NİL GÜREL

30 Aralık 2025 Salı

THE KULESHOV EFFECT IN CINEMA AND SOCIAL MEDIA: A CONCEPTUAL DISCUSSION

Our academic study titled “The Kuleshov Effect in Cinema and Social Media: A Conceptual Discussion,” conducted in collaboration with Associate Professor Dr. Mustafa Sami MENCET, has been accepted for publication in the Young Thinkers Academic Journal.

We hope it contributes to the field.

https://dergipark.org.tr/tr/pub/gemder/article/1846313

21 Aralık 2025 Pazar

SİNEMADA KULESHOV ETKİSİ VE SOSYAL MEDYA: KAVRAMSAL BİR TARTIŞMA

Sayın Doç. Dr. Mustafa Sami MENCET hocamızla birlikte gerçekleştirdiğimiz "Sinemada Kuleshov Etkisi ve Sosyal Medya: Kavramsal Bir Tartışma" konulu akademik çalışmamız Genç Mütefekkirler Akademik Dergisi’nde yayına kabul edilerek yayımlanmıştır.

Alan yazına katkı sunmasını temenni ederiz. 

19 Aralık 2025 Cuma

 

Nil Gürel ve Dr. Hande Ortay ile Akademik Perspektifler

Akademik Bir Yolculuğun İzinde: Güvenlik Mimarisinden Diaspora Siyasetine, Uluslararası İlişkilerin Değişen Dinamikleri ve Gelecek Hedefleri Üzerine Dr. Hande ORTAY ile Kapsamlı Bir Söyleşi
Sayın Dr. Hande ORTAY hoca ile söyleşimiz çok güzel, keyifli ve ufuk açıcı bir söyleşi oldu. Söyleşiyi euhaber.com'dan okuyabilirsiniz:

13 Aralık 2025 Cumartesi

Yapay Zeka Çağında Kimlik Hırsızlığı: Çocuklar Neden Zayıf Halka?

Akademik Analizle Çözüm: Çocuğun Siber Güvenliğinde Anne ve Babanın Rolü

Yapay Zeka ve Dijitalleşme Çağında Ebeveynlik: Çocuklarımızın Siber Güveliğini Nasıl Sağlarız: NİL GÜREL’den Akademik Bir Analiz ve Çözüm Önerileri

Yapay zeka ve dijitalleşme ile üretim, iş süreçleri ve eğitim faaliyetleri kolaylaşmakla birlikte siber güvenliğin tehlikeye girmesi ve beraberinde gelen maddi ve manevi kayıplar yıkıcı olabilmektedir. Özellikle çocuklar zayıf bir halka olarak görülerek siber zorbalığa daha çok uğrayabilmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalara göre çocukların yüzde 20’si siber zorbalığa uğramaktadır. Çevrimiçi ortamlarda çocuklara yönelik riskler arasında sextortion, grooming, taciz, deepfake içerikler ve kimlik hırsızlıkları yer alıyor.

İnternet Ortamında Çocuklarımızı Nasıl Koruyabiliriz?

İnternet bağımlılığının uyuşturucu bağımlılığı kadar tehlikeli olduğunu çocuklarımıza anlatmamız gerekiyor. Öncelikle kendimize de ayna tutmalıyız. İnternette ne kadar süre geçirdiğimizi kendimize sormalıyız. Unutmamalıyız ki bizim ekran bağımlılığımız da çocuklarımızı olumsuz etkileyecektir.
Biz gerçek hayatta çocuklarımıza güven, otonom, özerklik verebilirsek, onlarla bağ kurarsak eksiklik hissedip sanal aleme bağımlılık geliştirmezler. Çocuklarımız dijital yerli. Çocuğun internet erişimini tamamen kısıtlamak yerine dengeli bir kısıtlama yapılmalı. Ekran savaşından ziyade çocukla birlikte karar verdiğimiz etkinlikler yapmalıyız. Çocuğun interneti üretim odaklı kullanması teşvik edilmeli. Hochschild’ın “Duygusal Emek” kavramından yola çıkarak analiz edildiğinde yapılan en büyük hatalardan biri çocuk öfke nöbetleri geçirdiğinde teknolojinin duygusal emzik olarak verilmesidir.

İdeal Kimlik ve Teknoloji Kullanımı

İdeal kimlik oluşturma, teknoloji kullanımının nedenlerinden biridir. Çocuklara seçme özgürlüğü verilmezse tüketim odaklı teknolojiye yönelir ve mutluluğu orada arar. Böylece çocuk büyük ölçüde internette kalır ve bu da güvenlik riskini arttırır. Çocukların internette kalma süresi arttıkça siber zorbalığa uğrama ihtimali artmaktadır.

Cihazların Güvenliğini Sağlamak

İnternete dayalı olmayan oyunlar daha güvenilirdir. Cihazlarda güncelleştirme yapmak çok önemlidir. Güncelleştirme yapılmayan cihazlarda çok farklı açılardan zafiyetler ortaya çıkabiliyor. Güçlü şifreler kullanılmalıdır.
Çocuklara uygun arayüz ve platformların kullanılması önem taşımaktadır. Seçtiğimiz platformu çocuk kullanırken test etmeliyiz. Kişisel bilgilerin dijital platformlarda paylaşılmaması gerekir. Çocuk uyarılmalı ve etik değerleri içselleştirmesi sağlanmalıdır. Çocuğun empatik iletişim kurabilmesi önemlidir. Aksi halde çocuk, zarar veren bir hacker hâline gelebilir. Ayrıca çocuk; annesi, babası veya öğretmenleri tarafından çok yargılanıyorsa değer ve ilgi görmek için siber zorbalığa başvurabilir. Bu nedenle suçlayıcı dil kullanmak doğru değildir.

Bilinçli ve Eğitimli Anne ve Babaların Önemi

Sahte içerikleri çocuğa tanıtmak, hacker gibi düşünmesini sağlamak ve korunma yollarını birlikte değerlendirmek etkili bir yöntemdir. Yapay zeka ve dijitalleşmenin olumsuz örneklerini aile sohbetlerine dahil etmek de yararlıdır. Çocukları bilinçlendirmek kritik bir husustur. Bu nedenle ebeveynlerin siber güvenlik uzmanlarını takip etmesi, eğitimler alması ve okumalar yapması önemlidir. Önce ebeveyn bilinçlenmeli ki çocuk bilinçlenebilsin.

Çocuğumuzun Siber Zorbalığa Uğradığını Nasıl Anlayabiliriz?

Kendi sınırlarını koruyamayan çocuklar daha kolay zorbalığa uğrayabilmektedir. Çocuk internette vakit geçirdikten sonra ruh hali değişiyorsa, içine kapanıyorsa siber zorbalık ihtimali dikkate alınmalıdır.
Amerikan Pediatri Derneğine göre çocuklar 2 yaşına kadar teknoloji ile tanıştırılmamalıdır. Bazı uzmanlar ideal yaşın 3 yaş olduğunu belirtmektedir.

Sonuç

Çocuğumuza ilgi göstermek, güven vermek, yargılamamak ve suçlamamak, onun internette olumsuz durumlara maruz kalma riskini azaltacaktır. Cihaz ve internet güvenliğini sağlamak, güçlü şifreler kullanmak önemlidir ancak en büyük çözüm çocuğumuzla empatik iletişim kurmaktır.
Yapılan çalışmalara göre çocuğa siber saldırıda bulunacak kişi (siber avcı), çocuklara önce şu iki soruyu yöneltmektedir:

  1. Şu anda odada yalnız mısın?
  2. Ailen internette neler yaptığını biliyor mu?

Odasında yalnız olmadığını ve ailesinin internetteki faaliyetlerinden haberdar olduğunu söyleyen çocuğa siber avcı yaklaşmamaktadır.
Dolayısıyla çocuklarımızın siber güvenliğini sağlamak ebeveynlerin sorumluluğundadır. En güçlü koruma kalkanı, çocukla doğru iletişim kurabilen anne ve babadır.

 

Yazar: NİL GÜREL
Bağımsız Akademisyen, Araştırmacı, Yazar
İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Uzmanı, MSc

https://euhaber.com/haber/yapay-zeka-caginda-kimlik-hirsizligi-cocuklar-neden-zayif-halka

 

10 Aralık 2025 Çarşamba

5. İSTANBUL EĞİTİM ZİRVESİ İZLENİMLERİM 

Türkiye Maarif Vakfı tarafından düzenlenen 5. İstanbul Eğitim Zirvesi’ne katılmak, benim için oldukça ufuk açıcı ve değerli bir deneyim oldu. İki gün boyunca devam eden program, hem içerik hem de konuşmacı profili açısından zengin ve son derece öğreticiydi.

Açılış oturumunda eğitim politikalarından küresel sorumluluk bilincine kadar geniş bir çerçevede yapılan konuşmalar, eğitimin toplumsal dönüşümdeki rolünü yeniden düşünmemi sağladı. Üst düzey oturumlar ve ana tema sunumları ise eğitimin günümüzde karşılaştığı yeni koşullar, ihtiyaçlar ve çözüm önerilerine dair kapsamlı bir perspektif sundu.

İkinci gün oturumlarında ele alınan “Müfredatın Ötesinde: İnsanlık Sanatı” ve “Okuldan Topluma: İş Birliği Ekosistemi” başlıkları, eğitimin sadece sınıf ortamıyla sınırlı olmadığını; toplumsal, kültürel ve insani bir bütünlük taşıdığını göstermesi bakımından oldukça etkileyiciydi. Gençlere yönelik oturum ve eğitim konuşmaları ise geleceğin eğitim vizyonuna dair önemli ipuçları sundu.

Zirve genel olarak akademisyenlerin, eğitimcilerin ve gençlerin katkılarıyla çok yönlü bir öğrenme ortamı oluşturdu. Katılım sertifikası almak bu deneyimi somutlaştırsa da asıl değerli olan, eğitim alanında yeni fikirler duymak, tartışmak ve ilham verici bir atmosferde bulunmaktı.

Bu nedenle İstanbul Eğitim Zirvesi benim için hem eğitim alanındaki mesleki deneyimim açısından hem entelektüel açıdan büyük bir kazanım oldu. Bundan sonraki süreçte benzer etkinliklerde yer almayı ve eğitim alanındaki gelişmeleri daha yakından takip etmeyi arzuluyorum.



6 Aralık 2025 Cumartesi

1 Aralık 2025 Pazartesi

TÜRKİYE'NİN ARABULUCUK VE DENGELEME ROLÜ İLE BÖLGESEL STRATEJİ

ÇİN–JAPON GERİLİMİ DERİNLEŞİYOR: TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL OKUNABİLİR?

Doğu Asya’da Çin ile Japonya arasında artan diplomatik gerilim, yalnızca bölgesel bir kriz olarak değil, aynı zamanda küresel güç dengelerini etkileyen kritik bir gelişme olarak okunmalıdır. Özellikle Tayvan merkezli güvenlik söylemleri ve savunma politikalarında belirginleşen sertleşmeAsya-Pasifik bölgesinde yeni bir kutuplaşma ihtimalini güçlendirmektedir.

ASYA-PASİFİK’TE YÜKSELEN GÜVENLİK GERİLİMİ

Çin ve Japonya arasındaki diplomatik ve stratejik gerilim, son dönemde karşılıklı güvenlik söylemlerinin sertleşmesi ile daha görünür hâle gelmiştir. Tayvan merkezli gelişmeler, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlerin pozisyonlarını da yeniden değerlendirmesine yol açmaktadır. Bu durum, Asya-Pasifik’te askerî ve diplomatik dengelerin giderek kırılganlaştığını göstermektedir.

ORTA ÖLÇEKLİ GÜÇLER İÇİN KRİTİK BİR SÜREÇ

Söz konusu gerilim, Türkiye gibi orta ölçekli güçler açısından çok boyutlu ve dikkatle izlenmesi gereken bir tablo sunmaktadır. Türkiye’nin son yıllarda benimsediği çok yönlü dış politika yaklaşımı, farklı küresel ve bölgesel aktörlerle eş zamanlı ve dengeli ilişkiler kurma hedefi doğrultusunda şekillenmektedir. Asya’daki diplomatik ve ekonomik temaslar, bu stratejik yönelimin önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır.

TÜRKİYE’NİN ÇİN VE JAPONYA İLE DENGELİ İLİŞKİLERİ

Türkiye, bir yandan Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ile ekonomik iş birliklerini sürdürürken, diğer yandan Japonya ile stratejik yatırım, ileri teknoloji ve afet yönetimi alanlarında yakın ve sürdürülebilir ilişkilerini korumaktadır. Bu çerçevede, Pekin–Tokyo hattında yaşanabilecek uzun süreli veya derinleşen bir krizin, Türkiye’nin ekonomik çıkarlarını ve diplomatik manevra alanını dolaylı olarak etkileme potansiyeli bulunmaktadır.

TARAF OLMAK YERİNE DENGELEYİCİ BİR STRATEJİ

Mevcut tablo, Türkiye gibi bölgesel güçler için taraf olmaktan ziyadedengeleyici, arabulucu ve ekonomik diplomasi eksenli bir yaklaşımın daha rasyonel ve sürdürülebilir olduğuna işaret etmektedir. Çok kutuplu uluslararası sistemde bu tür krizler, yalnızca jeopolitik riskler değil, aynı zamanda diplomatik etki alanlarını genişletebilecek stratejik fırsatlar da barındırmaktadır.

KÜRESEL GÜÇ DENGELERİ AÇISINDAN BELİRLEYİCİ BİR GERİLİM

Sonuç olarak, Çin–Japonya geriliminin seyri, yalnızca Asya-Pasifik güvenliği açısından değil, aynı zamanda küresel güç dağılımının geleceği bakımından da belirleyici olmaya adaydır. Türkiye’nin bu süreci dikkatle izlemesiçok yönlü ve dengeli dış politika çizgisini sürdürmesi, uluslararası konjonktürde stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır.

 Yazar: NİL GÜREL

Bağımsız Akademisyen , Araştırmacı Yazar, Serbest Öğretim Görevlisi

https://euhaber.com/haber/nil-guerel-den-bir-analiz-cin-japon-gerilimi-ve-tuerkiye-nin-stratejik-konumu

SAĞLIKTA DİJİTAL DÖNÜŞÜM ve POLİTİKA ENTEGRASYONU: KALİTE 4.0 ve ULUSLARARASI SAĞLIK YÖNETİMİNE YANSIMALARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME "...