NİL GÜREL

26 Şubat 2023 Pazar

Dünya İklimKrizinde Bir Tür “Kıyamet Döngüsüne” Girme Riski Altında

Yeni bir rapora göre, sadece iklim krizinin yarattığı, şiddeti giderek artan etkilerle mücadele etmek odak noktamızı ana sebep olan emisyonlardan uzaklaştırarak durumu daha da kötü hale getirebilir. 

Bir düşünce kuruluşunun yeni bir çalışmasına göre göre, dünya bir tür iklimsel “kıyamet döngüsüne” girme riski altında.

Araştırmaya göre, sadece iklim krizinin yarattığı, şiddeti giderek artan etkilerle mücadele etmek kaynaklarımızı başka bir tarafa kaydırabilir ve odak noktamızı ana sebep olan emisyonlardan uzaklaştırarak durumu daha da kötü hale getirebilir.

Küresel ısınmanın dünya çapında yarattığı hasar giderek daha net hale geliyor ve iklim felaketlerinin bilançosu şimdiden milyarlarca dolara mâl oluyor. Ayrıca, bu felaketler su, gıda ve enerji krizleri gibi art arda gelen sorunlara ve ardından bu sorunların getirebileceği artan göç ve çatışmalara neden olarak tüm ülkelerin kaynaklarını tüketebilir.

Kamu Politikaları Araştırma Enstitüsü (IPPR) ve Chatham House mensubu araştırmacılar, emisyonları azaltma çabalarını ve diğer eylemleri çetrefilli hale getiren iklim krizinin etkisinin güncel bir örneği olarak küresel sıcaklık artışını uluslararası hedef olan 1,5 derecenin altında tutmanın hâlâ mümkün olup olmadığı konusundaki tartışma olduğunu söylediler.

Araştırmacılar, 1.5 derece sınırının hâlâ mümkün olduğunu savunanların günümüzde devam eden kayıtsızlık haline istemsizce katkıda bulunma riskini aldığını ve bu sınırın çoktan geçildiğini söyleyenlerin ise sonumuzun geldiğini ve jeomühendislik gibi “ekstrem yaklaşımlar” harici artık yapılacak bir şey kalmadığını söyleyen kaderci anlayışa destek çıkma riskinde olduklarını belirttiler.

Araştırmacılar, bir kıyamet döngüsünün önlenmesi için politikacıların iklim krizinin yarattığı büyük tehlikeleri dürüstçe kabul etmeleri gerektiğini söylüyor. Buna, küresel ısınmanın çözümü için gereken dev ölçekli bir ekonomik ve sosyal dönüşüm planı da dahil. Bu kabul, iklim üzerine alınan eylemlerin olumlu getirilerine odaklanan ve politikaların adil bir şekilde uygulanmasını sağlayan anlatılarla birlikte gelmeli.

IPPR’nin önde gelen isimlerinden Laurie Laybourn, “Ne yazık ki, iklim ve ekoloji krizinde yeni bir bölüme girdik” dedi ve ekledi: “Sahte savaş bir sona geliyor ve ağır sonuçlar bizi zor kararlar vermek durumunda bırakıyor. Daha sürdürülebilir ve adil bir dünyaya doğru kesinlikle yol alabiliriz. Ancak fırtınayı atlatmaya odaklanırken gelen şok dalgaları atlatacak şekilde hazırlanabilmemiz bu işin anahtarı.”

Raporda, “Bu bir kıyamet döngüsü: Krizin sonuçları dikkatimizi ve kaynaklarımızı krizin nedenleriyle mücadele etmekten uzaklaştırıyor, uzun vadede daha ağır sonuçlara neden oluyor. Sıcaklıklar daha çok yükseliyor ve ekolojik kayıp artıyor, kaynaklarımız ve odağımız da bu sorunlarla başa çıkmak adına daha da çok buraya yöneliyor. Bu böyle devam ediyor” deniliyor.

Örneğin raporda, Afrika’nın ekonomisinin şimdiden küresel ısınmaya bağlı sebeplerden dolayı yıllık GSYİH’sının %15’ini kaybetmeye yakın olduğunu, önümüzdeki süreçte en yüksek karbon emisyonundan sorumlu olan gelişmiş ülkelerden gelecek yardım fonlarına ihtiyaç duyacağından bahsediliyor.

Laybourn, “Beni en çok endişelendiren şey uzun vadeli etkileri düşünmüyor olmamız” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Yalnızca şehirlerimize gelecek büyük fırtınalar hakkında endişeleniyor olmamamız lazım. Bunların küresel ölçekte sistemlerimize yaratacağı etkileri de düşünmeliyiz.”

Laybourn, durumu açıklayan anlatıların çok önemli olduğunun altını çizdi. Örneğin, yeşil ulaşım yolunun yalnızca elektrikli araçlara geçmekten değil, toplu taşımayı dönüştürmekten ve insanların ihtiyaç duydukları işlere, eğitime ve sağlık hizmetlerine daha yakın olduğu yeniden tasarlanmış şehirler hakkında da olduğunu söyledi. Bu, değişikliği uygulamak için yerel yönetim bütçelerinin ve vergilerin yeniden değerlendirilmesi anlamına geliyor.

Laybourn, iklim politikalarında adaletsizliğin kıyamet döngüsünün hızlanmasına yol açabileceğini söylüyor. Çünkü eğer insanlar yeşile geçişin mali bilançosunun kaldıramayacakları şekilde kendilerine yüklendiğini hissederse, buna karşı çıkarlar.

Laybourn, “Eğer her şeyin merkezine adil olmayı koyarsanız, bu işe yarayacaktır. Bir ısı pompasına geçmek ve iyi bir yalıtım, iklim krizi olsun veya olmasın tüm insanların işine gelir” dedi.

İklim konusunda ilerleme kat etmenin, felaketin etkileriyle direnç yaratarak mücadele edecek biçimde yapılması da çok önemli. Laybourn, “Ben kent meclislerinin çok büyük bir hayranıyım, çünkü eğer insanlar karar alımında bir rollerinin olduğunu hissederlerse dayanışmakta da daha hevesli oluyorlar. Bu insanların felaket dalgalarının geldiği bir gelecekte bile desteklerini sürdürmeleri olası. Yaralarımızı birlikte ve daha iyi bir şekilde sardığımız anlar gerçekten de var” dedi.

London School of Economics’e bağlı Grantham Araştırma Enstitüsü İklim Değişikliği bölümü mensubu Bob Ward, “Bu rapor, ulaştığımız kritik noktayı apaçık gözler önüne seriyor. Küresel sıcaklığın 1,5 dereceden fazla artma olasılığının yükseldiğini vurguluyor. Bu, hedefi terk etmemiz gerektiği anlamına gelmez” dedi.

Ward’a göre, ana hedefimiz hâlâ 1.5 dereceyi aşmamak için radikal emisyon kesintileri olmalı. Ancak artık başarısız olursak neler yapabileceğimizi de düşünmeye başlamalıyız.

Yazının aslına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: https://www.iklimhaber.org/dunya-iklim-krizinde-bir-tur-kiyamet-dongusune-girme-riski-altinda/

15 Şubat 2023 Çarşamba

  BİLİM ADAMLARINA GÖRE ORTAMDAKİ HAVA SATRANÇTAKİ BAŞARIYI ETKİLİYOR


Bilindiği üzere satranç oyununda başarılı olabilmek için iyi bir muhakeme yeteneğine, ileri görüşlülüğe, sabır, azim ve psikolojik dayanıklılığa ihtiyaç vardır. Söz konusu gereklilikler, geliştirilebilecek beceri ve ruhsal güçlerdir. Ama size soluduğumuz havanın da başarıyı etkilediğini söylesem inanır mıydınız? İnanması güç olsa da bilim bunu ispatlıyor. Yakın zamanda yapılan ve Management Science bilim dergisinde yayınlanan bilimsel araştırma, hava kirliliğinin satranç oyununu bozabileceğini ortaya koyuyor. Bu kötü bir haber, halihazırda satrançla da uğraşıyorsanız bu, göründüğünden çok daha kötü. Öyleyse gelin çalışmanın detaylarına birlikte bakalım.

Artık çoğumuz kirli hava soluyoruz ve kirli havanın beynimize zarar verebileceğini ve satranç oyuncularına dokunabileceğini düşünmemize yol açan işaret; maden ocağındaki kanaryalar olmalı. Maden ocağında karbon monoksit sızıntısı olduğunda kafeslerinde can vererek bizim için can kurtarıcı olan alarm kuşları kanaryalar, durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koymaktadır.

Yeni çalışma, havadaki ince partikül bileşeni belli bir miktar arttığında, satranç oyuncularının turnuva maçlarında daha fazla hata yaptığını buldu. Dahası, oyunları analiz etmek için yapay zeka kullanan yazılım tarafından hataların büyüklüğünün tespit edilmesi durumun ciddiyetini arttırdı.

Spesifik olarak, ince partikül madde seviyesi, 10µ\m3 arttığında satranç oyuncularının hata yapma olasılığı yüzde 2,1 oranında artarken, hatalarının büyüklüğü yüzde 10,8 oranında arttı.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki Sürdürülebilir Kentleşme Laboratuvarı’nda ekonomist olan ortak yazar Juan Palacios, “Bireylerin daha yüksek düzeylerde hava kirliliğine maruz kaldıklarında daha fazla hata yaptıklarını ve daha büyük hatalar yaptıklarını bulduk” diyor.

Partiküller madde(PM), toz, kurum, duman, organik madde ve çeşitli kimyasallar gibi çeşitli maddeler içeren katı parçacıkların ve sıvı damlacıkların havadaki bir kokteylidir. Genellikle yanmanın bir yan ürünüdür ve bir şey yandıktan sonra havada kalır.

PM, volkanlar ve yangınlar gibi doğal kaynaklardan açığa çıksa da şehirlerdeki ve başka yerlerdeki hava kirliliğinin çoğu; enerji santralleri, araçlar ve tarım gibi antropojenik kaynaklara sahiptir.

PM, partikül boyutuna göre sınıflandırılır ve daha küçük partiküller daha büyük riskler oluşturur. İnce partiküllü madde veya PM 2,5 olarak adlandırılan en küçük grup, çapı 2,5 mikron veya daha küçük partikülleri içerir; bu boyut, solunum yollarının derinliklerine ve ötesine geçişe olanak tanır.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, hava kirliliği dünya çapında her yıl milyonlarca erken ölüme yol açıyor. Kansere, kalp hastalığına ve diğer sağlık sorunlarına neden olan kötü bir üne de sahiptir. Ayrıca bilişsel etkilerine ilişkin geçerli iç görüleri araştıran çalışma alanı da genişlemektedir.

Ortamdaki Kirli Hava Satranç Oyuncularını Nasıl Etkiliyor?

Peki, hava kirliliğinin bilişsel etkilerine yönelik somut veriler nelerdir? Bunun için araştırma deneyinin detaylarına gelin birlikte bakalım.

Yeni çalışma için araştırmacılar, 2017’den 2019’a kadar Almanya’da sekiz haftalık üç satranç turnuvasında 121 oyuncuyu izledi ve 30.000’den fazla hamle kaydetti. Yapay zeka, her hareketi değerlendirmelerine, en uygun kararları belirlemelerine ve hataları işaretlemelerine yardımcı oldu.

Ayrıca PM 2,5 seviyelerinin yanı sıra karbondioksit ve sıcaklığı kaydetmek için turnuva salonlarının içindeki sensörleri kullandılar. Yazarlar, dış mekan koşullarının bu faktörleri iç mekanda bile etkileyebileceğini belirtiyor.

Turnuvalar sırasında iç mekan PM 2,5 seviyeleri metreküp hava başına, 14 ila 70 mikrogram arasında değişiyordu. Çalışma birçok kentsel alandaki hava ile karşılaştırılabilir.

Araştırmacılar, sıcaklık, karbondioksit ve gürültü seviyeleri gibi diğer değişkenlerin oyuncunun karalarında PM etkisi gibi benzer bir bağlantı göstermediğini bildiriyor.

Araştırmacılar, aynı zamanda performanstaki düşüşlerin sadece daha zorlu bir rekabete işaret edip edemeyeceğini değerlendirmek için standartlaştırılmış satranç derecelendirmelerini kullanarak oyuncuların rakiplerinin kalitesini de hesaba kattı.

Ve araştırma, diğer açıklamaları ekarte etmeye yardımcı olmak için araçsal ilişkileri tahmin etmeye yönelik istatiksel bir yöntem olan araçsal değişken analizini içeriyordu. Palacios, satranç oyuncularının rastgele hava kirliliğine maruz kalmalarının performanslarını sürdürmelerinde etkili olduğunu belirtiyor. Aynı turnuva turunda karşılaştırılabilir rakiplere karşı, farklı hava kalitesi seviyelerine maruz kalmak, hava kalitesi ve karar kalitesi için bir fark yarattığını da sözlerine ekliyor.

