AKADEMİDE METAMORFOZ: SONSUZ IŞIĞA DOĞRU
Birkaç
yıl evvel Isparta Okulu’nun düzenlediği akademik etkinlikler kapsamında “makale
kritiği” etkinliğine katılmıştım. Prof. Dr. Atila YÜKSEL’in “Metamorfoz:
Akademide Üç Kere Doğmak” konulu akademik makalesini analiz etmiştim. Bugünkü
yazımda siz değerli okurlarımla bu anlamlı makale üzerine fikirlerimi paylaşmak
istiyorum. Unutulmamalıdır ki akademik dünya topluma ışık tutan devasa bir
aynadır. Bu akademik bereketli dünyadan toplumun istifade edebileceği çok
cevher vardır. O yüzdendir ki bağımsız bir akademik çalışmacı olarak toplumsal
rolüm bağlamında bu dünyanın derinliklerindeki çalkantıları, kırılmaları ve
zorlukları sizinle paylaşmak isterim.
YÜKSEL,
akademik analizinde bilim felsefesi ile tasavvuf felsefesini harmanlayarak
gerçek anlamda akademisyenliğe ulaşmayı analiz etmiştir. Bu noktada hem kendi
gelişimimi değerlendirerek öz değerlendirmeme katkıda bulunmuş ve genel olarak
akademisyenlik mesleğine ve bilim dünyasına farklı bir açıdan bakmamı
sağlamıştır. Her şey değişim içindedir. Yenilik ve değişim bilimsel ilerlemenin
de yoludur. Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza dek kalmaz. Bu
yüzden de Herakleitos’un dediği gibi “Aynı ırmağa iki kez giremeyiz.” Çünkü
ikinci kez ırmağa girdiğimde ben de değişmiş olurum, ırmak da. Hakikate
ulaşırken ilim insanı adeta bir başkalaşım içerisine girer. Tüm benliğiyle,
ruhuyla frekansı yükselir.
YÜKSEL’in
de belirttiği gibi bu, Tasavvuftaki nefsin mertebelerine benzer. İlkin sadece
yükselme hırsına sahip, “yayın olsun da nasıl olursa olsun” felsefesiyle
hareket eden, hep “ben”, hep” ben” diye gözünü hırs bürümüşken hatta haksız
rekabet eden biriyken yani aşağı mertebedeyken bir “aydınlanma” geçirip bu
kişinin kendi yaşam olaylarından da kaynaklanabilir veya kendiliğinden
gerçekliği görmeye başlayabilir ve kişide değişim başlar. Böylece “biz”
anlayışına sahip, topluma faydalı olma ilkesiyle hareket eden, ulvi duygularla
bilim yapan gerçekten topluma faydalı olacak, bilim dünyasına yeni bir ses yeni
bir anlayış getirecek veya gerçekten katkı sağlayacak eserler üreten “ulvi”
yüksek mertebeye ulaşmış bir insan haline gelebilir. Artık kişinin yegane amacı
bilim dünyasına faydalı olmaktır. Kişi, artık benliğini saran olumsuz
duygulardan arınmış ve yüksek mertebeden bakan esaretten kurtulmuş bir bilinçle
hareket edecektir. Adeta ruhu özgürleşmiştir. Akademik baskılar, klişeler,
haksız rekabetler umurunda değildir. YÜKSEL, bu noktada Mevlana’nın anlamlı,
güzel sözüne yer vermiştir. “İnsan, önce düşünmeyi öğrenir, sonra kalıplar
içinde düşünmeyi ve en sonunda sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrenir.”
Akademik
zirveye ulaşmak noktasında üç kere doğuş yani üç bilinç hali söz konusu
olacaktır. İlki daha önce de bahsettiğim en aşağı mertebe güç, statü peşinde
koşma ilk bilinç hali. İkincisi uyanma, aydınlanma hali. Üçüncü bilinç hali de
en üst mertebeye ulaştıran var etme, yaratmayla ilgili derin bilinç halidir.
Umulur ki artık sosyal bilim insanları silkelenip uyanmalı, “aydınlanmalı”.
Baki olanın kişinin ardında bıraktığı eserler olduğu unutulmamalı.
Gerçekten
bilim yapmak isteyen insanlara ket vurulmamalı. Kendi deneyimlediğim ve
çevremde gördüklerime göre de kendi analizim “hakiki” bilim yapan çok az insan
var. Ve aşağı mertebedeki insanlar gerçekten bilim yapmak isteyen insanların
sesini kısmak için ellerinden geleni yapıyorlar. “Aydınlanmış” bilim
insanlarının el ele olduğu, kendileriyle birlikle insanlığı “yükselten” bir
dünyanın olması dileklerimle sayın Prof. Dr. Atila YÜKSEL’i de kaleme aldığı
bilim dünyasına gerçekten faydalı bu eseri için de tebrik ediyorum.
Seyahat
ve Otel İşletmeciliği Dergisi, Cilt 18, Sayı 2, Sayfa 241–266
Prof. Dr. Atila YÜKSEL’in Makalesi Üzerine Yayınlanan İncelemem
Link:
https://www.ispartaokulu.com/wp-content/uploads/2022/03/Metamorfoz-Akademide-Uc-Kere-Dogmak.pdf
NOT: Yazım İSTİKLAL GAZETESİ'nde yayına alınmıştır
https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/akademide-metamorfoz-sonsuz-isiga-dogru-1089724h
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder