TÜRK AKADEMİSYENLER BİRLİĞİ
Doktorant Nil GÜREL, İletişim Bilimleri ve
Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı
Bağımsız Akademisyen Araştırmacı Yazar
NEREYE GİTTİ BU ENTELLEKTÜELLER?
AKADEMİSYEN ve AKADEMİSYEN ADAYLARININ
YAŞADIĞI ZORLUKLAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Bir
zamanlar filozof Bacon’un söylediği o ünlü “Bilgi Güçtür” sözü modern dünyada
yankı uyandırmış, ilerlemenin itici gücü olarak temel bir felsefi yapı taşı
olmuştur. Peki günümüzde bilgi halen güç müdür? Yoksa sadece araçsallaşmış,
derinliğini yitirmiş, bir tüketim nesnesi haline mi dönüşmüştür? Dijital
ağlarda bilgi kirliliği içerisinde hakiki bilgi anlamını yitirirken gerçek
bilgi sahibi entelektüeller nerededir?
İşte
tam bu minvalde sosyoloji profesörü, akademisyen Frank Furedi’nin Türkçeye
kazandırılan ufuk açıcı eseri “Nereye Gitti Bu Entellektüeller?” isimli kitabı bu
soruların cevabını bulmamızda yardımcı olabilir.
Furedi,
günümüz dünyasını "bayağı zihinler diyarı" olarak tanımlıyor. Furedi
bu kavramsallaştırmasıyla hakiki anlamda bilginin ve onu üreten
entelektüellerin “seviyesizleşme” pozisyonuna indirgendiğini ortaya koyuyor.
Yazara
göre artık bilginin derinliği ve hakikati bir şey ifade etmiyor. Sağladığı
pratik yani işlevsel fayda önem arz ediyor. Buna mütevellit bilgi adeta
sindirimi kolay porsiyonlarla sunulan “bilgimsi şeylere”, bir nevi “hap
bilgilere” dönüşüyor.
“Düşünmek”
bir angaryaya dönüştüğü gibi gerçekten düşünüp sorgulayabilen üretken beyinler
layık olmadıkları konumlarda hayatlarını idame ettirmeye devam etmek zorunda
kalıyor.
Kurumsal Konformizm ve Liyakatin Gittikçe
Aşınması
Furedi,
kitabında Zygmunt Bauman’ın çarpıcı bir tespitine yer vermiştir. Baumann,
postmodernizmin sonuçlarından birinin entelektüelin rolünde yaşanan temel
dönüşümün ileri düzeyde devam ettiğini belirtmektedir. Buna göre,
entelektüellik artık yasa koyucu değil, yorumcudur. Artık postmodern yorumsal
olarak entelektüeller, iletişimi kolaylaştırma yoluna girmiş gözükmektedirler.
Bu rolleri gereğince bir geleneğin içinde üretilmiş olan bir görüşün başka bir
geleneği kapsamlı olarak anlamak için bilgi sistemi içerisinde tercümanlık
sağlarlar.
Bu durumun
kurumsal konformizm, liyakat ilkesinin zedelenmesiyle doğrudan ilişkili olduğu
söylenebilir. Gerçek bilgi sahibi olanlar, ömrünü kütüphanelerde geçirmiş,
kuramsal bilgiye kafa yormuş, analiz sentez becerisi yüksek akademik
insanlardır. Ne yazık ki akademik, bilgi
gücüne sahip bu insanlar hak ettikleri görevlere getirilmemektedir. Liyakata
uygun görevlendirmelerin yapılmaması günümüzün en büyük yaralarından biridir.
Derinlemesine
analiz yapan, meselelerin kökenine inen, fikir üreten, çözüm üreten, eserler
ortaya koyan nitelikli beyinler adeta bir kenara itilmektedir. Hâlbuki bir
milletin geleceği, parlatılmış sıradanlıklarda değil, o toplumun yüksek
nitelikli zihinlerinin rehberliğinde saklıdır. Liyakatsizliğin yarattığı en acı
sonuçlardan biri, akademik anlamda son derece üretken ve çalışkan beyinlerin,
milletini uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edebilecek, ayrıca
ülkesini ileriye götürebilecek nitelikli insanların akademi dışında kalmasıdır.
Yüksek donanımlı pek çok birey ağır ekonomik koşullar altında hayatını idame
ettirebilmek için niteliklerinin çok altında, eğitim seviyeleriyle tamamen
alakasız mesleklerde çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Vizyon, misyon sahibi,
okuyan, araştıran, fikir üreten, ülkesi için bir şeyler üretmek isteyen
akademik, bilimsel kişiliklerin sırf arkasında belli bir güç olmadığı için laboratuvarlardan
ve kürsülerden uzaklaştırılması oldukça üzücü ve haksız bir eylemdir.
Akla Yatırım Yapmanın Önemini Kavramak
Her ne
kadar zorlu bir süreç olan akademik ve entelektüel üretimin kalitesinde içsel
motivasyon büyük önem taşısa da dışarıdan da gerekli desteğin sağlanması
önemlidir. Çalışma ortamı ne kadar ergonomik, huzur dolu ve sakin olursa nitelikli,
akademik üretim de o kadar fazlalaşır ve doğru orantılı olarak ülkeye fayda
sağlar.
Bugün
maalesef pek çok değerli akademisyen ve araştırmacı, kendilerini bilimsel
çalışmalara tam layıkıyla verememekte, anlamsız bürokratik evrak işleriyle, saçma
angaryalarla, hiyerarşik baskılarla boğuşmak zorunda kalmaktadır. Hele bazı
kadrosuz akademik insanlar vardır ki onlara ergonomik olmayan gürültülü
ortamlar reva görülmüştür. Bu insanlar zorluklar içerisinde akademik üretim
yapmaya çalışmaktadır.
Bilgi
insanına ihtiyacı olan huzurlu çalışma alanı, araştırma imkânları, kütüphane ve
laboratuvar destekleri sunulmalı; akademik üretim sağlayabilmesi için gerekli
çalışma ortamları ve ekonomik imkânlar sağlanmalıdır.
Kitabının beşinci bölümünde Furedi, “Pohpolanma
Kültürü”nde insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak için insanları
onaylayan psikolojik sürece vurgu yapar. Ayrıca sıradanlık kutsanmaktadır.
Niteliğin yerini nicelik almıştır. Herkesin anlamayacağı yüksek, nitelikli bir
eser ve o eserin yazarı methedilmez de en çok okunan çok da nitelikli olmayan
bir eser ve yazarı methedilir. Yine bu bölümde de “seviyesizleşme”nin
yansımasını görmekteyiz. Akademide de bunun yansımaları görülebilmektedir.
Milli Bir Sorumluluk Olarak Emeğe Değer
Vermek
Bilgi
insanlarını kurumsal labirentlerde yalnızlaştırmamak, liyakat esasına dayalı
idari ekosistemler inşa etmek ve onlara hak ettikleri saygınlığı iade etmek
sadece idari bir reform değil, vicdani ve manevi bir zorunluluktur.
Vatan ve Millet Yolunda Emekler Boşa
Gitmemeli
Ele
alınan bu analizde temel motivasyon salt bir sosyolojik analiz ortaya koymak
değildir. Asıl mesele bu topraklara ve o toprakların geleceğine inanmış
akademik bireyler için vicdani ve kutsal bir sorumluluk sahibi olunması
gerektiğini ortaya koymaktır. İnancımıza göre de ilim sahibinin rütbesi, her
türlü dünyevi makamın üzerindedir. Çünkü karanlıkları aydınlatabilecek yegâne
ışık, hakiki bilgi ve dolayısıyla hakiki bilgi sahipleridir. Gecesini gündüze
katarak, kendi kişisel çıkarlarının ötesinde Hak için, vatanı, milleti ve
insanlığın ortak refahı için çalışan çabalayan, katma değer üreten bu insanlara
kıymet vermek, toplumsal bekanın en temel şartıdır. Bu ulvi duyguyla eserler
üreten ilim yolcuları en büyük ödüllere, imkânlara, çalışma şartlarına
kavuşturulmalı, kurumların baştacı hâline getirilmelidir.
Sonuç: Akademik Geleceği İnşa Etmek
Sonuç
olarak, Frank Furedi’nin tespitleri oldukça yerindedir. Gerçek bilgi anlamını
yitirmekte, bilim yolunda çabalayan entelektüel ve akademik insanlar
değersizleştirilerek bir toplumun geleceği karanlığa sürüklenmektedir. Çözüm,
geçmişin köklü liyakat ilkelerine, bilginin kutsallığına ve emeğin izzetine
geri dönmekte saklıdır.
Eğer
gerçek bilgiyi yeniden gerçek bir “güç” haline getirip gelecek nesillere
aydınlık bir gelecek bırakmak istiyorsak, vatanına, milletine, kurumuna sadık,
bu inançlı, Hak yolunda çalışan idealist akademik entelektüel bireyleri
desteklemeli, onlara gereken ergonomik ve ekonomik imkânları sunmalıyız.
Unutulmamalıdır
ki bu vatan ancak her şartta üretmeye devam eden, liyakat sahibi, ahlaklı ve
donanımlı akademik bireylerin omuzlarında yükselebilir.
Kaynakça
Bacon,
Francis, Religious Meditations, 1597,
Furedi
F., Nereye Gitti Bu Entellektüeller?, Çevirmen: Koca, E.A., Avangard Yayınları,
2010
Not: Türk Akademisyenler Birliği Lisansüstü Çalışmalar kapsamında hazırladığım yazım ilerleyen zamanlarda yayına alınacaktır. Aşağıdaki linkten Türk Akademisyenler Birliği Web Sayfasını takip edebilirsiniz:
https://turkakademibirligi.org/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder