NİL GÜREL

27 Haziran 2024 Perşembe

                                        YAŞ ON YEDİ

Gençlik yılları.. Dalgalı bir deniz.. Kimi zaman elmas gibi parlayan parıltılar üzerinde, kimi zaman kapkara gökyüzünün gölgesi kaplar her yerini.. Hüzünler, sevinçler, hayaller, hayal kırklıkları..

20 Haziran 2024 Perşembe

 

              HAYALET TİTREŞİM SENDROMU

Hiç telefonunuzu çıkarıp zil sesi duyduğunuza inandığınız halde hiçbir kısa mesaj, çağrı veya bildirim bulamadığınız oldu mu? Cevabınız “evet” ise emin olun yalnız değilsiniz. Genellikle yoğun cep telefonu kullanıcılarıyla ilişkilendirilen “Hayalet Titreşim Sendromu” yaşıyor olabilirsiniz.

Halüsinasyon denince bazılarımızın aklına LSD ve diğer uyuşturucu maddelerin gözle görülen etkileri gelebilir.

Ancak narkotik maddeler olmadan da neredeyse hemen herkesin deneyimlediği bir halüsinasyon durumu daha var: Hayalet Titreşim Sendromu

Orijinal adı “Phantom Vibration”, dilimize ise “Hayalet Titreşim Sendromu” olarak tercüme edilen kavram,

Kişilerin telefonları çalmadığı veya bildirim gelmediği halde öyle hissettikleri durumları ifade ediyor.

Esasen yeni bir durum değil; hatta gerçek şu ki on seneden fazladır tıp literatüründe var olan bir tanımlama bu…

Algı psikolojisi kapsamında araştırılan Hayalet Titreşim Sendromu,

Aslında temel olarak giysinin cilde sürtünmesi veya kas seğirmesi gibi bir olayın zihin tarafından yanlış yorumlanmasıyla oraya çıkıyor.

Ancak,

Bir uyaran olmadığında bile size sanki bir titreşim varmış gibi gelebilir.

İşte burada aslında dokunsal bir halüsinasyon söz konusudur…

Sendrom Kelimesinin Kökeni

Çok sık kullandığımız “sendrom” kelimesi dilimize Fransızca’dan geçmiş,

Amma velakin,

Fransızca’ya da Antik Yunanca’dan…

Sendrom, “koşmak” anlamına gelen “dromos” sözcüğünden türemiş.

Tıpkı,

Atların koştuğu “hipodrom”, bisiklet koşturulan “veledrom” gibi… 

Drom kelimesinin başına eklenen “syn” ise “birliktelik, beraberlik” anlamı katıyor.

Aynı kökenden türeyen semptom ise “birlikte düşen/düşülen” demek.

Yani,

Sendrom bir hastalıkta birkaç semptom ile birlikte koşma (birliktelik yapma) durumuna binlerce yıl önce verilen isim,

Ve,

Günümüzde hala aynı anlamını koruyor.

Tıp Doktoru Cüneyt Yardımcı'nın kaleme aldığı yazının devamını(sendromun hangi kişilerde daha çok görüldüğü ve tehlike düzeyi konusunda bilgi veriyor) aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://cuneytyardimci.com/hayalet-titresim-sendromu/

15 Haziran 2024 Cumartesi

ANTALYA'DA KORE RESTORANI | SOPUNG

Antalya Lara'ya yolunuz düşerse gidebileceğiniz Kore restoranlarından biri Sopung. Sahibi Koreli ancak çalışanlar Türk'tü. Öncelikle Sopung Antalya, Ankara'daki Korelee gibi şık bir restoran. İstanbul'da gittiğim restoran demeye bin şahit isteyen küçücük sözde Kore lokantalarından sonra Antalya'daki bu restoran ilaç gibi geldi. Antalya'ya giden Koreli turist kafileleri de grup rezervasyonu yaptırıyorlarmış. Ben gittiğimde de birkaç Koreli vardı. 

 

Ben denemek için kimbab ve dogboggi sipariş ettim. Kimbab gayet lezzetliydi ama Doboggi bol sulu biraz çorba gibiydi ve tadını ne yalan söyleyeyim pek beğenmedim. Kore'de yediğim dogboggilere benzemiyordu pek. Tadı birazcık daha güzelleştirilebilir.

 

 Antalya merkezde de bir Kore restoranı varmış. İstanbul, Ankara gibi şehirlerde Kore restoranlarında Kore yemekleri yemek için birçok restoran açıldı. Kore yemekleri yapmak isteyenler artık internetten Kore gıdalarını kolaylıkla sipariş edebiliyorlar. Yıllar önce ben ilk Kore dizim olan Düşlerimin Prensi'ni izleyip de çevremdekilere Kore'den bahsettiğimde ya da evde kendi kendime Kore yemekleri yapmaya çalıştığımda insanlar bana şaşkın şaşkın bakıyordu. Şimdi Kore'ye olan ilginin bu derecede artmasını ben şaşkınlıkla takip ediyorum. Bakalım bu işin sonu nerelere varacak...

https://simalyildizikore.blogspot.com/2024/05/antalyada-kore-restorani-sopung.html

3 Haziran 2024 Pazartesi

(Kriminal) Dijital Risk ve Tehditler: İtiraf Sayfaları, Bedensel Mahremiyet ve Kiralık Hesaplarla Online Bahis Mağduriyetleri

  • GİRİŞ02.06.2024 11:01
  • GÜNCELLEME02.06.2024 11:03 

İnternetin sunduğu olanaklar,  ciddiye alınmasını ve dikkatli olunmasını gerektirecek boyutta pek çok risk barındırıyor. Bunlara değinen ve kullanıcılara önerilerde bulunan pek çok kaynak var. Ancak alan çok dinamik. Çok geçmeden yeni bir şenâetle (kötülük) karşılaşıyoruz. O nedenle konunun sürekli gündemde tutulması ve tekrarlanması hizmet niteliğinde görülmeli. Ayrıca ele alınmasında yarar gördüğünüz dijital bir risk veya tehdit unsuru varsa, bu köşe aracılığıyla iletebilirsiniz.

(Bazı) insanların üç yüzü olduğundan söz edilir:  Dünyaya gösterdiği yüzü, yakın arkadaşlarına ve ailesine gösterdiği yüzü ve kimseye göstermediği yüzü. Dijital ortamlar, üçüncü yüz için güvenli bir liman olarak algılanıyor. Üçüncü yüzün vücut bulduğu ortamlar. Bu ortamlarda üçüncü yüze ait, yeni fakat sahte kimlik bilgileri var. 

Sahte kimlik bilgileri farklı amaçlara matuf olabilir: 
- Kim olduğunu ifşa etmeden görülme, duyulma isteği, 
- Dedikodu, iftira, teşhir etme, zarar verme, intikam alma isteği,
- Psikoloji ve psikiyatrinin konusu olan eğilimler,

Anonimlik kim olduğu bilinmeyen, yazanı belli olmayan demek. Daha çok bu tarz istekler için kullanışlı bir araç olarak görülüyor. Her zaman kötü niyet taşımayabilir. Ama kişi, üçüncü yüzü kendisi gibi olan şahıslarla iletişime geçme isteği ya da merakı duyup, deepweb denilen, internetin karanlık trafiğinin döndüğü foseptik ve şenâet çukuruna düşerse; organize suç örgütlerinin, çocuk istismarcılarının, fuhuş çetelerinin, cinayet ve uyuşturucu şebekelerinin cirit attığı bir ortamda, kendisi gibi olanlarla birlikte kriminal bir yaratığa dönüşebiliyor. 

