Eleştirel bakıldığında biz
sıklıkla bölünme yanılgısına kurban gittiğimiz durumlarla karşı karşıya
kalırız. Bu yaygın mantıksal yanılgı, her parçanın bütünle aynı özelliğe sahip
olduğunu varsayarak tüm bir sınıfa yapılan yüklemeye atıfta bulunur. Bunlar
fiziksel nesneler, kavramlar ve insan grupları olabilir.
Bir bütünün öğelerini bir
araya toplayarak ve her parçanın otomatik olarak belirli bir niteliğe sahip
olduğunu varsayarak, genellikle yanlış bir argüman ortaya koyuyoruz.
Bu, gramer analojisinin
yanlışlığı kategorisine girer.
Bölünme
Yanılgısı Nasıl Açıklanabilir?
Bölünme yanılgısı, birleşim yanılgısına benzer. Ancak tam tersi durumu ifade eder. Bunu
tümevarım, tümdengelim gibi düşünebiliriz. Bölünme yanılgısı, birinin, bir bütünün veya
bir sınıfın bir niteliğini almasını ve bunun her bir parça veya üye için
mutlaka doğru olması gerektiğini varsaymasını içerir.
Bölünme yanılgısı şu
şekildedir:
X, P özelliğine sahiptir. Bu
nedenle X’in tüm bölümleri(veya üyeleri) bu P özelliğine sahiptir.
Bilimsel
ve Gündelik Gözlem ve Örneklerle Bölünme Yanılgısı
Gerek gündelik yaşamımızda
gerek bilimsel bağlamda bölünme yanılgısını görebileceğimiz gözlem ve örnekler
mevcuttur. Şimdi onlara bakmaya ne dersiniz?
İşte bölünme yanılgısının
bazı bariz örnekleri:
Amerika Bileşik Devletleri
dünyanın en zengin ülkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki
herkes zengin olmalı ve iyi yaşamalıdır.
Profesyonel sporculara aşırı
maaşlar ödendiği için, her profesyonel sporcunun zengin olması gerekir.
Amerikan yargı sistemi adil
bir sistemdir. Dolayısıyla sanık, adil yargılandı ve haksız yere infaz
edilmedi.
Tıpkı kompozisyon yanılgısında olduğu gibi, geçerli olan benzer
argümanlar oluşturmak mümkündür. İşte bazı örnekler;
Tüm köpekler canidae familyasındandır. Dobermanım bu
nedenle canidae familyasındandır.
Bütün erkekler ölümlüdür. Bu
nedenle Sokrates ölümlüdür.
Bu son örnekler ne kadar
geçerli argümanlardır sizce? İki argüman da benzer nitelikte olmakla birlikte
aralarında bir farlılık mevcuttur. Fark, dağıtıcı ve kolektif nitelikler
arasındadır.
Bir sınıfın tüm üyeleri
arasında paylaşılan nitelikler dağıtıcı
özelliğe sahiptir. Sadece doğru parçaların doğru bir şekilde bir araya
getirilmesiyle oluşturulan niteliklere ise kolektif
nitelikler denir.
Aşağıdaki örnekler üzerinde
düşündüğünüzde farkı göreceksiniz:
Yıldızlar büyüktür.
Yıldızlar çoktur.
Her ifade yıldız kelimesine öznitelikte farklı bir
anlam katar. İlkinde ‘büyük’ özniteliği dağıtıcı bir nitelik taşımaktadır. Yani
grupta olsun ya da olmasın, her yıldızın ayrı ayrı sahip olduğu bir niteliktir.
İkinci cümlede, çok sayıda öznitelik kolektiftir. Tüm yıldız grubunun bir
özelliğidir. Yani yıldız takımı nedeniyle söz konusu özellik var olur.
Bu, bunun gibi birçok
argümanın neden yanlış olduğunu gösteriyor. Eşyaları bir araya getirdiğimizde,
çoğu zaman, parçalar için ayrı ayrı kullanılamayan yeni özelliklere sahip bir
bütünle sonuçlanabilirler. ‘Bütün, parçaların toplamından daha fazladır ‘
sözüyle genellikle kastedilen budur.
Dinde
Bölünme Yanılgısına Nasıl Düşülüyor?
Ateistler, din ve bilimi
tartışırken çoğu zaman bölünme yanılgısıyla karşılaşırlar. Bazen bundan dolayı
kendileri suçlanırlar.
Bölünme yanılgısını kullanmanın
yaygın bir yolu ‘birlikte suçluluk’ olarak bilinir. Bu, yukarıdaki örnekte
açıkça gösterilmiştir. Bazı kötü özellikler, siyasi, dini, etnik v.b bağlamda
bütün bir insan grubuna atfedilir. Daha sonra o grubun belirli bir üyesinin(ya
da her üyenin) aklımıza gelen kötü şeylerden sorumlu tutulması gerektiği
sonucuna varılır. Bu nedenle bu grupla
olan ilişkilerinden dolayı suçlu olarak etiketlenirler.
Ateistlerin bu özel argümanı
bu kadar doğrudan bir şekilde ifade etmeleri nadir olmakla birlikte, birçok
atesit benzer argümanlar öne sürmüştür. Konuşulmadığı takdirde, ateistlerin bu
argümanın doğru olduğuna inanıyormuş gibi davranması alışılmadık bir durum
değildir.
Aynı yanlışlığa
yaratılışçılar da düşmektedir. Yaratılışçılar tarafından sıklıkla kullanılan
bölünme yanılgısının biraz daha karmaşık bir örneği şöyle:
Beyninizdeki her hücre, düşünce ve şuur yeteneğine sahip olmadıkça,
beyninizdeki bilinç ve düşünme sadece madde ile açıklanamaz.
Diğer örneklere benzemese de
cümlenin anlamını derinlemesine düşündüğümüzde örtük olarak bölünme
yanılgısının gizlendiğini görebiliyoruz.
Eğer(maddi) beyniniz bilinç
yeteneğine sahipse beyninizin her hücresi bilinç yeteneğine sahip olmalıdır.
Ancak beyninizin her hücresinin bilince sahip olmadığını biliyoruz. Bu durumda
(maddi) beyninizin her hücresinin bilince sahip olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla
maddi beyninizin kendisi bilincinizin kaynağı olamaz.
Bu argüman, eğer bütün için
bir şey doğruysa o zaman parçalar için de doğru olması gerektiğini varsayar.
Beyninizdeki her hücrenin bilinçlilik yeteneğine sahip olduğu doğru olmadığı
için argüman maddi hücrelerden başka daha fazla ilgili bir şeyin olması
gerektiği sonucuna varıyor.
Bu nedenle bilinç, maddi
beyinden başka bir faktörden gelmelidir. İşte o zaman, argüman gerçek bir
sonuca yol açacaktır.
Argümanın bir yanılgı
içerdiğini anladığımız an, bilincin kaynağı için artık başka bir neden
aramamıza gerek yoktur.
Şu argüman analizinde
bölünme yanılgısının önüne nasıl geçildiğini görebiliyoruz:
Bir arabanın her bir parçası
tek başına itici güce sahip olmadığına göre, bir bütün olarak arabanın itici
gücü arabanın tek tek maddi parçaları ile açıklanamaz.
Anlaşılan o ki bir kişi,
durum, nesne ve olaylar hakkında yargıya varırken bütüne bakmak önem taşıyor. Ön
yargılı değerlendirmelerin temelinde büyük ölçüde bölünme yanılgısı yatıyor.
Bütüncül, objektif ve eleştirel bir bakış açısına sahip olabildiğimiz sürece
bölünme yanılgısına düşmek daha az olası görünüyor.
Kaynak:
https://www.thoughtco.com/what-is-the-fallacy-of-division-250352
Not: Yazım bilgiustam.com'da yayına alındı:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder