NİL GÜREL

28 Kasım 2021 Pazar

MUTLULUĞUN ARDINDAKİ KURAM

MUTLULUĞUN ARDINDAKİ KURAM

Mutluluk tepkisi vermek bizi mutlu eder mi? Bunun için fizyolojik tepkilerle duygular arasındaki bağı anlamak gerekir. Bu noktada psikoloji teorisine bakmak iyi bir fikir.

Duyguların vücudumuza etkisi ve duygulara verilen tepkiler konusunda pek çok kuram var. Önce duyguyu hissedip mi fizyolojik tepki verdiğimiz yoksa önce fizyolojik tepki verip sonra mı duyguya kapıldığımız konusu da bilim dünyasında tartışma konusu olmakta. Acaba fiziksel tepkilerimiz duyguyu hissetmemiz ve duygu durumumuz üzerinde etkili mi? Bu sorunun cevabını James-Lange kuramında bulabiliriz.

James-Lange Kuramı Nedir?

James-Lange’nin duygular kuramı, öfke dahil olmak üzere duygular ile ilgili ilk kapsamlı kuramlardan biri. Bu kurama göre birey, çevresindeki uyarıcıların algılanması sonucu bir takım bedensel değişimler yaşar ve bu değişimlerin farkına varması duyguların çıkmasına neden olur. Duyguların çıkış noktası davranıştır.

Leonardo Da Vinci der ki: “Ruh, bedenle yaşamak ister çünkü beden olmadan ruh ne hissedebilir, ne de eyleyebilir”. Yaygın görüşe göre servetimizi kaybedince üzülüp ağlarız; bir ayıyla karşılaşınca korkup kaçarız; bir rakip tarafından hakarete uğrayınca kızıp saldırgan bir davranış sergileriz. James-Lange kuramındaki hipotez ise bu ardışık dizgenin yanlış olduğunu ortaya koyar. Daha rasyonel bir ifadenin; üzülürüz çünkü ağlarız, kızarız çünkü vururuz, korkarız çünkü titreriz olduğunu belirtir.

Farklı bir örnek verecek olursak gece yarısı ısısız bir sokakta yürüyen adam, arkasından ayak sesleri duyar ve arkasına baktığında irice bir adam görür. Hırsız olabileceğini düşünür. Bunun üzerine, koşarcasına adımlarını hızlandırır, daha hızlı nefes alır, göz bebekleri büyür, adrenalin adeta damarlarından akar. Bu bedensel değişiklikler korku duygusunu temsil eder. Adamın içerisine korku duygusunun dolmasını sağlar.

Peki kuramın bizim hayatımızdaki rolü nedir? Oyunculuktan gerçek yaşama kadar uzanan geniş bir yelpazede konuya birlikte bakalım ne dersiniz?

Kuramın Oyunculuğa Yansımaları

James-Lange kuramı oyunculuğa katkı sağlayan rol yapma sanatına da yansımalarını gösteren bir kuram.

Drama ve tiyatro sanatları alanında öğretim görevlisi Dr. Rose Whyman, tüm ruhsal durumların bir sinirsel-mekanik döngü içerisinde ortaya çıktığını belirtiyor.

Bir oyuncu, “korkmuş insan” rolünü nasıl yapabilir? Oyuncu Vsevolod Meyerhold, korku duygusunu tetiklemek için, oyuncunun gözlerini büyükçe açarak ve kaşlarını kaldırarak kaçmasının yeterli olacağını söyler. Meyerhold, bunu şöyle bir örnekle açıklar: “Sahnede, bir köpeğin saldırması nedeniyle korkan, korkudan kaçan birini oynamam gerek. Peki ne yapmalıyım? Köpekten nasıl kaçmam gerektiğini bilebilmek için, kendi içimde, bir köpeğin havlamasından korkan birini mi bulmalıyım? Hayır, bu duyguları kaçmaya başlamadan önce harekete geçirmemeliyim; kaçmaya başladığımda, korkan birinin duyguları içimde oluşacaktır.”

Oyuncu Evgeni Bezpiatov, yüz ifadesi ile ruhsal yaşantı arasındaki bağın çok kuvvetli olduğunu belirtir. James-Lange kuramından yola çıkılarak denilebilir ki “Ağlıyorum, çünkü üzgünüm” ifadesi kadar, “üzgünüm, çünkü ağlıyorum” ifadesi de doğrudur.

James-Lange Kuramıyla Mutlu İnsan Olunabilir mi?

Her ne kadar James-Lange kuramına eleştiriler yöneltilmiş olsa da doğruluğu olan bir kuram. Davranış psikolojisi üzerine çalışmalarıyla tanınan Fransız Psikolog Theodule Ribot, herhangi bir duygunun fiziksel sonuçlar doğurmaksızın var olamayacağını; biçimlendirilmemiş veya bedenselleştirilmemiş bir duygunun var olamayacağını; biçimlendirilmemiş ve bedenselleştirilmemiş bir duygunun yok sayılacağını belirtmekte. Duygunun her nüansı belirli bir fiziksel eylemle bağlantılı. Ayrıca James, “tamamen bedensiz bir insani duygu, hiçliktir” diye ifade eder.

Mutluluğun formülü tamamen bu kuramda gizli olmasa da olumlu düşüncenin gücünü yadsıyamayız. Kurama göre olumlu düşünmek ve olumlu düşüncenin yansıması olan gülen bir yüze sahip olmamız yani yüz kaslarımızın esnekliği olumsuz olaylara olan tepkilerimizi dönüştürerek olumsuz duyguların etkilerini azaltacaktır. Başka bir deyişle olumsuz olayların etkilerini bedenimizde daha az hissedeceğimiz için olumsuz duyguların bıraktığı hisler bertaraf olacaktır.

James-Lange kuramına göre hayata ne kadar pozitif bakarsak hayat olaylarına tepkilerimiz dolayısıyla duygularımız da olumlu yönde etkilenecektir.

James Lange Kuramı ile ilgili anime videoyu izlemek için tıklayabilirsiniz:

https://study.com/academy/lesson/james-lange-theory-of-emotion-lesson-quiz.html

Kaynaklar:

Avcı, A., “Örgütlerde Öfke Yönetimi”, Journal of Orginal Studies, Cilt:1, Sayı:2, s.115:128, 2020

Coleman, A. & Snarey, J., James Lange Theory of Emotions. In S. Goldstein & J. Naglieri(Eds.), Encyclopedia of Child Behavior aııd Development (Volume 2, 844–846). New York: Springer­Verlag, 2011

Özüaydın, N.U., Oyunculukta Fiziksel Eylemler Yönetiminin Analizi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Dergisi, Cilt:9, Sayı:18, s.307:332, 2016

https://study.com/academy/lesson/james-lange-theory-of-emotion-lesson-quiz.html

https://corluram.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/59/03/864972/dosyalar/2020_05/27130854_Sosyal_Norobilim_bakYY_acYsYyla_duygular.pdf

https://112.international/society/stephen-hawking-dies-at-age-of-76-26539.html

27 Kasım 2021 Cumartesi

YAĞMUR SESLERİ

Yağmurlu bir Antalya sabahından herkese merhaba..Yağmurun ilham olduğu lise yıllarında yazdığım bir şiirimi sizlerle paylaşmak istedim. İyi okumalar..


    YAĞMUR SESLERİ

Tanrım! Neredeyim ben? Çok ürkütücü bir yer

Hiç de yabancı gelmedi bu şiddetli sesler

 

Neden sarmış etrafımı zalim karanlıklar?

Zaten hiç de kapımı çalmadı aydınlıklar

 

Bu sesleri tanıdım annemi özlüyorum

Olmayan aydınlığın yolunu gözlüyorum

 

Saçlarımı çoktan kaplamıştı beyaz karlar

Şimdi neyin nesi oluyor bu son yağmurlar?

 

Az kaldı yolun sonuna var gücünle dayan!

Bu sesler, fırtına, çakıllı yol hepsi yaman

 

Çok da geç fark etmişim gençliğin değerini

O yüzden yaşadım yaşlılığın beterini

 

Ne de bayılırdım musiki söyleyen o kuşlara

Şimdi kaldım dert yanan hüzünlü akışlara

 

Eski günlerin hatırasını unutmak zor

Yağan her damla o günleri hatırlatıyor

 

Geri verin bütün yıllarımı desem çok geç

Ulaşacağım elbet o son kapıya er geç

 

Kuşlar, güller, tüm tabiat sakın ağlamayın!

Siz de dostlarım boşuna ağıtlar yakmayın!

 

Artık ben de dayandım son kapının önüne

Elveda diyorum harcadığım günlerime..

23 Kasım 2021 Salı

 Dünyaya Baktığımız Pencere: ‘Düşünce’

Sabah gözümüzü açtığımız ilk andan itibaren aklımıza yüzlerce düşünce gelir ve ister istemez güne olumlu yada olumsuz düşüncelerimizle başlarız. Düşüncelerimiz daha sonrasında yaklaşımlarımızı oluşturur. Düşüncelerimiz, dünyaya açılan pencerelerimizdir.

Devamı:

https://medium.com/saygel/d%C3%BCnyaya-bakti%C4%9Fimiz-pencere-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce-85f604e0e5b5

19 Kasım 2021 Cuma

Güneş’ten daha sıcak reaktörüyle dünya rekoru kıran Çin nükleer füzyon üretmenin ucuz yolunu buldu

Güneş’ten daha sıcak nükleer reaktörüyle birkaç ay önce dünya rekoru kıran Çin, şimdi de nükleer füzyon elde etmek için daha uygun maliyetli bir yöntem keşfetti.

Çin Bilimler Akademisi Fizik Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, yeni yöntemi Shenguang II lazer tesisinde füzyon deneyleriyle test etti.

Ayrıntılar:

https://www.bizsiziz.com/gunesten-daha-sicak-reaktoruyle-dunya-rekoru-kiran-cin-nukleer-fuzyon-uretmenin-ucuz-yolunu-buldu/

15 Kasım 2021 Pazartesi

Refah Yaşam İçin “Böbrek Satan Köy” Halkı: Pişmanlığın İlacı Yoktur

Bir lise öğrencisinin Apple cep telefonu almak için sağ böbreğini sattığı haberini hala hatırlıyor musunuz? Lise öğrencisi Xiao Wang böbreğini bir Apple cep telefonuyla takas etti ve böbrek sendromundan muzdarip oldu. Aradan yıllar geçti, artık sadece sıska denilecek kadar zayıf değil, hayatını sürdürebilmesi sadece ilaçlara bağlı.

 

Son derece pişman olmasına rağmen dünya acımasızdır ve pişmanlığın ilacı yoktur. Çin’e yakın bir ülke olan Nepal’de bir köyde herkesin vücudunda bir yara izi var. Bu yaralar, böbrek satışından arta kaldı, dolayısıyla “böbrek satan köy” olarak adlandırılabilirler. Peki köydeki insanlar neden böbrek satıyor?

Nepal, yaklaşık 29 milyonluk nüfusuyla dünyanın en fakir ülkelerinden biri olarak değerlendiriliyor. 2016 yılında kişi başına düşen gelir, Çin’in onda birinden daha az olan 730 ABD Dolarına ulaştı. Ekonomik gelirleri esas olarak tarıma dayalıdır, ancak nispeten ilkel tarım koşulları ve kusurlu altyapı nedeniyle çoğu insanın hayatı refah değil.

 Ayrıntılar:

https://www.bizsiziz.com/refah-yasam-icin-bobrek-satan-koy-halki-pismanligin-ilaci-yoktur/

12 Kasım 2021 Cuma

Son Günlerde Artan SolunumYolu Enfeksiyonu İle Kovid-19 Karıştırılabiliyor


Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Ekuklu, “Bu ani sıcaklık değişiklikleri doğaldır ki vücutta bir adaptasyon sorununa neden oluyor ve soğuk algınlığı benzeri bir tablo ortaya çıkıyor.” dedi.

Ayrıntılar:

https://covid19.tabipacademy.com/2021/09/08/son-gunlerde-artan-solunum-yolu-enfeksiyonu-ile-kovid-19-karistirilabiliyor/

7 Kasım 2021 Pazar

COVİD-19’un SAĞLIK SEKTÖRÜ ÜZERİNE ETKİLERİ ve SONRAKİ DÖNEME İLİŞKİN BEKLENTİLER: DÖNÜŞEN SAĞLIK SİSTEMİ

COVİD-19’un SAĞLIK SEKTÖRÜ ÜZERİNE ETKİLERİ ve SONRAKİ DÖNEME İLİŞKİN BEKLENTİLER: DÖNÜŞEN SAĞLIK SİSTEMİ

 

II.Dünya Savaşı’ndan bu yana, dünya ciddi ekonomik durgunluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bugüne kadar tüm dengesizliklerin aynı anda bu kadar sert yaşandığı bir zaman ise hiç olmamıştır. Bu yazımda Covid-19‘un getirdiklerini bilimsel bağlamda ekonomik ve sosyolojik boyutları çerçevesinde en çok etkilenen sektörlerden olan sağlık sektörü çerçevesinde ele alacağım.

 

COVID-19 salgını tüm dünyada yayılırken, salgın sonrası dünyada spekülasyonlar başladı. COVID-19’dan sonraki dünyanın, benzeri görülmemiş ekonomik zorluklar ve yaygın sosyal kaygıların yeni normal hale gelmesiyle farklı ve zor bir dünya haline geliyor. Pandemi, beraberinde yoğunlaştırılmış yurttaş gözetimi ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması ve tehlikeye atılmasını getiriyor. Pandemi, sağlık sektöründe dönüşüme sebep olmuştur. Bu dönüşüm, olumlu ve olumsuz unsurları içermektedir.

Hastane ve Tıp Merkezlerinde Covid-19’un Etkileri Nasıl Oldu?

Sağlık problemlerinin kökeni her ne kadar biyolojik olsa da salt organik bir problem olarak değerlendirilmesi indirgemeci bir görüş olur.  Sağlık ve hastalık toplumsal bir yapı içerisinde meydana gelmekte ve onun tarafından şekillenmektedir. Toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik yapı ile sağlık ve hastalık sistemleri arasında bir ilişki vardır. Bu ilişkileri analiz etmek de sağlık sosyolojisinin alanıdır. Bu bağlamda Covid-19’un sağlık sektörüne olan etkilerini anlayabilmemiz için sosyolojik kuram çerçevesinde konuya yaklaşmamız gerekir.

Sağlık hizmetleri tarihsel süreç içerisinde bir dönüşüm yaşamaktadır. Covid-19 dönüşüm noktasında bir kırılma noktası olmuştur. Kapitalizm ve teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte küresel kapitalizmle birlikte sektöre ekonomik bir değer atfedilmiş ve böylece sağlık hizmetleri önemli ölçüde dönüşmeye başlamıştır. Tanı ve tedavi yöntemlerinde gelişen teknolojiye entegre olması değişimin bir yönüdür. İleri nitelikli ilaçların geliştirilmesiyle de tam bir endüstri haline gelmiştir. Sağlık alanında büyük ilaç firmalarının ve özel hastanelerin ortaya çıkmasına büyük sigorta şirketleri de eşlik etmiştir.

Turner, sağlık hizmetleri sistemi içerisinde hastanenin önemine dikkat çekmektedir. Ona göre hastane sağlık sistemlerinin odağında yer almaktadır. Diğer yandan tıp mesleğinin toplumsal gücünün bir simgesidir ve ihtisaslaşmış tıbbi bilginin kurumsallaşmasını temsil eder. Öyle ki hastane sistemi sadece ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik ve kültürel ve çağdaş çatışmalar alanıdır. Küresel kapitalist aktörlerin ortaya koyduğu sağlık sistemleri bunun en güzel yansımasıdır. Örneğin baş aktör ABD’nin sağlık sistemleri büyük ölçüde özel sektör hastanelerine ve sağlık sigortası şirketlerine dayanmaktadır. Bu eğilim, neoliberal politikaların etkisiyle dünyanın diğer toplumlarında da kendisini göstermektedir. Özellikle son 40 yıldır hastanelerde, sigorta ve ilaç alanında özel sektörün çok ciddi yatırımlar yaptığı görülmüştür.

Peki bu yapısallaşmanın Covid-19 bağlamında ne etkisi olmuştur? Sağlık hizmetlerinin özelleştiği ülkelerde karlı olmayan alanlara yatırım yapılmamaktadır. Örneğin salgın hastalıklar ve bunlarla mücadele yöntemleri gibi sağlıkla ilgili ihtiyaçlar karlı olmadığı için özel sektör tarafından yatırım yapılmamaktadır. Sağlık alanında bu hizmetleri kamu sektörü karşılamaktadır. Bu ülkelerde kamu gücü iyice daralıp zayıfladığı için söz konusu hizmet alanlarına yetirince finansman sağlanamamakta ve bu da salgınla başa çıkmada ciddi krizlere yol açmaktadır.

Sağlık hizmetleri ağırlıklı olarak kamu gücüyle sunulan Çin, Güney Kore, Türkiye ve Almanya gibi ülkelerde salgınla mücadelenin olumlu yönde seyrettiği görülmektedir.

Bundan sonra Sağlık Sektörünü Neler Bekliyor?

Tüm bunlar dünyada sağlık sistemlerinin farklı bir yöne evrileceğini göstermektedir. Hastane düzeni, sigorta sistemleri, tedavi yöntemleri çerçevesinde sağlık sistemleri sorgulanarak kamucu bir perspektif geliştirilerek revizyona gidileceği öngörülebilir. Bu sayede sağlık hizmetlerinin ekonomik ve politik baskılardan kurtulabileceği de beklentilerden biri olacaktır.  

Sağlık sektörü dendiğinde sadece hastaneler ve tıp merkezleri değil analize eczaneler, optikçileri ve veteriner hekimleri de ilave etmek gerekir. Ayrıca sağlık turizmini de gözden kaçırmamalı.

Bu bağlamda sektörün diğer unsurlarına olan etkileri de geniş kapsamda başka bir yazımda ele alacağım.

Sonuç olarak Covid-19, salgın bir hastalık olarak sağlık sistemleri üzerinde doğrudan, toplumsal düzen üzerinde ise hem doğrudan hem de dolaylı etkiler bıraktığı görülmektedir. Yazımda da belirttiğim gibi sağlık sisteminde birtakım değişimler olabilecektir ama nasıl bir dönüşüm gerçekleşeceği süreç içerisinde pandeminin seyriyle net olarak görülebilecektir.

KAYNAKÇA

https://www.matematiksel.org/covid-19-surecinden-yeni-bir-paradigmaya-dogru/ (27.12.2020’de yayımlanan yazım)

Karakaş, M., Covid-19 Salgınının Çok Boyutlu Sosyolojisi ve Yeni Normal Meselesi, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi, 40(1): 541-573,2020

İnce, F, Nurdoğan, K.A.,  Bayar, H.T., Covid-19 Krizinin Sağlık Sektöründe Faaliyet Gösteren İşletmeler Üzerindeki Etkileri, Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, 30(12): 434-448, 2021

4 Kasım 2021 Perşembe

 

Uluslararası Bir “Toplumsal Duyarlılık” DeneyindeTürkiye Listenin Sonunda Kaldı

Araştırmacılar çalışmaları hakkında şöyle yazdı: İşbirliği, iyi işleyen grupların ve toplumların anahtarıdır.

“Para veya zaman ve çaba harcamayı içeren yüksek maliyetli işbirliğini ele almak yerine, temel bakış açısına sahip olmayı gerektiren ve seçimi başkalarına bırakmayı amaçlayan bir kişilerarası yardımseverlik biçimi olan sosyal farkındalığı inceledik.”

“Toplumlar sosyal farkındalık açısından farklılık gösteriyor mu ve eğer öyleyse, bunun bir önemi var mı? Burada, sadece 31 ülke ve bölgede sadece önemli farklılıklar değil, aynı zamanda sosyal farkındalık ve ülkelerin çevre koruma konusundaki performansları arasında bir ilişki buluyoruz.”

“Kişilerarası yardımseverlik gibi küçük ve somut bir şeyin, küresel öneme sahip mevcut ve gelecekteki sorunlarla iç içe olabileceği sonucuna varıyoruz.”dediler.

İnsanlar sosyal hayvanlardır; ancak herkes başkalarına aynı ölçüde duyarlı davranmayacaktır. Bireysel farklılıklar bulundu, ancak sosyal farkındalık aynı zamanda kişinin dünyadaki konumuna göre mi şekilleniyor?

“Uluslararası farklılıkların var olmasını bekleyerek, sosyal farkındalığın ülkeler arasında farklılık gösterip göstermediğini ve nasıl farklılık gösterdiğini inceledik.”

Ayrıntılar:

https://www.bizsiziz.com/uluslararasi-bir-toplumsal-duyarlilik-deneyinde-turkiye-listenin-sonunda-kaldi/

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...