 İTİRAF SAYFALARI 

Son dönemde özellikle eğitim camiası için tehlike saçmaya başlayan bir zorbalık mecrası var: İtiraf Sayfaları. Öğrencilerin en derin sırlarını (!) anonim olarak göndermelerine olanak tanıyan sayfalar. Gizli çekim fotoğraf ve videoların, kişiye özel ve çoğunlukla iftira, yanlış veya yarı gerçek bilgilerin yayıldığı ilan panoları. Kuşkusuz bu rahatlığın kaynağı anonimlik. Yani kim olduğu belli olmadığından paylaşımların hukuki bir sonuç doğurmayacağı inancı. Sosyal medya hesabı olan herkes tarafından açılabilir. Hatta okulla hiç bir bağı olmayan art niyetli biri tarafından anonim bir kimlikle yönetilebilir, takipçileri öğrencilerin yanı sıra hastalıklı eğilimlere sahip kişileri içerebilir. Bir çeşit siber zorbalık ve şiddet aracı. İfade özgürlüğü için esnek bir alan oluşturduğunu veya kimi sorunların tespiti ya da çözümüne yardımcı olduğunu söyleyenler de var. İtiraf sayfaları bunun için bir yol mudur?  Çok emin değilim. Sorunları dile getirmenin meşru pek çok yolu var. Daha çok okul topluluğu üyeleri (yönetim, öğretmenler, öğrenciler, veliler) arasında korku veya dehşet saçmanın veya hedef kişileri utandırmanın öncelendiği bireysel medya alanları olarak gündeme geliyorlar. Bu paylaşımları yapanlar için bile pek çok risk içeriyor: Tespit edilme, adli-idari işlem, damgalanma... Kimi psikologların vurguladığı üzere mağdurlarda yol açtığı fiziksel ve psikolojik tahribat, okul terki, akademik başarı da düşüş gibi eğitim ortamlarını olumsuz etkileyen sonuçları var. Bazı durumlarda, bu tarzda bir akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerde, intihara varan olumsuz sonuçlar gözlenebiliyor. Siber zorbalığın tüm türlerini içinde barındıran bu mecralar, zorbalığın sanal ortamdan fiziksel ortama doğru genişleyen bir eylem alanına dönüşmesine zemin hazırlıyor. Bu tür mecralar, diğer siber zorbalık araçları gibi, zorbalığın hibrit bir yapıya dönüşmesine alt yapı oluşturuyor ve çevrimiçi başlayan bir olayın kısa sürede fiziksel alana taşınarak kriminal bir hal almasına yardım ediyor. İl Emniyet Müdürlükleri, siber birimleri aracılığıyla bu konunun üzerine daha çok gitmeli. Okul Müdürlerinden çok dua alırlar.

18 YAŞ ALTI BİREYLERDE BEDENSEL MAHREMİYET SORUNLARI 

Ergenlik döneminden itibaren kendilerini emin internet kullanıcıları olarak gören bireyler, gelişim ve değişimlerinin kaotik bir görünüm içerdiği bu yıllarda, potansiyel sonuçlarını hesap edemedikleri dijital eylemlere yönelebiliyorlar. Bu nedenle onlara dijital aktivitelerinde bilinçli-akıllı, sorumlu ve saygılı olmaya yönlendiren bir yol açmak ve onların arkasındaki ahlaki sonuçları anlamalarına yardımcı olmak büyük önem taşıyor. 18 yaş altı bireylerin uygunsuz fotoğraflarının (çoğu zaman kendi elleriyle) sosyal medya sitelerinde dolaşımı örneğin. Kendi (uygunsuz) fotoğraf veya görüntülerini bilinçsizce paylaşan 18 yaş altı bir bireyin (buna erişim sağlayan da dâhil olmak üzere) bu eyleminin çocuk istismarını tespit ve önlemeye dönük, ülkemizin de paydaşı olduğu, kuruluşlarca (NCMEC), ilgili birimlere (siber suçlar) medya hesapları ve kimlik bilgileriyle birlikte raporlanması, hem kendisi hem de ailesi için büyük bir mağduriyet sürecini başlatmış oluyor. 

NCMEC'in,  raporlamalarında,  örneğin sünnet gibi kültürel ve dini durumları dahi temel almadığını, uygun olmayan her çocuk görüntüsü ve videosunu çocuk istismarı olarak nitelendirdiğini de hatırlatalım.  O yüzden kendimiz ve başkalarıyla ilgili paylaşımlar yaparken çok dikkatli olalım.

KİRALIK KİMLİKLER VE ONLİNE BAHİS

Yetişkinler yanında özellikle, oturduğu yerden para kazanma tuzağıyla, üniversite çağındaki gençleri hedefleyen ve yaygınlaşmakta olan bir suç türü var.  Bir takım cezbedici yöntemlerle, üniversite öğrencilerine ulaşan şebekeler, onlardan banka hesapları açmalarını ve belirli bir komisyon karşılığında (bazen yüksek ücretler vaat ederek) kendilerine kiralamalarını istiyorlar. Bu durum, olay örgüsünün arka planını tahmin etmekte zorlanan gençler için kulağa hoş geliyor anlaşılan. Gönüllü olarak elde ettikleri temiz hesapları, hemen online bahis veya dolandırıcılık denklemine alan şebekeler, bu hesapları kısa sürede büyük miktarlarda yasa dışı para trafiğinin aracı haline getiriyor. Hesabına yönelik milyonluk para trafiğinin farkında ol(a)mayan öğrencimiz adli sürecin başlamasıyla gerçeği anlıyor. Ailesinin yaşadığı mağduriyet de cabası.

***

Ülkemiz bir lobi cenneti, her şeyin bir lobisi var. Gençlerimizi, içine çekilmeye çalışıldıkları bataklıktan kurtarmaya çalışan etkin bir sivil toplum ve lobi teşkilatı ise neredeyse yok diyebiliriz. Farklı yerlerden gelen cılız sesleri bir araya getirseniz bile sokak köpekleri lobisi kadar gündemi meşgul etmiyor. İnsanın fiziksel ve ruhsal sağlığının ve esenliğinin ifsadına dönük lobi çalışmaları; onların her açıdan sağlıklı bir hayat sürmelerini sağlamaya çalışan bölük pörçük ve cılız sesleri kuşatmış durumda. 

Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yürütülmekte olan Erasmus+ Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan ve yeni başlayan bir projemiz var: Genç Liderler için Dijital Sağlık Rehberliği Akademisi. Kayseri Emniyet Müdürlüğümüz (Siber Şube) ile birlikte, konsorsiyum çerçevesinde uluslararası deneyim ve birikimden de yaralanarak, gençlerimizin bu konulardaki bilinçli-farkındalıklarını arttırmaya dönük yenilikçi eğitim materyalleri geliştirmeye ve yeni nesil eğitim faaliyetlerine odaklanacağız. Eğitim araçları ve faaliyetlerine ilişkin olarak sizleri buradan haberdar etmeye çalışacağım, yararlı olması umuduyla.

Sağlıcakla Kalın,

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7
Erciyes Üniversitesi
X: @mediadjournal

Kaynak: https://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-hakan-aydin/3429432-kriminal-dijital-risk-ve-tehditler-itiraf-sayfalari-bedensel-mahremiyet-ve-kiralik-hesaplarla-online-bahis-magduriyetleri

26 Mayıs 2024 Pazar

AKADEMİK TARTIŞMADA BİR SORUYA CEVAP

21 Mayıs tarihinde sizlerle paylaştığım Burak Yarıcı'nın "Fedakar Kişilikteki Güzel İnsan" başlıklı makalesi üzerine yaptığım değerlendirmeye bir soru yöneltilmiş. Soruya verdiğim cevabı sizlerle paylaşmak istiyorum:

Soru: Fedakar olan kişi "biz" mi "ben" mi diyor?

Cevabım: Fedakar kişi "biz" diyor fakat bu, başkalarını Allah'ın önüne koymaya varırsa hakiki anlamdaki "biz" yok olup "fedakarlık" şirke dönüşmeye ve kişinin kendisini de olumsuz etkilemeye başlıyor. Artık o, hakiki fedakarlıktan çıkıyor. Kula köle olmaya varıyor. İslam'da, tasavvufta var olan "biz", her şeyde Rabbi görmek ve insanları da O'nun yarattıkları olarak düşünmek, kendisi de dahil herkesi onun nezdinde "biz" olarak görmektir. Ameller de bu düşünce sisteminin yansımalarıdır.

21 Mayıs 2024 Salı

AKADEMİK BİR DEĞERLENDİRME: FEDAKAR KİŞİLİKTEKİ GÜZEL İNSAN

Merhaba,

Bugün academia.edu.tr'de akademik bir tartışmaya davet edildim. Burak Yarıcı'nın "Fedakar Kişilikteki Güzel İnsan" başlıklı makalesini değerlendirdim. Değerlendirmem şu şekilde:

Güzel ve anlamlı bir yazı olmuş, emeğinize sağlık. "Ben" değil her zaman "biz" düşüncesinde olmalı insan. Nefsin mertebelerinde en yüksek seviyede her zaman "ben" değil "biz" olmalıdır. Fakat bu Allah'ın ekseninde olmalıdır. Yüce Rabbimiz size emanet ettiğim bu bedene sahip çıkın der. Esas ruh vardır. Beden onun kılıfıdır. Yani biz ruhumuzu da yıpratmayacak şekilde fedakâr olmalıyız ki Allah'ı unutarak insan için bu kadar fedakâr olmak doğru değildir. Yani fedakârlığın derecesini de aslında İslamiyet uygun bir şekilde çizmiştir. Kişi bu eksende yaşamayı sürdürdüğünde tekâmülünü tamamlama yolunda devam edecektir.

Aşağıdaki linkten makaleyi ve değerlendirmeleri inceleyebilirsiniz:

https://www.academia.edu/s/70bc0f1fa8?source=ai_email

1 Mayıs 2024 Çarşamba

 

SAHTE HABERLERİN DOĞRULUĞUNU ARAŞTIRDIKÇA

 ONLARA DAHA ÇOK İNANANIYOR OLABİLİR MİYİZ?


Eminim ki başlığı okuduğunuzda olur mu öyle şey demişsinizdir. Fakat 2023 Aralık ayında yapılan güncel bir çalışma bu soruya olumlu yanıt veriyor. Çalışmanın detaylarına geçmeden önce “sahte haber” kavramına ilişkin akademisyenlerin görüşlerine ve yapılan çalışmalara yer vererek konuyu analiz etmek yerinde olacaktır. Gelin detaylara beraber bakalım.

Sahte Haber Nedir?

80 yıl önce Amerikalı Sanatçı Orson Welles, 30 Ekim 1938’de radyo yayında Marslıların Dünyaya Saldırdığına ilişkin bir radyo tiyatrosu yayınladı. Radyoyu dinleyenler olayı gerçek zannederek dışarıya fırlayıp kaçmaya başladılar. İşte bu radyo yayını sahte haber olmasa da haber ve simülasyon yaklaşımının en bariz örneğini teşkil eder.

Geleneksel medyada manipülasyonun çeşitli yöntemleri bulunmaktadır. Bu yöntemler haberin ideolojik inşa sürecinde kullanılmaktadır. Bu yöntemler çerçeveleme, meşrulaştırma, birleştirme, gizleme, parçalama, doğallaştırma (basite indirgeme) teknikleridir. Bu yöntemlerin içinde en sık kullanılan ise çerçevelemedir.  Yani haberde belli noktalara parmak basılarak insanların algıları yönlendirilir. İzleyicinin veya okuyucunun dikkati haberde belli olaylara odaklanır.

Teknolojideki gelişmelerle birlikte medya da bir dönüşüm geçirmiş ve yeni medya ortaya çıkmıştır. Böylece geleneksel medyadaki manipülasyon yöntemleri de yeni medyaya girmiştir. Sahte habercilik de bu durumun bir yansımasıdır. Geleneksel medyada gerçekliği uygun olmayan, uydurma haber denilen “asparagas haber” yeni medyada sahte haber olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Amerikan Başkanı Donald “Trump’ın kendisine cephe alan medya kuruluşları ve yaptıkları haberler için kullandığı “fake news” ifadesi, yeni medyadaki sahte haberler için yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır” (Kazaz&Akyüz, 2019, s. 18).

 

Sahte Haberlere İnanma Eğilimine Neden Olan Psikolojik ve Sosyolojik Faktörler Nelerdir?

Sahte haberlerin üretim ve yayılımı gün geçtikçe artmaktadır. Bunun en önemli sebebi ise Allcott ve Gentzkow (2017)’a göre web sitelerinin kurulmasının ve reklam platformları sayesinde web içeriklerinin dolaşıma sokulmasının kolaylaşması nedeniyle medya endüstrisine girişteki engellerin hızlı bir şekilde azalmasıdır (Kazaz&Akyüz, 2019, s.39).

Sahte haber ve bilgilerin sosyal medyada yayılma hızı daha fazladır. Ama yapılan araştırmalara göre sosyal medyadan haber alma eğilimi daha fazladır(Onursoy S., Turan A.E., Yeşilyurt S., Astam K.F, 2020).

Yalan haber veya sahte habere inanma eğilimine neden olabilecek bir diğer faktör de “aşırı bilgi yükü”dür. Sınırlı sayıda bilgi işlemeye ve depolamaya uygun şekilde evrimleşen insan beyni internet hızıyla ve kapsamıyla yükselen bilgiyi tüketmekte zorluk çekmektedir. Aşırı bilgi yükü bireyin bilginin doğruluğunu ve yanlışlığını değerlendirmesini zorlaştırmaktadır (Onursoy S., Turan A.E., Yeşilyurt S., Astam K.F, 2020).

Bireyin taraflı davranması, kendi düşüncelerini destekleyen haberlere hiç sorgulamadan inanması da önemli bir faktördür.

 

Sahte Haberlerin Doğruluğunu Araştırdıkça Onlara İnama Eğilimiz Artıyor mu?

Şimdi gelelim esas soruya: Sahte Haberlerin Doğruluğunu Araştırdıkça Onlara İnama Eğilimiz Artıyor mu?

 Geleneksel görüş yanlış bilginin doğruluğunu değerlendirmek için çevrimiçi araştırma yapmanın ona olan inancı azaltacağını öne sürüyor. Ancak bir araştırma ekibi tarafından son yapılan bir çalışma bunun tam tersinin gerçekleştiğini gösteriyor. Yanlış haberlerin doğruluğunu değerlendirmek için yapılan araştırmalar, aslında yanlış bilgilere inanma olasılığını arttırıyor. Bunun nedeni arama motoru çıktılarıyla açıklanabilir.

Nature dergisinde yayınlanan bulgular nispeten az çalışılmış bir alan olan arama motorlarının çıktılarının kullanıcılar üzerindeki etkisine dair bilgiler sunuyor.

New York Üniversitesi Sosyal Medya ve Politika Merkezi’nin(CSMaP) kurucu, yönetici direktörü ve aynı zamanda makalenin yazarlarından biri olan Zeve Sanderson, “Çalışmamız haberleri değerlendirmek için çevrimiçi arama yapma eyleminin, oldukça popüler olan yanlış bilgilere olan inancı kayda değer miktarlarda arttırdığını gösteriyor” diyor.

Bu sonucun nedeni arama motoru çıktıları ile açıklanabilir. Çalışmada araştırmacılar bu olgunun arama motorlarının daha düşük kalitede bilgi döndürdüğü bireyler arasında yoğunlaştığını bulmuşlardır.

Central Florida Üniversitesi’nde yardımcı doçent ve CSMaP’da araştırma görevlisi olan başyazar Kevin Aslett, “Bu durum “veri boşluklarının” yani bilgi ekosisteminin düşük kaliteli, hatta düpedüz yanlış haber ve bilgilerin hakim olduğu alanları-çevrimiçi arama sürecinde önemli bir rol oynuyor olabileceğine, güvenilir bilgilerin düşük geri dönüşüne veya daha endişe verici bir şekilde güvenilir olmayan bilgilerin arama sonuçlarının en üstünde yer almasına yol açabileceğine işaret ediyor” diyor.

Yeni yayınlanan Nature çalışmasında Aslett, Sanderson ve meslektaşları, yanlış veya yanıltıcı görüşleri değerlendirmek için devlet kurumları, teknoloji şirketleri ve diğerleri tarafından teşvik edilen bir yaklaşım olan çevrimiçi arama motorlarını kullanmanın etkisini inceledi.

Bunun için hem Qualtrics hem de Amazon’un Mechanical Turk(davranış bilimi çalışmalarının yürütülmesinde sıklıkla kullanılan araçlar) aracılığıyla beş deneyden oluşan set için ve “Haberleri çevrimiçi değerlendirme”(SOTEN) olan yaygın davranışın etkisini ölçmek amacıyla katılımcıları işe aldılar.

İlk dört çalışma, çevrimiçi arama davranışı ve etkisinin aşağıdaki yönlerini test etmiştir:
-SOTEN’in bir makalenin yayınlandığı iki gün içinde doğrudan hem yanlış veya yanıltıcı hem de doğru haberlere olan inanç üzerindeki etkisi (yanlış popüler makaleler arasında COVID-19 aşıları, Trump’ın azil işlemleri ve iklim olayları ile ilgili hikayeler yer alıyordu)

-SOTEN’in etkisinin, bir haberin doğruluğunu zaten değerlendirmiş olan bir bireyin değerlendirmesini değiştirip değiştirmeyeceği

-Yayından aylar sonra SOTEN’in etkisi

-SOTEN’in önemli bir haber kapsamına sahip dikkat çekici bir konu hakkındaki son haberler üzerindeki etkisi-bu çalışmanın durumunda, Covid-19 pandemisi hakkındaki haberler

Beşinci bir çalışma, hem düşük hem de yüksek kaliteli arama motoru sonuçlarına maruz kalmanın yanlış bilgiye olan inanç üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir anket ile web izleme verilerini birleştirmiştir. Araştırmacılar, özel bir web tarayıcısı eklentisi kullanarak arama sonuçlarını toparlayarak, bu arama sonuçlarının kalitesinin kullanıcıların değerlendirilen yanlış bilgiye olan inancını nasıl etkileyebileceğini belirleyebilmiştir.