Çalışma, hava kirliliği ve zaman baskısı birleşiminin işleri daha da kötüleştirdiğini buldu. Oyucular, oyunun kritik bir bölümünde zamanla yarışmak durumunda kaldıklarında ekstra partikül yükü, hata olasılığını yüzde 3,2 puan ve hatanın büyüklüğünü de yüzde 20,2 oranında arttırdı.

Satranç Oyununda Hava Kirliliğinin Üstesinden Gelinebilir mi?

Palacios, bu oyuncuların, düşük bilişsel performans söz konusu olduğunda daha fazla düşünmeyle telafi etme yeteneğine sahip olmadıklarında bunun en büyük etkilerin gözlemlenebileceği nokta olduğunu söylüyor.

 Çalışma satranç oyuncuları ile sınırlı olsa da PM’nin sağlık riskleri çok daha geniş ölçekte. Söz konusu çalışma, hava kirliliğinin sadece akciğerlere ve kalplere değil, aynı zamanda beyinlere de neler yapabileceğini göstermek için satrancı baz alıyor.

Araştırmacılar, hava kirliliğinin başka bağlamlarda benzer bilişsel etkilere sahip olması ve kilit alanlarda muhakememizi sessizce bozması durumunda çok daha geniş çıkarımlar olabileceğini belirtiyor.

Araştırmacılar, hava kirliliği ve biliş hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu, ancak bu çalışmanın hava kalitesinin karmaşık ortamlarda karar verme kalitesini nasıl etkilediğine dair ışık tutan değeli bir çalışma olduğunu söylüyor.

Palacios, çalışmanın hava kirliliğinin daha fazla insan için bir maliyetinin olduğunu gözler önüne serdiğini de belirtiyor.

“Ve bu, her şeyi yenebileceklerini düşünen bu çok “mükemmel” satranç oyuncuları için bile, hava kirliliği söz konusu olduğunda onlara zarar veren bir düşmanları olduğunu gösteren sadece bir örnek” diye ekliyor.

Anlaşılan o ki “mükemmel” satranç oyucularını bile etkileyen hava kirliliğini önlemek noktasında bireysel olarak bizler de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye gayret etmeliyiz.

                                                                                                

Kaynakça:

https://www.sciencealert.com/the-air-around-you-affects-how-you-play-chess-scientists-find?utm_source=ScienceAlert+-+Daily+Email+Updates&utm_campaign=bc7d231f32-RSS_EMAIL_CAMPAIGN&utm_medium=email&utm_term=0_fe5632fb09-bc7d231f32-366038314

Özyağlı G., Gaz Sensörü Uygulamaları İçin Spin Kaplama Tekniğiyle Üretilmiş SnO2 Esaslı Filmlerin Mekanik ve Yarı İletkenlik Özelliklerinin Optimizasyonu, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2009, İzmir

Not: Yazım bilgiustam.com'da yayına alındı.

https://www.bilgiustam.com/bilim-adamlarina-gore-ortamdaki-hava-satranctaki-basariyi-etkiliyor/

9 Şubat 2023 Perşembe

Depremde Bilgi Kirliliğini Önleme Amaçlı, Kullanışlı ve Güvenilir Siteler

1. Yardım Adres Bildirimi

Bu sitede kullanıcılar, adres bildirimi yapmak için aşağıdaki formu doldurmaktadır. Paylaşılmış olan adreslerin tekrar paylaşılmaması için bilgiler kontrol edilerek paylaşılmaktadır.

Siteyi ziyaret etmek için tıklayınız.


2. Afet Bilgi

Mevcut afet ile ilgili, merak ettiğiniz konular hakkında detaylı bilgi almak için bu siteyi kullanabilirsiniz.

Siteye gitmek için tıklayınız.


3. Ben İyiyim

Ben İyiyim, deprem bölgesindeki insanların durumlarını diğer insanlara bildirmeleri için tasarlanan bir uygulamadır.

Siteye gitmek için tıklayınız.


4. Afet Haritası

Twitter, Instagram, Whatsapp ve çeşitli web siteleri gibi farklı kaynaklardan gelen tüm yardım çağrılarını topluyoruz ve bu veriyi sahada kullanılmak üzere anlamlı, rafine hale getiren bir sitedir. Amaç bilgi teknolojilerini kullanarak ilgili kurum ve STK’lara yardımcı olmak ve afet zamanlarında açık bir veri platformu sağlamaktır.

Siteyi görmek için tıklayınız.


5. Açık Kaynak Deprem Projesi

Depreme ilişkin yardımcı tüm uygulamaların bulunduğu açık kaynak kodlu bir proje sayfasıdır. Buradan birçok yararlı uygulama ulaşmak mümkündür.

Ziyaret etmek için tıklayınız.


6. Deprem.io

Site oldukça detaylı bilgiler sunmaktadır. Enkaz altında olanlar listesi, gıda ve ısınma ihtiyacı olanlar listesi gibi birçok yardım detayına ulaşmak mümkündür.

Siteyi ziyaret etmek için tıklayınız.

Kaynak:

https://akademiklink.net/depremde-bilgi-kirliligini-onleme-amacli-kullanisli-siteler/

3 Şubat 2023 Cuma

YEŞİL İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ TÜM İNSAN KAYNAKLARI UYGULAMA VE SÜREÇLERİNE NASIL YANSIYOR?


     Giriş

     Günümüzde çevre kirliliği artış göstermektedir ve bu artışın olumsuz etkileri gün geçtikçe artmaktadır. Bu noktada çevrenin korunması hususunda işletmeler de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. İşletmelerde yeşil odaklı yaklaşımların yerine getirilebilmesi ve sürdürülebilirlik için insan kaynakları departmanının önemi büyüktür.

     Bu bağlamda çalışmada, Aksu ve Doğan(2021)’ın “Çevresel Sürdürülebilirlik ve İnsan Kaynakları Yönetimi Fonksiyonlarının Yeşil İKY Kapsamında Değerlendirilmesi” ve Sarıyıldız’ın (2021), “Sağlık Kurumlarında Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi ve Uygulamaları” makaleleri ele alınmıştır. Aksu ve Doğan (2021)’ın çalışması yeşil insan kaynaklarının anlaşılmasında genel bir çerçeve sunarken Sarıyıldız (2021)’ın çalışması konuyu sağlık kurumları kapsamında ele alarak yeşil insan kaynakları politikalarının sağlık kurumlarında uygulanabilirliği noktasında katkı sağlayıp farkındalık oluşturulmasını arttıracaktır.

     Unutulmamalıdır ki sağlık sektöründe karbon emisyon düzeyinin yüksek olması sağlık hizmeti sunumunda kullanılan enerji kaynaklarının yenilenebilir enerji kaynaklarından seçilmesinin önemini attırmıştır. Karbon emisyon düzeyini azaltma noktasında, sağlık politika ve planlarının yapılması ve bu konuda hastanelerin teşvik edilmesi önem taşımaktadır (Özata, 2022, s.354).

     Ayrıca iyi bir atık yönetimi de hastanelerin önemli görevlerindendir. Günümüzde pandemiyle birlikte hastanelerin iyi bir sağlık yönetiminde bulunması, stratejik yönetim ve bu kapsamda stratejik insan kaynakları yönetimi önem taşımaktadır. Sağlık hizmeti acil ve ertelenemez bir nitelik taşımaktadır. Bu yönden de düşünülürse sağlık sektöründe nitelikli insan kaynağının önemi görülmektedir.

Sağlık Yönetimi ve Çevre Yönetimi Etkileşimi

      Çalışmada çeşitli teorilerden yola çıkarak analiz yapılmakla birlikte böyle bir çalışma yapılmasında Sosyal Bilimler Çevre Sağlığı Araştırma Enstitüsünün yöneticiliğini yapmış Sosyoloji ve Sağlık Bilimleri Profesörü Phil Brown’un fikirleri yol gösterici olmuştur.

     Brown, çevre sağlığı konularına yönelik çalışmalarıyla bilinmektedir. Çalışma alanları içerisinde hastalıkların çevresel nedenleri üzerine tartışmalar, zehirli atıklardan kaynaklanan hastalıklara karşı toplumun tepkisi, biyoizleme, evsel zehirlere maruz kalan bireyler, çevre sağlığı araştırma etiği yer almaktadır. Brown’a göre hastalıkların nedeni bireyin kontrolünün ötesindedir. O yüzdendir ki hastalıklar, toplumsal düzeydeki faktörler açısından ele alınmalıdır (Erdem, 2020, 440,441)

     Bu nedenle yeşil politikaların uygulanması işletmeler açısından önemlidir. Hele ki sağlık kuruluşlarının günümüzde yeşil stratejik yönetim uygulaması önem taşımaktadır. Bu noktada en önemli vazife insan kaynakları departmanına düşmektedir.

 

Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi Aşamaları ve Tüm Yeşil İnsan Kaynakları Uygulamaları

      Öncelikle yeşil insan kaynaklarına yönelik pek çok tanımlama bulunmaktadır. Aksu ve Doğan(2021) çalışmalarında çeşitli tanımları tablolaştırmıştır. Tüm tanımlardan yola çıkılırsa çevreye verilen zararı en aza indirgemek, proaktif strateji uygulamak veya zararı ortadan kaldırmak noktasında çevre yönetimi politikalarının insan kaynakları departmanındaki tüm süreçlere uygulanmasına yeşil insan kaynakları yönetimi adı verilmektedir. “Yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamaları küresel bağlamda 1990’lı yıllarda ele alınmaya başlanmış bir kavramdır” (Arulrajah 2015’den aktaran Özata 2022).

      Aksu ve Doğan(2021) çalışmalarında, Milliman ve Clair’ın 4 aşamalı bir süreç modeli önerdiklerini belirtmişlerdir. Buna göre ilk aşama, rehberlik etmesi için çevresel bir vizyon oluşturulması; ikinci aşama, işletmenin çevresel vizyonuna göre çalışanlara ve diğer paydaşlara eğitimler verilmesi; üçüncü aşama, çalışanların performanslarının çevre dostu davranışlar temelinde değerlendirilmesi; son aşama ise çevre dostu çalışan davranışlarının ödüllendirildiği bir ücret sisteminin oluşturulmasıdır.

     Aksu ve Doğan(2021), İK departmanının yeşil hedeflerini gerçekleştirerek yeşil İKY haline dönüşebilmesi için 4 kategoride gruplanmış gereklilikleri yerine getirmeleri gerektiğini belirtmektedir.   Bu gerekliliklerden birincisi; yeşil yetkinliklerdir yani yeşilleşme konusunda bilgi ve yetkinliğe sahip olmaktır. İkincisi; bilişsel yön, duyusal yön ve davranışsal yönden oluşan yeşil tutumlardır. Üçüncü kategori olan yeşil davranışlar ise; yeşil örgütsel vatandaşlık davranışı, yeşil kişilerarası vatandaşlık davranışı ve formel yeşil davranıştan oluşmaktadır. Yeşil inovasyon ve yeşil çıktılar ise dördüncü kategori olan yeşil sonuçlardır.

     Hem Aksu ve Doğan (2021) hem Sarıyıldız (2021) çalışmalarında, yeşil insan kaynaklarının nasıl planlandığına, planlamayı etkileyen içsel ve dışsal faktörlere, iş analizi ve tanımlarla giriş yapıp insan kaynakları uygulama sürecinde tüm insan kaynakları aşamalarında konuları ele alarak bütüncül bir değerlendirme yapmışlardır.

     Öncelikle Hosain ve Rahman’ın(2016) belirttiği gibi işletmeler doğayı korumak, sağlık koşullarına uygun çalışma ortamını temin etmek ve çalışanların morallerini yükseltmek, yeşil yönetim uygulamalarıyla kurumsal sosyal sorumluluk bağlamında rekabet avantajı sağlamak, maliyetleri düşürmek, işletmenin imajının arttırılmasına katkı sağlamak, uygun yeşil yönetim uygulamalarıyla devletin müdahalelerini azaltmak, çalışanlar arasında çevre dostu uygulamaları ve çevresel öğrenmeyi yaygınlaştırmak, işletmede yenilikçi fikir ve uygulamalarla inovasyon ve büyüme konularında işletmeyi teşvik etmek, yeşil eğitim ve geliştirme uygulamalarıyla öğrenmenin kolaylaştırılması ve davranışların değiştirilmesini sağlamak ve kaynaklardan faydalanma düzeylerinin en üst düzeye çıkarılması ve israfı azaltmak gibi içsel ve dışsal nedenlerle yeşil insan kaynakları planlaması yapmaktadırlar(Aksu ve Doğan 2021, Sarıyıldız, 2021; Orçun ve Sezgin, 2019; Özata 2022).

 

     İşletmeler yeşil işe alım stratejisi doğrultusunda çevreye duyarlı, yeşil politikaları gerçekleştirme amacına yönelik olarak hareket edebilecek personel alımına özen göstermektedirler. Aynı şekilde işe alımda Aksu ve Doğan(2021)’ın da belirttiği gibi adaylar, yeşil politikaları benimseyen işletmelere yönelme eğilimindedir. Yeşil politikaların yansıması işe alım sürecinde de görülmektedir. Günümüzde pek çok kurumda, işe alımlar minimum kağıt israfına yol açacak şekilde, çevrimiçi(online) mülakatlar şeklinde yapılmaktadır (Holtom 2008’den aktaran Aksu ve Doğan(2021).

     Bilhassa sağlık kurumlarının yüksek teknoloji kullanan, sürekli gelişim ve değişim içesinde olan yapılar olduğu göz önünde bulundurulursa kalite ve verimlilik açısından yeşil işe alımın ne kadar önemli bir husus olduğu anlaşılacaktır (Sarıyıldız, 2021).

     Yeşil uygulamalara geçiş ve bu uygulamaların içselleştirilebilmesi için insan kaynakları departmanı sürekli eğitim ve geliştirme faaliyetlerinde bulunmalıdır. Yeşil eğitim ve geliştirme ile amaçlanan hususlar; çalışanların çevresel konularda farkındalığını ve bilgisini arttırmak, olumlu tutum geliştirmek, çevresel kaygılara karşı proaktif bir yaklaşım benimsemek ve enerjiyi korumak ve atıkları azaltmak için yetkinlikler geliştirmektir. Çevre eğitimi insan kaynakları uygulamalarının en önemli alanlarından biri olarak görülmektedir (Mishra 2017’den aktaran Aksu ve Doğan 2021).

     Aynı şekilde Sarıyıldız’ın (2021)  da belirttiği gibi bir sağlık kurumunun kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biri sağlık personelidir. Personelin eğitim ve geliştirme faaliyetlerine katılması ve eğitimlere yeşil eğitimlerin de eklenmesi kaliteyi arttırıcı bir uygulama olacaktır.

     Sarıyıldız’ın (2021) vurguladığı gibi stratejik yönetim açışından düşünülürse sağlık kurumunun stratejik amaçlarına ulaşabilmesi için sağlık personelinin başarı değerlendirmesi ve performans yönetiminin etkili uygulanması önem taşımaktadır. “Geleneksel başarı değerlendirmelerine ek olarak yeşil hedeflerin değerlendirilmesi, yeşil İKY’nin kurumun çevre yönetimi stratejisine katkısını arttıracaktır” (Sarıyıldız, 2021, s.157).

     İki makaledeki performans değerlendirme yöntemi değerlendirilecek olursa yeşil performans değerlendirme yönteminin modern performans değerlendirme yöntemi olduğu ve hedef bazlı performans değerlendirme sistemin bir parçası olduğu düşünülebilir.  

     Çevre dostu tutum ve davranışlarda bulunan çalışanların maddi veya manevi olarak ödüllendirilmesi çalışanın yeşil davranışlarını arttıracak ve aynı zamanda motivasyon ve verimliliğine de katkı sağlayacaktır. Stratejik yönetim ilkelerinden “kazan-kazan” ilkesiyle hareketle hem çalışana hem de kurumun yeşil hedeflerine katkı sunularak örgütsel kalite ve verimlilik artırılmış olacaktır. Dolayısıyla bu da örgütsel kara ve kaliteye olumlu yansıyacaktır. Appelbaum v.d. (2000) tarafından oluşturulan ve Yeşil İKY alanına Renwick v.d. tarafından uyarlanan (2013) YMF(Yetenek-Motivasyon-Fırsat) teorisine göre de, çalışanların performanslarını geliştirici İKY faktörlerinin uygulanması ile dolaylı olarak işletme performansını artacaktır (Nehles, B. v.d., 2013 ve  Katou ve Budhwar 2010’dan aktaran Öner, 2021).

     Ayrıca çalışanlar, çevre dostu davranışlarının bir sonucu olarak ücret ve ödül yoluyla takdir edildiklerini gördükleri zaman, sosyal değişim teorisine göre bu durum, çalışanların işletme tarafından sürekli onay ve tanınma elde etmek için çevre dostu davranışlarını sürekli olarak uygulama motivasyonlarını devam ettirecektir (Aksu ve Doğan, 2021, s.145).

   

     Sarıyıldız(2021)’ın da vurguladığı gibi sağlık kurumları açısından da yeşil davranışlar sergileyen sağlık personeline temel ücret yönetiminin yanında ekstra ücretlendirme politikalarının uygulanması çalışanların motivasyon ve istekliliğini arttıracaktır(s.157).

 

     Sonuç

     Sonuç olarak gelecek nesillere temiz bir çevre ve verimli tarım arazileri bırakmak istiyorsak çevre sorunlarına karşı bireysel ve toplumsal önlemler alma hususunda politikalar geliştirilmesi için katkı sağlamalıyız. Bu noktada işletmelere bilhassa insan kaynakları departmanına çok büyük görev düşmektedir.

     Çalışmada genel olarak yeşil insan kaynakları departmanındaki yeşil süreçler ele alınırken sağlık kuruluşunda yeşil insan kaynakları yönetiminin tüm insan kaynakları süreçlerinde nasıl işlendiği ele alınmıştır. Çünkü sağlık sosyolojisi bağlamında düşünülerek hastalıkların kaynağının sadece bireysel olmadığı çevresel etkilerin de önemli olduğu makro bir anlayışla konu detaylandırılmıştır.

Unutulmamalıdır ki çevre sorunları ulus aşırı bir sorundur. Kelebek etkisi teorisinin de ortaya koyduğu gibi dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen bir doğa olayı başka bir yeri de etkisi altına alabilmektedir (Orçun ve Sezgin, 2019).

Brown, çevre sağlığının karmaşık sorunları üzerine odaklanıp sağlık ve çevre sosyolojisine yön vererek disiplinler arası çalışmaların örneklerini gerçekleştirmiştir. Böylelikle çevre sosyolojisi ile sağlık sosyolojisi arasındaki ortak yönler ortaya çıkarılmış, sosyal bilimler bağlamında teorik ve kavramsal bir alt yapı oluşturulmuştur (Erdem, 2022, s.440).

İşte bu makale de bu görüşten yola çıkarak oluşturulmuştur. İnsan kaynakları departmanının yeşil politikalara neden ihtiyacı olduğu dışsal ve içsel faktörler açısından ele alınmış, hem genel olarak hem de sağlık kuruluşları bazında insan kaynakları departmanının yeşil planlamayı nasıl yaptığı, iş analizi,  yeşil eğitiminin önemi, yeşil tutum ve davranışların ölçülerek performans değerlendirmesi yapılması, yeşil tutum ve davranışların ödüllendirilmesi bir takım ilke ve teoriler kapsamında Aksu ve Doğan(2021) ile Sarıyıldız(2021) ın çalışmaları bağlamında değerlendirilmiştir.

Yeşil politikaların uygulanması noktasında insan kaynakları departmanının üzerine düşen görevleri yerine getirmesi hususunda tüm insan kaynakları işlevlerinin stratejik yönetimini ortaya koymak açısından çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Çalışma, hem nicel hem nitel ileri çalışmalara yol gösterici olacaktır.

  KAYNAKÇA

Aksu, B.Ç.ve Doğan A.(2021). Çevresel Sürdürülebilirlik ve İnsan Kaynakları Yönetimi Fonksiyonlarının Yeşil İKY Kapsamında Değerlendirilmesi, Aksaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 13(3), s.137-148

Erdem, R.(2020).  Sağlık ve Hastalık Sosyolojisi: Düşünürler ve Düşünceler, Nobel Akademik Yayıncılık, Ankara

Orçun, Ç. ve Sezgin B.O.(2019). Yeşil İşletmecilik, Ekin Basın Yayın Dağıtım

Öner, M.(2021). Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi Sistemine İlişkin Kritik Başarı Faktörlerinin Dematel Yöntemiyle Analizi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çalışma ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi

Özata, M.v.d.(2022). Sağlık Kurumları Yönetimi: Güncel Konular, Nobel Akademik Yayıncılık, Ankara

Saryıldız, A.Y.(2021). Sağlık Kurumlarında Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi ve Uygulamalar, Sakarya Üniversitesi İşletme Enstitüsü Dergisi, 3(1), s.155-159

Tarkan,T. (2020). Yeşil İşletme Kavramları Üzerinden Performans ve Rekabet Değerlendirmesi: Teorik Bir İnceleme, Uluslararası Erciyes Bilimsel Araştırmalar Kongresi. Erişim Adresi: https://www.researchgate.net/publication/345503390_Yesil_isletme_kavramlari_uzerinden_performans_ve_rekabet_degerlendirmesi_Teorik_bir_inceleme

NOT: Çalışma, yazar Güldem Pürselim ile gerçekleştirilmiştir. Ortak çalışma olarak akademik yayın bağlamında  genişletilecektir.

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM

AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...