NİL GÜREL

23 Ağustos 2026 Pazar






TÜRK AKADEMİSYENLER BİRLİĞİ

Doktorant Nil GÜREL, İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı

Bağımsız Akademisyen Araştırmacı Yazar

 

NEREYE GİTTİ BU ENTELLEKTÜELLER?

AKADEMİSYEN ve AKADEMİSYEN ADAYLARININ YAŞADIĞI ZORLUKLAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

 

Bir zamanlar filozof Bacon’un söylediği o ünlü “Bilgi Güçtür” sözü modern dünyada yankı uyandırmış, ilerlemenin itici gücü olarak temel bir felsefi yapı taşı olmuştur. Peki günümüzde bilgi halen güç müdür? Yoksa sadece araçsallaşmış, derinliğini yitirmiş, bir tüketim nesnesi haline mi dönüşmüştür? Dijital ağlarda bilgi kirliliği içerisinde hakiki bilgi anlamını yitirirken gerçek bilgi sahibi entelektüeller nerededir?

İşte tam bu minvalde sosyoloji profesörü, akademisyen Frank Furedi’nin Türkçeye kazandırılan ufuk açıcı eseri “Nereye Gitti Bu Entellektüeller?” isimli kitabı bu soruların cevabını bulmamızda yardımcı olabilir.

Furedi, günümüz dünyasını "bayağı zihinler diyarı" olarak tanımlıyor. Furedi bu kavramsallaştırmasıyla hakiki anlamda bilginin ve onu üreten entelektüellerin “seviyesizleşme” pozisyonuna indirgendiğini ortaya koyuyor.

Yazara göre artık bilginin derinliği ve hakikati bir şey ifade etmiyor. Sağladığı pratik yani işlevsel fayda önem arz ediyor. Buna mütevellit bilgi adeta sindirimi kolay porsiyonlarla sunulan “bilgimsi şeylere”, bir nevi “hap bilgilere” dönüşüyor.

“Düşünmek” bir angaryaya dönüştüğü gibi gerçekten düşünüp sorgulayabilen üretken beyinler layık olmadıkları konumlarda hayatlarını idame ettirmeye devam etmek zorunda kalıyor.

 

Kurumsal Konformizm ve Liyakatin Gittikçe Aşınması

Furedi, kitabında Zygmunt Bauman’ın çarpıcı bir tespitine yer vermiştir. Baumann, postmodernizmin sonuçlarından birinin entelektüelin rolünde yaşanan temel dönüşümün ileri düzeyde devam ettiğini belirtmektedir. Buna göre, entelektüellik artık yasa koyucu değil, yorumcudur. Artık postmodern yorumsal olarak entelektüeller, iletişimi kolaylaştırma yoluna girmiş gözükmektedirler. Bu rolleri gereğince bir geleneğin içinde üretilmiş olan bir görüşün başka bir geleneği kapsamlı olarak anlamak için bilgi sistemi içerisinde tercümanlık sağlarlar.

 

Bu durumun kurumsal konformizm, liyakat ilkesinin zedelenmesiyle doğrudan ilişkili olduğu söylenebilir. Gerçek bilgi sahibi olanlar, ömrünü kütüphanelerde geçirmiş, kuramsal bilgiye kafa yormuş, analiz sentez becerisi yüksek akademik insanlardır.  Ne yazık ki akademik, bilgi gücüne sahip bu insanlar hak ettikleri görevlere getirilmemektedir. Liyakata uygun görevlendirmelerin yapılmaması günümüzün en büyük yaralarından biridir.

Derinlemesine analiz yapan, meselelerin kökenine inen, fikir üreten, çözüm üreten, eserler ortaya koyan nitelikli beyinler adeta bir kenara itilmektedir. Hâlbuki bir milletin geleceği, parlatılmış sıradanlıklarda değil, o toplumun yüksek nitelikli zihinlerinin rehberliğinde saklıdır. Liyakatsizliğin yarattığı en acı sonuçlardan biri, akademik anlamda son derece üretken ve çalışkan beyinlerin, milletini uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edebilecek, ayrıca ülkesini ileriye götürebilecek nitelikli insanların akademi dışında kalmasıdır. Yüksek donanımlı pek çok birey ağır ekonomik koşullar altında hayatını idame ettirebilmek için niteliklerinin çok altında, eğitim seviyeleriyle tamamen alakasız mesleklerde çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Vizyon, misyon sahibi, okuyan, araştıran, fikir üreten, ülkesi için bir şeyler üretmek isteyen akademik, bilimsel kişiliklerin sırf arkasında belli bir güç olmadığı için laboratuvarlardan ve kürsülerden uzaklaştırılması oldukça üzücü ve haksız bir eylemdir.  

 

Akla Yatırım Yapmanın Önemini Kavramak

Her ne kadar zorlu bir süreç olan akademik ve entelektüel üretimin kalitesinde içsel motivasyon büyük önem taşısa da dışarıdan da gerekli desteğin sağlanması önemlidir. Çalışma ortamı ne kadar ergonomik, huzur dolu ve sakin olursa nitelikli, akademik üretim de o kadar fazlalaşır ve doğru orantılı olarak ülkeye fayda sağlar.

Bugün maalesef pek çok değerli akademisyen ve araştırmacı, kendilerini bilimsel çalışmalara tam layıkıyla verememekte, anlamsız bürokratik evrak işleriyle, saçma angaryalarla, hiyerarşik baskılarla boğuşmak zorunda kalmaktadır. Hele bazı kadrosuz akademik insanlar vardır ki onlara ergonomik olmayan gürültülü ortamlar reva görülmüştür. Bu insanlar zorluklar içerisinde akademik üretim yapmaya çalışmaktadır.

Bilgi insanına ihtiyacı olan huzurlu çalışma alanı, araştırma imkânları, kütüphane ve laboratuvar destekleri sunulmalı; akademik üretim sağlayabilmesi için gerekli çalışma ortamları ve ekonomik imkânlar sağlanmalıdır.

Kitabının beşinci bölümünde Furedi, “Pohpolanma Kültürü”nde insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak için insanları onaylayan psikolojik sürece vurgu yapar. Ayrıca sıradanlık kutsanmaktadır. Niteliğin yerini nicelik almıştır. Herkesin anlamayacağı yüksek, nitelikli bir eser ve o eserin yazarı methedilmez de en çok okunan çok da nitelikli olmayan bir eser ve yazarı methedilir. Yine bu bölümde de “seviyesizleşme”nin yansımasını görmekteyiz. Akademide de bunun yansımaları görülebilmektedir.

 

 

Milli Bir Sorumluluk Olarak Emeğe Değer Vermek

Bilgi insanlarını kurumsal labirentlerde yalnızlaştırmamak, liyakat esasına dayalı idari ekosistemler inşa etmek ve onlara hak ettikleri saygınlığı iade etmek sadece idari bir reform değil, vicdani ve manevi bir zorunluluktur.

 

Vatan ve Millet Yolunda Emekler Boşa Gitmemeli

Ele alınan bu analizde temel motivasyon salt bir sosyolojik analiz ortaya koymak değildir. Asıl mesele bu topraklara ve o toprakların geleceğine inanmış akademik bireyler için vicdani ve kutsal bir sorumluluk sahibi olunması gerektiğini ortaya koymaktır. İnancımıza göre de ilim sahibinin rütbesi, her türlü dünyevi makamın üzerindedir. Çünkü karanlıkları aydınlatabilecek yegâne ışık, hakiki bilgi ve dolayısıyla hakiki bilgi sahipleridir. Gecesini gündüze katarak, kendi kişisel çıkarlarının ötesinde Hak için, vatanı, milleti ve insanlığın ortak refahı için çalışan çabalayan, katma değer üreten bu insanlara kıymet vermek, toplumsal bekanın en temel şartıdır. Bu ulvi duyguyla eserler üreten ilim yolcuları en büyük ödüllere, imkânlara, çalışma şartlarına kavuşturulmalı, kurumların baştacı hâline getirilmelidir.

 

Sonuç: Akademik Geleceği İnşa Etmek

Sonuç olarak, Frank Furedi’nin tespitleri oldukça yerindedir. Gerçek bilgi anlamını yitirmekte, bilim yolunda çabalayan entelektüel ve akademik insanlar değersizleştirilerek bir toplumun geleceği karanlığa sürüklenmektedir. Çözüm, geçmişin köklü liyakat ilkelerine, bilginin kutsallığına ve emeğin izzetine geri dönmekte saklıdır.

Eğer gerçek bilgiyi yeniden gerçek bir “güç” haline getirip gelecek nesillere aydınlık bir gelecek bırakmak istiyorsak, vatanına, milletine, kurumuna sadık, bu inançlı, Hak yolunda çalışan idealist akademik entelektüel bireyleri desteklemeli, onlara gereken ergonomik ve ekonomik imkânları sunmalıyız.

Unutulmamalıdır ki bu vatan ancak her şartta üretmeye devam eden, liyakat sahibi, ahlaklı ve donanımlı akademik bireylerin omuzlarında yükselebilir.

Kaynakça

Bacon, Francis, Religious Meditations, 1597,

https://archive.org/details/bim_early-english-books-1475-1640_essayes-religious-medit_bacon-francis-viscount_1597

Furedi F., Nereye Gitti Bu Entellektüeller?, Çevirmen: Koca, E.A., Avangard Yayınları, 2010

Not: Türk Akademisyenler Birliği Lisansüstü Çalışmalar kapsamında hazırladığım yazım ilerleyen zamanlarda yayına alınacaktır. Aşağıdaki linkten Türk Akademisyenler Birliği Web Sayfasını takip edebilirsiniz:

https://turkakademibirligi.org/


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HAKKIMDA-NİL GÜREL

                                                   HAKKIMDA DOKTORANT Nil GÜREL İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı Bağımsı...