Araştırmanın kaynak güvenirliliği derecelendirmeleri, kullanıcılara çevrimiçi ortamda karşılaştıkları içeriğin güvenirliğini değerlendirmede yol göstermek amacıyla haber ve diğer bilgi sitelerini derecelendiren bir tarayıcı uzantısı olan NewsGuard tarafından belirlenmiştir.

Beş çalışma genelinde yazarlar, haberleri değerlendirmek için internette arama yapma eyleminin yanlış bilgiye olan inançta istatistiksel olarak anlamlı bir artışa yol açtığını bulmuşlardır. Bu durum, yanlış bilginin yayınlanmasından kısa bir süre sonra ya da aylar sonra meydana gelmiştir. Bu bulgu, zamanın geçmesinin ve görünüşte doğruluk kontrollerinin bilgi ekosistemine girmesi için fırsatların SOTEN’in yanlış haberlerin doğru olduğuna inanma olasılığını arttırma üzerindeki etkisini azaltmadığını göstermektedir. Dahası beşinci çalışma, bu olgunun arama motorlarının daha düşük kalitede bilgi döndürdüğü bireyler arasında yoğunlaştığını göstermiştir.

Makalenin yazarlarından bir diğeri olan siyaset profesörü ve aynı zamanda CSMaP eş direktörü olan Joshua A. Tucker, “Bulgular, medya okuryazarlığı programlarının tavsiyelerini ampirik olarak test edilmiş çalışmalara dayandırması ve arama motorlarının bu araştırmada tespit edilen zorluklara ilişkin çözümlere yönelik yatırım yapması gerektiğini ortaya koyuyor” diyor.

Sahte Haberlerin Doğruluğunu Doğru bir Şekilde Araştırmanın Yolları nelerdir?

Arama motorlarına ilişkin yeni düzenlemeler yapılması ve devletin yeni düzenlemeler yapması bir öneri olsa da bize de bireysel sorumluluklar düşüyor. Peki ne yapmalıyız?

Örneğin ülkemiz açısından düşünülecek olursa, sahte haberlerin doğruluğunu araştırma amacıyla teyit.org, doğrula.org, gününyalanları.com gibi sitelerden araştırmak doğru olacaktır. Doğrulama platformları aktif bir şekilde kullanılmalıdır. Medya okuryazarlığı eğitimi alınmalıdır. Aynı şekilde sahte bilim haberleri de akademik veri tabanlarından araştırılarak veya uzmanlara sorularak doğruluğu teyit edilebilir. Haber veya bilgi kaynağının güvenilir olup olmaması da önemli bir ölçüdür.

Sonuç olarak medyada yayınlanan haberlere, bilgilere hemen inanmamak sorgulayıcı olmak ve haberin, bilginin doğruluğunu doğru yollarla araştırmak onlara inanma eğilimimizi düşürecektir.

 

KAYNAKÇA

Kazaz M., Akyüz S., Sahte Haber: Nedir? Neden Üretilir? Nerede ve Ne Zaman Dolaşıma Sokulur? Nasıl Yayılır? Kim Yapar?, Literatürk Yayınları, Konya, 2019

Onursoy S., Turan A.E., Yeşilyurt S., Astam K.F., Yalan Habere Karşı Tutum ve Davranışlar: Üç Üniversite Örneğinde Durum Araştırması, Türk Kütüphaneciliği Dergisi, 34(3), 2020s

https://www.sciencedaily.com/releases/2023/12/231221012753.htm

https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/yalan-haberler-neden-gercek-haberlerden-daha-hizli-yayiliyor

https://www.nature.com/articles/d41586-024-00030-x.pdf

Not: Yazım Medium Türkiye Yayını'nda yayına alınmıştır.

https://medium.com/turkiyem/sahte-haberleri̇n-doğruluğunu-araştirdikça-onlara-daha-çok-i̇nananiyor-olabi̇li̇r-mi̇yi̇z-314205f6a536

HAKKIMDA-NİL GÜREL

                                                   HAKKIMDA DOKTORANT Nil GÜREL İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı Bağımsı...