"Hayatta en büyük dalgalarla karşılaşabilirsiniz, ama önemli olan bu dalgaların üzerinde durabilmek ve sörf yapabilmektir."
Bethany Hamilton
NİL GÜREL'den Bilimsel Analizler ve Yazılar, Edebi Yazılar, Bazı Gündem Konuları, Çeşitli Araştırma Sonuçları..
KONGRE BİLDİRİ KİTABIMIZ YAYIMLANDI
Değerli Hocam Doç. Dr. Mustafa Sami Mencet'le yaptığımız ve 1st International Media, Culture, Religion Congress(1.Uluslararası Medya, Dijital Kültür ve Din Kongresi)'nde sunduğumuz "Islamic Forms of The New Age on Youtube (Yeni Çağ İnanışların İslamî Formları: Youtube Örneği)" bildiri çalışmamızın ayrıntılı özeti Kongre Bildiriler Kitabında yayımlandı.
Gençlik yılları.. Dalgalı bir deniz.. Kimi zaman elmas gibi parlayan parıltılar üzerinde, kimi zaman kapkara gökyüzünün gölgesi kaplar her yerini.. Hüzünler, sevinçler, hayaller, hayal kırklıkları..
Bir yandan umutlarla yeşerirken kalpler, gelecek kaygısı da bırakmaz zihinleri.. Hayat çekilmez gelir birden, bazen de çocuksu bir neşe, gülüşler, şen kahkahalar.. Gelgitler.. Gelgitler.. Bitmez tükenmez..
Andan geçmişe bakarken gönlümden yazı olup akanlar.. Yazıya dökülüp buluştular sizlerle şimdi..
Bir de geçmişte gençlik yıllarımda, lise bitiminde gölümden akanları paylaşmak isterim sizlerle..
O yıllardan aynaya yansıyan görüntüler, kalan izler, mısralar..
Yaş On Yedi
Güneş ilk ışıklarını yansıtır
Hayat yolunun daha en başıdır
Her yüzde, bakışta bir behcet vardır
Tohumların açtığı ilk zamandır
Çoğu kez bu behcet silinir gider
Karanlıklar kaplar, gündüz yok olur
Denizlerin yeri birden çöl olur
Yaşamın belki de en kötü anıdır
Pembe hayaller hiç bırakmaz olur
Hayat çoğu kez bir düşman sayılır
Akıbette son durağa varmaktır
Hayat yolunu yansıtan aynadır
İşte o yıllardan yansıyan dörtlükler..Bu arada o yıllarda Osmanlıca öğrenmemin, Divan Edebiyatı’na olan ilgimin sözcüklere de yansıması olmuş. Osmanlıca sözcük olan “behcet” kelimesini yani “gülümseme” kullanmışım. Böylece kafiye, hece ölçüsü de bozulmamış hem de duyguyu daha iyi vermiş sanki..
Öyle işte..
Geçen zaman..
Mühim olan anı en iyi şekilde değerlendirmek, güzel şeyler bırakabilmek olsa geriye..
Nasip olursa yine görüşmek üzere,
Hoşça kalın..
Not: Yazım Medium Türkiye Yayın'da yayına alınmıştır:
Hiç
telefonunuzu çıkarıp zil sesi duyduğunuza inandığınız halde hiçbir kısa mesaj,
çağrı veya bildirim bulamadığınız oldu mu? Cevabınız “evet” ise emin olun
yalnız değilsiniz. Genellikle yoğun cep telefonu kullanıcılarıyla
ilişkilendirilen “Hayalet Titreşim Sendromu” yaşıyor olabilirsiniz.
Halüsinasyon
denince bazılarımızın aklına LSD ve diğer uyuşturucu maddelerin gözle görülen
etkileri gelebilir.
Ancak narkotik
maddeler olmadan da neredeyse hemen herkesin deneyimlediği bir halüsinasyon
durumu daha var: Hayalet Titreşim Sendromu
Orijinal adı
“Phantom Vibration”, dilimize ise “Hayalet Titreşim Sendromu” olarak tercüme
edilen kavram,
Kişilerin
telefonları çalmadığı veya bildirim gelmediği halde öyle hissettikleri
durumları ifade ediyor.
Esasen yeni
bir durum değil; hatta gerçek şu ki on seneden fazladır tıp literatüründe var
olan bir tanımlama bu…
Algı
psikolojisi kapsamında araştırılan Hayalet Titreşim Sendromu,
Aslında temel
olarak giysinin cilde sürtünmesi veya kas seğirmesi gibi bir olayın zihin
tarafından yanlış yorumlanmasıyla oraya çıkıyor.
Ancak,
Bir uyaran
olmadığında bile size sanki bir titreşim varmış gibi gelebilir.
İşte burada
aslında dokunsal bir halüsinasyon söz konusudur…
Sendrom Kelimesinin Kökeni
Çok sık
kullandığımız “sendrom” kelimesi dilimize Fransızca’dan
geçmiş,
Amma velakin,
Fransızca’ya
da Antik Yunanca’dan…
Sendrom, “koşmak”
anlamına gelen “dromos” sözcüğünden türemiş.
Tıpkı,
Atların
koştuğu “hipodrom”, bisiklet koşturulan “veledrom” gibi…
Drom
kelimesinin başına eklenen “syn” ise “birliktelik, beraberlik” anlamı katıyor.
Aynı kökenden
türeyen semptom ise “birlikte düşen/düşülen” demek.
Yani,
Sendrom bir
hastalıkta birkaç semptom ile birlikte koşma (birliktelik yapma) durumuna
binlerce yıl önce verilen isim,
Ve,
Günümüzde hala
aynı anlamını koruyor.
ANTALYA'DA KORE RESTORANI | SOPUNG
Antalya
Lara'ya yolunuz düşerse gidebileceğiniz Kore restoranlarından biri Sopung.
Sahibi Koreli ancak çalışanlar Türk'tü. Öncelikle Sopung Antalya,
Ankara'daki Korelee gibi şık bir restoran. İstanbul'da
gittiğim restoran demeye bin şahit isteyen küçücük sözde Kore lokantalarından
sonra Antalya'daki bu restoran ilaç gibi geldi. Antalya'ya giden Koreli turist
kafileleri de grup rezervasyonu yaptırıyorlarmış. Ben gittiğimde de birkaç
Koreli vardı.
Ben denemek için kimbab ve dogboggi sipariş ettim. Kimbab gayet
lezzetliydi ama Doboggi bol sulu biraz çorba gibiydi ve tadını ne yalan
söyleyeyim pek beğenmedim. Kore'de yediğim dogboggilere benzemiyordu pek. Tadı
birazcık daha güzelleştirilebilir.
Antalya merkezde de bir Kore restoranı
varmış. İstanbul, Ankara gibi şehirlerde Kore restoranlarında Kore yemekleri
yemek için birçok restoran açıldı. Kore yemekleri yapmak isteyenler artık
internetten Kore gıdalarını kolaylıkla sipariş edebiliyorlar. Yıllar önce ben
ilk Kore dizim olan Düşlerimin Prensi'ni izleyip de çevremdekilere
Kore'den bahsettiğimde ya da evde kendi kendime Kore yemekleri yapmaya çalıştığımda
insanlar bana şaşkın şaşkın bakıyordu. Şimdi Kore'ye olan ilginin bu derecede
artmasını ben şaşkınlıkla takip ediyorum. Bakalım bu işin sonu nerelere
varacak...
https://simalyildizikore.blogspot.com/2024/05/antalyada-kore-restorani-sopung.html
İnternetin sunduğu olanaklar, ciddiye alınmasını ve dikkatli
olunmasını gerektirecek boyutta pek çok risk barındırıyor. Bunlara değinen ve
kullanıcılara önerilerde bulunan pek çok kaynak var. Ancak alan çok dinamik.
Çok geçmeden yeni bir şenâetle (kötülük) karşılaşıyoruz. O nedenle konunun
sürekli gündemde
tutulması ve tekrarlanması hizmet niteliğinde görülmeli. Ayrıca ele alınmasında
yarar gördüğünüz dijital bir risk veya tehdit unsuru varsa, bu köşe
aracılığıyla iletebilirsiniz.
(Bazı) insanların üç yüzü
olduğundan söz edilir: Dünyaya
gösterdiği yüzü, yakın arkadaşlarına ve ailesine gösterdiği yüzü ve kimseye
göstermediği yüzü. Dijital ortamlar, üçüncü yüz için güvenli bir liman olarak
algılanıyor. Üçüncü yüzün vücut bulduğu ortamlar. Bu ortamlarda üçüncü yüze
ait, yeni fakat sahte kimlik bilgileri var.
Sahte kimlik bilgileri farklı
amaçlara matuf olabilir:
- Kim olduğunu ifşa etmeden görülme, duyulma isteği,
- Dedikodu, iftira, teşhir etme, zarar verme, intikam alma isteği,
- Psikoloji ve psikiyatrinin konusu olan eğilimler,
Anonimlik kim olduğu
bilinmeyen, yazanı belli olmayan demek. Daha çok bu tarz istekler için
kullanışlı bir araç olarak görülüyor. Her zaman kötü niyet taşımayabilir. Ama
kişi, üçüncü yüzü kendisi gibi olan şahıslarla iletişime geçme isteği ya da
merakı duyup, deepweb denilen, internetin karanlık trafiğinin döndüğü foseptik
ve şenâet çukuruna düşerse; organize suç örgütlerinin, çocuk istismarcılarının,
fuhuş çetelerinin, cinayet ve uyuşturucu şebekelerinin cirit attığı bir
ortamda, kendisi gibi olanlarla birlikte kriminal bir yaratığa
dönüşebiliyor.
İTİRAF SAYFALARI
Son dönemde özellikle eğitim
camiası için tehlike saçmaya başlayan bir zorbalık mecrası var: İtiraf
Sayfaları. Öğrencilerin en derin sırlarını (!) anonim olarak göndermelerine
olanak tanıyan sayfalar. Gizli çekim fotoğraf ve videoların, kişiye özel ve çoğunlukla
iftira, yanlış veya yarı gerçek bilgilerin yayıldığı ilan panoları. Kuşkusuz bu
rahatlığın kaynağı anonimlik. Yani kim olduğu belli olmadığından paylaşımların
hukuki bir sonuç doğurmayacağı inancı. Sosyal medya hesabı olan herkes
tarafından açılabilir. Hatta okulla hiç bir bağı olmayan art niyetli
biri tarafından anonim bir kimlikle yönetilebilir, takipçileri öğrencilerin
yanı sıra hastalıklı eğilimlere sahip kişileri içerebilir. Bir çeşit siber zorbalık
ve şiddet aracı. İfade özgürlüğü için esnek bir alan oluşturduğunu veya kimi
sorunların tespiti ya da çözümüne yardımcı olduğunu söyleyenler de var. İtiraf
sayfaları bunun için bir yol mudur? Çok emin değilim. Sorunları dile
getirmenin meşru pek çok yolu var. Daha çok okul topluluğu üyeleri (yönetim,
öğretmenler, öğrenciler, veliler) arasında korku veya dehşet saçmanın veya
hedef kişileri utandırmanın öncelendiği bireysel medya alanları olarak gündeme
geliyorlar. Bu paylaşımları yapanlar için bile pek çok risk içeriyor: Tespit edilme, adli-idari
işlem, damgalanma... Kimi psikologların vurguladığı üzere mağdurlarda yol
açtığı fiziksel ve psikolojik tahribat, okul terki, akademik başarı da düşüş
gibi eğitim ortamlarını olumsuz etkileyen sonuçları var. Bazı durumlarda, bu tarzda
bir akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerde, intihara varan olumsuz sonuçlar
gözlenebiliyor. Siber zorbalığın tüm türlerini içinde barındıran bu mecralar, zorbalığın
sanal ortamdan fiziksel ortama doğru genişleyen bir eylem alanına dönüşmesine
zemin hazırlıyor. Bu tür mecralar, diğer siber zorbalık araçları gibi,
zorbalığın hibrit bir yapıya dönüşmesine alt yapı oluşturuyor ve çevrimiçi başlayan
bir olayın kısa sürede fiziksel alana taşınarak kriminal bir hal almasına
yardım ediyor. İl Emniyet Müdürlükleri, siber birimleri aracılığıyla bu konunun
üzerine daha çok gitmeli. Okul Müdürlerinden çok dua alırlar.
18 YAŞ ALTI BİREYLERDE BEDENSEL
MAHREMİYET SORUNLARI
Ergenlik döneminden itibaren
kendilerini emin internet kullanıcıları olarak gören bireyler, gelişim ve
değişimlerinin kaotik bir görünüm içerdiği bu yıllarda, potansiyel sonuçlarını
hesap edemedikleri dijital eylemlere yönelebiliyorlar. Bu nedenle onlara
dijital aktivitelerinde bilinçli-akıllı, sorumlu ve saygılı olmaya yönlendiren
bir yol açmak ve onların arkasındaki ahlaki sonuçları anlamalarına yardımcı
olmak büyük önem taşıyor. 18 yaş altı bireylerin uygunsuz fotoğraflarının (çoğu
zaman kendi elleriyle) sosyal medya sitelerinde dolaşımı örneğin. Kendi (uygunsuz) fotoğraf veya
görüntülerini bilinçsizce paylaşan 18 yaş altı bir bireyin (buna erişim
sağlayan da dâhil olmak üzere) bu eyleminin çocuk istismarını tespit ve
önlemeye dönük, ülkemizin de paydaşı olduğu, kuruluşlarca (NCMEC), ilgili birimlere
(siber suçlar) medya hesapları ve kimlik bilgileriyle birlikte raporlanması,
hem kendisi hem de ailesi için büyük bir mağduriyet sürecini başlatmış
oluyor.
NCMEC'in,
raporlamalarında, örneğin sünnet gibi kültürel ve dini durumları dahi
temel almadığını, uygun olmayan her çocuk görüntüsü ve videosunu çocuk
istismarı olarak nitelendirdiğini de hatırlatalım. O yüzden kendimiz ve
başkalarıyla ilgili paylaşımlar yaparken çok dikkatli olalım.
KİRALIK KİMLİKLER VE ONLİNE
BAHİS
Yetişkinler yanında özellikle,
oturduğu yerden para kazanma tuzağıyla, üniversite çağındaki gençleri
hedefleyen ve yaygınlaşmakta olan bir suç türü var. Bir takım cezbedici
yöntemlerle, üniversite öğrencilerine ulaşan şebekeler, onlardan banka hesapları
açmalarını ve belirli bir komisyon karşılığında (bazen yüksek ücretler vaat
ederek) kendilerine kiralamalarını istiyorlar. Bu durum, olay örgüsünün arka
planını tahmin etmekte zorlanan gençler için kulağa hoş geliyor anlaşılan.
Gönüllü olarak elde ettikleri temiz hesapları, hemen online bahis veya
dolandırıcılık denklemine alan şebekeler, bu hesapları kısa sürede büyük
miktarlarda yasa dışı para trafiğinin aracı haline getiriyor. Hesabına yönelik
milyonluk para trafiğinin farkında ol(a)mayan öğrencimiz adli sürecin
başlamasıyla gerçeği anlıyor. Ailesinin yaşadığı mağduriyet de cabası.
***
Ülkemiz bir lobi cenneti, her
şeyin bir lobisi var. Gençlerimizi, içine çekilmeye çalışıldıkları bataklıktan
kurtarmaya çalışan etkin bir sivil toplum ve lobi teşkilatı ise neredeyse yok
diyebiliriz. Farklı yerlerden gelen cılız sesleri bir araya getirseniz bile
sokak köpekleri lobisi kadar gündemi meşgul etmiyor. İnsanın fiziksel ve ruhsal
sağlığının ve esenliğinin ifsadına dönük lobi çalışmaları; onların her açıdan
sağlıklı bir hayat sürmelerini sağlamaya çalışan bölük pörçük ve cılız sesleri
kuşatmış durumda.
Türkiye Ulusal Ajansı
tarafından yürütülmekte olan Erasmus+ Programı kapsamında desteklenmeye hak
kazanan ve yeni başlayan bir projemiz var: Genç Liderler için Dijital
Sağlık Rehberliği Akademisi. Kayseri Emniyet Müdürlüğümüz (Siber Şube)
ile birlikte, konsorsiyum çerçevesinde uluslararası deneyim ve birikimden de
yaralanarak, gençlerimizin bu konulardaki bilinçli-farkındalıklarını arttırmaya
dönük yenilikçi eğitim materyalleri geliştirmeye ve yeni nesil eğitim
faaliyetlerine odaklanacağız. Eğitim araçları ve faaliyetlerine ilişkin olarak
sizleri buradan haberdar etmeye çalışacağım,
yararlı olması umuduyla.
Sağlıcakla Kalın,
Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7
Erciyes Üniversitesi
X: @mediadjournal
AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...