“Hiç kimse geriye gidip yeni bir başlangıç yapamaz; ama bugün yeni bir son yapıp yeniden başlayabilir.” Carl Bard
NİL GÜREL'den Bilimsel Analizler ve Yazılar, Edebi Yazılar, Bazı Gündem Konuları, Çeşitli Araştırma Sonuçları..
NİL GÜREL
26 Ağustos 2024 Pazartesi
20 Ağustos 2024 Salı
Yaratılış amacını bilmek denge unsurudur
Varlık bir denge üzerine inşa edilmiş ve hiçbir şey boşuna ve amaçsız yaratılmamıştır.
İnsanın yaratılış amacı, sadece Allah’a kulluk etmeleridir
(Zariyat,56). Yeryüzünde ne varsa tamamı ise, insan için yaratılmıştır.
(Bakara,29)
Yaratılış amacını öğreten Kur’an’a göre, can taşıyan bütün
varlıkların hakları vardır ve haksız yere bir cana kıymak yasaktır. Bunu yapan
ise ahirette cezasız kalmayacaktır.
Peygamber buyurur ki;
“Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah"tan korkun.” (Ebû Dâvûd, Cihâd,44)
“Hiçbir kişi yoktur ki bir serçeyi yahut ondan daha büyük
bir canlıyı haksız yere öldürsün de Yüce Allah ona bunun hesabını sormasın!”(
Nesâî, Sayd, 34)
“Her canlıya yapılan iyilikte bir sevap vardır.” (Buhârî ve
Müslim) “Resûlullah (sav), hayvanları birbirleriyle dövüştürmeyi
yasakladı.”(Tirmizî; Ebû Dâvûd)
Haksız ve keyfi olarak hayvanın canına kıymamak, onlara merhametli olmak
esastır. Bir adamın çölde karşılaştığı bir köpeğe, kuyuya inip su vermesinden
dolayı Allah"ın affına mazhar olmakla ödüllendirilmesi (Müslim,Selâm,155),
diğer yandan bir kediyi hapsederek ölene dek aç bırakan kadının cehennemle
cezalandırılması (Buhârî,Müsâkât,9) İslam’ın bu prensibinin gereğidir.
İnsanı ve canlıları yaratan Allah’ın canlılar hakkında
Peygamber vasıtasıyla uyarıları bu şekildedir. Bununla birlikte Kur’an, hayvan
çeşitlerinden ve niçin yaratıldıklarından bahsederken, bazısı binek, bazısı yük
taşıyıcı, bazısı ise etlerinden, sütlerinden, balından, derilerinden ve
yünlerinden istifade edilmesi için insanlara sunulduğunu anlatır. İstisnasız
bütün insanlar da Kur’an’ın tanımladığı şekilde her gün hayvanların etinden,
sütünden ve derisinden doğal olarak istifade eder.
İnsanların, özellikle de çocukların can güvenliğini tehdit
eden sahipsiz sokak hayvanlarıyla ilgili yaşanan tartışmalarda, sokak
hayvanlarından yana duran bir kesim dikkat çekiyor. Gerçekten hayvan sevgisi
veya onların haklarını savunmak için mücadele ettiklerini düşünebilirler, ancak
bu duruş dengeli bir duruş değildir. Zira insanın ve bir çocuğun hayatı mevzu
bahis ise bu tartışma konusu olamaz. Yukarıda geçen Peygamber’in sözündeki
“…haksız yere…” vurgusu buna dikkat çeker. Aksi halde zararlı hayvanın öldürülmesine
karşı çıkarken, eti yenen hayvanların da öldürülmesine karşı çıkmaları gerekmez
mi? Her gün kasap ve market reyonlarında etleri sergilenen, dünyanın her
yerinde kesim için üretimi yapılan hayvanlar can taşımıyor mu? Neden bunlara
ses çıkmıyor da, çocukların ölümüne neden olan sahipsiz hayvanların hakları
gündem oluyor?
Yemek için hayvanı öldürmeyi normal görüp, yem olmamak için
uyutulmayı anormal görmek dengesizlik değil de nedir?
Şayet köpeklerin eti yenseydi, sokaklarda bir tane başıboş
köpek kalmazdı ve eti yenen diğer hayvanlar gibi hayvan hakları kapsamından
çıkarılırdılar.
Bazı hayvanların etlerini yararlı kılıp tüketimini helal
kılan Allah’ın bu tabiat kanununa uyularak hayvanları kesip etlerini afiyetle
yemenin normal sayılması gibi, insan hayatını tehdit eden durumlarla ilgili de
Allah’ın çizdiği kurala uymak en dengeli duruştur. Allah, yeryüzünde olan her
şeyi insan için yarattığını söylerken, insanın yaşatılmasının esas olduğunu
vurgular.
İnsanı öldüren insanın cezasız kalmamasının savunulduğu
dünyada, masum çocukların hayatını tehdit eden sahipsiz hayvanları savunup
çocukların canlarını adeta yok saymanın izahı nasıl olabilir. Hayvanın hayat
hakkını, insanın hayat hakkına tercih etmek hak savunuculuğu değil, hakkı
bilmemektir. Yaratılış amacını bilmeyen, insanın da, diğer canlıların da
kıymetini bilemez. Düşünce ve davranışta dengeyi yakalayabilmek ile yaratılış
amacını bilmek arasında sıkı bir bağ mevcuttur ve varlığın amacını bilmeyen dengeyi
yakalayamaz, çelişkiler içerisinde bocalar.
Dolayısıyla, yaratılış amaç gereği dilsiz hayvanlar hakkında
Allah"tan korkmak ve yeryüzünde ne varsa tamamının insan için
yaratıldığını bilmek dengeli duruştur.
Mahmut Göl
https://www.diyanethaber.com.tr/yaratilis-amacini-bilmek-denge-unsurudur
12 Ağustos 2024 Pazartesi
Kore Türk Tugayı İmamları ve Kore'de İslamiyet Kitabından
……”1950’de Kore’ye gelen Türk tugayı imamları sayesinde Müslüman olan Koreli Pik Sang Ki, çok disiplinli bir kahramanlık ordusu olarak aktardığı Türk ordusunun aynı zamanda sıcakkanlı davranışlarının kendisini kalben etkilediğini belirtmektedir.
Türk askerinin bu davranışlarını Türk ordusunun manevi
özelliklerine bağlayan pek çok yazar mevcuttur. Örneğin Türkmen, bu hususu ordu
ve askerlikle ahlakın büyük ilgisi olduğunu sosyolog Emile Durkheim’ın şu
sözlerini aktararak açıklamaktadır:
“”İmanına kuvvetle bağlı imanlı bir adam yahut ailesine yahut
siyasi partisinin bağlarına kuvvetle sarılmış bir adam için ümitsizlik ve
ıstırap meselesi yoktur. Bu insanlar hiç düşünmeden ve kendiliklerinden dinine
veya dinin timsali olan Allah’ına, öteki ailesine bir diğeri vatanına veya
siyasi partisine körü körüne bağlıdırlar.””
Bu durum Türk ordusunun ahlaka büyük ehemmiyet verdiğini ve
askeri ahlak kavramı ile disiplinini sağladığı açıklamaktadır.”
"Kore Türk Tugayı İmamları ve Kore'de İslamiyet" kitabından sayfa s.74) (T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından).
8 Ağustos 2024 Perşembe
YİTİRİLEN DEĞERLERİN, DUYGULARIN ADI: ÇIKARCILIK
YİTİRİLEN DEĞERLERİN, DUYGULARIN ADI:
İşte bu içler acısı durumu gerek dilbilimsel gerek
bilimsel gerek dini ve din felsefesi boyutlarıyla derinlemesine analiz etmek
istedim. İlk olarak çıkar nedir ve çıkarcılık nedir ona bakalım.
Çıkarcı Kelimesinin Dilbilimsel Anlamı Nedir?
Çıkarcılık Ne Anlama Gelir?
Türk
Dil Kurumu Sözlüğünde çıkarcı; “Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını
kollayan(kimse), çıkar sever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest,
menfaatperver, menfaattar” anlamına gelmektedir. Bir kimseden salt kazanç elde
etmek için kurulan ilişki biçimini ise “çıkarcılık” olarak adlandırabiliriz.
Kuramsal Yaklaşımda Çıkarcılık Nedir?
Kuramsal yaklaşımda çıkarcılığın ne olduğunu
anlayabilmek için örgütsel davranış kuram ve yaklaşımlarını ve ayrıca iktisat
tarihini incelemek gerekir. Örgütsel davranış bilimine bakıldığında ve iktisat
tarihi incelendiğinde çıkarcılığın teorisi dendiğinde akla gelen İtalyan
düşünür ve politikacı Niccolo Machiavelli’dir. “Amaca ulaşmak için her yol
mübahtır” düşüncesinin fikir babasıdır kendisi. Örgütsel çatışma kuramları
incelendiğinde ve ayrıca insan kaynaklarına bakıldığında da bu düşünce tarzının
sorunların temel taşı olduğu görülecektir. İnsani yaklaşımlar yerine rekabetçi
kapitalist sistemin dönmesine hizmet eden, çalışanları düşünmeyen bir yaklaşımın
sonuçları verimsizliğe, tükenmişlik sendromuna ve hatta çalışanın fiziksel
sağlığının bozulmasına bile yol açabilmektedir (İyem, C. 2015 ve Özsoy F.H.
2017).
Çıkarcılığın Dini Boyutu ve Din Felsefesi
Bağlamında Analizi
Aslında tüm bunların nedenini düşündüğümüzde asıl
yoksunluğun inanç yoksunluğu olduğunu görebiliriz. Çünkü İslamiyet’te “ben”
yoktur “biz” vardır. Allah’ın nezdinde düşünülürse, “takva sahibi olmak” ile
“bencil” olmak taban tabana zıttır. Çıkarcı insan en temelde “bencil” insandır.
Oysaki nefsin mertebeleri yükseldikçe şahsi menfaatler azalmakta ve en son
makamda insan bir “hiç” e dönüşmektedir. Her şeyi Allah için yapan ve her şeyin
Allah’ın dilemesiyle olduğunu ve bu dünyanın imtihan dünyası olduğunu idrak
eden “akıllı ve ulvi insan” tüm menfaatlerden de arınmış olacaktır.
Konu dini bilgiye (ilahiyat ilmine) ve din
felsefesine dayanarak irdelenecek olursa sahih kaynaklara bakmak uygun
olacaktır. Bu noktada şüphesiz ki en güvenilir kaynak Kuran-ı Kerimdir. Kuran-ı
Kerim’deki ayetlere bakıldığında çıkarcılık karşımıza iki bağlamda çıkmaktadır:
İnsanlar arasındaki çıkar ilişkileri, Allah ile kul arasındaki çıkar
ilişkileri.
İşte bu bağlamda bazı örnekler:
“Biz göğü, yeri ve bunların arasında bulunan şeyleri
boşuna, gayesiz ve insanlar Allah’ın emrini bırakıp kendi arzularına göre davranabilsinler
diye yaratmadık. Böyle bir düşünce inkarcıların zannından ibarettir. Girecekleri
cehennem ateşinden dolayı vay haline o kafirlerin!” (Sad Suresi 38(27.Ayet)
“Size verilen her şey ancak dünya hayatının gelip
geçici menfaatidir. Allah katındaki nimetler ise inanıp yalnızca Rablerine
güvenip dayananlar için her bakımdan daha hayırlı ve daha devamlıdır” (Şura
Suresi 36.Ayet)
“İnsanın
başına bir sıkıntı geldi mi Rabbine yönelip O’na yalvarır, sonra Rabbi ona
katından bir nimet verince, daha önce ona yalvardığını unutup yolundan
saptırmak için Allah’a eşler koşmaya başlar. De ki ona “İnkarcı tutumunla biraz
eğlenedur bakalım! Gerçek şu ki sen ateşi boylayacaklardan birisin! ((Zümer
Suresi\8. Ayet) https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Zümer-suresi/4066/8-9-ayet-tefsiri)
Çok
daha derin düşünülürse çıkarcı insan, Allah’ın emrini bırakıp kendi arzularına
kapılıp giden bir profil teşkil etmektedir. Allah’a sırtını dönebildiği gibi
Allah’ın yarattığı kullara da sırtını dönüp kul hakkına girebilmektedir.
Ne Yapmalı?
Bu özelliklere sahip insanları fark ettiğimizde
Allah’ın nezdinde onlardan uzaklaşmak onlara verilecek en güzel cevap
olacaktır. Çünkü fedakarlığın bir derecesi vardır ki bu da Allah’ın ekseninde
olmalıdır. Rabbimiz, bize emanet ettiği bu bedene sahip çıkmamızı ister. Esas
ruh vardır, beden onun kılıfıdır. Yani ruhumuzu da yıpratmayacak şekilde
fedakar olmalıyız ki Allah’ı unutarak insan için bu kadar fedakar olmak doğru
değildir. Yani fedakarlığın derecesini de İslamiyet aslında uygun bir şekilde
çizmiştir. Kişi bu eksende yaşadığında tekamülünü tamamlama yolunda devam
edecektir.
Bu noktada fedakar kişi çıkarcı insan tarafından
sömürülmeye dur dediğinde “ben” demiş olmuyor mu diye soracak olursanız; fedakar
kişi “biz” diyor fakat bu, başkalarını Allah’ın önüne koymaya varırsa, hakiki
anlamdaki “biz” yok olup “fedakarlık” şirke dönüşmeye ve kişinin kendisini de
olumsuz etkilemeye başlıyor. Artık o, hakiki fedakarlıktan çıkıyor. Kula köle
olmaya varıyor. İslam’da, tasavvufta var olan “biz”, her şeyde Rabbi görmek ve
insanları da O’nun yarattıkları olarak düşünmek, kendisi de herkesi onun
nezdinde “biz” olarak görmektir. Ameller de bu düşünce sisteminin yansımalarıdır.
Kaynaklar ve İleri Okumalar
İyem, C., Makvavelist İKY: Endüstri
İlişkilerinden Uzaklaşmak, Siyaset, Ekonomi ve Yönetim İlişkileri Dergisi,
16. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi Özel Sayısı, 2015, 1-8
Özsoy, F.H., Örgütlerde Makyavelizm ve Sinizmin
Çatışma Yönetimine Etkisi: Bir Teknoloji Şirketinde Uygulama, İstanbul
Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2017
https://www.kuranvemeali.com/menfaat-hirsi-ile-ilgili-ayetler
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Zümer-suresi/4066/8-9-ayet-tefsiri
Not: Makalem, Medium Türkiye Yayınında yayına alınmıştır:
7 Ağustos 2024 Çarşamba
Göbeklitepe’de Dünyanın En Eski Takvimi
Keşfedildi: Medeniyetin Doğuşunu Yeniden Yazabilir
Göbeklitepe’de Dünyanın En Eski Takvimi Keşfedildi: Medeniyetin Doğuşunu Yeniden Yazabilir
Arkeologlar dünyanın en eski takvimi olduğu
düşünülen bir şey keşfettiler.
Gizemli Göbekli Tepe bölgesinde 12.000 yıllık
bir taş sütuna kazınmış olan bu takvim, uzmanlara göre uygarlık zaman
çizelgemizi yeniden yazabilir.
Zaman tutma sistemi, M.Ö. 150 yılında Antik
Yunan’da belgelenmesinden 10.000 yıl önce eski insanların zamanı tutmanın doğru
yollarına sahip olduğunu kuvvetle gösteriyor.
Araştırmacıları heyecanlandıran bir başka bulgu
da, oymaların 1.200 yıl boyunca mini bir buzul çağına neden olan, büyük
hayvanları yok eden ve tarımsal gelişmeyi ve karmaşık toplumları harekete
geçiren bir kuyruklu yıldız çarpmasını tasvir etmesi.
Yazının devamını aşağıdaki linkten
okuyabilirsiniz:
AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM
AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...
-
HALKLA İLİŞKİLER EĞİTİMİ İLE GELECEĞE DOĞRU Üniversitenin İletişim Fakültesi’nin Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü için bitirdiğim ...
-
BİR DİZİ, BİR MESAJ, BİR DİPLOMASİ ARACI OLARAK: WHEN THE PHONE RINGS Nil Gürel in Türkiye Yayını ∙ April 15, 2025 ∙ 5 min read ...
-
TÜRKİYE’DE SAĞLIK YÖNETİMİ MESLEĞİNİN KARŞILAŞTIĞI TEMEL SORUNLAR: NİTEL BİR ÇALIŞMA MAKALESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bugünkü yazımda ele a...
-
YİTİRİLEN DEĞERLERİN, DUYGULARIN ADI: ÇIKARCILIK Günümüz ilişkilerine bakıldığında artık çoğu değerin anlamını yitirdiğini görmekteyiz. ...
-
YALNIZ ZAMANLAR Zamanımızın bir özniteliği birçok insanın tekbaşınalıktan korkmasıdır. Oysaki ...