NİL GÜREL

30 Ekim 2021 Cumartesi

691-692'de ilk İslam hanedanı Emeviler Kudüs'te Kubbet-üs-Sahra'yı inşa etti. Kitabede: “Bu kümbet Allah'ın hizmetkârı, inananların komutanı Abdülmelik tarafından yaptırıldı: Allah kabul etsin ve ondan razı olsun” yazılıdır. İslam mimarisinin ilk ve en ünlü yapıtı olan bu anıt son antikçağ imparatorluğunun ortaya çıktığına da işaret etmekteydi. Bin beş yüz yıllık antik imparatorluklar çağında, kendinden öncekiler gibi, yeni imparatorluğun da kimliğini, saygınlığını ve gücünü kanıtlamak için böyle bir anıta gereksinimi vardı. 

Kaynak: Antikçağ İmparatorlukları, Eric H. Cline & Mark W. Graham

Tarih Otağ

24 Ekim 2021 Pazar

 Saygel platformuna katkı sağlamak için "Sağlık Kurumlarında Örgütsel Vatandaşlık" konusunu ele aldım. İyi okumalar..

https://medium.com/@nil.gurel07/sa%C4%9Flik-kurumlarinda-%C3%B6rg%C3%BCtsel-vatanda%C5%9Flik-ff057675e190

SAĞLIK KURUMLARINDA ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK

Rekabetin günden güne arttığı, artık teknolojinin ivme kazandığı globalleşen dünyada örgütlerin nitelikli çalışanlara duyduğu ihtiyaç daha da çok artmaktadır. Bu noktada kurumun kalitesine katkı sağlayabilecek, kurumun puanını arttıracak bilgi ve donanıma sahip, nitelikli elemanlar hele ki görev tanımlarının dışındaki işleri de yapabiliyorlarsa kurum, örgüt için velinimet oluyorlar. Kendi görev tanımlarının dışındaki görevleri yerine getirerek güzel bir örgütsel vatandaşlık örneği sergiliyorlar. Hele ki sağlık söz konusu olduğunda sağlık hizmeti veren kurumların, hastanelerin özverili çalışan ve birtakım işleri gönüllülük esasına göre yapan nitelikli çalışanlara öyle çok ihtiyacı var ki. İş yükünün fazla olduğu ve pek çok işin de özel bilgi ve donanım gerektirdiği hastaneler açısından örgütsel vatandaşlık davranışı çok büyük önem taşıyor. Peki nedir bu örgütsel vatandaşlık? Örgütsel vatandaşlık diyebilmemiz için hangi unsurlar olmalı? Gelin yakından inceleyelim.

Örgütsel Vatandaşlık Nedir?

Herhangi bir emre dayalı olmayan ve örgüt için fayda sağlayan davranışlar örgütsel vatandaşlık davranışı kapsamına girmektedir. Örgütsel vatandaşlık davranışı, örgütlerde yardım etme ve centilmenlik rollerinden meydana gelir. Çalışanların formal görev tanımlarının dışında ekstra olarak ortaya koydukları roller örgütsel vatandaşlık örneğidir. Yine bazı araştırmacılar tarafından örgütsel vatandaşlık davranışı “iyi asker davranışı” olarak tanımlanmaktadır.

Örgütsel Vatandaşlığın Unsurları Nelerdir?

ÖVD(Örgütsel Vatandaşlık Davranışı)nın özgecilik, sivil erdem, vicdanlılık, nezaket ve sportmenlik(veya centilmenlik) olmak üzere 5 boyutu vardır.

Özgecilik: Organ, örgütteki öngörülemeyen işlerin yapılmasında sorun çıkarmama, görev sınırları içerisinde olmayan işlerde bazı durumlarda fedakarlık yaparak görevi üzerine alma, diğer kişiler işlerini yaparken güçlük yaşadıklarında içinden geldiği için yardımcı olma gibi özgeci davranışları örgütsel yurttaşlık davranışının bir unsuru olarak sınıflandırmıştır(Organ 1988’den aktaran Dede 2019).

Örneğin hastanenin kalitesini etkileyen önemli bir işi hastane çalışanlarından birinin üzerine alması ve ek iş olarak yapması özgecilik unsuruna örnek teşkil etmektedir.

Nezaket: İşletmelerde sorun çıkmaması için, bireylerin bir diğerini yaptığı işler veya alınan kararlarla ilgili bilgilendirmesi, gelişmelerle ilgili haber vermesi gibi iş davranışları bu boyutta sınıflanmaktadır (LePine, Erez, & Johnson, 2002’den aktaran Dede 2019). Örneğin hastanede pandemi nedeniyle yüz yüze eğitimlere ara verilmesi ve ilerleyen süreçte kapanmaların bitmesiyle tekrar yüz yüze eğitimlerin başlayacağı kararının alınması fakat toplantıya rahatsızlığı veya geçerli mazeretleri sebebiyle katılamayan eğitim hemşireleri ve eğitim görevlilerine haber verilmemesi onların programlarını aksatacaktır. Dolaysıyla bu da işleyişte birtakım sıkıntılara yol açacaktır. Bunun yanı sıra hastanede vardiya değişiminde doktor, hemşire veya tıbbi sekreter hastayla ilgili yeni bilgileri, gelişmeleri tam layıkıyla aktarmazsa sorun yaşanabilecektir.

Sivil Erdem: Örgütün tüm boyutlarında, örgüte karşı bağlılık duyma ve bütüncül düzeyde örgütün iyiliği için vatandaşlık davranışı göstermeyi ifade etmektedir. Örgüt üyelerinin işletmede düşüncelerini ifade etmesi, kararlara katılım sağlamaları gibi gönüllü davranışlar göstermesidir (Yeşilyurt & Koçak, 2014’den aktaran Dede, 2019). Çalışanların politika ve karar verme süreçlerine etkin ve gönüllü katılım sağlamaları, gerçekleştirilen toplantılara devamlı katılım sağlamaları, sosyal faaliyetlerde aktif rol oynama ve destekleme gibi davranışlar sivil erdem boyutuna örnek verilebilir (Sezgin, 2005’den aktaran Dede 20219).

Centilmenlik(Sportmenlik): Sportmenlik, insanların diğerleri tarafından rahatsız edildiğinde ya da şartlar istedikleri gibi gitmediğinde şikayet etmemeleri, alınganlık göstermemeleri ve çalışma grubunun isteğini kırmamaya özen göstermeleridir (Podsakoff vd., 2000: 518’den aktaran Kaya, 2013)

Bir davranışın örgütsel vatandaşlık davranış olarak kabul edilebilmesi için örgütün ceza ve ödül sisteminden etkilenmemesi, görev tanımının dışında olması ve gönüllülük esasına göre yapılması gerekmektedir.

Sonuç olarak örgütsel vatandaşlık davranışı kuruma fayda sağlayan, kalite ve verimliğini arttıran bir unsurdur. Karanlık, B. ve Sakallı, Özafşarlıoğlu N.(2019)’nin Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Uşak Ağız ve Diş Sağlığı’nda gerçekleştirdikleri çalışmada, sağlık çalışanlarının örgütsel vatandaşlık davranışlarının iş performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Özellikle sağlık çalışanları arasındaki yardımlaşma ve centilmenlik davranışını gösterme düzeyi arttıkça bağlamsal performansın değişkenleri olan iş tatmini, adalet algısı ve duygusal bağlılık düzeyi de artmaktadır. Aynı şekilde sağlık çalışanları arasındaki nezaket de çalışanların iş tatmini, adalet algısı ve duygusal bağlılık düzeylerini arttıracaktır.

Özetle sağlık çalışanları arasında örgütsel vatandaşlık davranışı ne kadar artış gösterirse iş tatmini, iş performansı ve hastane kalitesi de o derece artacaktır.

KAYNAKÇA

Dede, P.N(2019), Örgütsel Vatandaşlık Davranışı: Kuramsal Bir Çalışma, Ekonomi, İşletme ve Maliye Araştırmaları Dergisi, 2019, Cilt 1, Sayı 3, s.294–304

Karanlık B., Sakallı Ö.S., Sağlık Kurumlarında Çalışanların Örgütsel Vatandaşlık Davranışlarının İş Performansına Etkisi: Uşak İli Örneği, İşletme Araştırmaları Dergisi, 2019, 11(3), s.1629–1643

Kaya, Ş.D., Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Türk İdare Dergisi, 2013, Sayı 476, s.265–287

Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Öğrencisi, Araştırmacı, Yazar

BepiColombo, Merkür’ü Yakından Fotoğrafladı

BepiColombo yakından geçerken Merkür’ün fotoğraflarını çekti.

Yaklaşık üç yıldır uzayda yol alan BepiColombo’nun ana hedefi Merkür. Uzay aracının 2025 yılında biri ESA’ya, diğeri JAXA’ya ait iki sondayı Güneş sisteminin en küçük gezegeni Merkür’ün etrafında yörüngeye sokması planlanıyor.

BepiColombo, 1 Ekim’de Merkür’ün yüzeyinin sadece 199 kilometre üzerinden geçti. Uzay aracı, 2025 yılına kadar benzer biçimde beş kez daha Merkür’ün yakınından geçecek. 

Uzaya fırlatılan araçların yörüngesinde değişikler yapmanın yollarından biri de büyük gök cisimlerinin çekiminden yararlanmaktır. Bunun için uzay aracının hangi zamanlarda hangi gök cisminin yakınından geçeceği ve bu sırada takip ettiği rotada nasıl değişiklikler olacağı önceden hesaplanır. Uzay aracının rotası, gök cisimlerinin çekiminden yararlanarak daha az yakıtla hedefine ulaşabileceği şekilde ayarlanır. BepiColombo’nun 1 Ekim’de Merkür’ün yakınından geçmesi de yakıt ihtiyacını ve dolayısıyla fırlatılan aracın kütlesini azaltmak amacıyla önceden planlanmış bir olaydı. BepiColombo, Merkür’ün yakından her geçtiğinde gezegenin kütle çekimi etkisiyle fren yapıyor. Bu sayede aracın hızı daha az enerji harcanarak düşürülebiliyor.

BepiColombo’nun üzerinde çeşitli bilimsel cihazlar var. ESA’ya ait sondanın Merkür’ün etrafında yörüngeye girdikten sonra gezegenin yüzeyini haritalaması ve kütle çekim alanını incelemesi planlanıyor. JAXA’ya ait sonda ise gezegenin manyetik alanına ve güneş rüzgârı ile etkileşimine odaklanacak.

BepiColombo, Merkür’ün yakınından geçerken gezegenin siyah-beyaz fotoğraflarını da çekti. Ancak uzay aracı, gezegenin güneş ışığı almayan karanlık tarafından geçtiği için en yakın noktaya ulaştığı sırada görüntü alamadı. Ayrıca yüksek çözünürlüklü ana kameralar, planlandığı üzere, yolculuk boyunca aracın içerisinde kapalı kaldığı için fotoğraflar düşük çözünürlüklü yardımcı kameralar tarafından çekildi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Japon Uzay Ajansı (JAXA) tarafından 2018’de uzaya fırlatılan BepiColombo uzay aracı, Merkür’ü yakından fotoğrafladı.

https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/bepicolombo-merkuru-yakindan-fotografladi

19 Ekim 2021 Salı

Bilimsel Ve Kültürel Bakış Açısıyla Yılanlar

                Bilimsel Ve Kültürel Bakış Açısıyla Yılanlar

Kimimizde korku ve endişeye sebep olabilen, geçmişten günümüze çeşitli kültürel sembollerde yer bulan, mit ve efsanelere konu olan ve ilginç türleri olan gizemli yaratıklar olan yılanları yakından tanımak ister misiniz? Üstelik de geçmişten günümüze şifa aracı haline gelmesi ve ilginç özellikleri ve yetenekleri olması yılanlar hakkında bilgi sahibi olma isteğinizi arttırabilir. O halde gelin yılanlar dünyasına beraber bakalım.

Yılanların Genel Anatomik ve Beslenme Özellikleri Nelerdir?

Yılanlar, sürüngenler(Squamata) takımını paylaşan kertenkelelerle yakından ilişkili soğukkanlı bacaksız sürüngenlerdir. Dünyada yaklaşık 3 bin 400 yılan türü bulunmaktadır. Bunların sadece 600’ü zehirlidir. Zehirli yılan türlerinin arasında sadece 200 tanesi insanlar için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Yılanlar dünya üzerinde sadece Antartika’da yaşamaz. Onun dışında dünyanın her yerinde en az bir yılan türü yaşar. Yılanlar ormanlarda, çöllerde, denizlerde ve dağlarda yaşarlar. Himalayalar’da da 4900 metre yükseklikte yılan türüne rastlanmıştır.

Yılanların boyutları oldukça değişkendir. En küçük yılan 10 santimetre uzunluğuyla iplik yılanıdır. En uzun yılan ise boyu 7 metreyi bulabilen dev pitonlardır. Pitonlar ve bazı Boa yılanları, sıcakkanlı avlarını görmeye yarayan burunlarının üzerinde kızıl ötesinde duyarlı alıcılara sahiptir.

Bir çıngıraklı yılanın kuyruğunun sallanmasına neden olan kaslar dünyanın en hızlı hareket eden kaslarıdır. Saniyede 50 kez kasılır. Dünyanın en zehirli yılanlarından biri olan Kara Mamba’nın ısırığı bir insanı 45 dakika içinde öldürür. Panzehiri bulunmadan önce bu yılanın ısırdığı insanın ölüm oranı yüzde 100’dür.

Yılan türleri içerisinde adeta “uçabilenler” bile vardır. Güneydoğu Asya’ya özgü “uçan yılanlar” olarak bilinen bir yılan türü 100 metreye kadar mesafelerde ağaçtan ağaca süzülebilme yeteneğine sahiptir.

Bütün yılanlar etoburdur. Bazı yılanların, avlarını yemeden önce öldürmek için kullandıkları zehirli bir ısırığı vardır. Diğer yılanlar avlarını sıkıştırarak öldürürler. Yine de diğerleri avlarını bütün ve canlı olarak yutarlar. Çoğu yılan, türlerin azınlığı dışında, esaret altında beslenmesi çok kolaydır. Yılanlar, yiyeceklerini çiğnemezler ve çok esnek bir alt çeneye sahiptirler. Çenelerinin iki yarısı sıkı bir şekilde bağlanmamıştır ve kafataslarında çok sayıda başka eklem bulunur. Yılanların büyük avları tüketmek(yutmak) için aslında alt çenelerini yerinden çıkardığı yaygın bir yanılgıdır.

Yılanlar, uzun aylar yer altında, karanlıklar dünyasında uyuduktan ya da öldükten sonra yeryüzüne çıkar, gömlek(kav) değiştirir.

Avcı Yılanlarla İlgili İlginç Haberler

Yılanların ilginç anatomik ve beslenme özelliklerini açıkladıktan sonra bilimsel araştırmaların yer aldığı enteresan avcı yılan haberlerine değinmemek olmazdı.

Livescience’de yer alan çarpıcı bir haber “Yılanlarla Timsahların Savaşı” olarak yer almıştır. Tüyler ürpertici yeni bir dizi fotoğraf bir zeytin pitonunun(Liasis Olivaceus) bir Avustralya tatlı su timsahını (Crocodylus johnstoni) alt üst ettiği gösteriyor. Zeytin pitonu Avustralya’ya özgü bir pitondur ve sadece orada bulunur. Bu tür 13 fit(4 m) uzunluğa kadar büyüyebilir. Avustralya’nın “tazeleri”(tatlı su timsahlarının yerel takma adı)  bu yılanlarla çatışmaları yaygındır. 2014 yılında, bir zeytin pitonu, Isa Dağı yakınlarındaki Moondarra Gölü’nde bir tatlı su timsahını öldürüp yerken videoya kaydedildi. Bu durumda, yılanın çenesini daralmış timsahın etrafına yavaşça germesi beş saat sürdü.

Pitonlar, esnek çeneleri sayesinde inanılmaz yutma becerileri sergileyebilirler. Yılan alt çenesi kemikleri ayırım sağlayan bir esnek bağ ile bağlanmış iki parçaya ayrılır. Bir piton, bir av hayvanına boyun eğdirdiğinde yılan ilk önce onun üzerinde “yürür”. Bu süreç “pterygoid yürüyüş” olarak adlandırılır. Daha sonra yılan, kaslarını sıkıştırırken ve yemek yutana kadar bastırılmış hayvanın etrafında kayarak avına asmak için çenesini kullanır.

Pitonların ayrıca büyük öğünleri bir kerede sindirmelerine yardımcı olan bir dizi genetik adaptasyonu vardır. Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı’nda 2013 yılında yayınlanan araştırma, Birmanya pitonlarının yemek yedikten sonra metabolizmalarını hızla değiştirdiğini ve hatta akını idare etmek için iç organlarının(bağırsaklar, pankreas, kalp ve böbrekler dahil) boyutunu arttırdığını buldu.

Livescience’de 2019 yılında yar alan bir başka enterasan haber de “Başka Bir Yılanın Karnında Bulunan ‘Gizemli Akşam Yemeği Yılanı’ Sonunda Tanımlandı” başlığıyla yayınlandı. Araştırmacılar “Cenaspis aenigma” (Latince’de ‘Gizemli Akşam Yemeği’ olarak çevriliyor) ismini verdikleri yeni bir tür keşfettiler. Yetişkin bir erkek olan muhtemelen lezzetli yılan yaklaşık 26 santimetre uzunluğunda ölçüldü.

Araştırmacılar, bilgisayarlı X-ışını tomografisi(CT) taramalarını kullanarak yılanın kafatasının, üreme organlarının ve diğer iskelet özelliklerinin dijital modellerini oluşturdular ve bunları bilinen yılan modelleriyle karşılaştırdılar. Yılanı “Colubridae Ailesinin” bir üyesi olarak tanımladılar. Ancak, yılan, araştırmaya göre yeni bir tür ve cinsi temsil eden özelliklere sahipti.

Arlington’daki Texas Üniversitesi’nde Biyoloji Profesörü olan baş çalışma yazarı Johantan Campell, 1976’da Meksika’da toplandığından beri bu gizemli yılan, on yıllardır biliniyor diyor. Yılan, bir mercan yılanının karnından çıkartıldıktan kısa bir süre sonra bilim adamları onu yeni bir tür olarak kabul ettiler. Ancak araştırmacılar, türleri yalnızca bir örnekten ve kısmen sindirilmiş bir örnekten tanımlamakta tereddüt ettiler. Önümüzdeki kırk yıl boyunca Campell ve meslektaşları Güney Meksika’nın dağlık bölgelerini taradılar ve “esrarengiz küçük yılan” hakkında daha fazla kanıt aramak için düzinelerce gezi yaptılar. Ancak, mercan yılanın midesindekine benzeyen canlı bir yılan bulamadılar. Birçok yılan kısıtlı coğrafi alanlarda yaşar. Bunun yanı sıra yılanlar, doğal ekosistemlerinde bol miktarda bulunmazlar. Bu da onları bulmayı zorlaştırabilir.

Sonunda aradan 42 yıl geçtikten sonra, bilim adamları nihayet keşiflerini paylaşma zamanının geldiğine karar verdiler. Campell, bir noktada bilgileri kullanılabilir hale getirmeniz ve diğer araştırmacıların takip etmesine izin vermeniz gerektiğini anlamalısınız diyor.

Yılanın Kültürel Önemi Nedir?

Geçmişten günümüze yılanın dünyada önemli bir kültürel yeri vardır. Yılan merkezi düşüncenin sembolüdür. Yılanın gömlek(kav) değiştirmesi ölüp yeniden dirilmeyi temsil eder. İki yılanın bellerinden düğümlenip birbirlerini yutmaya çalışmalarını gösteren hareket Hermes’in işaretidir ve ticareti sembolize eder. Eski Yunan’da tıbbın ve sağlığın tanrısı Asklepios’tur. Sembolü bir asaya sarılmış yılandır. Heykellerinde genellikle bu yılanlı asa ile tasvir edilir. Tıbbın asıl sembolü de bu asadır. Sağlık, tıp demişken yılanın Kırgız Tıbbında önemi çok büyüktür. Orozobaev’in “Kırgız Halk İnancı ve Halk Hekimliği Uygulamalarında Yılan” konulu bir çalışması bulunmaktadır. Orozobaev, çalışmasını halk inancı ve sağlığı bağlamında iki alanda ele almıştır. Yılan hakkında dünyanın pek çok kültüründe çeşitli inanış ve uygulamalar mevcuttur. Bu inanış ve uygulamaların bir kısmını en eski Türk halklarından olan Kırgızlar halen yaşatmaktadır. Örneğin, Kırgızlar kırsal bölgelerde çadırın içine ya da avluna yılan girdiği zaman evin fertleri üzerine süt, ayran, kımız gibi sütlü içecekler serperek onun o bölgeden uzaklaşmasını sağlarlar. Bu uygulamaya Kırgızlar ‘ak serpme’ diyorlar. Ayrıca çoğu Kırgız Halk hekimi kendi koruyucu ruhlarının ak cılan(ak yılan) olduğunu ileri sürer ve özellikle de tedavi sırasında yılan organından hazırlanmış ak darı(beyaz ilaç) denilen tedavi malzemesini kullanırlar. Bu tür inanış ve uygulamaların kökenleri araştırılmış ama nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Diğer yandan yılan, Kırgızlarda çoğu folklorik kaynaklarda sinsi, kurnaz, dindar, kindar, ölümcül, kötü niyetli bir varlığı simgelemektedir. Fakat bazı Kırgız masallarında ise tam tersine zeki, dürüst, duyarlı, becerikli ve kutsal bir varlık olarak betimlenmektedir. Hatta yılan yılında(oniki hayvanlı Türk takviminin yılan yılı) doğan çocuğun zeki, becerikli ve sezgilerinin güçlü ve duyarlı olacağı söylenir. Özetle yılanın Kırgız inancında hem olumlu hem de olumsuz bir anlamı bulunmaktadır. Orozobaev, çalışmasında konuyu geniş kapsamlı ele almıştır.

Umarım yılanlar dünyasına birlikte keyifli bir yolculuk olmuştur. Bu gizemli varlıklar hakkında daha keşfedilecek çok şey var.  Bilimsel ve kültürel bağlamlarda ele alınacak yeni araştırmaları, çalışmaları heyecanla bekliyoruz.

Kaynakça:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/155325,  

Kırgız Halk İnancı ve Halk  Hekimliği Uygulamalarında Yılan, Yrd. Doç. Dr. Mayrambek OROZOBAEV

https://www.sciencedaily.com/terms/snake.htm

https://www.livescience.com/snakes-gut-living-frogs-and-toads.html

https://www.livescience.com/65904-python-swallows-crocodile-whole.html

https://www.livescience.com/64569-snake-inside-snake-new-species.html

https://www.cnnturk.com/yasam/yilanlar-hakkinda-bilmediginiz-13-gercek?page=5

https://seyler.eksisozluk.com/tip-sembolunun-hirsizlarin-tanrisi-hermesin-asasi-olarak-yanlis-kullanilisinin-hikayesi

                                                                                            Yazar: NİL GÜREL

Not: Yazım bilgiustam.com’da yayına alınmıştır.

https://www.bilgiustam.com/bilimsel-ve-kulturel-bakis-acisiyla-yilanlar/

16 Ekim 2021 Cumartesi

 Günün Çözümü

 Çocuklarınıza Edebiyatı Sevdirmek için:

*Düzenli olarak kitapçılara ve kütüphanelere gidin.

*Sizin seçtiğiniz kitapların yanında kendi kitaplarını da seçmesine imkan tanıyın.

*Edebiyata ilgi, çocuklarda okul öncesi dönemde başlamaktadır. Bu yüzden henüz küçük yaşlardan itibaren çocuğunuzu farklı kitaplarla tanıştırın ve her gün düzenli olarak kitap okuyun.

*Okuduğunuz kitabın yazarını ve çizerini de çocuğunuza tanıtın.

*Edebiyat dünyasında birçok ilgi çekici yaşam hikayesi de vardır. Çocuğunuza edebi kişilerin ilgi çekici yaşam öykülerini anlatabilirsiniz. 

Kaynak: MEB EĞİTİM TAKVİMİ

13 Ekim 2021 Çarşamba

İmposter Sendromu: Sahtekâr Değilsiniz!

İmposter sendromu; kişilerin başarılarını kendilerinin hak etmediklerini düşünmeleri, başarılarından ve becerilerinden sürekli şüphe duymaları, bu nedenle de kendilerini “sahtekâr” olarak hissetmeleri şeklinde tanımlanabilecek psikolojik bir durumdur.

Yoğun çaba sonucu elde ettiğiniz başarıdan sonra kendinizden şüphe duyduğunuz bir an oldu mu? Bu başarının çalışmanızın karşılığı değil de “şansınızın yaver gitmesiyle” ilgili olduğunu düşündünüz mü? Peki ya aslında başarılı değil de şansı yaver giden bir “sahtekâr” olduğunuz hissine kapıldınız mı? Cevaplarınız “evet” ise bu konuda yalnız değilsiniz, imposter (sahtekârlık) sendromu yaşıyor olabilirsiniz.

İmposter sendromu; kanıtlara ve diğer kişilerin aksini belirtmesine rağmen kişilerin kendi başarılarını içselleştirememesi, başarılarından ve becerilerinden sürekli şüphe duymaları ve kariyerlerinin bir noktasında “sahtekâr” olarak ifşa edilmekten korkmaları şeklinde tanımlanan psikolojik bir durumdur. İmposter sendromu ilk defa 1978’de ABD’li psikologlar Pauline Rose Clance ve Suzanne Imes tarafından tanımlandı. Sendrom başlangıçta belirli alanlarda çok başarılı olan kadınlar arasında ortaya kondu. Ancak daha sonra yapılan araştırmalarda yetersizlik duygusunun erkekler ve kadınlar arasında, birçok profesyonel ortamda ve farklı etnik gruplarda görüldüğü belirlendi.

Örneğin görelilik teorisi ve kuantum mekaniğine katkılarıyla tüm zamanların en büyük fizikçilerinden biri olarak görülen Albert Einstein’ın ölümünden kısa bir süre önce arkadaşına "Çalışmalarıma gösterilen abartılı saygı beni çok rahatsız ediyor. Kendimi, istemeden sahtekârlık yapan biri gibi hissediyorum." dediği biliniyor. Bu sözler imposter sendromuna işaret ediyor olabilir. Bu sendromu yaşayan kişiler arasında iki kez Oscar Ödülü alan ve yetmişten fazla filmde rol alan oyuncu Tom Hanks ile yirmi üç kez Grand Slam şampiyonluğu elde eden tenisçi Serena Williams gibi farklı alanlarda başarılar kazanmış ünlüler de bulunuyor.

İmposter Sendromu ile Başa Çıkılabilir mi?

İmposter sendromu üzerine yapılan çok sayıda akademik çalışma ve yayın bulunuyor. Fakat bu sendromun sebepleri, toplumda görülme sıklığı ve tedavisi gibi konularda yapılan araştırma sayısı çok az. Bu nedenle imposter sendromu psikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmiyor ve sendrom için özel bir tedavi önerisi yok. Ancak imposter sendromuna sıklıkla depresyon ve kaygı bozukluğu da eşlik ettiği için buna yönelik terapi alınabiliyor.

Stanford Üniversitesinden Carol Dweck'in farklı yaş gruplarından çocuklarla yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya koyduğu zihniyet teorisi, imposter sendromunun kariyer ile ilgili sonuçları konusunda faydalı bilgiler sağlıyor. Bu çalışmalarda zor bir işle karşılaşan çocukların verdiği tepkiler inceleniyor. Zorluklarla karşılaşmaktan kaçınan, başarısız olduklarında pes eden ve yeteneklerinin değiştirilemez olduğuna inanan çocuklar “sabit anlayışlı” olarak nitelendiriliyor. Zorluklardan kaçmayıp üzerlerine giden, çaba gösteren ve gelişim sağlayabileceklerine inanan çocuklar ise “gelişim anlayışlı” olarak nitelendiriliyor.

İmposter sendromu yaşayan kişiler üzerinde yapılan çalışmalar da kişinin “gelişim anlayışlı” olmasının, bu sendromun olumsuz etkilerini azalttığını gösteriyor. Çünkü elde edilen başarıyı “şans”a bağlayan sabit anlayışlı kişiler için istikrar ve kontrolün bir etkisi yok. Bu nedenle imposter sendromuna sahip kişiler ile yapılacak çalışmalarda yetenek ve performansın geliştirilebileceği yönünde bir anlayışı teşvik etmek yararlı olabilir.

Farkındalık” diğer birçok konuda olduğu gibi imposter sendromunda da anahtar kelime. Çabamızın, somut sonuçların ve öz değerimizin farkında olmak, yorumlarına güvendiğimiz kişilerden geri bildirim istemek ve duygularımızla baş edemediğimizi düşündüğümüzde destek almak, hayatı bu anlamda kolaylaştıracak yöntemlerden sadece birkaçı. Yeter ki farkında olalım.

https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/yazi-imposter-sendromu-nedir

10 Ekim 2021 Pazar

Okuduğum "Özgün Liderlik" kitabında geçen "Sert Empati" kavramını siz değerli bağlantılarımla paylaşmak istiyorum.


Sert empati, insanlara istediği değil ihtiyaç duyduğu şeyi vermektir. ABD Deniz Piyadeleri gibi organizasyonlar ve danışmanlık şirketleri sert empati konusunda uzmanlaşmıştır. Acemi askerler, en iyi düzeye gelebilmeleri için zorlanır. Benimsenen slogan; "ya yaparsın ya gidersin'dir.

Birçok reklam ajansında üst düzey yöneticilik yapmış şimdi de Bell Pottinger Communications da CEO olan Chris Satterwaite, sert empati konusunu en iyi kavrayan isimlerden biri.

Önemli kararlar alırken yaratıcı insanları yönetmenin zorluklarıyla ustalıkla baş ediyor. Bununla ilgili “Mecbur kalırsam acımasız da olabilirim ama insanlara yanımda yeni şeyler öğreneceklerini garanti ederim” diyor. Sert empati, bireye ve yaptığı işe saygı arasında bir denge kuruyor. Her ikisine de aynı özeni göstermek, bilhassa da şirketin ayakta kalmak için çok çabalaması gereken zor dönemlerde, hiç kolay değil. Çalışanlarına önem ve değer veren lider böyle zamanlarda karşılık beklemeksizin verici olmalı ve ne zaman geri çekilmesi gerektiğini iyi bilmelidir.


Sert empati kurabilen insanlar genellikle birine veya bir şeyi gerçekten önemseyen kişilerdir. İnsanlar bir şeyleri gerçek önemsediğinde, gerçek yüzlerini göstermeye daha yatkın olur. Liderliğin temel şartı olan özgünlüğü onlarda en güçlü şekilde görürsünüz. Ona verilen rolden daha fazlasını yapan ve bunu etrafına yansıtabilen kişilerdir.

İnsanlar sadece işini yüklediği sorumluluğu yerine getiren, üzerine kendinden hiçbir şey koymayan yöneticilerin peşinden gitmez. Daha fazlasını talep eder, karşısında insanları ve işi gerçekten önemseyen birini görmek isterler.

                                                                                           Büşra Şen/LİNKEDİN

6 Ekim 2021 Çarşamba

 

Sayı Fobisi!

 Aritmofobi, sayılardan korkma rahatsızlığıdır. Psikolojik olarak okul çağındaki yaşanan travmalardan oluşabilmektedir.

 

Sayıları görünce panikleyen, tiksinen ve nabzı hızlanan bu kişiler, kolayca hesap yapamaz ve sayılara bakmaya tahammül edemezler.

Kaynak: Bilim Otağ

1 Ekim 2021 Cuma

 "Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür."

 -Albert Einstein

  Not: Söz, Einstein'ın 1954 yılından "Science and Religion" başlıklı yazısında geçmektedir.

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...