İNANCIN TEMELİNDE ÖRTÜLÜ ÖRÜNTÜ ÖĞRENMESİ ROL OYNUYOR OLABİLİR Mİ?
Georgetown Üniversitesi'ndeki
sinirbilimciler, örtük öğrenme türü olan örtülü örüntü öğrenmesi yoluyla
karmaşık kalıpları bilinçsizce tahmin edebilen bireylerin, evrende olayların nedenlerini
yaratan, örüntülerin kaynağı olan bir yaratıcı olduğuna dair daha güçlü
inançlara sahip olduklarını ortaya koydular.
Araştırma sonuçlarını analiz etmeden
önce örtük öğrenmenin ne olduğuna bakalım ne dersiniz? Örtük öğrenme diğer
ifadeyle gizli öğrenme, hiçbir niyet, kasıt olmadan kendiliğinden yani
bilinçsizce gelişen bir öğrenme şeklidir. Öğrenme farkına varmadan gerçekleşir.
Örneğin siz tabletinizde oyun oynarken o esnada açık olan televizyondaki müzik
programında şarkı sözlerini ezberleyebilirsiniz. Başka bir örnek de melodisini
sevdiğimiz bir parçanın sözlerini farkına varmadan mırıldar hale gelmemizdir.
Örtük öğrenmenin önemini ortaya koyan psikolog
E.C.Tolman(1886-1959), organizmaya pekiştireç vermeden ve dikkati başka şeye
odaklı iken bile bir şeyler öğretilebileceğini keşfetmiştir. Böylece Tolman,
bilindik formal öğrenme yöntemlerinin dışına çıkarak öğrenmeye yeni ve farklı
bir bakış açısı getirmiştir.
Örtük öğrenmede, öğrenirken özel bir
çaba sarfetmemiz veya beynimizin yorulmasına gerek yoktur. O yüzdendir ki örtük
öğrenme; “bilinç altı öğrenme” veya “bilinç dışı öğrenme” şeklinde de
adlandırılabilmektedir (Kolukısa ve Kulamshaeva, 2015).
Bunun yanı sıra örtük öğrenme, doğal ortamda
belli bir amaca ve plana bağlı kalmaksızın gelişi güzel yaşanan öğrenme olan “algın
öğrenme”nin de bir parçasıdır (Noy, James ve Bedley 2016’dan aktaran Ünal
2017).
Ayrıca örtük öğrenme, kişinin psikolojik
özelliklerinden bağımsız değildir. Örneğin; sosyal medyanın dini bilgi edinme
aracı olarak kullanılması örtük öğrenmenin bir yansımasıdır. Bu öğrenme türünde
bireyler, algıda seçicilik veya dikkat dağılması gibi nedenlerle bazı bilgileri
farkına varmadan öğrenirler. Birey, ancak ihtiyacı olduğunda bu bilginin
farkında olur. Kullanıcılar, sosyal medyayı bu bilgileri öğrenmek için
kullanmazlar ne var ki sosyal medyada karşılaştıklarında farkına varmadan
öğrenirler. Bu bağlamda sosyal medya farkına varmadan bilgilerin öğrenilmesinde
bir “yan üründür”(Gül, 2021).
Araştırmaya dönecek olursak, Georgetown
Üniversitesi'ndeki sinirbilimcilerin Nature Communications dergisinde
bildirilen araştırmaları(2020), dini inancı araştırmak için örtülü örüntü
öğrenmesini kullanan ilk araştırmadır. Çalışma, biri ABD'de diğeri
Afganistan'da olmak üzere iki farklı kültürel ve dini grubu kapsıyordu.
Ayrıntılara geçmeden “örtülü örüntü
öğrenmesini” de kısaca açıklamak yerinde olacaktır. Örtük öğrenmenin bir çeşidi
olan örtülü örüntü öğrenmesi; eğer bilinçsiz bir şekilde öğrendiğiniz şey,
doğada veya etrafınızda var olan örüntülerse (mesela kendisini tekrar eden
dizeler, düzen v.s.), buna örtülü örüntü öğrenmesi adı verilmektedir.
Amaç, örtülü örüntü öğrenmesinin bir
inanca sahip olmada etkili olup olmadığını ve eğer öyleyse, bu bağlantının
farklı inançlar ve kültürler arasında geçerli olup olmadığını test
etmekti. Araştırmacılar aslında örtülü örüntü öğrenmesinin çeşitli dinleri
anlamak için bir anahtar sunduğunu keşfettiler.
Georgetown'da Psikoloji ve Disiplinler Arası
Bölümü'nde doçent olan araştırmanın kıdemli
araştırmacısı ve Georgetown İlişkisel Biliş Laboratuvarı yöneticisi Adam Green(2020)
"Düzen yaratmak için dünyaya müdahale eden bir yaratıcı veya yaratıcılara
inanç, küresel dinlerin temel bir unsurudur" demiştir.
Ayrıca Green, çalışmanın, bir yaratıcının
var olup olmadığı ile ilgili bir çalışma değil, beyinlerin neden ve nasıl bir
yaratıcıya inanmaya başladıklarını ortaya koymaya yönelik bir çalışma olduğunu vurgulamıştır.
Hipotezlerinin, beyinleri çevrelerindeki bilinçaltı kalıpları ayırt etmede iyi
olan insanların bu kalıpları daha yüksek bir gücün eline atfedebildikleri olduğunu
da sözlerine eklemiştir. "Çocukluk ve yetişkinlik arasında yaşananlar
gerçekten ilginç bir gözlemdi" diye açıklamıştır. Veriler; çocuklar,
bilinçsiz bir şekilde çevredeki kalıpları fark ediyorlarsa, inançlarının dindar
olmayan bir evde olsalar bile büyüdükçe artma olasılığının daha yüksek olduğunu
göstermektedir. Aynı şekilde, bilinçsiz olarak etraflarındaki kalıpları
anlamıyorlarsa, inançlarının, büyüdükçe dindar bir evde bile olsalar azaldığını
ortaya koymuştur.
Çalışmada, örtülü örüntü öğrenmesini
ölçmek için iyi yapılandırılmış bir bilişsel test kullanılmıştır. Araştırma
kapsamında katılımcılar, bir bilgisayar ekranında bir dizi nokta belirip
kaybolurken izlediler. Her nokta için bir düğmeye bastılar. Noktalar
hızlı bir şekilde hareket etti, ancak bazı katılımcılar - en güçlü örtük
öğrenme yeteneğine sahip olanlar - dizide gizli kalıpları bilinçaltında
öğrenmeye başladı ve hatta o nokta gerçekten görünmeden önce bir sonraki nokta
için doğru düğmeye basmaya başladı. Bununla birlikte, en iyi örtük
öğrenenler bile noktaların kalıplar oluşturduğunu bilmiyorlardı, bu da
öğrenmenin bilinçsiz bir düzeyde gerçekleştiğini gösteriyordu.
Çalışmanın ABD ayağına Washington DC'den
199 katılımcıdan oluşan ağırlıklı olarak Hristiyan bir grup katıldı. Çalışmanın
Afganistan ayağı ise, Kabil'deki 149 Müslüman katılımcıyı kaydetti. Çalışmanın
başyazarı, Green'in Georgetown'daki laboratuvarında ve Pennsylvania
Üniversitesi'nden doktora sonrası araştırmacı olan Adam Weinberger
idi. Ortak yazarlar Zachery Warren ve Fathali Moghaddam, Kabil'de veri
toplayan yerel Afgan araştırmacılardan oluşan bir ekibi yönetti.
Warren(2020) "Bu çalışmanın benim
için ve ayrıca Afgan araştırma ekibi için en ilginç yönü, bilişsel süreçlerdeki
kalıpları ve bu iki kültürde pekiştirilen inançları görmekti," diyor.
Warren, "Afganlar ve Amerikalılar, en azından dini inançta yer alan ve
çevremizdeki dünyayı anlamlandıran belirli bilişsel süreçlerde farklı olmaktan
çok benzer olabilirler. Birinin inancından bağımsız olarak, bulgular inancın
doğasına dair heyecan verici içgörüler ortaya koyuyor" diyor.
Green(2020) "Örtülü örüntü
öğrenmesine daha yatkın bir beyin, kendisini dünyanın neresinde veya hangi dini
bağlamda bulursa bulsun, bir yaratıcıya inanmaya daha meyilli olmaktadır,"
demiştir ancak daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu da sözlerine eklemiştir.
Green(2020) gelişmeyi, "bu kanıt,
farklı inançlara sahip insanlar arasında temel düzeyde biraz olsun
nöro-bilişsel ortak zemin sağlayabilir" şeklinde değerlendirerek iyimser
bir bakış açısı ortaya koymuştur.
Sonuç olarak, niye bazı insanların bir yaratıcıya
inanmadığını araştırırken ya da farklılaşan iman derecelerini analiz ederken
yani inancın bilimsel temellerini analiz ederken inancın sadece kültürel ve
toplumsal bağlamını hesaba katmanın yeterli olmadığını, bireylerin öğrenme
biçimlerini de göz önünde bulundurmanın analize fayda sağlayacağını hatırda
tutmak gerekiyor.
Kaynakça:
Gül, E.R., Sosyal Medyada Paylaşılan Hadislerin Dini Yaşantıya Etkisi: Balıkesir
Üniversitesi Öğrencileri Örneği, Medya ve Din Araştırmaları Dergisi, 4(2), s.301-315,
2021
Kolukısa A.A.&Kulamshaeva B., Yabancı Dil Öğretiminde Örtük Öğrenim
Yönteminin Okuma Parçalarına Uyarlanması, Uluslararası Beşeri Bilimler ve
Eğitim Dergisi, Cilt 1, Sayı 2, s.168-181, 2015
Ünal, F., Adıyaman A., Algın Öğrenme, International Periodical
for the Languages, Literature and
History of Turkish , Volume 12\4, p.531-552, 2017
https://www.sciencedaily.com/releases/2020/09/200909085942.htm , 2020
Not: Yazım bilgiustam.com da yayına alındı.
Link: https://www.bilgiustam.com/inancin-temelinde-ortulu-oruntu-ogrenmesi-rol-oynuyor-olabilir-mi/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder