NİL GÜREL

2 Temmuz 2022 Cumartesi

Siemens Healthineers, Türkiye’nin sağlıkokuryazarlığını araştırdığı raporu ile ülkemizdeki sağlık farkındalığına ışıktutuyor

HALKIN YÜZDE 71’İ SAĞLIKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR


Siemens Healthineers Türkiye, ülkedeki sağlık farkındalığını ölçen ve kamuoyunun sağlık gündemine ışık tutan ‘Sağlık Okuryazarlığı Araştırma Raporu’nu yayınladı. Bireylerin sağlık algısı, alışkanlıkları ve farkındalıklarını ortaya koyan rapora göre Türkiye’de insanların yüzde 71’i sağlıklı olduğunu düşünüyor. Koruyucu sağlık hizmetleri ve kronik hastalık farkındalığının oldukça düşük seviyede olduğunu ortaya koyan araştırma, halkın tercih ettiği ilk sağlık kurumunun devlet hastaneleri olduğunu gösteriyor.


Sağlık teknolojisinin öncü şirketlerinden Siemens Healthineers Türkiye, ülkedeki sağlık okuryazarlığını ölçen bir araştırma gerçekleştirdi. 2022’nin Şubat ve Mart aylarında Türkiye’nin 26 ilinde yürütülen araştırma, ülkenin genel temsiliyeti gözetilerek yapıldı. Bireylerin hastane tercihi, yaşam tarzı, hastalıklar, koruyucu sağlık hizmetleri kullanımı, sağlık bilgisine erişim, gelecek beklentileri hakkındaki değerlendirmelerini raporlayan araştırmanın sonuçları Siemens Healthineers Türkiye Görüntülemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert ve Laboratuvar ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin ile Siemens Healthineers Bilkent Ankara Şehir Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Filiz Akbıyık ve  İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Dursun’un katılımıyla  düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı.

Sağlıklıyım diyenlerin oranı yüzde 71


Sağlık Okuryazarlığı Raporu’na göre Türkiye’de kendini sağlıklı görenlerin oranı yüzde 71 olurken, düşük eğitim düzeyi kırılımında bu oran yüzde 54’e kadar geriledi. Araştırmaya göre bireylerin öncelikli tercihi devlet hastanesinden yana; yüzde 61’lik bir kesimin ilk tercihi devlet hastanesi olurken, bunu yüzde 22 ile özel hastaneler izledi. Tercih dağılımında üniversite hastanelerinin yüzde 8, sağlık ocaklarının ise yüzde 9’luk paylara sahip oldukları görüldü.

Yüzde 84 hiç check-up yaptırmamış, mamografi çektirmeyenlerin oranı yüzde 64


Rapora göre Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanılmıyor ve kronik hastalıklarda da farkındalık yeterli seviyede değil. Siemens Healthineers Türkiye Laboratuvar ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin, basın toplantısında raporun sonuçları hakkında şu açıklamada bulundu: “Sağlık Okuryazarlığı Araştırmamız çok sayıda çarpıcı veriyi ortaya koyuyor. Türkiye’de online olarak sağlık bilgisi araştırma düzeyi yüzde 51 ile OECD* ortalamasının altında olsa da yine de umut verici bir düzeyde ancak sağlıklı bir toplum için koruyucu sağlık hizmetlerinin taşıdığı önemin toplum nezdinde anlaşılmamış olduğunu görüyoruz. Kronik hastalığının farkında olmayanlar yüzde 83 oranında bulunuyor, bu ciddi bir rakam. Check-up yaptırmayanların oranı da oldukça yüksek ve bu durum erken tanı ve tedavi için engel teşkil ediyor. Bunların yanı sıra kanser tedavilerinden haberdar olmayanların yüksek oranda olması, ülke genelindeki sağlık okuryazarlığı konusunda alınması gereken bir yol olduğuna işaret ediyor.” Konuşmasında sağlık sektörünün geleceğinde dijital çözümlerin ve yapay zeka gibi yenilikçi teknolojilerin hem hasta deneyimini hem de sunulan hizmeti iyileştirmeye devam edeceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Siemens Healthineers olarak inovatif teknolojilere odaklanarak uzmanların üzerindeki iş yükünü hafifletmek ve zamanlarını etkili kullanabilmelerini sağlamak amacıyla sistemler geliştiriyoruz. Laboratuvar diagnostiğinde hastalığa özel çözümlere daha fazla odaklanıyoruz. Geliştirdiğimiz testlerle hekimlere daha spesifik araçlar sağlayabiliyor; değerlendirmelerini daha geniş bir perspektiften yapabilmelerine yardımcı oluyoruz. Sağlık profesyonelleri ile hastalar arasındaki sınırları kaldıran çözümler ve sağlık verilerinin güvenliği gibi konularda sürekli gelişme kaydediyoruz.”

Erkekler şekeri, kadınlar demiri merak ediyor


Kan testi parametrelerinin de ölçümlendiği araştırma kapsamında katılımcılara, “Yarın kan testi yaptırmak isterseniz, öncelikle hangi değerlerinizi öğrenmek istersiniz?” sorusu soruldu. Erkeklerde ilk sırayı yüzde 48 ile şeker alırken, kadınların yüzde 28’i demir dedi. Siemens Healthineers Bilkent Ankara Şehir Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Filiz Akbıyık, şu sözleri ifade etti: “Dikkat çekici sonuçlar sunan bu rapor, hiç tam kan sayımı testi yaptırmayanların oranının yüzde 26 olduğunu gösteriyor. Ancak, tam kan sayımı testi, birçok hastalığın erken teşhisi için çok önemli. Sağlığımızı korumamız ve güçlendirmemiz için bize gerekli bilgiyi sunan tam kan sayımı testi, en fazla beş dakika içinde gelecekte yaşayabileceğimiz hastalıklara dair bilgi verir ve sağlık sorunlarının sebeplerinin analiz edilmesini sağlar.” Prof. Dr. Akbıyık, test değerlerinde kadınlar için demir, erkekler için ise şeker ölçümlerinin önde gelmesini ise şöyle yorumladı: “Ülkemizde demir eksikliği kadınlarda yaygın olarak görülüyor. Demir eksikliği ileri dönemde kalp rahatsızlıklarına, enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına neden olabiliyor. Anemi tam kan sayımı testi ile kolayca tespit edilebilir ve altta yatan nedenin belirlenmesi için ek testler gerekebilir. Bu sebeple tam kan sayımı testi yaptırmak ve anemiyi tespit etmek pek çok hastalığın erken teşhisinde önemli bir rol oynayabilir. Burada da yine sağlık kontrollerinin düzenli olarak yaptırılması gerektiğini ve erken teşhisin önemimi görüyoruz.

Araştırmada erkeklerin yüksek oranda merak ‘’şekeri’’ merak etmesiyle ilgili olarak da şu yorumu yapabilirim: Ülkemizde erkeklerde diyabet oranı maalesef yüksek.  Kan şekeri yüksekliği; kalp ve damar hastalıkları, inmeler, görme bozuklukları, böbrek yetmezliği, erkeklerde cinsel bozukluklar, diyabetik ayak, sinir sistemi hastalıkları gibi birçok hastalığın nedeni. Diyabet uzun yıllar hastaların fark edebileceği herhangi bir belirti vermeden sinsice organların hasarına neden olabilmektedir. Dolayısıyla tam kan sayımı testi yaptırmak bu tür hastalıkların da erken teşhisinde önemli bir rol oynuyor. Laboratuvarlar testlerinin tanı, tedavi ve hastalığın izlenmesindeki rolü yanında bireysel olarak hastalık risklerin öngörülmesi, hastalığın oluşmadan tespit edilebilmesi açısından çok önemli olduğunu göstermektedir. Belirli aralıklarla yapılacak sağlık taramaları ve check-up programları her yaş grubu için önem taşıyor.’’

Radyolojide doktora güven tam, radyasyon dozu bilinmiyor


Araştırmaya katılanların yüzde 62’si radyoloji hizmetleri ile ilgili bilgileri doktor ya da hemşireden, yüzde 27’si internetten, yüzde 3’ü ise sosyal medyadan araştırma yaparak edindiğini belirtti.  Cihaz markasına göre radyasyon dozunun değişiklik gösterdiğini, on kişiden dokuzu bilmiyor. Yüzde 58’lik bir kesim, doz farkı hakkında bilgilendirildiğinde tercihlerinin değişeceğini belirtiyor. Siemens Healthineers Görüntülemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert, konuya ilişkin şu açıklamada bulundu: “Görüntüleme sistemleri, sağlık teknolojisinde geleceğe ışık tutmaya devam ediyor. Ancak dünyada olduğu gibi ülkemizdeki hastaların da klostrofobi, yüksek ses, radyasyon veya başka insanların yaşadığı olumsuz deneyimler nedeniyle MR’dan veya farklı görüntüleme yöntemlerinden çekindiklerini görebiliyoruz. Günümüzdeki teknoloji, bu konuda hasta konforuna odaklı, daha yüksek görüntü kalitesi sağlayan çözümler sunuyor. Yeni nesil cihazlar hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için tüm süreci ciddi ölçüde rahatlatıyor. Fakat günümüz koşullarında bile sağlık hizmetlerine erişim konusunda zorluklar olması önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Biz, New Ambition aşamamızda “Sağlık sektöründe çığır açan yeniliklere öncülük ediyoruz. Herkes için. Her yerde.” diyerek bakıma erişimi artırmayı temel hedeflerimizden biri olarak belirliyoruz. Geliştirdiğimiz inovatif çözümler, konvansiyonel tarayıcılarla ilişkili maliyet ve altyapının yol açtığı zorluklara doğrudan yanıt vermemizi sağlıyor. Görüntüleme teknolojilerinde düşük radyasyon dozu, yüksek çözünürlük ve hasta konforu odağında cihazlar geliştiriyoruz. Radyoloji alanında düşük dozla kullanım olanağı sunan görüntüleme cihazlarına dünya genelinde erişimi artırmak, üzerinde önemle durduğumuz konular arasında bulunuyor. Özellikle bilgisayarlı tomografi gibi radyasyon temelli alanlarda ve pediyatride düşük doz en önemli önceliklerimizden birini oluşturuyor.”

Uzun yıllardır hem dünya genelinde hem de Türkiye’de meme kanseri farkındalığına yönelik yapılan çalışmalara rağmen ülkemizdeki, 40 yaş üzeri kadınların yüzde 64’ü hayatında hiç mamografi çektirmemiş. Bu gruba mamografi çektirmeme nedenleri sorulduğunda yüzde 76’sının ihtiyaç duymadığını belirttiği görülüyor. Düzenli mamografi çektirenlerin oranı ise yalnızca yüzde 4. İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Dursun, erken teşhisin önemine dikkat çektiği konuşmasında şu açıklamada bulundu: “Ülkemizde hekimlere duyulan güvenin yüksek olduğunu görüyoruz, ancak görüntüleme konusunda yersiz bir çekince olabiliyor. Erken teşhis hayat kurtarır ve zamanında tedavi, hastalıkları çok ciddi sorunlara yol açmadan iyileştirebilmek için çok önemli. Değinmek istediğim bir diğer konu ise raporda mamografi çektirmeyenlerin oranının yüzde 64 gibi yüksek bir oranda olması ve ‘ihtiyaç duymamanın’ çektirmeme nedeni olarak ilk sırada gelmesi. Meme kanseri, diğer birçok hastalık gibi erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olan bir hastalık. Düzenli kontrollerin aksatılmaması çok önemli. Ayrıca araştırma sonucunda halkımızın dijitalleştiğini görüyoruz: E-nabız kullanım oranı yüzde 86. Oldukça umut verici bir rakam. Bu veri halkımızın gelecekteki dijital sağlık teknolojilerin kullanımına hızla uyum sağlayacağını gösteriyor.”


*Kaynak: OECD Health Statistics 2021

https://www.medikalnews.com/siemens-healthineers-turkiyenin-saglik-okuryazarligini-arastirdigi-raporu-ile-ulkemizdeki-saglik-farkindaligina-isik-tutuyor/

29 Haziran 2022 Çarşamba

 Karadeniz'e Neden Bu İsim Verilmiştir?


YENİ ARAŞTIRMA - Para mutluluk getirmiyor ama mutluluk para getiriyor!

Ev Hanımlarının yüzde 72 daha fazla mutlu olmak için gerekli gördükleri paranın, eksikliğini hissettiklerini belirtiyor.

 

 İyilik halinin sağlıklı yaşam biçimi olarak tanımlandığı günümüzde, yaşam boyu her alanda sağlıklı olabilmek ve iyi kalabilmek insanların yaşam felsefesi haline geliyor. Twentify gerçekleştirdiği araştırma ile toplumun "iyi olmak” adına neler yaptığını, nelerden kaçındığını, doğal ve sağlıklı ürün algısını, hangi markaların doğal veya sağlıklı olarak değerlendirildiğini ve yaşam pratiklerini sorguluyor.
 

Para,
- mutluluk getirmiyor. Fakat mutluluk için para gerekiyor!

Hayatta sağlığı, kendisinin mutluluğu için en önemli etmen gören fakat daha fazla mutlu olmak için paranın eksikliğini de hisseden anlamlı iki grup mevcut: ev hanımı (%72) ve genel sağlığı iyi olan (%63) katılımcı.


Ayrıntılar...
Sağlıklı yaşamak tüm bireylerin hakkıdır. Sağlıklı ve doğal yaşama atılan ilk adımda doğal ürünleri tüketmek veya kullanmak olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda araştırmadan çıkan sonuç şaşırtmıyor; herkesin insani gereklilik olarak sağlıklı ve doğal ürünlere ulaşmakta eşit olmadığı görülüyor. Bunun yanı sıra sağlık sadece fiziksel durumun iyi olması olarak da değerlendirilmiyor. Araştırmaya katılanlar ruh halinin fiziksel sağlıkla neredeyse bir bütün olduğuna işaret ediyor.

Türkiye’de Sağlık ve Doğallık araştırması kapsamında 8-18 Nisan 2022 tarihleri arasında Bounty mobil uygulamasıyla 1.533 katılımcıya ulaşılmıştır. Yaş, cinsiyet, sosyoekonomik sınıf (SES) ve İBBS-I (12 bölge) oranı dikkate alınarak kota örneklem yöntemi tercih edilmiştir. Sunulan bulgular bu dört değişkene göre düzenlemiştir.

SAĞLIKLI YAŞAM = FİZİKSEL SAĞLIK

Toplum olarak, sağlıklı yaşam algısı sorgulandığında sosyal ve psikolojik unsurların, fiziksel sağlık algısına göre çok geride kaldığı görülüyor. 

 

Türkiye’de sağlıklı yaşam algısını fiziksel sağlık unsurları domine ediyor

Sağlıklı yaşam dendiğinde genel olarak beslenmeye dair ifadelerin yanı sıra, spor ve daha hareketli bir yaşam tarzına ilişkin konuların öne çıktığı görülüyor. Bunun ardından sağlıkla en çok bağdaştırılan eylem biçimleri DÜZENLİ ve DENGELİ olma ölçütleriyle ifade ediliyor. Sağlıklı yaşam unsurlarını anlamsal olarak destekleyen ifadelerin ardından DOĞAL, ZARARSIZ/KATKISIZ ve ORGANİK kavramlarının sağlıklı yaşamla özdeşleştirildiği dikkat çekiyor.

 

DOĞAL- SAĞLIKLI MARKALAR

 

Araştırma kapsamında sağlıklı ve doğal marka algısı özelinde giyim, kozmetik/kişisel bakım, ev temizlik ürünleri, paketli atıştırmalık ve süt ve içecek ürünleri değerlendiriliyor. 

Katılımcıların en çok sağlıklı veya doğal bulmadığı kategori ev temizlik ürünleri kategorisiyken içecek markaları kategorisi, özellikle de maden suyu markaları görece daha sağlıklı bulunuyor.

Giyim

Giyim kategorisinde Adidas, DeFacto, Mango, Puma, Mavi ve Koton gibi seçili 29 marka içerisinde en doğal veya sağlıklı olduğunu düşündüğü ilk marka LC Waikiki olarak karşımıza çıkıyor.

 

Kozmetik ve Kişisel Bakım

Yves Rocher, Eyüp Sabri Tuncer, Nivea, L’Oreal Paris, Dove, Pantene ve Palmolive gibi seçili 49 kozmetik ve kişisel bakım markası içerisinde ise en doğal veya sağlıklı olduğu düşünülen marka ise Farmasi. Bu kategoride özellikle uzman tavsiyesi markalara karşı olan algıyı belirlerken gençler özelinde ise sosyal medya tavsiyelerinin dikkat çeker derece önemli olduğu ortaya çıkıyor.

 

Ev Temizlik

Domestos, Yumoş, Bingo, Fairy, Omo, Finish gibi seçili 27 ev temizlik markası içerisinde en doğal veya sağlıklı olduğu düşünülen marka ise Frosch. Tabi bu kategorinin %49 ile en az sağlıklı veya doğal olarak algılandığını da tekrar hatırlatmak gerekir.

 

Gıda

Sağlıklı yaşam denilen günümüzde en çok akla gelen sağlık atıştırmalıklar oluyor. Bu kategoride yer alan Züber, Ülker, Eti, Tadım, Peyman, Nestle 28 markadan en doğal veya sağlıklı olduğu düşünülen ilk marka Torku oluyor. Fakat bu alanda tercihler biraz daha sosyo ekonomik olarak ayrılıyor. Sosyo ekomomik olarak yüksek sınıf ve yüksek eğitim seviyesindeki katılımcılar Züber ve Fiskobirlik’i doğal-sağlıklı marka olarak görüyor.

 

Hayvansal bir gıda olarak özüyle zaten doğal olması gereken süt ve süt ürünleri uzun ömürlü olmaları için paketleniyor. Bu süreç markaların doğallık algılarının yönetimini belirliyor. Paketli süt ürünleri kapsamında Pınar, Sütaş, İçim, Sek, Danone, Tahsildaroğlu, Eker gibi seçili 40 paketli süt ürünleri markası arasında en doğal veya sağlıklı olduğu düşünülen ilk marka yine Torku oluyor.

 

İçecek

İçecek dünyasında en masum olarak düşünülen maden suyu oluyor. Sektörü domine eden Nestle, Uludağ, Cappy, Coca Cola, Pepsi, Lipton ve Pınar gibi 37 içecek markası içerisinde en doğal veya sağlıklı olduğu düşünülen ilk üç markadan ikisi maden suyu markaları olmasına karşın ilk marka farklı segmentdeki ürünleriyle Torku markası oluyor.

 

·         Tüm kategorilerin incelenmesi sonucu Torku markası hem paketli atıştırmalık hem paketli süt ürünleri hem de içecek kategorisinde en doğal ya da sağlıklı olduğu düşünülen marka olarak katılımcılar arasında öne çıkıyor.

 

Tüketiciler doğal ve sağlıklı ürün satın alımlarında ürün ambalajlarındaki içerikleri daha dikkatli okuyor. Bu doğrultuda içerik bölümünde bulunmasını istedikleri bilgiler beş kategori olarak belirleniyor. Tüketim (%75), Dini Hassasiyet (%44), Faydalar (%43), Besin Hassasiyeti (%69) ve İmalat ve Hazırlama (%82).

TÜRKİYE’NİN FİZİKSEL SAĞLIĞI

Türkiye’de genel sağlık durumu yıllar içerisinde çok değişkenlikler gösteriyor. Ülkenin yetişkin nüfusunun %72,4’ü 2018 yılında kendini sağlıklı görürken aslında 2017 yılında ülke nüfusunun %49,4’ ünün fiziksel hareketliliği düşük seviyede kalıyordu. 2020 yılında ise yetişkinlerin %56,1’inin vücut kitle endeksi obez kategorisinde sınıflandırıldı.

 

PEKİ RUHUMUZ NE DURUMDA?

Araştırma içerisinde genel ve mental sağlığa dair çeşitli kırılımlara bakıldığında iki farklı trend dikkat çekiyor. Birincisi, düzenli spor yapanlar genel ve mental sağlıklarını iyi görme eğiliminde oluyor. İkincisi ise kadınların genel sağlığı erkeklere göre görece daha düşük kalıyor. Gençlerin mental sağlığı ise orta yaşlılara göre nispeten düşük seyrediyor.

SGK Dünyası

https://www.sgkdunyasi.com/yeni-arastirma-para-mutluluk-getirmiyor-ama-mutluluk-para-getiriyor/2718/

27 Haziran 2022 Pazartesi

LİNDY ETKİSİ NEDİR?

Lindy Etkisi temel olarak, bir şey ne kadar eskiyse, gelecekte o kadar uzun süre var olacağı fikrine dayanır.

Bu nedenle Lindy etkisine göre, bir şeyin şu anda var olması veya kullanılması için hayatta kaldığı süre ne kadar uzunsa, kalan yaşam beklentisi de muhtemelen uzun olacaktır.

Uzun ömür; değişime, eskimeye veya rekabete karşı bir direnç ve gelecekte daha fazla var olma ihtimalini ifade eder. Matematiksel olarak, Lindy etkisi; Pareto olasılık dağılımını izleyen yaşam sürelerine karşılık gelir.

Bu teori adını, konseptin komedyenler tarafından gayri resmi olarak konuşulduğu ve geliştirildiği New York’ta bulunan ‘Lindy's Deli’den alır; daha sonra matematikçiler ve istatistikçiler tarafından teorileştirilir. 1964 yılında Albert Goldman tarafından "Lindy's Law" başlıklı makalede de ele alınır.

Kaynak: Bilim Otağ

21 Haziran 2022 Salı

‘‘ÖRNEK AİLE’’ FİLMİNDEKİ ‘‘AİLE’’ PAZARLAMA ETİĞİ AÇISINDAN NE KADAR İYİ BİR ‘‘ÖRNEK’’? ETİK EKSENİNDE BİR DEĞERLENDİRME

 Jones’lar(Örnek Aile) gerçekte bir aile olmayıp bir şirketin tanıtım ve pazarlama biriminin hücre ailelerinden birinin üyeleridir. Örnek aile, ABD’nin güney eyaletlerinden Georgia’da yer alan ve sadece zenginlerin oturduğu lüks bir banliyöye yerleştirilir. Görevleri şirketin hedefleri doğrultusunda ürünleri tanıtmak ve pazarlamak noktasında bulundukları muhitteki insanlarla yakın ilişkiler kurup ürünlerin satışını sağlamaktır. Ailenin ebeveyni Steve ve Kate iyi görünümlü, insan ilişkileri kuvvetli ve mutlu bir çift olarak görünmektedir. Çocukları Jenn ve Mick de aynı şekilde iyi görünümlü, sıcakkanlı, yetenekli ve terbiyeli bir görüntü çizmektedir. Böylece ‘‘örnek aile’’ bulundukları muhitte tam bir ‘‘örnek’’, rol model olmayı başarmıştır. ‘‘İyi’’ bir pazarlamanın alt yapısını oluşturmuşlardır.

Çevre, onların gerçekte pazarlamacı olduklarını bilmemektedir. Hatta filmde Steve, şirket yöneticisine bu durumdan haberleri var mı diye sorduğunda yönetici: ‘‘Bilmiyorlar o yüzden buna hayalet pazarlama deniyor’’ diyor. ‘‘Önemli olan başarmamız nasıl başardığımız sorun değil’’ diyerek etik kuralların umurunda olmadığını gösteriyor. Burada Makyevelist bir çizgide ‘amaca giden her yol mübahtır’ düşüncesinde denilebilir.

Filmde kişilerin duyguları sömürülerek, kişilere güven verilerek ayrıca gösterişçi tüketime özendirilerek, statü kazanmak noktasında lüks tüketime özendirilerek aldatma üzerine bir pazarlama kurulduğunu görüyoruz. Philips Kotler’in şu sözünü unutmamak lazım: ‘‘İnsanlar arkadaşlarının ve tanıdıklarının görüşlerine reklamlardan ve ürünü göklere çıkaran sözcülerden daha fazla güvenirler. Asıl sorun şirketlerin ağızdan ağıza dolaşan olumlu söylentilerin yayılmasını sağlamak için neler yapabileceğidir.’’ Ağızdan ağıza pazarlamaya ivme kazandırmak için de şirket yöneticisi kanaat önderlerini bulmalarını söylüyor. Böylece zincir etkisiyle satışları patlama yapıyor. Ayrıca takım üyeleri için her tanıştıkları kişi potansiyel bir ‘‘müşteri’’. Kate, Steve’le bir konuşmasında şöyle diyor ‘‘Tanıştığımız herkesi değerlendirmeliyiz. Ürünlerimizi onlara gösterelim.’’

Deontolojik Kantçı etik çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa ‘‘örnek aile’’ üyelerinin insanlara güven verme, iyi yaklaşma davranışı iyi niyetli olmadığı için buradaki davranış etik değildir. Teolojik etik bağlamında ise sonuçsalcı kuram olarak davranışın sonuçlarına bakmak gerekir (Esen, 2020). Davranışa iyi, ‘‘etik’’ denilebilmesi için toplumun çoğuna fayda ve iyilik getirmesi gerekir. Ama Larry’nin borç batağına saplanması ve intiharı, gençlere kötü örnek olan alkol kokteyli ve örnek ailenin erkek çocuğu Mick’in kız arkadaşının kaza yapması, ‘‘Salı günü hediyesi’’ gibi alışkanlıklar kazandırılarak tüketim sağlanması, harcama ve israfa yol açılması teolojik bağlamda da eylemin etik olmadığını göstermektedir. Söz konusu pazarlama faaliyeti kültür endüstrisine eklemlenerek aynı zamanda yaşam tarzı oluşturmakta ve bu bağlamda tüketime teşvik etmektedir. Zaten filmin sloganı: ‘‘Onlar Amerikan rüyasını sadece yaşamıyorlar satıyorlar da’’ şeklindedir.

Burada şirketin, tüketicilerin çıkarlarına zarar verip sosyal sorumluluk bilincine sahip olmadığı görülmektedir. Ayrıca reklam etiği açısından bakılırsa, aynı zamanda tanıtım ekibi olan üyelerin yine etik ilkeleri ihlal ettiği görülmekte. Geoferry, reklam etiği için dört ilke belirlemiştir. Bunlardan birincisi yararlı olması, ikincisi başkalarına zarar vermemesi, üçüncüsü aldatıcı olmaması, dördüncüsü ayrımcılık yapmamasıdır (Tandaçgüneş, 2016).

Sonuç olarak gizli pazarlama(stealth), diğer bir deyişle hayalet pazarlama faaliyetleri bir nevi insanları kandırma metodudur. İnsanlar reklam ve pazarlama faaliyetlerinin tabiri caizse bombardımanından mümkün mertebe kaçınmaktadır. Bazı şirketler de gizli yollara başvurmaktadır. ‘‘Reklam olduğu anlaşılmayan pazarlama çalışmalarında daha çok tanınmayan insanların ya da pazarlama maliyeti daha düşük olan influencerlerin kullanılarak gizli pazarlama metodunun tercih edilmesi yüksek meblağlardaki pazarlama harcamalarını azaltmanın popüler ve etkili bir yöntemi haline gelmiştir. Bu durumun şirket etiği bağlamında haksız rekabet noktasında da uygunluğu tartışmalıdır.’’(Baş; Tarakçı, 2022, s.137).

Son olarak, film, hayalet pazarlamayı ve dolayısıyla tüketimin yaşamda nasıl odak noktası haline geldiğini gösteriyor, eleştiriyor. Diğer taraftan filmin sonunda Kate ve Steve’in emanet bir Audi’nin içerisinde yeniden bir araya gelmeleri aleni ürün reklamı yapıldığı için çelişkili bir durumdur (Poyraz; Özalp, 2020).


