NİL GÜREL

23 Eylül 2024 Pazartesi

VAN GOGH’UN ŞAŞIRTICI DERECEDE DOĞRU FİZİKSEL ÖZELLİKLERE SAHİP  MUHTEŞEM TABLOSUNUN GİZEMİ

Hollandalı ressam Vincent Van Gogh tarafından 1889 yılında yapılan Yıldızlı Gece, sanat dünyasının ortaya koyduğu en ilgi çekici eserlerden biridir. Sadece nefes kesici bir muhteşemlik hissini vermesinin yanı sıra çalkantılı, girdaplı türbülans fiziğinin ayrıntılı bir şekilde anlaşılmasını da sağlıyor. Peki bu nasıl oluyor? Gelin fizik kuramının bu çıkarımın doğruluğunu nasıl ortaya koyduğunu ve ressamın tablosunun mükemmelliğe nasıl ulaşabildiğini birlikte inceleyelim.

Son yapılan yeni ve derinlemesine bir analiz bu çıkarımı gerçekten doğruluyor. Buna göre Van Gogh’un başyapıtındaki fırça darbelerinin, Dünya atmosferinin ve muhtemelen daha geniş Evren’in akışkan dinamikleri ile uyumlu olduğu görülüyor.

Çin’deki Xiamen Üniversitesi’nden Fizikçi Yongxiang Huang, Van Gogh’un tablosu için, “Resim, doğal fenomenlere dair derin ve sezgisel bir anlayışı ortaya koyuyor diyor”. Huang bu durumu “Van Gogh’un türbülansı hassas bir şekilde temsil etmesi, bulutların ve atmosferin hareketlerini incelemekten veya gökyüzünün dinamizmini nasıl yakalayacağına dair doğuştan gelen bir his olabilir” şeklinde yorumluyor.

Çoğunlukla gözlerimizle göremeyiz ancak Dünya’nın atmosferi sürekli hareket eden, sürekli değişen ve çalkalanan bir sıvı kütlesidir. Bulutlar bu sürekli aktiviteyi ortaya çıkarabilir, ancak atmosferik türbülansı yakından anlamak için genellikle görünmez hareketlerini dikkatle haritalayan aletler gerekir.

Van Gogh’un Yıldızlı Gece’de tasvir ettiği atmosferik türbülansı elbette ölçemeyiz. Ancak Xiamen Üniversitesi’nden fizikçi Yinxiang Ma liderliğindeki bir grup bilim insanının yapabildiği şey, fırça darbelerini ölçerek önceki çalışmalarla uyuşup uyuşmadıklarını görmek oldu ve tabloda sergilenen türbülansın 1940’larda Sovyet matematikçi Andrey Kolmogorov tarafından yayınlanan teoriyle uyumlu olduğu tespit edildi.

Araştırmacılar bunu ortaya koyabilmek için oldukça dikkatli ve detaylı bir çalışma gerçekleştirdiler. Peki çalışma nasıl gerçekleştirildi?

Araştırmacılar makalelerinde “Bu resmin sadece bir kısmını inceleyen önceki çalışmaların aksine, bu çalışmada Richardson-Kolmogorov’un tüm kademeli türbülans resmini takip ederek sadece resimdeki türbülans ve çıkıntılar dikkate alınmıştır” diye belirtmişlerdir.

Elde edilen sonuç; Van Gogh’un gerçek akışları çok dikkatli bir şekilde gözlemlediği, dolayısıyla Yıldızlı Gece’deki girdapların yalnızca boyutlarının değil, aynı zamanda göreceli mesafelerinin ve yoğunluklarının da türbülanslı akışları yöneten fiziksel yasalara uyduğunu göstermektedir.

Araştırmacılar bir sonbahar anaforundaki yaprakların hareketine benzer şekilde, atmosferik türbülans için bir izleyici olarak resimde tasvir edilen gökyüzündeki 14 kıvrım ve girdaptaki fırça darbelerini incelemek için sanat eserinin yüksek çözünürlüklü bir resmini kullandılar.

Bu fırça darbelerinin her biri için boyanın parlaklığının yanı sıra uzamsal özelliklerini de dikkatle incelediler ve Kolmogorov’un enerjinin dağılmadan önce sürekli olarak daha büyük girdaplardan daha küçük olanlara nasıl aktığını açıklayan türbülans teorisiyle karşılaştırdılar.

Resimdeki girdapların, daha önceki araştırmacıların da bulduğu Kolmogorov’un türbülans ölçeklendirme yasasının gerekliliklerini karşıladığını buldular.

Ayrıca fırça darbelerinin en küçük ölçeklerini analiz eden ekip, resmin 1959 yılında Avustralyalı matematikçi George Batchelor tarafından tanımlanan skalerlerin (ölçeklendirilmiş bileşenlerin) güç spektrumuyla da tutarlı olduğunu buldu. Batchelor, türbülanstaki skalerlerin yani farklı boyutlardaki girdapların, boyutlarına karşılık gelen bir güç spektrumu sergilemesi gerektiğini buldu.

Daha önce yapılan bir çalışmada, Yıldızlı Gece’de ortaya çıkan türbülansın yıldızların doğduğu uzaydaki moleküler bulutlarda da görülebileceği bulunmuştu. Yeni çalışma, sanatçının doğa fiziğine ilişkin sezgisel anlayışının sandığımızdan daha derin olabileceğini doğruluyor.

Araştırmacılar makalelerinde; “En önemli post-empresyonist ressamlardan biri olan Van Gogh, türbülanslı akışları çok dikkatli bir şekilde gözlemlemiştir. Resimlerinde sadece girdapların boyutunu değil göreceli mesafelerini ve yoğunluklarını da yansıtabilmiştir” diye yazmışlardır.

Türbülanslı akışları resmetme konusunda gelecekte yapılacak deneysel araştırmalar, sanatçının sadece gökyüzü tasvirinde değil, resmetme eyleminin kendisinde de türbülansı yakalamayı nasıl başardığını anlamamızı sağlayabilir.

Görünen o ki Van Gogh görsel zekasını, gördüklerinin içine yansımasıyla bir nevi duygu ve sezgileriyle birleştirerek fizik ve matematik yasalarıyla uyumlu muhteşem bir eser ortaya koymuştur. Ve bu muhteşem eser içerisinde daha pek çok anlaşılmayı bekleyen şaşırtıcı nitelikler, gizemler taşıyor.

Kaynakça       

https://www.sciencealert.com/this-famous-van-gogh-painting-features-astonishingly-accurate-physics

 

https://pubs.aip.org/aip/pof/article-abstract/36/9/095140/3312767/Hidden-turbulence-in-van-Gogh-s-The-Starry-Night?redirectedFrom=fulltext

Not: Yazım bilgiustam.com'da yayına alınmıştır. 

https://www.bilgiustam.com/van-goghun-sasirtici-derecede-dogru-fiziksel-ozelliklere-sahip-muhtesem-tablosunun-gizemi/

26 Ağustos 2024 Pazartesi

 “Hiç kimse geriye gidip yeni bir başlangıç yapamaz; ama bugün yeni bir son yapıp yeniden başlayabilir.” Carl Bard

https://www.e-motivasyon.net

20 Ağustos 2024 Salı

 Yaratılış amacını bilmek denge unsurudur

Varlık bir denge üzerine inşa edilmiş ve hiçbir şey boşuna ve amaçsız yaratılmamıştır.

İnsanın yaratılış amacı, sadece Allah’a kulluk etmeleridir (Zariyat,56). Yeryüzünde ne varsa tamamı ise, insan için yaratılmıştır. (Bakara,29)

Yaratılış amacını öğreten Kur’an’a göre, can taşıyan bütün varlıkların hakları vardır ve haksız yere bir cana kıymak yasaktır. Bunu yapan ise ahirette cezasız kalmayacaktır.
Peygamber buyurur ki;
“Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah"tan korkun.” (Ebû Dâvûd, Cihâd,44)

“Hiçbir kişi yoktur ki bir serçeyi yahut ondan daha büyük bir canlıyı haksız yere öldürsün de Yüce Allah ona bunun hesabını sormasın!”( Nesâî, Sayd, 34) 

“Her canlıya yapılan iyilikte bir sevap vardır.” (Buhârî ve Müslim) “Resûlullah (sav), hayvanları birbirleriyle dövüştürmeyi yasakladı.”(Tirmizî; Ebû Dâvûd)
Haksız ve keyfi olarak hayvanın canına kıymamak, onlara merhametli olmak esastır. Bir adamın çölde karşılaştığı bir köpeğe, kuyuya inip su vermesinden dolayı Allah"ın affına mazhar olmakla ödüllendirilmesi (Müslim,Selâm,155), diğer yandan bir kediyi hapsederek ölene dek aç bırakan kadının cehennemle cezalandırılması (Buhârî,Müsâkât,9) İslam’ın bu prensibinin gereğidir.

İnsanı ve canlıları yaratan Allah’ın canlılar hakkında Peygamber vasıtasıyla uyarıları bu şekildedir. Bununla birlikte Kur’an, hayvan çeşitlerinden ve niçin yaratıldıklarından bahsederken, bazısı binek, bazısı yük taşıyıcı, bazısı ise etlerinden, sütlerinden, balından, derilerinden ve yünlerinden istifade edilmesi için insanlara sunulduğunu anlatır. İstisnasız bütün insanlar da Kur’an’ın tanımladığı şekilde her gün hayvanların etinden, sütünden ve derisinden doğal olarak istifade eder. 

İnsanların, özellikle de çocukların can güvenliğini tehdit eden sahipsiz sokak hayvanlarıyla ilgili yaşanan tartışmalarda, sokak hayvanlarından yana duran bir kesim dikkat çekiyor. Gerçekten hayvan sevgisi veya onların haklarını savunmak için mücadele ettiklerini düşünebilirler, ancak bu duruş dengeli bir duruş değildir. Zira insanın ve bir çocuğun hayatı mevzu bahis ise bu tartışma konusu olamaz. Yukarıda geçen Peygamber’in sözündeki “…haksız yere…” vurgusu  buna dikkat çeker. Aksi halde zararlı hayvanın öldürülmesine karşı çıkarken, eti yenen hayvanların da öldürülmesine karşı çıkmaları gerekmez mi? Her gün kasap ve market reyonlarında etleri sergilenen, dünyanın her yerinde kesim için üretimi yapılan hayvanlar can taşımıyor mu? Neden bunlara ses çıkmıyor da, çocukların ölümüne neden olan sahipsiz hayvanların hakları gündem oluyor? 

Yemek için hayvanı öldürmeyi normal görüp, yem olmamak için uyutulmayı anormal görmek dengesizlik değil de nedir?

Şayet köpeklerin eti yenseydi, sokaklarda bir tane başıboş köpek kalmazdı ve eti yenen diğer hayvanlar gibi hayvan hakları kapsamından çıkarılırdılar. 

Bazı hayvanların etlerini yararlı kılıp tüketimini helal kılan Allah’ın bu tabiat kanununa uyularak hayvanları kesip etlerini afiyetle yemenin normal sayılması gibi, insan hayatını tehdit eden durumlarla ilgili de Allah’ın çizdiği kurala uymak en dengeli duruştur. Allah, yeryüzünde olan her şeyi insan için yarattığını söylerken, insanın yaşatılmasının esas olduğunu vurgular. 

İnsanı öldüren insanın cezasız kalmamasının savunulduğu dünyada, masum çocukların hayatını tehdit eden sahipsiz hayvanları savunup çocukların canlarını adeta yok saymanın izahı nasıl olabilir. Hayvanın hayat hakkını, insanın hayat hakkına tercih etmek hak savunuculuğu değil, hakkı bilmemektir. Yaratılış amacını bilmeyen, insanın da, diğer canlıların da kıymetini bilemez. Düşünce ve davranışta dengeyi yakalayabilmek ile yaratılış amacını bilmek arasında sıkı bir bağ mevcuttur ve varlığın amacını bilmeyen dengeyi yakalayamaz, çelişkiler içerisinde bocalar. 

Dolayısıyla, yaratılış amaç gereği dilsiz hayvanlar hakkında Allah"tan korkmak ve yeryüzünde ne varsa tamamının insan için yaratıldığını bilmek dengeli duruştur.

Mahmut Göl

https://www.diyanethaber.com.tr/yaratilis-amacini-bilmek-denge-unsurudur

12 Ağustos 2024 Pazartesi

Türk Milleti Hayırlı Bir Evladını Kaybetti. ALLAH rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun İnşALLAH👐

https://www.fikriyat.com/yazarlar/ibrahim-tenekeci/2024/08/12/turk-milleti-hayirli-bir-evladini-kaybetti



https://www.diyanethaber.com.tr/turkiye-yazarlar-birligi-kurucu-baskani-mehmet-dogan-hayatini-kaybetti

 Kore Türk Tugayı İmamları ve Kore'de İslamiyet Kitabından

……”1950’de Kore’ye gelen Türk tugayı imamları sayesinde Müslüman olan Koreli Pik Sang Ki, çok disiplinli bir kahramanlık ordusu olarak aktardığı Türk ordusunun aynı zamanda sıcakkanlı davranışlarının kendisini kalben etkilediğini belirtmektedir.

Türk askerinin bu davranışlarını Türk ordusunun manevi özelliklerine bağlayan pek çok yazar mevcuttur. Örneğin Türkmen, bu hususu ordu ve askerlikle ahlakın büyük ilgisi olduğunu sosyolog Emile Durkheim’ın şu sözlerini aktararak açıklamaktadır:

“”İmanına kuvvetle bağlı imanlı bir adam yahut ailesine yahut siyasi partisinin bağlarına kuvvetle sarılmış bir adam için ümitsizlik ve ıstırap meselesi yoktur. Bu insanlar hiç düşünmeden ve kendiliklerinden dinine veya dinin timsali olan Allah’ına, öteki ailesine bir diğeri vatanına veya siyasi partisine körü körüne bağlıdırlar.””

Bu durum Türk ordusunun ahlaka büyük ehemmiyet verdiğini ve askeri ahlak kavramı ile disiplinini sağladığı açıklamaktadır.”

"Kore Türk Tugayı İmamları ve Kore'de İslamiyet" kitabından sayfa s.74) (T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından).

HAKKIMDA-NİL GÜREL

  HAKKIMDA Uzm. Nil GÜREL İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı Bağımsız Akademisyen, Araştırmacı Yazar  Lisans düzeyinde K...