HALKIN YÜZDE 71’İ SAĞLIKLI
OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
Siemens Healthineers Türkiye,
ülkedeki sağlık farkındalığını ölçen ve kamuoyunun sağlık gündemine ışık tutan
‘Sağlık Okuryazarlığı Araştırma Raporu’nu yayınladı. Bireylerin sağlık algısı,
alışkanlıkları ve farkındalıklarını ortaya koyan rapora göre Türkiye’de
insanların yüzde 71’i sağlıklı olduğunu düşünüyor. Koruyucu sağlık hizmetleri
ve kronik hastalık farkındalığının oldukça düşük seviyede olduğunu ortaya koyan
araştırma, halkın tercih ettiği ilk sağlık kurumunun devlet hastaneleri
olduğunu gösteriyor.
Sağlık teknolojisinin öncü şirketlerinden Siemens Healthineers
Türkiye, ülkedeki sağlık okuryazarlığını ölçen bir araştırma gerçekleştirdi.
2022’nin Şubat ve Mart aylarında Türkiye’nin 26 ilinde yürütülen araştırma,
ülkenin genel temsiliyeti gözetilerek yapıldı. Bireylerin hastane tercihi,
yaşam tarzı, hastalıklar, koruyucu sağlık hizmetleri kullanımı, sağlık
bilgisine erişim, gelecek beklentileri hakkındaki değerlendirmelerini
raporlayan araştırmanın sonuçları Siemens Healthineers Türkiye Görüntülemeden Sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert ve Laboratuvar ve İnovasyondan Sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin ile Siemens Healthineers Bilkent Ankara
Şehir Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Filiz Akbıyık ve İstanbul Tıp
Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Dursun’un
katılımıyla düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı.
Sağlıklıyım diyenlerin oranı
yüzde 71
Sağlık Okuryazarlığı Raporu’na göre Türkiye’de kendini sağlıklı
görenlerin oranı yüzde 71 olurken, düşük eğitim düzeyi kırılımında bu oran
yüzde 54’e kadar geriledi. Araştırmaya göre bireylerin öncelikli tercihi devlet
hastanesinden yana; yüzde 61’lik bir kesimin ilk tercihi devlet hastanesi
olurken, bunu yüzde 22 ile özel hastaneler izledi. Tercih dağılımında üniversite
hastanelerinin yüzde 8, sağlık ocaklarının ise yüzde 9’luk paylara sahip
oldukları görüldü.
Yüzde 84 hiç check-up
yaptırmamış, mamografi çektirmeyenlerin oranı yüzde 64
Rapora göre Türkiye’de
koruyucu sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanılmıyor ve kronik
hastalıklarda da farkındalık yeterli seviyede değil. Siemens Healthineers Türkiye
Laboratuvar ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin, basın toplantısında raporun
sonuçları hakkında şu açıklamada bulundu: “Sağlık Okuryazarlığı Araştırmamız
çok sayıda çarpıcı veriyi ortaya koyuyor. Türkiye’de online olarak sağlık
bilgisi araştırma düzeyi yüzde 51 ile OECD* ortalamasının altında olsa da yine
de umut verici bir düzeyde ancak sağlıklı bir toplum için koruyucu sağlık
hizmetlerinin taşıdığı önemin toplum nezdinde anlaşılmamış olduğunu görüyoruz.
Kronik hastalığının farkında olmayanlar yüzde 83 oranında bulunuyor, bu ciddi
bir rakam. Check-up yaptırmayanların oranı da oldukça yüksek ve bu durum erken
tanı ve tedavi için engel teşkil ediyor. Bunların yanı sıra kanser
tedavilerinden haberdar olmayanların yüksek oranda olması, ülke genelindeki
sağlık okuryazarlığı konusunda alınması gereken bir yol olduğuna işaret
ediyor.” Konuşmasında sağlık sektörünün geleceğinde dijital çözümlerin ve yapay
zeka gibi yenilikçi teknolojilerin hem hasta deneyimini hem de sunulan hizmeti
iyileştirmeye devam edeceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Siemens
Healthineers olarak inovatif teknolojilere odaklanarak uzmanların üzerindeki iş
yükünü hafifletmek ve zamanlarını etkili kullanabilmelerini sağlamak amacıyla
sistemler geliştiriyoruz. Laboratuvar diagnostiğinde hastalığa özel çözümlere
daha fazla odaklanıyoruz. Geliştirdiğimiz testlerle hekimlere daha spesifik
araçlar sağlayabiliyor; değerlendirmelerini daha geniş bir perspektiften
yapabilmelerine yardımcı oluyoruz. Sağlık profesyonelleri ile hastalar
arasındaki sınırları kaldıran çözümler ve sağlık verilerinin güvenliği gibi
konularda sürekli gelişme kaydediyoruz.”
