NİL GÜREL

27 Temmuz 2022 Çarşamba

  

SATRANÇ OYNARKEN PARMAK KIRAN ROBOTTAN, HASTASINI ÖLDÜREN ROBO-CERRAHA: EN KÖTÜ ROBOTİK KAZALAR 


Hafta sonu Rusya’da satranç oynayan bir robotun bir çocuğun parmağını kırması şok edici görüntüler ortaya çıktı. Rus medya kuruluşlarının bildirdiğine göre robot, aşırı hızlı hareketlerinden dolayı kafası karıştığı için yedi yaşındaki çocuğun parmağını yakaladı. 

Rusya Satranç Federasyonu başkan yardımcısı Sergey Lazarev, çocuğun çok erken bir hamle yaparak ‘belirli güvenlik kurallarını’ ihlal ettiğini, makinenin daha önceki birçok etkinlik için sorunsuz bir şekilde ayarlandığını ve olayın ‘son derece nadir görülen bir vaka’ olduğunu söyledi.

Robotik uzmanı Christopher Atkeson; “Robotların algılamaları sınırlıdır ve bu nedenle etraflarında olup bitenlere ilişkin sınırlı farkındalıkları vardır.” dedi.

Genç satranç oyuncusunun sadece parmağı kırılmış olsa da, robotların karıştığı diğer kazalarda yaralanan taraf her zaman bu kadar şanslı olmamıştır. MailOnline, hastasını öldüren robot cerrahtan bir yayaya çarpan sürücüsüz arabaya kadar bazı feci robotik arızalara bir göz attı. 


ROBOT TARAFINDAN ŞİŞLENEN ÇİNLİ İŞÇİ 


En korkunç robo-kazalardan biri, Aralık 2018’de Zhou olarak bilinen 49 yaşındaki Çinli bir fabrika işçisinin başına geldi. Aniden çökerek her biri 30 cm uzunluğunda 10 keskin çelik çubukla onu kol ve göğsünden delen haydut bir robot tarafından vuruldu. 

Robotik kolun bir parçası olan sivri uçlar, bir gece vardiyası sırasında robot çöktüğünde işçinin vücuduna saplandı. Dördü sağ koluna, biri sağ omzuna, biri göğsüne ve dördü sağ ön koluna saplanmıştı. Changsha’daki Xiangya Hastanesi’ne göre, cerrahlar çubukları vücudundan çıkardıktan sonra mucizevi bir şekilde Zhou hayatta kaldı ve durumu stabildi. 


KENDİ KENDİNİ SÜREN ÖLÜM


Mart 2018’de, Elaine Herzberg’e, yolculuk paylaşım firması Uber’in kendi kendini süren prototip bir arabası ölümcül bir şekilde çarptı. 49 yaşındaki Herzberg, bisikletiyle karşıya geçerken, sürücü koltuğunda insan güvenliği yedek sürücüsü otururken kendi kendine sürüş modunda çalışan araç çarpmıştı. 

Araçtaki Uber mühendisi Rafaela Vasquez, o zamanki raporlara göre telefonunda video izliyordu. Herzberg yerel bir hastaneye götürüldü ve yaralarından dolayı öldü ve bu acı olay, kendi kendini süren bir arabanın karıştığı yaya ölümünün ilk kaydedilen vakası oldu. 


BOTCHED ROBO-CERRAHİ 


Şubat 2015’te, üç çocuk babası ve emekli müzik öğretmeni Stephen Pettitt, Newcastle upon Tyne’deki Freeman Hastanesi’nde Mitral kapak hastalığı için robotik cerrahi geçirdi. Ameliyat, cerrah konsolu ve konsoldan kontrol edilen interaktif robotik kollardan oluşan bir Da Vinci cerrahi robotu kullanan cerrah Sukumaran Nair tarafından gerçekleştirildi. 

Ölümle sonuçlanan altı saatlik prosedür sırasında cerrahi ekip, Bay Nair ve yardımcı cerrah Thasee Pillay birbirine bağırarak seslenmek zorunda kaldı. Nair tarafından çalıştırılan robot konsolundan gelen ‘gürültülü’ ses nedeniyle iletişimin zor olduğu ortaya çıktı. Daha sonra, makinenin bir hemşireyi devirdiği ve bir hastanın dikişlerini patlattığı öğrenildi.


VW İŞÇİSİ EZİLDİ

Haziran 2015’te Almanya’nın Baunatal kentindeki bir Volkswagen fabrikasında 22 yaşındaki bir işçi robotik bir kol tarafından öldürüldü. Robotik kol, makine parçalarını kaldırmayı amaçladı, ancak bildirildiğine göre genci yakaladı ve büyük bir metal plakaya çarptı. 

Adam olayda göğsünden ağır yaralandı ve olay yerinde hayata döndürüldü, ancak aldığı yaralardan dolayı hastanede öldü. Bir Volkswagen sözcüsü, ilk sonuçların gösterdiğine göre, montaj sürecinde çeşitli görevleri yerine getirmek üzere programlanabilen robottaki bir arızadan ziyade insan hatası olduğunu söyledi. 


JAPONYA’NIN İLK ROBO KAZASI


Temmuz 1981’de Japon bakım işçisi Kenji Urada, arızalı bir hidrolik robotu kontrol ederken öldü. 37 yaşındaki Urada, açıkken makineye giden gücü kapatmak için tasarlanmış bir güvenlik bariyerinin üzerinden atlamıştı, ancak bildirildiğine göre robotu yanlışlıkla çalıştırdı.

Fabrikadaki diğer işçiler nasıl çalıştıracaklarını bilmedikleri için makineyi durduramadılar. Adam trajik bir şekilde ezilerek öldü. Urada, Japonya’da bir robot tarafından öldürülen ilk insandı, ancak dünyada ilk değil. 


İLK ROBOT ÖLÜMÜ 


Bir robot tarafından öldürülen ilk kişi, Ocak 1979’da Ford motor fabrikasında çalışan Amerikalı işçi Robert Williams’dı. 25 yaşındaki Williams, depolama raflarından nesneleri almak için tasarlanmış bir endüstriyel robot kolu kafasına çarpınca anında öldü. 

Raporlara göre, işçiler tarafından keşfedilene kadar cesedi 30 dakika rafta kaldı. Ailesi, robot üreticisi Litton Industries’e dava açtı ve 10 milyon dolar tazminat aldı. Wayne County Devre Mahkemesi, böyle bir kazanın olmasını önlemek için yeterli güvenlik önlemi alınmadığına karar verdi. 


Derleyen: Feyza ÇETİNKOL

https://www.bizsiziz.com/satranc-oynarken-parmak-kiran-robottan-hastasini-olduren-robo-cerraha-en-kotu-robotik-kazalar/

12 Temmuz 2022 Salı

İstatistiklere göre şu anda okyanuslarımızda 5.25 trilyon plastik parça ve her 6 metre karesinde 46.000 parça bulunmaktadır.

Bunun yanında her gün yaklaşık 8 milyon parça plastik okyanuslarımıza girmeye ve savunmasız hayvanları öldürmeye devam ediyor.

 

Okyanuslardaki plastik kirliliğinden en çok deniz kaplumbağaları, yunuslar, balıklar, köpekbalıkları,

yengeçler ve deniz kuşları etkileniyor.

 

Oysaki bu gidişatı değiştirmek tamamen bize bağlı. Sadece çocuklarınıza değil, kendiniz dahil diğer tüm canlılara daha iyi bir yaşam imkanı sunmak için harekete geçin.