                                                     KAYNAKLAR

Armağan;E, https://www.researchgate.net/publication/314154086_Pazarlama_Acisindan_Etik?enrichId=rgreq-0bd67996df8418cc300a6053e02ecaca-XXX&enrichSource=Y292ZXJQYWdlOzMxNDE1NDA4NjtBUzo0NjczNzg2NDQ0OTIyODhAMTQ4ODQ0MzE2MDMwNw%3D%3D&el=1_x_2&_esc=publicationCoverPdf, 2017

Baş, M., Tarakçı E.İ., Pazarla-ma: Teoriden Pratiğe, Efakademi Yayınları, İstanbul, 2022

Esen, D., Teolojik ve Deontolojik Kuram Bağlamında İşletmelerin Etik Çalışmalarının Analizi, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 19.Uluslararası İşletmecilik Kongresi Özel Sayısı, Aralık 2020

Özdemir, E., Pazarlama Araştırmasında Etik Karar Alma, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 64(2),

Poyraz, E., Özalp E., Kültür Endüstrisi ve Tüketim Bağlamında ‘‘Örnek Aile’’ Filminin Bir Analizi, Intermedia Internetional e-Journal, 2016 Kasım, 3(5)

Tandaçgüneş, N., İleri Tüketim Toplumunda Tüketici ve Reklam Açısından Etik Algısı Üzerine Bir İnceleme, Atatürk İletişim Dergisi,  Sayı 10, Ocak 2016

Vatandaş, C., Bilim ve Ahlak, Açılım Kitap, İstanbul, 2013

12 Haziran 2022 Pazar

RUSYA'DA ENDÜŞÜK NOT 2

Rusya’da en yüksek not 5 iken, bir çocuğun boş kağıt verse bile alabileceği en düşük not 2 imiş. Bu uygulamadan yeni haberdar olan birisi şaşkınlıkla Moskova Üniversitesi’nden Dr. Theoder Medraev’e sormuş;

2 Haziran 2022 Perşembe

STOACININ GÜNLÜĞÜ

STOACININ GÜNLÜĞÜ

 🚨 #StoacınınGünlüğüHafta6 / Zihnin Yedi Net İşlevi: Zihnin doğru çalıştığının en önemli göstergeleri karar alma, reddetme, arzulama, nefret etme, hazırlık, amaç ve kabullenme süreçlerinde kendini belli eder. Peki o halde zihnini doğru çalışma sürecini kirleten ve köstekleyen şeyler nelerdir? Bunlar zihnin verdiği yanlış kararlarda gizlidir.’ Epiktetos, Makaleler


🔑Karar Alma: Bir şey yapmak ve doğru düşünmek.
🔑Reddetme: Cazip görünen şeylere karşı koymak.
🔑Arzulama: Daha iyisini yapabilmeyi istemek.
🔑Nefret Etme: Negatiflikten, kötü etkilerden ve doğru olmayan şeyden nefret etmek.
🔑Hazırlık: Karşımızdaki şeylere ya da gelecekte olabilecek şeylere karşı kendini hazırlamak.
🔑Amaç: Yol gösterici ilkemiz ve en büyük önceliğimiz.
🔑Kabullenme: Kontrolümüzde olan ve olmayan şeylerin yanılgısından kurtulabilmek. (ve kontrolümüz dışındaki şeyleri kabul etmeye hazır olmak)

📌 Stoacılık felsefesinde zihnin varoluş sebepleri olarak bilinen bu maddeler, zihnimizi kirlilik ve yozlaşmadan uzaklaştırarak daha net bir şeklide hayata bakabilme ve karar alabilmemizi sağlarlar.

#stoa #felsefe #LinkedIn

Kaynak: TOMORROW\LİNKEDİN

HAKKIMDA-NİL GÜREL

                                                   HAKKIMDA DOKTORANT Nil GÜREL İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı Bağımsı...