Erkekler şekeri, kadınlar
demiri merak ediyor
Kan testi parametrelerinin
de ölçümlendiği araştırma kapsamında katılımcılara, “Yarın kan testi yaptırmak
isterseniz, öncelikle hangi değerlerinizi öğrenmek istersiniz?” sorusu soruldu.
Erkeklerde ilk sırayı yüzde 48 ile şeker alırken, kadınların yüzde 28’i demir
dedi. Siemens Healthineers Bilkent
Ankara Şehir Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Filiz Akbıyık, şu sözleri ifade etti: “Dikkat
çekici sonuçlar sunan bu rapor, hiç tam kan sayımı testi yaptırmayanların
oranının yüzde 26 olduğunu gösteriyor. Ancak, tam kan sayımı testi, birçok
hastalığın erken teşhisi için çok önemli. Sağlığımızı korumamız ve
güçlendirmemiz için bize gerekli bilgiyi sunan tam kan sayımı testi, en fazla
beş dakika içinde gelecekte yaşayabileceğimiz hastalıklara dair bilgi verir ve
sağlık sorunlarının sebeplerinin analiz edilmesini sağlar.” Prof. Dr. Akbıyık,
test değerlerinde kadınlar için demir, erkekler için ise şeker ölçümlerinin
önde gelmesini ise şöyle yorumladı: “Ülkemizde demir eksikliği kadınlarda
yaygın olarak görülüyor. Demir eksikliği ileri dönemde kalp rahatsızlıklarına,
enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına neden olabiliyor. Anemi tam kan sayımı
testi ile kolayca tespit edilebilir ve altta yatan nedenin belirlenmesi için ek
testler gerekebilir. Bu sebeple tam kan sayımı testi yaptırmak ve anemiyi
tespit etmek pek çok hastalığın erken teşhisinde önemli bir rol oynayabilir.
Burada da yine sağlık kontrollerinin düzenli olarak yaptırılması gerektiğini ve
erken teşhisin önemimi görüyoruz.
Araştırmada erkeklerin yüksek oranda merak ‘’şekeri’’ merak
etmesiyle ilgili olarak da şu yorumu yapabilirim: Ülkemizde erkeklerde diyabet
oranı maalesef yüksek. Kan şekeri yüksekliği; kalp ve damar hastalıkları,
inmeler, görme bozuklukları, böbrek yetmezliği, erkeklerde cinsel bozukluklar,
diyabetik ayak, sinir sistemi hastalıkları gibi birçok hastalığın nedeni.
Diyabet uzun yıllar hastaların fark edebileceği herhangi bir belirti vermeden
sinsice organların hasarına neden olabilmektedir. Dolayısıyla tam kan sayımı
testi yaptırmak bu tür hastalıkların da erken teşhisinde önemli bir rol
oynuyor. Laboratuvarlar testlerinin tanı, tedavi ve hastalığın izlenmesindeki
rolü yanında bireysel olarak hastalık risklerin öngörülmesi, hastalığın
oluşmadan tespit edilebilmesi açısından çok önemli olduğunu göstermektedir.
Belirli aralıklarla yapılacak sağlık taramaları ve check-up programları her yaş
grubu için önem taşıyor.’’
Radyolojide doktora güven tam,
radyasyon dozu bilinmiyor
Araştırmaya katılanların
yüzde 62’si radyoloji hizmetleri ile ilgili bilgileri doktor ya da hemşireden,
yüzde 27’si internetten, yüzde 3’ü ise sosyal medyadan araştırma yaparak
edindiğini belirtti. Cihaz markasına göre radyasyon dozunun değişiklik
gösterdiğini, on kişiden dokuzu bilmiyor. Yüzde 58’lik bir kesim, doz farkı
hakkında bilgilendirildiğinde tercihlerinin değişeceğini belirtiyor. Siemens Healthineers Görüntülemeden
Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert, konuya ilişkin şu açıklamada
bulundu: “Görüntüleme sistemleri, sağlık teknolojisinde geleceğe ışık tutmaya
devam ediyor. Ancak dünyada olduğu gibi ülkemizdeki hastaların da klostrofobi,
yüksek ses, radyasyon veya başka insanların yaşadığı olumsuz deneyimler
nedeniyle MR’dan veya farklı görüntüleme yöntemlerinden çekindiklerini
görebiliyoruz. Günümüzdeki teknoloji, bu konuda hasta konforuna odaklı, daha
yüksek görüntü kalitesi sağlayan çözümler sunuyor. Yeni nesil cihazlar hem
hastalar hem de sağlık profesyonelleri için tüm süreci ciddi ölçüde
rahatlatıyor. Fakat günümüz koşullarında bile sağlık hizmetlerine erişim
konusunda zorluklar olması önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Biz, New
Ambition aşamamızda “Sağlık sektöründe çığır açan yeniliklere öncülük ediyoruz.
Herkes için. Her yerde.” diyerek bakıma erişimi artırmayı temel hedeflerimizden
biri olarak belirliyoruz. Geliştirdiğimiz inovatif çözümler, konvansiyonel
tarayıcılarla ilişkili maliyet ve altyapının yol açtığı zorluklara doğrudan
yanıt vermemizi sağlıyor. Görüntüleme teknolojilerinde düşük radyasyon dozu,
yüksek çözünürlük ve hasta konforu odağında cihazlar geliştiriyoruz. Radyoloji
alanında düşük dozla kullanım olanağı sunan görüntüleme cihazlarına dünya
genelinde erişimi artırmak, üzerinde önemle durduğumuz konular arasında
bulunuyor. Özellikle bilgisayarlı tomografi gibi radyasyon temelli alanlarda ve
pediyatride düşük doz en önemli önceliklerimizden birini oluşturuyor.”
Uzun yıllardır hem dünya
genelinde hem de Türkiye’de meme kanseri farkındalığına yönelik yapılan
çalışmalara rağmen ülkemizdeki, 40 yaş üzeri kadınların yüzde 64’ü hayatında
hiç mamografi çektirmemiş. Bu gruba mamografi çektirmeme nedenleri sorulduğunda
yüzde 76’sının ihtiyaç duymadığını belirttiği görülüyor. Düzenli mamografi
çektirenlerin oranı ise yalnızca yüzde 4. İstanbul
Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Dursun, erken teşhisin önemine dikkat
çektiği konuşmasında şu açıklamada bulundu: “Ülkemizde hekimlere duyulan
güvenin yüksek olduğunu görüyoruz, ancak görüntüleme konusunda yersiz bir
çekince olabiliyor. Erken teşhis hayat kurtarır ve zamanında tedavi,
hastalıkları çok ciddi sorunlara yol açmadan iyileştirebilmek için çok önemli.
Değinmek istediğim bir diğer konu ise raporda mamografi çektirmeyenlerin
oranının yüzde 64 gibi yüksek bir oranda olması ve ‘ihtiyaç duymamanın’
çektirmeme nedeni olarak ilk sırada gelmesi. Meme kanseri, diğer birçok
hastalık gibi erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olan bir hastalık.
Düzenli kontrollerin aksatılmaması çok önemli. Ayrıca araştırma sonucunda
halkımızın dijitalleştiğini görüyoruz: E-nabız kullanım oranı yüzde 86. Oldukça
umut verici bir rakam. Bu veri halkımızın gelecekteki dijital sağlık
teknolojilerin kullanımına hızla uyum sağlayacağını gösteriyor.”
*Kaynak: OECD Health Statistics
2021
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder