

 

İlimle meşgul olurken cihad meydanlarından geri durmamış İran fetihlerine katılmıştır. Tüster kalesinin fethinde Sasanilerin bir taktiği olan kızgın bir demirin ucuna yapılan kancaya takılmış ve şehit edilmek üzere yukarı çekilirken abisi Bera Bin Malik tarafından kurtarılmıştır.

Hicri 90 Miladi 709 yılında 97 yaşında bugün Irak sınırları içerisinde kalan Basra'da vefat etmiştir...

 

HZ. ENES R.A HAYATINDAN MESAJLAR...

 Adandığın kapının değer ve kıymetini iyice kavra ki oraların şükrünü hakkıyla eda edebilesin.

 Muallimlerine karşı derin bir sevgi ve sevdayı kalbinde besle ki O'nların adımlarına adımını yaklaştırabilesin...

Kaynak: Hayatu's Sahabe

8 Eylül 2021 Çarşamba

Bazen Şarkılar Zihnimizde Neden Sürekli Tekrar Eder?

Dinlenen bir melodinin daha sonra zihinde canlandırılabilmesi insanlara has bir yetenek.

Ancak istemsiz olarak da ortaya çıkabilen bu durum zaman zaman rahatsız edici olabiliyor. İnsanların neredeyse tamamının haftada en az bir kere yaşadığı bu durumun nedeni hakkında ise yeterli bilimsel bir açıklama yok.

Bir melodi duyduğumuzda beynin işitmeden sorumlu bölgesi etkinleşir. Melodiyi zihnimizde canlandırdığımızda da, işitsel bir dış uyarıcı olmamasına rağmen, beynin aynı bölgesi etkinleşir. Ayrıca araştırmalar içine sessiz bir bölüm yerleştirilen şarkı dinletilen katılımcıların beyinlerinde, işitmeden sorumlu bölgenin şarkı ara verdiğinde de etkin olduğunu gösteriyor. Yani beynimiz şarkıyı duymaya devam ediyormuşuz gibi davranıyor. Bu nedenle beyinde işitsel verilerin değerlendirildiği bölge ile bellek, özellikle de kısa süreli bellek arasında bir bağlantı olduğu düşünülüyor. Kısa süreli bellek, duyu organlarından gelen bilgilerin beyinde kısa süreli olarak depolandığı bölümdür. Kısa süreli bellekten sonra bilgiler unutulabilir ya da uzun süreli belleği oluşturabilir. Aklımıza takılan şarkıların kısa süreli bellekte depolanan diğer bilgilere göre daha fazla kaldığı düşünülüyor. Genellikle yakın zamanda dinlediğimiz şarkıların kısa bir bölümünün aklımıza takılması ise bu görüşü destekliyor.

 https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/bazen-sarkilar-zihnimizde-neden-surekli-tekrar-eder

Jetlag Nedir?

 

Zaman dilimi değişikliği sendromu veya zaman uyumsuzluğu olarak da bilinen Jet gecikmesi, insanlar zaman dilimi boyunca hızlı bir şekilde seyahat ettiklerinde veya örneğin uydurma çalışmaları nedeniyle uykuları bozulduğunda meydana gelir.

 

Nasıl korunabilirim? 

 

Yerel saatin başlarında gelen uçuşları seçerek akşam saat 10.00 civarında uyumayı hedefleyebilirsiniz. Doğuya doğru uzun bir uçuş için hazırlık yaparak, birkaç gün önce erken kalkıp yatağa girerek ve batıya doğru bir uçuş için kalkıp sonra yatağa girerek alıştırma yaparak.

Kaynak: Bilim Otağ

Unutkanlık, yaşlılık dışında, sürekli stresten, hareketsizlikten, yetersiz su içmekten, dengesiz beslenmekten ve düşünmemek, okumamak, öğrenmemek, insanlarla konuşmamak gibi yollarla beyni az kullanmaktan kaynaklanır daha çok. Kuşlar gibi cıvıl cıvıl yaşayan bir insanda unutkanlık kolay kolay gelişmez. Beyninizi güçlendirmek amacıyla Dr. Muhammed Bozdağ'ın Zihinsel Şifa kitabınıı okuyabilirsiniz. Gerçekten çok faydalı bir kitap.

Truth -> Hakikat

Reality -> Gerçek

Hakikat tektir, herkesin kendi gerçeği vardır

7 Eylül 2021 Salı

Delta Etkisi: Yaş Grubu Değişti! Koronavirüs Artık En Çok Onları Hedef Alıyor

Dünya yaklaşık 2 yıldır koronavirüs ile yatıp koronavirüs ile kalkıyor. 4 milyondan fazla cana mal olan virüs son dönemde varyantlar ile gündemde.

Bu varyantlardan en dikkat çekeni ise DSÖ’nün ‘endişe verici’ olarak sınıflandırdığı Delta. Zira Delta dünya genelindeki vak artışının an nedeni olarak gösteriliyor.

Bilim dünyası son dönemde neredeyse tüm mesaisini bu varyantı anlamaya ayırmış durumda. Delta ile ilgili araştırmalar sürerken ABD’den hayli korkutucu bir açıklama geldi.

Nebraska Üniversitesi Tıp Merkezi’ndeki Küresel Sağlık Güvenliği Merkezi’nin eş direktörü Dr. James Lawler, ezber bozan açıklamalarda bulundu.

YAŞ GRUBU DEĞİŞTİ!

Koronavirüsten en çok etkilenen yaş grubunun değiştiğine dikkat çeken Lawler, ’30’lu yaşlarındaki yetişkinler için hastaneye yatış oranları rekor seviyelere ulaştı’ dedi.

Bu değişimi ‘Delta etkisi’ olarak açıklayan Lawler, ‘Bu artık sadece aşısızların pandemisi değil… Gençlerin de pandemisi’ ifadelerini kullandı.

Ayrıntılar: 

https://covid19.tabipacademy.com/2021/09/06/delta-etkisi-yas-grubu-degisti-koronavirus-artik-en-cok-onlari-hedef-aliyor/

4 Eylül 2021 Cumartesi

 Güzelliğin en güzel hali:Sadelikle kendin olabilmek

“Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.”
Leonardo da Vinci

Sade olmak. Sadece olmak. Olduğumuz gibi olabilmek, allayıp pullamadan, beğendirmeye çalışmadan, kendimiz dışında olanlara odaklanmadan, sadece olduğumuz gibi, yani tam anlamıyla ben olabilmek… Sade olmak, bugün sizlerle birlikte çok basit olan ve günümüz dünyasında bir o kadar da çok unutulmuş olan “sade” olmak kavramına bakalım istiyorum…

Neden unuttuk sade olmayı? Veya nerede unuttuk? Tam olarak hayatlarımızda ne değişti ve biz o diğerlerinin “like” edecekleri (!) insan olmak ister hale geldik? Bir dakika bile “gerçek” olanına bakmadan, o şeyin fotoğrafını çekip de sosyal medyada çektiğimiz haline baka baka saatler geçirebilir hale geldik? Ne zaman canım ağacın yeşilini beğenmez olduk da, onu bir de yaratılmış olandan öte teknolojik olanla değiştirir, yeşil tonunu bile olduğu gibi bırakamaz hale geldik? Ne zaman bize bahşedilmiş bu güzelliği, bu yeşilliği, bu varlığı, bu bir dilim ekmeğin kokusunu, bu bir kahvenin kırk yıllık hatırını unuttuk da, o sadeliği unutuverdik de, telefonların, ekranların, aplikasyonların ve aslında dokunamadığımız hayatların içinde yaşar olduk? Ne zaman bu kadar elimizi kolumuzu bağladı, sadelikten uzaklaştırdı bizi hayat?

Ve bizler hiç anlamadan, bakkaldan sakız almaya giderken duyduğumuz o çocuk heyecanının yerine küçücük bir cep telefonu ekranında oynayacağımız, sözlerimizi adeta kör eden oyunları koyduk? Bizler ne zaman leblebi tozunu, yaz akşamlarında yerden yüksek oynamanın hoşnutluğunu, Tarkan’ın ilk şarkıları hakkında uzun sohbetler yapmayı, sonra Kenan Doğulu’nun ilk imajını sevgiyle hatırlamayı, bir de üzerine parmaklarımızla kaset sarmak kavramını “ne günlerdi” diye yad edebilmenin güzelliklerini bir kenara bıraktık da, Instagram fotoğraflarından kendimize hiç de kendimiz olmayan bir hayat kurduk!

Neden sadece olduğumuz gibi olmak bize yetmez oldu? Kat kat rujlara, deli makyajlara ihtiyaç duyduk kendimizi ifade etmek için? O da yetmedi, üzerine ne mi yaptık? Dudaklarımız yetmedi, beğenmedik, nasıl yaratıldığımızı irdeledik, sağlığımız gerektirmese de biz, sırf o dudaklar bir başkası tarafından daha çok beğenilsin diye bıçak altına yatar olduk… Ne zaman sahip olduğumuz sade güzelliğimiz başka ellerle oldurulan o muhteşem güzellik rüyasına yenildi? Ve bizler ne zaman olduğumuz gibi olmayı, olduğumuz gibi gülmeyi, olduğumuz gibi uyanmayı, olduğumuz gibi sevmeyi, olduğumuz gibi ağlamayı unuttuk da hep ama hep o çok önemli olan profil fotoğraflarımızda hayatımızdan hiç olmadığımız kadar hoşnut gözükenler olduk?

https://www.uplifers.com/guzelligin-en-guzel-hali-sadelikle-kendin-olabilmek/#ixzz75WaBMiO3

 HAYATIN SIRRI


-Ufak şeylerden zevk alabilmek
-Lüks yerine zarafet aramak
-Saygı görmek yerine, değerli olmak
-Zenginlik yerine, kimseye muhtaç olmamak
-Sıkı çalışmak
-Sessizce düşünmek, dürüst konuşmak
-Yıldızları,kuşları,bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek

W.E.Channing

Mutlu bir hayatın kapısını açabilmeniz dileğiyle güzel ve sağlıklı bir hafta sonu dilerim..

MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİNİN UYGULANMASINA DAİR ÇOK ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME -2:


20 Haziran 2021 tarihli ve 31517 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan mevzuat değişiklikleri uyarınca; ilanı veya duyurusu 19 Ağustos 2021 ve sonrasında yapılan ihalelerde aday veya isteklilerin yönetimindeki görevliler ile ilgisine göre, ortaklarına/üyelerine/kurucularına ilişkin bilgiler EKAP üzerinden temin edilecektir.

Bu çerçevede, anılan bilgilerin EKAP’a kayıt edilmesine ilişkin olarak;

Ø EKAP’a kayıtlı gerçek veya tüzel kişilerin kendileri, ilgisine göre ortakları ve ortaklık oranları (halka arz edilen hisseler hariç)/üyeleri/kurucuları, teklif veya başvuru mektubu ya da sözleşme imzalamaya ve sözleşmenin yürütülmesi konusunda temsile yetkili yönetimindeki görevlileri ile vekil veya temsilcilerine ilişkin ad, soyad, unvan ve işletme adı ile kimlik numarası bilgilerini EKAP’a kaydetmeleri ve son başvuru veya ihale tarihinden ve sözleşme imzalamadan önce güncellemeleri,

Ø Anonim şirketlerin (tek ortaklı şirketler hariç), ortaklar ve ortaklık oranlarının kaydı kapsamında beyan edilen kişilere ilişkin pay defteri ile dayanağı yönetim kurulu karar defterinin ilgili kısımlarının da taranarak EKAP’a yüklenmesi,

Ø Yerli aday ve isteklilerin kayıt işlemleri kapsamında kullanılacak olan MERSİS numaralarının, şubeler dahil, eksiksiz şekilde beyan edilerek onaylanması, gerekmektedir.

20 Temmuz 2021 tarihinden itibaren;

Ø EKAP’a kayıt olacak T.C. Kanunlarına Göre Kurulmuş Tüzel Kişilik protokollerinin ekinde, protokolü imzalayan ve protokolde imza yetkilisi olarak belirtilen kişilere ait yetki belgesi olarak Elektronik Kamu Alımları Platformu ( EKAP) üzerinden, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve ilgili diğer yasalar gereğince gerçekleştirilecek tüm iş ve işlemlerde sınırsız olarak (konu kısıtlaması, parasal sınırlama ve yetki sınırlaması olmaksızın), münferiden işlem gerçekleştirmeye yönelik yetkiyi içerecek şekilde hazırlanmış, Ticaret Sicil Tasdiknamesi veya Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile noter onaylı imza beyannamesinin sunulması gerekmektedir.

Ø Bu tarihten sonra imza sirküleri, imza yetkilisi yetki belgesi olarak kabul edilmeyecektir.

İdare ve/veya İstekli sıfatıyla yapılacak işlemlerde yukarıdaki hususlara dikkat edilmesi son derece önemlidir.

Kaynak: Linkedin-(Simdata Danışmanlık)

MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİNİN UYGULANMASINA DAİR ÇOK ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME -1:

Kamu ihale mevzuatında değişiklik yapan Yönetmelik ve Tebliğler, 20 Haziran 2021 tarihli ve 31517 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve tamamı yürürlüğe girmiştir.

Yapılan değişiklikler ile;

Ø Yeterlik kriteri olarak düzenlenen belgelere idari şartnamelerin ihaleye katılabilmek için gereken belgeler ve yeterlik kriterleri başlıklı maddelerinde yer verilmedikçe tekliflerin değerlendirilmesinde yeterlik kriteri olarak dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Ø Hizmet alımı ihalelerinde iş deneyimini göstermek üzere gerçek kişilere veya iş deneyim belgesi düzenlemeye yetkili olmayan her türlü kurum ve kuruluşa gerçekleştirilen işler kapsamında, sözleşmenin damga vergisinin ödendiğine ilişkin belgelerin de sözleşmeyle birlikte sunulması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Ø Hizmet alımı ihalelerinde sözleşme tasarısının cezalara ilişkin maddesi yeniden düzenlenerek, asgari ceza oranından daha yüksek nispette ceza uygulanabilecek hallerin sayılabilmesine imkan tanınmıştır.

Ø Hizmet alımı ihalelerinde tip idari şartnamelerin teklif fiyata dahil olan giderler başlıklı maddelerinde yapılan değişiklik ile, sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince ödenecek her türlü vergi, resim, harç ile ulaşım ve sigorta giderlerinin teklif fiyata dahil olan giderler kapsamında olduğu belirtilmiştir.

Ø İtirazen şikayet başvurularının EKAP üzerinden e-imza kullanılarak (e-itirazen şikayet) yapılabilmesi ile elden veya posta yoluyla yapılan şikayet ve itirazen şikayet başvurularının da kolaylaştırılması yönünde düzenlemeler getirilmiştir.

Ø Anonim şirketlerde (tek ortaklı şirketler hariç) ortaklar ve ortaklık oranlarının kaydı kapsamında, beyan edilen kişilere ilişkin pay defteri ile dayanağı yönetim kurulu karar defterinin ilgili kısımlarının, şirket niteliğinde olmayan tüzel kişilerde ise üyelerin veya kurucuların kaydı kapsamında Ticaret Sicil Gazetelerinde yer almayan bilgileri içeren belgelerin ilgili kısımlarının da taranarak EKAP’a yüklenmesi yönünde değişiklik yapılmıştır.

Ø Aday veya isteklilerin yönetimindeki görevliler ile ortaklarına/üyelerine/kurucularına ilişkin bilgi ve belgelerin EKAP ve MERSİS üzerinden aktarılması ile her ihalede ayrı ayrı bilgi/belge sunulmasının yahut beyan edilmesinin önüne geçilerek gerekli verilerin idarelerce EKAP’tan temin edilebilme
si öngörülmüştür.

Ø Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtlarının esas alınması gerekliliğine yönelik Türk Ticaret Kanunu değişikliği kapsamında ihaleye katılım aşamasında istenen imza sirküleri kaldırılmıştır.

Kaynak: Linkedin-(Simdata Danışmanlık)

2 Eylül 2021 Perşembe

HarvardÜniversitesi: Orman Yangınları Covid-19’un Ölümcüllük Düzeyini Artırıyor

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu dünyanın dört bir yanındaki ülke son birkaç aydır şiddetli orman yangınlarından etkilendi. ABD’de yapılan yeni bir çalışma, orman yangınlarının Covid-19 salgını sırasında görülen dalgalanmalarda büyük bir role sahip olduğunu ortaya koydu. Harvard Üniversitesi’nden araştırmacılar, alevlerden çıkan küçük parçacıkların solunmasından kaynaklanan akciğer hasarının Covid-19’a yakalanma ve enfeksiyondan ölme olasılığını artırdığını buldu. Uzmanlar, orman yangınlarından yaklaşık bir ay sonra yeni vakalarda yaklaşık yüzde 12, ölümlerde ise yüzde 9 artış buldu.

Ayrıntılar:

https://covid19.tabipacademy.com/2021/08/17/harvard-universitesi-orman-yanginlari-covid-19un-olumculluk-duzeyini-artiriyor/

Günün Ayeti:

Allah doğru yolda gidenlerin hidayetlerini arttırır.(19\Meryem\76)

Günün Hadisi:

Bir Müslümanın Müslüman kardeşiyle 3 günden fazla küs durması helal olmaz.

Günün Duası:

''Rabbimiz! Geçmiş için manasız üzülmekten, gelecek için lüzumsuz kaygılanmaktan, bizi muhafaza eyle! Bu günümüzü dünlerin hüzünlerine ve yarınların endişelerine galip getirme! Bu günümüzü deli dolu değil, dolu dolu yaşamayı nasip eyle!'' Amin

http://arapcaegitimi.com/

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...