Kaynak: Bilim Otağ

4 Temmuz 2022 Pazartesi

Suçları Gerçekleşmeden Bir Hafta Önce Tahmin Eden Yapay

Zeka Geliştirildi

Suçları bir hafta önceden yüzde 90 doğrulukla tahmin edebilen bir yapay zeka algoritması ilk kez gösterildi.

ABD’deki Şikago Üniversitesi’nden araştırmacılar bu modeli, 92 metrekarelik alanlarda gelecekteki olayları tahmin etmek için tarihsel suç verilerini kullanarak oluşturdu. Bu teknoloji Şikago, Los Angeles ve Philadelphia da dahil 8 büyük ABD şehrinde gösterildi.

Şikago Üniversitesi’nden Profesör Ishanu Chattopadhyay “Kentsel ortamların dijital bir ikizini yarattık. Bunu geçmişte yaşananların verileriyle beslerseniz, gelecekte ne olacağını size söyleyecektir. Sihirli değil, sınırlamalar var ama bunu doğruladık ve gerçekten işe yarıyor” dedi.

Araç, Philip K. Dick’in 1956’da yayımlanan aynı adlı kısa öyküsüne dayanan 2002 tarihli bilimkurgu filmi Azınlık Raporu’nda yapılan suç tahminlerini anımsatıyor.

Benzer bir yapay zeka tabanlı teknoloji, Japonya’da belirli zamanlarda belirli bölgelerde suçların meydana gelme olasılığının istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bazı belediyelerde yurttaş devriye güzergahlarını bilgilendirmek için halihazırda kullanılıyor.

Bu teknolojinin farklı varyasyonları tartışmalara yol açtı ve Şikago Polis Teşkilatı tarafından 2012’de uygulanan Suç ve Mağduriyet Riski Modeli’nin tarihsel olarak önyargılı verilerin kullanımı nedeniyle kusurlu olduğu tespit edildi.

Bu çabalar, suçun etrafa yayıldığı “sıcak noktalarda” ortaya çıktığına dair sismik bir yaklaşıma da dayanıyordu. Buna karşılık Şikago merkezli araştırmacılar şehirlerin karmaşık sosyal ortamının yanı sıra suç ve polis teşkilatının etkileri arasındaki ilişkiyi de çalışmaya kattı.

Şikago Üniversitesi’nden araştırmaya katılan sosyoloji profesörü Max Palevskym, “Mekansal modeller şehrin doğal topolojisini görmezden geliyor” dedi.

Ulaşım ağları sokaklara, yürüyüş yollarına, tren ve otobüs hatlarına riayet eder. İletişim ağları ise benzer sosyoekonomik geçmişe sahip alanlara riayet eder. Modelimiz bu bağlantıların keşfedilmesini sağlıyor.

Perşembe günü Nature Human Behaviour adlı bilimsel dergide, bu son araştırmayı detaylandıran “Kentlerdeki suçun olay düzeyinde öngörülmesi, ABD şehirlerinde uygulamadaki taraflılığın bir işaretini ortaya koyuyor” (Event-level prediction of urban crime reveals a signature of enforcement bias in US cities) başlıklı bir makale yayımlandı.

 

Kaynak: indyturk.com


https://www.bizsiziz.com/suclari-gerceklesmeden-bir-hafta-once-tahmin-eden-yapay-zeka-gelistirildi/

2 Temmuz 2022 Cumartesi

Siemens Healthineers, Türkiye’nin sağlıkokuryazarlığını araştırdığı raporu ile ülkemizdeki sağlık farkındalığına ışıktutuyor

HALKIN YÜZDE 71’İ SAĞLIKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR


Siemens Healthineers Türkiye, ülkedeki sağlık farkındalığını ölçen ve kamuoyunun sağlık gündemine ışık tutan ‘Sağlık Okuryazarlığı Araştırma Raporu’nu yayınladı. Bireylerin sağlık algısı, alışkanlıkları ve farkındalıklarını ortaya koyan rapora göre Türkiye’de insanların yüzde 71’i sağlıklı olduğunu düşünüyor. Koruyucu sağlık hizmetleri ve kronik hastalık farkındalığının oldukça düşük seviyede olduğunu ortaya koyan araştırma, halkın tercih ettiği ilk sağlık kurumunun devlet hastaneleri olduğunu gösteriyor.


Sağlık teknolojisinin öncü şirketlerinden Siemens Healthineers Türkiye, ülkedeki sağlık okuryazarlığını ölçen bir araştırma gerçekleştirdi. 2022’nin Şubat ve Mart aylarında Türkiye’nin 26 ilinde yürütülen araştırma, ülkenin genel temsiliyeti gözetilerek yapıldı. Bireylerin hastane tercihi, yaşam tarzı, hastalıklar, koruyucu sağlık hizmetleri kullanımı, sağlık bilgisine erişim, gelecek beklentileri hakkındaki değerlendirmelerini raporlayan araştırmanın sonuçları Siemens Healthineers Türkiye Görüntülemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert ve Laboratuvar ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin ile Siemens Healthineers Bilkent Ankara Şehir Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Filiz Akbıyık ve  İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Dursun’un katılımıyla  düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı.

Sağlıklıyım diyenlerin oranı yüzde 71


Sağlık Okuryazarlığı Raporu’na göre Türkiye’de kendini sağlıklı görenlerin oranı yüzde 71 olurken, düşük eğitim düzeyi kırılımında bu oran yüzde 54’e kadar geriledi. Araştırmaya göre bireylerin öncelikli tercihi devlet hastanesinden yana; yüzde 61’lik bir kesimin ilk tercihi devlet hastanesi olurken, bunu yüzde 22 ile özel hastaneler izledi. Tercih dağılımında üniversite hastanelerinin yüzde 8, sağlık ocaklarının ise yüzde 9’luk paylara sahip oldukları görüldü.

Yüzde 84 hiç check-up yaptırmamış, mamografi çektirmeyenlerin oranı yüzde 64


Rapora göre Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanılmıyor ve kronik hastalıklarda da farkındalık yeterli seviyede değil. Siemens Healthineers Türkiye Laboratuvar ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin, basın toplantısında raporun sonuçları hakkında şu açıklamada bulundu: “Sağlık Okuryazarlığı Araştırmamız çok sayıda çarpıcı veriyi ortaya koyuyor. Türkiye’de online olarak sağlık bilgisi araştırma düzeyi yüzde 51 ile OECD* ortalamasının altında olsa da yine de umut verici bir düzeyde ancak sağlıklı bir toplum için koruyucu sağlık hizmetlerinin taşıdığı önemin toplum nezdinde anlaşılmamış olduğunu görüyoruz. Kronik hastalığının farkında olmayanlar yüzde 83 oranında bulunuyor, bu ciddi bir rakam. Check-up yaptırmayanların oranı da oldukça yüksek ve bu durum erken tanı ve tedavi için engel teşkil ediyor. Bunların yanı sıra kanser tedavilerinden haberdar olmayanların yüksek oranda olması, ülke genelindeki sağlık okuryazarlığı konusunda alınması gereken bir yol olduğuna işaret ediyor.” Konuşmasında sağlık sektörünün geleceğinde dijital çözümlerin ve yapay zeka gibi yenilikçi teknolojilerin hem hasta deneyimini hem de sunulan hizmeti iyileştirmeye devam edeceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Siemens Healthineers olarak inovatif teknolojilere odaklanarak uzmanların üzerindeki iş yükünü hafifletmek ve zamanlarını etkili kullanabilmelerini sağlamak amacıyla sistemler geliştiriyoruz. Laboratuvar diagnostiğinde hastalığa özel çözümlere daha fazla odaklanıyoruz. Geliştirdiğimiz testlerle hekimlere daha spesifik araçlar sağlayabiliyor; değerlendirmelerini daha geniş bir perspektiften yapabilmelerine yardımcı oluyoruz. Sağlık profesyonelleri ile hastalar arasındaki sınırları kaldıran çözümler ve sağlık verilerinin güvenliği gibi konularda sürekli gelişme kaydediyoruz.”

Erkekler şekeri, kadınlar demiri merak ediyor


Kan testi parametrelerinin de ölçümlendiği araştırma kapsamında katılımcılara, “Yarın kan testi yaptırmak isterseniz, öncelikle hangi değerlerinizi öğrenmek istersiniz?” sorusu soruldu. Erkeklerde ilk sırayı yüzde 48 ile şeker alırken, kadınların yüzde 28’i demir dedi. Siemens Healthineers Bilkent Ankara Şehir Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Filiz Akbıyık, şu sözleri ifade etti: “Dikkat çekici sonuçlar sunan bu rapor, hiç tam kan sayımı testi yaptırmayanların oranının yüzde 26 olduğunu gösteriyor. Ancak, tam kan sayımı testi, birçok hastalığın erken teşhisi için çok önemli. Sağlığımızı korumamız ve güçlendirmemiz için bize gerekli bilgiyi sunan tam kan sayımı testi, en fazla beş dakika içinde gelecekte yaşayabileceğimiz hastalıklara dair bilgi verir ve sağlık sorunlarının sebeplerinin analiz edilmesini sağlar.” Prof. Dr. Akbıyık, test değerlerinde kadınlar için demir, erkekler için ise şeker ölçümlerinin önde gelmesini ise şöyle yorumladı: “Ülkemizde demir eksikliği kadınlarda yaygın olarak görülüyor. Demir eksikliği ileri dönemde kalp rahatsızlıklarına, enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına neden olabiliyor. Anemi tam kan sayımı testi ile kolayca tespit edilebilir ve altta yatan nedenin belirlenmesi için ek testler gerekebilir. Bu sebeple tam kan sayımı testi yaptırmak ve anemiyi tespit etmek pek çok hastalığın erken teşhisinde önemli bir rol oynayabilir. Burada da yine sağlık kontrollerinin düzenli olarak yaptırılması gerektiğini ve erken teşhisin önemimi görüyoruz.

Araştırmada erkeklerin yüksek oranda merak ‘’şekeri’’ merak etmesiyle ilgili olarak da şu yorumu yapabilirim: Ülkemizde erkeklerde diyabet oranı maalesef yüksek.  Kan şekeri yüksekliği; kalp ve damar hastalıkları, inmeler, görme bozuklukları, böbrek yetmezliği, erkeklerde cinsel bozukluklar, diyabetik ayak, sinir sistemi hastalıkları gibi birçok hastalığın nedeni. Diyabet uzun yıllar hastaların fark edebileceği herhangi bir belirti vermeden sinsice organların hasarına neden olabilmektedir. Dolayısıyla tam kan sayımı testi yaptırmak bu tür hastalıkların da erken teşhisinde önemli bir rol oynuyor. Laboratuvarlar testlerinin tanı, tedavi ve hastalığın izlenmesindeki rolü yanında bireysel olarak hastalık risklerin öngörülmesi, hastalığın oluşmadan tespit edilebilmesi açısından çok önemli olduğunu göstermektedir. Belirli aralıklarla yapılacak sağlık taramaları ve check-up programları her yaş grubu için önem taşıyor.’’

Radyolojide doktora güven tam, radyasyon dozu bilinmiyor


Araştırmaya katılanların yüzde 62’si radyoloji hizmetleri ile ilgili bilgileri doktor ya da hemşireden, yüzde 27’si internetten, yüzde 3’ü ise sosyal medyadan araştırma yaparak edindiğini belirtti.  Cihaz markasına göre radyasyon dozunun değişiklik gösterdiğini, on kişiden dokuzu bilmiyor. Yüzde 58’lik bir kesim, doz farkı hakkında bilgilendirildiğinde tercihlerinin değişeceğini belirtiyor. Siemens Healthineers Görüntülemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert, konuya ilişkin şu açıklamada bulundu: “Görüntüleme sistemleri, sağlık teknolojisinde geleceğe ışık tutmaya devam ediyor. Ancak dünyada olduğu gibi ülkemizdeki hastaların da klostrofobi, yüksek ses, radyasyon veya başka insanların yaşadığı olumsuz deneyimler nedeniyle MR’dan veya farklı görüntüleme yöntemlerinden çekindiklerini görebiliyoruz. Günümüzdeki teknoloji, bu konuda hasta konforuna odaklı, daha yüksek görüntü kalitesi sağlayan çözümler sunuyor. Yeni nesil cihazlar hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için tüm süreci ciddi ölçüde rahatlatıyor. Fakat günümüz koşullarında bile sağlık hizmetlerine erişim konusunda zorluklar olması önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Biz, New Ambition aşamamızda “Sağlık sektöründe çığır açan yeniliklere öncülük ediyoruz. Herkes için. Her yerde.” diyerek bakıma erişimi artırmayı temel hedeflerimizden biri olarak belirliyoruz. Geliştirdiğimiz inovatif çözümler, konvansiyonel tarayıcılarla ilişkili maliyet ve altyapının yol açtığı zorluklara doğrudan yanıt vermemizi sağlıyor. Görüntüleme teknolojilerinde düşük radyasyon dozu, yüksek çözünürlük ve hasta konforu odağında cihazlar geliştiriyoruz. Radyoloji alanında düşük dozla kullanım olanağı sunan görüntüleme cihazlarına dünya genelinde erişimi artırmak, üzerinde önemle durduğumuz konular arasında bulunuyor. Özellikle bilgisayarlı tomografi gibi radyasyon temelli alanlarda ve pediyatride düşük doz en önemli önceliklerimizden birini oluşturuyor.”

Uzun yıllardır hem dünya genelinde hem de Türkiye’de meme kanseri farkındalığına yönelik yapılan çalışmalara rağmen ülkemizdeki, 40 yaş üzeri kadınların yüzde 64’ü hayatında hiç mamografi çektirmemiş. Bu gruba mamografi çektirmeme nedenleri sorulduğunda yüzde 76’sının ihtiyaç duymadığını belirttiği görülüyor. Düzenli mamografi çektirenlerin oranı ise yalnızca yüzde 4. İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Dursun, erken teşhisin önemine dikkat çektiği konuşmasında şu açıklamada bulundu: “Ülkemizde hekimlere duyulan güvenin yüksek olduğunu görüyoruz, ancak görüntüleme konusunda yersiz bir çekince olabiliyor. Erken teşhis hayat kurtarır ve zamanında tedavi, hastalıkları çok ciddi sorunlara yol açmadan iyileştirebilmek için çok önemli. Değinmek istediğim bir diğer konu ise raporda mamografi çektirmeyenlerin oranının yüzde 64 gibi yüksek bir oranda olması ve ‘ihtiyaç duymamanın’ çektirmeme nedeni olarak ilk sırada gelmesi. Meme kanseri, diğer birçok hastalık gibi erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olan bir hastalık. Düzenli kontrollerin aksatılmaması çok önemli. Ayrıca araştırma sonucunda halkımızın dijitalleştiğini görüyoruz: E-nabız kullanım oranı yüzde 86. Oldukça umut verici bir rakam. Bu veri halkımızın gelecekteki dijital sağlık teknolojilerin kullanımına hızla uyum sağlayacağını gösteriyor.”


*Kaynak: OECD Health Statistics 2021

https://www.medikalnews.com/siemens-healthineers-turkiyenin-saglik-okuryazarligini-arastirdigi-raporu-ile-ulkemizdeki-saglik-farkindaligina-isik-tutuyor/

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...