NİL GÜREL

25 Ağustos 2022 Perşembe

      Beyin Gibi “Hatırlayabilen” Bir Malzeme Keşfedildi


 Beyin Gibi “Hatırlayabilen” Bir Malzeme Keşfedildi

Keşif, elektronik cihazların kapasitesini ve hızını artırarak, nihayetinde minyatürleştirilmelerini sağlayabilir

Bilim insanları, bir beyne benzer şekilde tüm fiziksel uyaran geçmişini “hatırlama” kapasitesine sahip ilk fiziksel malzemeyi keşfetti.

 

İsviçre’deki École Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL) ekibi, elektronikte kullanılan bir bileşik olan vanadyum dioksitin (VO2) faz geçişlerini araştırırken dikkat çekici bir özelliğe rastladı.

Doktora öğrencisi Muhammed Samizade Niko, VO2’nin bir halden diğerine geçişinin ne kadar sürdüğünü anlamaya çalışıyordu, ancak kısa süre sonra elektrik akımı uygulandığında daha önce hiç görülmemiş bir şeyin meydana geldiğini fark etti.

 

Samizade Niko, “Akım malzeme üzerinde hareket etti ve diğer taraftan çıktığı bir yol izledi” dedi.

 

Deney sırasında ikinci bir elektrik akımı uyguladıktan sonra araştırmacı, malzemenin durumunun değişmesi için geçen sürenin, geçmişiyle doğrudan ilişkili olduğunu gözlemledi.

Araştırmayı denetleyen Profesör Elison Matioli, “VO2, ilk faz geçişini ‘hatırlıyor’ ve bir sonrakini öngörüyor gibi görünüyordu” dedi.

 

Keşfin, belleğe dayalı hesaplamalar yapan elektronik cihazlardaki gelişmeler için önemli etkileri olabilir.

Araştırmacılar, hafıza etkisinin malzemenin kendisinin doğasından gelen bir özelliği olması sayesinde elektronik cihazların kapasitesini ve hızını artırarak, nihayetinde minyatürleştirilmelerini sağlayabileceğini savunuyor.

 

Beyinde Yeni Bir Tür Hücreler Arası Haberleşme Keşfedildi


Bilim insanları, sağlıklı beyin boyunca küçük zarla çevrili keselerde sürekli olarak taşınan yüzlerce protein keşfettiler ve beyin hücreleri arasında yeni bir iletişim biçimi ortaya çıkardılar. Bu hafta Cell Reports dergisinde yayınlanan bulgular, bilim insanlarının Alzheimer ve otizm dahil nörolojik hastalıkları daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.

 

Nörobilim Profesörü Hollis Cline, “Bu, beyindeki hücrelerin birbirleriyle iletişim kurabilmesinin, sağlık ve hastalık hakkında nasıl düşündüğümüze dair daha önce hiç entegre edilmemiş olan tamamen yeni bir yoldur ve bir çok heyecan verici araştırmanın yolunu açıyor.” diyor.

 

Nöronlar, beyin boyunca sinyaller göndermek için tipik olarak, bir hücreden bitişik bir hücreye hareket eden nörotransmiterler(nöron taşıyıcı) adı verilen kimyasalları kullanarak iletişim kurar. Hormonlar ayrıca beyinde dolaşarak beyin hücrelerinin büyümesini etkiler ve nöronlar arasında yeni bağlantılar kurulmasına yardımcı olur.

Kaynak: https://www.bizsiziz.com/beyin-gibi-hatirlayabilen-bir-malzeme-kesfedildi/

15 Ağustos 2022 Pazartesi

“YÖNETİM ZAMANI: MAYMUN KİMİN SIRTINDA?”   BÖLÜM     ÖZETİ

Yöneticilerin çoğu astların sorunlarıyla uğraşırken oldukça fazla zaman harcarlar. Hatta bunun farkına bile varmazlar. O yüzden astların koyduğu zamanın nasıl oluştuğunu ve üstün bu konuda ne yapabileceğini irdelemek için bölüm yazarları (Oncken, W., Wass L.D.) “maymun kimin sırtında” metaforunu kullanmışlardır. Bahsettiğim konu; Harvard Business Review’den en etkili yönetim fikirlerini içeren 10 makaleden biri olan “Yönetim Zamanı: Maymun Kimin Sırtında?” kitap bölümüne ilişkin. İşte bugünkü yazımda bu ilginç ve faydalı önerilerde bulunan makaleyi yorumlayarak kısaca özetleyeceğim.

“Maymun kimin sırtında” metaforunu biraz daha irdeleyelim isterseniz. Bu hususta şu örnek yerinde olacaktır: Hızla koridordan geçerken astınız sizi durdurup bir sorunumuz var diyor. İşin içine dahil olmanız gerektiğini düşünüyorsunuz ama o anda bir karar da alamıyorsunuz ve düşünmek için zaman istiyorsunuz. Bu durumda ne oldu? Astın üzerindeki maymun size zıpladı. Artık sorunu çözmek size düştü. Böyle bir sürü maymunu sırtlandığınızı düşünsenize kendi işinize, patronunuzun yapmanızı istediği mühim işlere ne kadar zamanınız kalır ki? Bunu önleminin bir yolu olmalı.

Yapılması gerekenleri yazarlarımız sıralamış. Buna göre ilk madde; “maymunlarla ilgilenmek için randevu verin”. Yani sorunu o anda tartışıp maymunu sırtlamak yerine birlikte tartışacağınız uygun zamanı belirleyin. İkincisi, çalışanın inisiyatif düzeyini belirleyin. Buna göre beş inisiyatif düzeyi vardır. 1. Aksi belirtilene kadar bekle (en düşük seviye) 2.Ne yapacağını sor 3. Öneride bulun, ardından ortaya çıkan sonuca göre aksiyon al 4. Hareket et fakat hemen akıl danış. 5. Ve hemen harekete geç ve rutin raporlar ver (en son seviye). Üçüncü madde ise “Durum Güncellemesi Üzerinde Anlaşın”. Buna göre nasıl ilerleneceğine karar verdikten sonra çalışanın size ilerleme raporu vereceği zaman ve yer üzerinde anlaşın. Dördüncü madde; “Kendi dürtülerinizi inceleyin”. Bazı yöneticiler astlarına inisiyatif verirlerse kendilerinin güç kaybedeceklerini düşünüp endişelenirler. Bunun yerine yöneticinin doğrudan denetimden vazgeçmek ve çalışanların büyümesini desteklemek üzere yöneticiyi özgürleştirecek bir iç güvence hissiyatı beslemesi yerindedir. Dördüncü maddeye göre yönetici çalışanların maymunlarla başka çıkma becerilerini geliştirmelidir. En son madde ise güven beslemek. Çalışanların inisiyatifini geliştirmek, amirle astın arasında güven verici bir ilişki gerektirir.

Son bölümde ise maymunların bakımı ve beslenmesi yani yöneticinin randevu programına ilişkin kurallardan bahsedilmiş. Buna göre 1. kural ; maymunlar ya beslenmeli ya da vurulmalıdır. Aksi takdirde açlıktan öleceklerdir. Yönetici de otopsi veya geri döndürme çabalarıyla uğraşıp değerli zamanını öldürecektir. 2. Maymun sayısı yöneticinin besleyebileceği kadarıyla sınırlı olmalıdır. Bu bakım için ayrılan süre de beş ila on beş dakikadan fazla olmamalıdır. 3. Kural; maymunlar sadece randevuyla beslenmelidir. Yönetici maymunların peşinde koşarak değerli zamanını harcamamalıdır. 4.kural; Maymunlar yüz yüze veya telefonla beslenmeli asla e-posta metodu uygulanmamalıdır. Çünkü postayla bir sonraki hamle yöneticinindir yoksa maymun sizin sırtınıza fırlar. 5. Kural ise; her maymunun kati bir şekilde önceden tespit edilmiş beslenme zamanı ve inisiyatif derecesi olmalıdır.

En başından beri belirtilen tüm bu uygulamalar ve kurallar yerine getirildiği taktirde yönetici patronun koyduğu zamanı, sistemin koyduğu zamanı ve kendi kendine koyduğu zamanı başarıyla yönetebilecektir. Böylece güç, zaman ve başarı yöneticinin olacaktır.

Kaynak:

İnan M. (Çeviren), Kendinizi Yönetmek, Harvard Business Review: 10 Must Reads, Optimist Yayınları, İstanbul, 2020

2 Ağustos 2022 Salı

                          AŞIRILIKÇI ARKETİPLER ÖLÇEĞİ NEDİR?

Tek psikolojik gerçeklik nedir sizce? Bir kitle davranışını ya da aşırı uçlarda olan grupların neden böyle davrandığını anlamak için neye bakmak gerekir? Sorunun cevabını bulmak çok da zor değil. Her şeyin temelinde anlamamız gereken tek bir gerçeklik var aslında, o da: Birey. Bireyin psikolojisini anladığımızda çoğu sorunun çözümüne ulaşmış olacağız.

Psikolog Gordon Allport, kitle davranışını anlamak için birey psikolojisinden yola çıkmak gerekir demiştir. Bu noktada kişilik psikolojisi bilhassa treytler(ayırıcı özellikler) bize yol gösterici olacaktır. Kişilik, bireyin sahip olduğu ve bireyi diğerlerinden ayıran özellikler bütünüdür. Allport, kişinin biricikliğine kendine özgü oluşuna vurgu yaparak treytler kuramının temelini oluşturmuştur. Peki insanları dışarıdan gözlemleyip sonuçlar çıkarmak ne kadar yeterli olur acaba? İşte bu noktada, Carl Gustav Jung, diğer psikanalistlerden farklı olarak bireylerin iç dünyalarını irdelemeye çalışmıştır. Böylece insanların davranışlarını gerçekleştirirken hissettikleri duyguları ve hayalleri inceleyerek iç dünyalarında etkin olan potansiyel güçleri diğer bir değişle arketipleri ortaya çıkarttığı söylenebilir. Literatüre Carl Gustav Jung tarafından kazandırılan “arketip” kavramı kollektif bilinçaltını oluşturan öğelerdir.

Artık esas konumuza dönebiliriz. Aşırılıkçı Arketipler Ölçeği nedir? Psikoloji araştırmacıları, “Aşırılıkçı Arketipler Ölçeği” oluşturarak önemli bir bulaşa imza attılar. Araştırmacılar, şiddet içeren aşırılıkçı insanlar arasında bulunan farklı psikolojik özellikleri ayırt etmeye yardımcı olmak için Aşırılıkçı Arketipler Ölçeği olarak bilinen yeni bir ölçek geliştirdi ve onayladı. Norveç Oslo Üniversitesi’nden Milan Obaidi ve Sara Skaar ve meslektaşları, araç ve doğrulama sonuçlarını yakın zamanda 20 Temmuz 2022’de PLOS ONE dergisinde sunmuşlardır.

Şiddet içeren aşırılık yanlısı gruplara katılan insanlar, motivasyonları, bilgileri, kişilikleri ve diğer faktörler açısından büyük farklılıklar gösterebilir. Bununla birlikte, şiddet içeren aşırılıklar üzerine yapılan araştırmalar, bu tür araştırmaların kapsamını ve faydasını sınırlayarak, genellikle bu varyasyonu ihmal etmiştir. Diğer bir deyişle önceki çalışmalar aşırılık yanlılarının psikolojik heterojenliğini göz ardı etmiştir.  Obaidi ve meslektaşları, bu konuyu ele almaya yardımcı olmak için, aşırılık yanlıları arasındaki heterojenliği yakalayan yeni bir ölçek geliştirmek için daha önceki araştırmaları temel alarak daha incelikli bir çalışma ortaya koymuşlardır.

Yeni Aşırılıkçı Arketipler Ölçeği, aşırılık yanlısı arketiplerin beş boyutunu içeriyor: “maceracı”, “yol arkadaşı”, “lider”, “başıboş”(drifter) ve “uyumsuz”. Örneğin, bir maceracı, heyecandan ve kahraman olma ihtimalinden dolayı, aşırılığa çekilebilirken, bir “başıboş”, bir gruba ait olma ihtiyacında olabilir. Bu durum aynı Carl Jung’un belirttiği gibi bilinç düzeyinde her ne kadar dışa dönük olsanız da bilinçaltı düzeyinde içe dönük olabilirsiniz.

 Araştırmacılar, bir arketip içinde mükemmel bir şekilde yer almadığı durumlara izin vermek ve bir kişinin aşırılıkçı bir arketipe geçişini yakalayabilmek için arketipleri boyutlar olarak ele almayı tercih ettiler. Daha sonra araştırmacılar, Aşırılıkçı Arketipler Ölçeğini doğrulamaya yardımcı olmak için birkaç analiz gerçekleşirdi. İnsanların ölçekteki puanları ile kişilik özelliklerini, sosyopolitik tutumları, ideolojileri,  ön yargıyı ve etnik kimliği değerlendiren birkaç iyi yapılandırılmış ölçekte aldıkları puanlar arasındaki ilişkileri test ettiler. Ayrıca, ölçeğin cinsiyet, siyasi yönelim, yaş ve etnik köken ile ilgili çeşitli özellikler ekseninde uygulanabilirliğini doğruladılar. Hazırladıkları ölçeği doğrulamak için kişilik özelliklerinin yanında yukarıda belirtilen sosyopolitik tutumlar, ideolojiler vb. yapılar açısından da değerlendirme yapmak önemliydi çünkü bu yapılar siyasi aşırılıkçılık ve dış grup hoşgörüsüzlüğünde yaygın olarak rol oynamaktaydı.

Doğrulama analizleri, ölçeğin, siyasi yönelim ve etnik köken dahil olmak üzere öngörücü geçerliliğini ve ayrıca arketiplerin sürekli olarak farklı kişilik ve davranış profillerini yansıttığı fikrini destekledi. Örneğin “maceracı” arketipi, dışa dönüklük ve şiddet içeren davranışsal niyetlerin kişilik özellikleriyle, “uyumsuzluk” ise narsisizm, Makyavelizm ve psikopati ile ilişkilendirildi.

Araştırmacılar, ölçeklerinin gelecekteki araştırmalarda uygulanmasının aşırıcılıkla mücadele çabalarına ilham vererek yardımcı olabileceğini öne sürüyorlar. Ayrıca araştırmacılar, grup temelli aşırılıkçılara odaklanan yeni çalışmalara da kazanımlar sağlayacağını belirtiyorlar.

Sonuç olarak oluşturulan ölçek, aşırılık yanlısı gruplara katılmak ve bunlar içinde farklı roller almak için farklı motivasyonları yansıtan farklı arketip boyutlarını ölçme noktasında önemli katkılar sağlamıştır. Çalışmanın, ileri çalışmalara bilhassa radikalizm ve terörle ilgili aşırılıkçı bireylerin bu davranışları sergilemelerinin altında yatan nedenleri açıklamaya ve özelliklerini belirlemeye ilişkin çalışmalara da yol gösterici olacağı düşünülebilir.

Kaynaklar:

Gürel, N., Kişilik Psikolojisi, Önyargının Psikolojisi ve Kamuoyu: Gordon Allport ve Walter Lipmann’ın Görüşleri Çerçevesinde Bir Değerlendirme, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2(2),  2011

Karaburun M., Aşıcıoğlu F., Aşırılıkçı Düşünce Biçimi Ölçeği Türkçe Uyarlama Çalışması, Türkiye Klinikleri Adli Tıp ve Adli Bilimler Dergisi, 18(1), 2021

Yılmaz, F.B., Carl Gustav Jung’un Arketipleri Bağlamında “Persil, Magnum, Eti Canga” Reklam Filmlerinin Çözümlemeleri, Halkla İlişkiler ve Reklam Çalışmaları E-Dergisi, 1(1), 2018

* https://www.sciencedaily.com/releases/2022/07/220720150608.htm

Not: Yazım bilgiustam.com'da yayına alınmıştır.

https://www.bilgiustam.com/asirilikci-arketipler-olcegi-nedir/

27 Temmuz 2022 Çarşamba

  

SATRANÇ OYNARKEN PARMAK KIRAN ROBOTTAN, HASTASINI ÖLDÜREN ROBO-CERRAHA: EN KÖTÜ ROBOTİK KAZALAR 


Hafta sonu Rusya’da satranç oynayan bir robotun bir çocuğun parmağını kırması şok edici görüntüler ortaya çıktı. Rus medya kuruluşlarının bildirdiğine göre robot, aşırı hızlı hareketlerinden dolayı kafası karıştığı için yedi yaşındaki çocuğun parmağını yakaladı. 

Rusya Satranç Federasyonu başkan yardımcısı Sergey Lazarev, çocuğun çok erken bir hamle yaparak ‘belirli güvenlik kurallarını’ ihlal ettiğini, makinenin daha önceki birçok etkinlik için sorunsuz bir şekilde ayarlandığını ve olayın ‘son derece nadir görülen bir vaka’ olduğunu söyledi.

Robotik uzmanı Christopher Atkeson; “Robotların algılamaları sınırlıdır ve bu nedenle etraflarında olup bitenlere ilişkin sınırlı farkındalıkları vardır.” dedi.

Genç satranç oyuncusunun sadece parmağı kırılmış olsa da, robotların karıştığı diğer kazalarda yaralanan taraf her zaman bu kadar şanslı olmamıştır. MailOnline, hastasını öldüren robot cerrahtan bir yayaya çarpan sürücüsüz arabaya kadar bazı feci robotik arızalara bir göz attı. 


ROBOT TARAFINDAN ŞİŞLENEN ÇİNLİ İŞÇİ 


En korkunç robo-kazalardan biri, Aralık 2018’de Zhou olarak bilinen 49 yaşındaki Çinli bir fabrika işçisinin başına geldi. Aniden çökerek her biri 30 cm uzunluğunda 10 keskin çelik çubukla onu kol ve göğsünden delen haydut bir robot tarafından vuruldu. 

Robotik kolun bir parçası olan sivri uçlar, bir gece vardiyası sırasında robot çöktüğünde işçinin vücuduna saplandı. Dördü sağ koluna, biri sağ omzuna, biri göğsüne ve dördü sağ ön koluna saplanmıştı. Changsha’daki Xiangya Hastanesi’ne göre, cerrahlar çubukları vücudundan çıkardıktan sonra mucizevi bir şekilde Zhou hayatta kaldı ve durumu stabildi. 


KENDİ KENDİNİ SÜREN ÖLÜM


Mart 2018’de, Elaine Herzberg’e, yolculuk paylaşım firması Uber’in kendi kendini süren prototip bir arabası ölümcül bir şekilde çarptı. 49 yaşındaki Herzberg, bisikletiyle karşıya geçerken, sürücü koltuğunda insan güvenliği yedek sürücüsü otururken kendi kendine sürüş modunda çalışan araç çarpmıştı. 

Araçtaki Uber mühendisi Rafaela Vasquez, o zamanki raporlara göre telefonunda video izliyordu. Herzberg yerel bir hastaneye götürüldü ve yaralarından dolayı öldü ve bu acı olay, kendi kendini süren bir arabanın karıştığı yaya ölümünün ilk kaydedilen vakası oldu. 


BOTCHED ROBO-CERRAHİ 


Şubat 2015’te, üç çocuk babası ve emekli müzik öğretmeni Stephen Pettitt, Newcastle upon Tyne’deki Freeman Hastanesi’nde Mitral kapak hastalığı için robotik cerrahi geçirdi. Ameliyat, cerrah konsolu ve konsoldan kontrol edilen interaktif robotik kollardan oluşan bir Da Vinci cerrahi robotu kullanan cerrah Sukumaran Nair tarafından gerçekleştirildi. 

Ölümle sonuçlanan altı saatlik prosedür sırasında cerrahi ekip, Bay Nair ve yardımcı cerrah Thasee Pillay birbirine bağırarak seslenmek zorunda kaldı. Nair tarafından çalıştırılan robot konsolundan gelen ‘gürültülü’ ses nedeniyle iletişimin zor olduğu ortaya çıktı. Daha sonra, makinenin bir hemşireyi devirdiği ve bir hastanın dikişlerini patlattığı öğrenildi.


VW İŞÇİSİ EZİLDİ

Haziran 2015’te Almanya’nın Baunatal kentindeki bir Volkswagen fabrikasında 22 yaşındaki bir işçi robotik bir kol tarafından öldürüldü. Robotik kol, makine parçalarını kaldırmayı amaçladı, ancak bildirildiğine göre genci yakaladı ve büyük bir metal plakaya çarptı. 

Adam olayda göğsünden ağır yaralandı ve olay yerinde hayata döndürüldü, ancak aldığı yaralardan dolayı hastanede öldü. Bir Volkswagen sözcüsü, ilk sonuçların gösterdiğine göre, montaj sürecinde çeşitli görevleri yerine getirmek üzere programlanabilen robottaki bir arızadan ziyade insan hatası olduğunu söyledi. 


JAPONYA’NIN İLK ROBO KAZASI


Temmuz 1981’de Japon bakım işçisi Kenji Urada, arızalı bir hidrolik robotu kontrol ederken öldü. 37 yaşındaki Urada, açıkken makineye giden gücü kapatmak için tasarlanmış bir güvenlik bariyerinin üzerinden atlamıştı, ancak bildirildiğine göre robotu yanlışlıkla çalıştırdı.

Fabrikadaki diğer işçiler nasıl çalıştıracaklarını bilmedikleri için makineyi durduramadılar. Adam trajik bir şekilde ezilerek öldü. Urada, Japonya’da bir robot tarafından öldürülen ilk insandı, ancak dünyada ilk değil. 


İLK ROBOT ÖLÜMÜ 


Bir robot tarafından öldürülen ilk kişi, Ocak 1979’da Ford motor fabrikasında çalışan Amerikalı işçi Robert Williams’dı. 25 yaşındaki Williams, depolama raflarından nesneleri almak için tasarlanmış bir endüstriyel robot kolu kafasına çarpınca anında öldü. 

Raporlara göre, işçiler tarafından keşfedilene kadar cesedi 30 dakika rafta kaldı. Ailesi, robot üreticisi Litton Industries’e dava açtı ve 10 milyon dolar tazminat aldı. Wayne County Devre Mahkemesi, böyle bir kazanın olmasını önlemek için yeterli güvenlik önlemi alınmadığına karar verdi. 


Derleyen: Feyza ÇETİNKOL

https://www.bizsiziz.com/satranc-oynarken-parmak-kiran-robottan-hastasini-olduren-robo-cerraha-en-kotu-robotik-kazalar/

12 Temmuz 2022 Salı

İstatistiklere göre şu anda okyanuslarımızda 5.25 trilyon plastik parça ve her 6 metre karesinde 46.000 parça bulunmaktadır.

Bunun yanında her gün yaklaşık 8 milyon parça plastik okyanuslarımıza girmeye ve savunmasız hayvanları öldürmeye devam ediyor.

 

Okyanuslardaki plastik kirliliğinden en çok deniz kaplumbağaları, yunuslar, balıklar, köpekbalıkları,

yengeçler ve deniz kuşları etkileniyor.

 

Oysaki bu gidişatı değiştirmek tamamen bize bağlı. Sadece çocuklarınıza değil, kendiniz dahil diğer tüm canlılara daha iyi bir yaşam imkanı sunmak için harekete geçin.

Kaynak: Bilim Otağ

HAKKIMDA-NİL GÜREL

                                                   HAKKIMDA DOKTORANT Nil GÜREL İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı Bağımsı...