NİL GÜREL

30 Aralık 2025 Salı

THE KULESHOV EFFECT IN CINEMA AND SOCIAL MEDIA: A CONCEPTUAL DISCUSSION

Our academic study titled “The Kuleshov Effect in Cinema and Social Media: A Conceptual Discussion,” conducted in collaboration with Associate Professor Dr. Mustafa Sami MENCET, has been accepted for publication in the Young Thinkers Academic Journal.

We hope it contributes to the field.

https://dergipark.org.tr/tr/pub/gemder/article/1846313

21 Aralık 2025 Pazar

SİNEMADA KULESHOV ETKİSİ VE SOSYAL MEDYA: KAVRAMSAL BİR TARTIŞMA

Sayın Doç. Dr. Mustafa Sami MENCET hocamızla birlikte gerçekleştirdiğimiz "Sinemada Kuleshov Etkisi ve Sosyal Medya: Kavramsal Bir Tartışma" konulu akademik çalışmamız Genç Mütefekkirler Akademik Dergisi’nde yayına kabul edilerek yayımlanmıştır.

Alan yazına katkı sunmasını temenni ederiz. 

19 Aralık 2025 Cuma

 

Nil Gürel ve Dr. Hande Ortay ile Akademik Perspektifler

Akademik Bir Yolculuğun İzinde: Güvenlik Mimarisinden Diaspora Siyasetine, Uluslararası İlişkilerin Değişen Dinamikleri ve Gelecek Hedefleri Üzerine Dr. Hande ORTAY ile Kapsamlı Bir Söyleşi
Sayın Dr. Hande ORTAY hoca ile söyleşimiz çok güzel, keyifli ve ufuk açıcı bir söyleşi oldu. Söyleşiyi euhaber.com'dan okuyabilirsiniz:

13 Aralık 2025 Cumartesi

Yapay Zeka Çağında Kimlik Hırsızlığı: Çocuklar Neden Zayıf Halka?

Akademik Analizle Çözüm: Çocuğun Siber Güvenliğinde Anne ve Babanın Rolü

Yapay Zeka ve Dijitalleşme Çağında Ebeveynlik: Çocuklarımızın Siber Güveliğini Nasıl Sağlarız: NİL GÜREL’den Akademik Bir Analiz ve Çözüm Önerileri

Yapay zeka ve dijitalleşme ile üretim, iş süreçleri ve eğitim faaliyetleri kolaylaşmakla birlikte siber güvenliğin tehlikeye girmesi ve beraberinde gelen maddi ve manevi kayıplar yıkıcı olabilmektedir. Özellikle çocuklar zayıf bir halka olarak görülerek siber zorbalığa daha çok uğrayabilmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalara göre çocukların yüzde 20’si siber zorbalığa uğramaktadır. Çevrimiçi ortamlarda çocuklara yönelik riskler arasında sextortion, grooming, taciz, deepfake içerikler ve kimlik hırsızlıkları yer alıyor.

İnternet Ortamında Çocuklarımızı Nasıl Koruyabiliriz?

İnternet bağımlılığının uyuşturucu bağımlılığı kadar tehlikeli olduğunu çocuklarımıza anlatmamız gerekiyor. Öncelikle kendimize de ayna tutmalıyız. İnternette ne kadar süre geçirdiğimizi kendimize sormalıyız. Unutmamalıyız ki bizim ekran bağımlılığımız da çocuklarımızı olumsuz etkileyecektir.
Biz gerçek hayatta çocuklarımıza güven, otonom, özerklik verebilirsek, onlarla bağ kurarsak eksiklik hissedip sanal aleme bağımlılık geliştirmezler. Çocuklarımız dijital yerli. Çocuğun internet erişimini tamamen kısıtlamak yerine dengeli bir kısıtlama yapılmalı. Ekran savaşından ziyade çocukla birlikte karar verdiğimiz etkinlikler yapmalıyız. Çocuğun interneti üretim odaklı kullanması teşvik edilmeli. Hochschild’ın “Duygusal Emek” kavramından yola çıkarak analiz edildiğinde yapılan en büyük hatalardan biri çocuk öfke nöbetleri geçirdiğinde teknolojinin duygusal emzik olarak verilmesidir.

İdeal Kimlik ve Teknoloji Kullanımı

İdeal kimlik oluşturma, teknoloji kullanımının nedenlerinden biridir. Çocuklara seçme özgürlüğü verilmezse tüketim odaklı teknolojiye yönelir ve mutluluğu orada arar. Böylece çocuk büyük ölçüde internette kalır ve bu da güvenlik riskini arttırır. Çocukların internette kalma süresi arttıkça siber zorbalığa uğrama ihtimali artmaktadır.

Cihazların Güvenliğini Sağlamak

İnternete dayalı olmayan oyunlar daha güvenilirdir. Cihazlarda güncelleştirme yapmak çok önemlidir. Güncelleştirme yapılmayan cihazlarda çok farklı açılardan zafiyetler ortaya çıkabiliyor. Güçlü şifreler kullanılmalıdır.
Çocuklara uygun arayüz ve platformların kullanılması önem taşımaktadır. Seçtiğimiz platformu çocuk kullanırken test etmeliyiz. Kişisel bilgilerin dijital platformlarda paylaşılmaması gerekir. Çocuk uyarılmalı ve etik değerleri içselleştirmesi sağlanmalıdır. Çocuğun empatik iletişim kurabilmesi önemlidir. Aksi halde çocuk, zarar veren bir hacker hâline gelebilir. Ayrıca çocuk; annesi, babası veya öğretmenleri tarafından çok yargılanıyorsa değer ve ilgi görmek için siber zorbalığa başvurabilir. Bu nedenle suçlayıcı dil kullanmak doğru değildir.

Bilinçli ve Eğitimli Anne ve Babaların Önemi

Sahte içerikleri çocuğa tanıtmak, hacker gibi düşünmesini sağlamak ve korunma yollarını birlikte değerlendirmek etkili bir yöntemdir. Yapay zeka ve dijitalleşmenin olumsuz örneklerini aile sohbetlerine dahil etmek de yararlıdır. Çocukları bilinçlendirmek kritik bir husustur. Bu nedenle ebeveynlerin siber güvenlik uzmanlarını takip etmesi, eğitimler alması ve okumalar yapması önemlidir. Önce ebeveyn bilinçlenmeli ki çocuk bilinçlenebilsin.

Çocuğumuzun Siber Zorbalığa Uğradığını Nasıl Anlayabiliriz?

Kendi sınırlarını koruyamayan çocuklar daha kolay zorbalığa uğrayabilmektedir. Çocuk internette vakit geçirdikten sonra ruh hali değişiyorsa, içine kapanıyorsa siber zorbalık ihtimali dikkate alınmalıdır.
Amerikan Pediatri Derneğine göre çocuklar 2 yaşına kadar teknoloji ile tanıştırılmamalıdır. Bazı uzmanlar ideal yaşın 3 yaş olduğunu belirtmektedir.

Sonuç

Çocuğumuza ilgi göstermek, güven vermek, yargılamamak ve suçlamamak, onun internette olumsuz durumlara maruz kalma riskini azaltacaktır. Cihaz ve internet güvenliğini sağlamak, güçlü şifreler kullanmak önemlidir ancak en büyük çözüm çocuğumuzla empatik iletişim kurmaktır.
Yapılan çalışmalara göre çocuğa siber saldırıda bulunacak kişi (siber avcı), çocuklara önce şu iki soruyu yöneltmektedir:

  1. Şu anda odada yalnız mısın?
  2. Ailen internette neler yaptığını biliyor mu?

Odasında yalnız olmadığını ve ailesinin internetteki faaliyetlerinden haberdar olduğunu söyleyen çocuğa siber avcı yaklaşmamaktadır.
Dolayısıyla çocuklarımızın siber güvenliğini sağlamak ebeveynlerin sorumluluğundadır. En güçlü koruma kalkanı, çocukla doğru iletişim kurabilen anne ve babadır.

 

Yazar: NİL GÜREL
Bağımsız Akademisyen, Araştırmacı, Yazar
İletişim Bilimleri ve Sağlık Yönetimi Uzmanı, MSc

https://euhaber.com/haber/yapay-zeka-caginda-kimlik-hirsizligi-cocuklar-neden-zayif-halka

 

10 Aralık 2025 Çarşamba

5. İSTANBUL EĞİTİM ZİRVESİ İZLENİMLERİM 

Türkiye Maarif Vakfı tarafından düzenlenen 5. İstanbul Eğitim Zirvesi’ne katılmak, benim için oldukça ufuk açıcı ve değerli bir deneyim oldu. İki gün boyunca devam eden program, hem içerik hem de konuşmacı profili açısından zengin ve son derece öğreticiydi.

Açılış oturumunda eğitim politikalarından küresel sorumluluk bilincine kadar geniş bir çerçevede yapılan konuşmalar, eğitimin toplumsal dönüşümdeki rolünü yeniden düşünmemi sağladı. Üst düzey oturumlar ve ana tema sunumları ise eğitimin günümüzde karşılaştığı yeni koşullar, ihtiyaçlar ve çözüm önerilerine dair kapsamlı bir perspektif sundu.

İkinci gün oturumlarında ele alınan “Müfredatın Ötesinde: İnsanlık Sanatı” ve “Okuldan Topluma: İş Birliği Ekosistemi” başlıkları, eğitimin sadece sınıf ortamıyla sınırlı olmadığını; toplumsal, kültürel ve insani bir bütünlük taşıdığını göstermesi bakımından oldukça etkileyiciydi. Gençlere yönelik oturum ve eğitim konuşmaları ise geleceğin eğitim vizyonuna dair önemli ipuçları sundu.

Zirve genel olarak akademisyenlerin, eğitimcilerin ve gençlerin katkılarıyla çok yönlü bir öğrenme ortamı oluşturdu. Katılım sertifikası almak bu deneyimi somutlaştırsa da asıl değerli olan, eğitim alanında yeni fikirler duymak, tartışmak ve ilham verici bir atmosferde bulunmaktı.

Bu nedenle İstanbul Eğitim Zirvesi benim için hem eğitim alanındaki mesleki deneyimim açısından hem entelektüel açıdan büyük bir kazanım oldu. Bundan sonraki süreçte benzer etkinliklerde yer almayı ve eğitim alanındaki gelişmeleri daha yakından takip etmeyi arzuluyorum.



6 Aralık 2025 Cumartesi

1 Aralık 2025 Pazartesi

TÜRKİYE'NİN ARABULUCUK VE DENGELEME ROLÜ İLE BÖLGESEL STRATEJİ

ÇİN–JAPON GERİLİMİ DERİNLEŞİYOR: TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL OKUNABİLİR?

Doğu Asya’da Çin ile Japonya arasında artan diplomatik gerilim, yalnızca bölgesel bir kriz olarak değil, aynı zamanda küresel güç dengelerini etkileyen kritik bir gelişme olarak okunmalıdır. Özellikle Tayvan merkezli güvenlik söylemleri ve savunma politikalarında belirginleşen sertleşmeAsya-Pasifik bölgesinde yeni bir kutuplaşma ihtimalini güçlendirmektedir.

ASYA-PASİFİK’TE YÜKSELEN GÜVENLİK GERİLİMİ

Çin ve Japonya arasındaki diplomatik ve stratejik gerilim, son dönemde karşılıklı güvenlik söylemlerinin sertleşmesi ile daha görünür hâle gelmiştir. Tayvan merkezli gelişmeler, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlerin pozisyonlarını da yeniden değerlendirmesine yol açmaktadır. Bu durum, Asya-Pasifik’te askerî ve diplomatik dengelerin giderek kırılganlaştığını göstermektedir.

ORTA ÖLÇEKLİ GÜÇLER İÇİN KRİTİK BİR SÜREÇ

Söz konusu gerilim, Türkiye gibi orta ölçekli güçler açısından çok boyutlu ve dikkatle izlenmesi gereken bir tablo sunmaktadır. Türkiye’nin son yıllarda benimsediği çok yönlü dış politika yaklaşımı, farklı küresel ve bölgesel aktörlerle eş zamanlı ve dengeli ilişkiler kurma hedefi doğrultusunda şekillenmektedir. Asya’daki diplomatik ve ekonomik temaslar, bu stratejik yönelimin önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır.

TÜRKİYE’NİN ÇİN VE JAPONYA İLE DENGELİ İLİŞKİLERİ

Türkiye, bir yandan Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ile ekonomik iş birliklerini sürdürürken, diğer yandan Japonya ile stratejik yatırım, ileri teknoloji ve afet yönetimi alanlarında yakın ve sürdürülebilir ilişkilerini korumaktadır. Bu çerçevede, Pekin–Tokyo hattında yaşanabilecek uzun süreli veya derinleşen bir krizin, Türkiye’nin ekonomik çıkarlarını ve diplomatik manevra alanını dolaylı olarak etkileme potansiyeli bulunmaktadır.

TARAF OLMAK YERİNE DENGELEYİCİ BİR STRATEJİ

Mevcut tablo, Türkiye gibi bölgesel güçler için taraf olmaktan ziyadedengeleyici, arabulucu ve ekonomik diplomasi eksenli bir yaklaşımın daha rasyonel ve sürdürülebilir olduğuna işaret etmektedir. Çok kutuplu uluslararası sistemde bu tür krizler, yalnızca jeopolitik riskler değil, aynı zamanda diplomatik etki alanlarını genişletebilecek stratejik fırsatlar da barındırmaktadır.

KÜRESEL GÜÇ DENGELERİ AÇISINDAN BELİRLEYİCİ BİR GERİLİM

Sonuç olarak, Çin–Japonya geriliminin seyri, yalnızca Asya-Pasifik güvenliği açısından değil, aynı zamanda küresel güç dağılımının geleceği bakımından da belirleyici olmaya adaydır. Türkiye’nin bu süreci dikkatle izlemesiçok yönlü ve dengeli dış politika çizgisini sürdürmesi, uluslararası konjonktürde stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır.

 Yazar: NİL GÜREL

Bağımsız Akademisyen , Araştırmacı Yazar, Serbest Öğretim Görevlisi

https://euhaber.com/haber/nil-guerel-den-bir-analiz-cin-japon-gerilimi-ve-tuerkiye-nin-stratejik-konumu

28 Kasım 2025 Cuma

 EĞİTİM WEBİNARIM LİNK

EDUCATION WEBINAR LINK

Canlı yayında verdiğim eğitim semineri linki:

https://www.youtube.com/live/trdJTQwgui4?si=4DZncbrtzzjYAxZG

Youtube üzerinden beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum. 

Link to the live training seminar I gave:

https://www.youtube.com/live/trdJTQwgui4?si=4DZncbrtzzjYAxZG

I look forward to your likes and comments on YouTube. 

25 Kasım 2025 Salı

                                YARIN EĞİTİM WEBİNARIM VAR

           I HAVE AN EDUCATİONAL WEBINAR TOMORROW

Yarın 21.00'da Konya Karatay Üniversitesi KARATAYSEM bünyesinde canlı yayında "Sosyal Psikoloji Perspektifinden Medya, Kültür ve Toplum" konulu eğitim Webinarı vereceğim, beklerim. Faydalı olması dileğiyle..

Tomorrow at 9:00 p.m., I will be giving a live webinar on ‘Media, Culture and Society from a Social Psychology Perspective’ at Konya Karatay University KARATAYSEM. I look forward to seeing you there. I hope you find it useful.

Kayıt Linki (Registration Link):

https://karsem.karatay.edu.tr/sosyal-psikoloji-perspektifinden-medya-kultur-ve-toplum





17 Kasım 2025 Pazartesi

NİL GÜREL'den Bilimsel Analiz: Arama Motorları Bizi Nasıl Yanlışa Yönlendiriyor?

Orson Welles'ten Yapay Zekâya: Manipülasyonun Evrimi.

SAHTE HABERLERİN DOĞRULUĞUNU ARAŞTIRDIKÇA ONLARA DAHA ÇOK İNANIYOR OLABİLİR MİYİZ?

Eminim ki başlığı okuduğunuzda olur mu öyle şey demişsinizdir. Fakat 2023 Aralık ayında yapılan güncel bir çalışma bu soruya olumlu yanıt veriyor. Çalışmanın detaylarına geçmeden önce “sahte haber” kavramına ilişkin akademisyenlerin görüşlerine ve yapılan çalışmalara yer vererek konuyu analiz etmek yerinde olacaktır. Gelin detaylara beraber bakalım.


Sahte Haber Nedir?

80 yıl önce Amerikalı Sanatçı Orson Welles30 Ekim 1938’de radyo yayında Marslıların Dünyaya Saldırdığına ilişkin bir radyo tiyatrosu yayınladı. Radyoyu dinleyenler olayı gerçek zannederek dışarıya fırlayıp kaçmaya başladılar. İşte bu radyo yayını sahte haber olmasa da haber ve simülasyon yaklaşımının en bariz örneğini teşkil eder.

Geleneksel medyada manipülasyonun çeşitli yöntemleri bulunmaktadır. Bu yöntemler haberin ideolojik inşa sürecinde kullanılmaktadır. Bu yöntemler çerçeveleme, meşrulaştırma, birleştirme, gizleme, parçalama, doğallaştırma (basite indirgeme) teknikleridir. Bu yöntemlerin içinde en sık kullanılan ise çerçevelemedir. Yani haberde belli noktalara parmak basılarak insanların algıları yönlendirilir. İzleyicinin veya okuyucunun dikkati haberde belli olaylara odaklanır.

Teknolojideki gelişmelerle birlikte medya da bir dönüşüm geçirmiş ve yeni medya ortaya çıkmıştır. Böylece geleneksel medyadaki manipülasyon yöntemleri de yeni medyaya girmiştir. Sahte habercilik de bu durumun bir yansımasıdır. Geleneksel medyada gerçekliği uygun olmayan, uydurma haber denilen **“asparagas haber”** yeni medyada **sahte haber** olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Amerikan Başkanı Donald “Trump’ın kendisine cephe alan medya kuruluşları ve yaptıkları haberler için kullandığı “fake news” ifadesi, yeni medyadaki sahte haberler için yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır” (Kazaz&Akyüz, 2019, s. 18).


Sahte Haberlere İnanma Eğilimine Neden Olan Psikolojik ve Sosyolojik Faktörler Nelerdir?

Sahte haberlerin üretim ve yayılımı gün geçtikçe artmaktadır. Bunun en önemli sebebi ise Allcott ve Gentzkow (2017)’a göre web sitelerinin kurulmasının ve reklam platformları sayesinde web içeriklerinin dolaşıma sokulmasının kolaylaşması nedeniyle medya endüstrisine girişteki engellerin hızlı bir şekilde azalmasıdır (Kazaz&Akyüz, 2019, s.39).

Sahte haber ve bilgilerin sosyal medyada yayılma hızı daha fazladır. Ama yapılan araştırmalara göre sosyal medyadan haber alma eğilimi daha fazladır(Onursoy S., Turan A.E., Yeşilyurt S., Astam K.F, 2020).

Yalan haber veya sahte habere inanma eğilimine neden olabilecek bir diğer faktör de “aşırı bilgi yükü”dür. Sınırlı sayıda bilgi işlemeye ve depolamaya uygun şekilde evrimleşen insan beyni internet hızıyla ve kapsamıyla yükselen bilgiyi tüketmekte zorluk çekmektedir. Aşırı bilgi yükü bireyin bilginin doğruluğunu ve yanlışlığını değerlendirmesini zorlaştırmaktadır (Onursoy S., Turan A.E., Yeşilyurt S., Astam K.F, 2020).

Bireyin **taraflı davranması**, kendi düşüncelerini destekleyen haberlere **hiç sorgulamadan inanması** da önemli bir faktördür.


Sahte Haberlerin Doğruluğunu Araştırdıkça Onlara İnama Eğilimiz Artıyor mu?

Şimdi gelelim esas soruya: Sahte Haberlerin Doğruluğunu Araştırdıkça Onlara İnama Eğilimiz Artıyor mu?

Geleneksel görüş yanlış bilginin doğruluğunu değerlendirmek için çevrimiçi araştırma yapmanın ona olan inancı azaltacağını öne sürüyor. Ancak bir araştırma ekibi tarafından son yapılan bir çalışma bunun tam tersinin gerçekleştiğini gösteriyor. Yanlış haberlerin doğruluğunu değerlendirmek için yapılan araştırmalar, aslında yanlış bilgilere inanma olasılığını arttırıyor. Bunun nedeni arama motoru çıktılarıyla açıklanabilir.

Nature dergisinde yayınlanan bulgular nispeten az çalışılmış bir alan olan arama motorlarının çıktılarının kullanıcılar üzerindeki etkisine dair bilgiler sunuyor.

New York Üniversitesi Sosyal Medya ve Politika Merkezi’nin(**CSMaP**) kurucu, yönetici direktörü ve aynı zamanda makalenin yazarlarından biri olan Zeve Sanderson, “Çalışmamız haberleri değerlendirmek için çevrimiçi arama yapma eyleminin, oldukça popüler olan yanlış bilgilere olan inancı kayda değer miktarlarda arttırdığını gösteriyor” diyor.

Bu sonucun nedeni arama motoru çıktıları ile açıklanabilir. Çalışmada araştırmacılar bu olgunun arama motorlarının daha düşük kalitede bilgi döndürdüğü bireyler arasında yoğunlaştığını bulmuşlardır.

Central Florida Üniversitesi’nde yardımcı doçent ve CSMaP’da araştırma görevlisi olan başyazar Kevin Aslett, “Bu durum “veri boşluklarının” yani bilgi ekosisteminin düşük kaliteli, hatta düpedüz yanlış haber ve bilgilerin hakim olduğu alanları-çevrimiçi arama sürecinde önemli bir rol oynuyor olabileceğine, güvenilir bilgilerin düşük geri dönüşüne veya daha endişe verici bir şekilde güvenilir olmayan bilgilerin arama sonuçlarının en üstünde yer almasına yol açabileceğine işaret ediyor” diyor.

Yeni yayınlanan Nature çalışmasında Aslett, Sanderson ve meslektaşları, yanlış veya yanıltıcı görüşleri değerlendirmek için devlet kurumları, teknoloji şirketleri ve diğerleri tarafından teşvik edilen bir yaklaşım olan çevrimiçi arama motorlarını kullanmanın etkisini inceledi.

Bunun için hem Qualtrics hem de Amazon’un Mechanical Turk(davranış bilimi çalışmalarının yürütülmesinde sıklıkla kullanılan araçlar) aracılığıyla beş deneyden oluşan set için ve “Haberleri çevrimiçi değerlendirme”(**SOTEN**) olan yaygın davranışın etkisini ölçmek amacıyla katılımcıları işe aldılar.

İlk dört çalışma, çevrimiçi arama davranışı ve etkisinin aşağıdaki yönlerini test etmiştir:

  • SOTEN’in bir makalenin yayınlandığı iki gün içinde doğrudan hem yanlış veya yanıltıcı hem de doğru haberlere olan inanç üzerindeki etkisi (yanlış popüler makaleler arasında COVID-19 aşıları, Trump’ın azil işlemleri ve iklim olayları ile ilgili hikayeler yer alıyordu)
  • SOTEN’in etkisinin, bir haberin doğruluğunu zaten değerlendirmiş olan bir bireyin değerlendirmesini değiştirip değiştirmeyeceği
  • Yayından aylar sonra SOTEN’in etkisi
  • SOTEN’in önemli bir haber kapsamına sahip dikkat çekici bir konu hakkındaki son haberler üzerindeki etkisi-bu çalışmanın durumunda, Covid-19 pandemisi hakkındaki haberler

Beşinci bir çalışma, hem düşük hem de yüksek kaliteli arama motoru sonuçlarına maruz kalmanın yanlış bilgiye olan inanç üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir anket ile web izleme verilerini birleştirmiştir. Araştırmacılar, özel bir web tarayıcısı eklentisi kullanarak arama sonuçlarını toparlayarak, bu arama sonuçlarının kalitesinin kullanıcıların değerlendirilen yanlış bilgiye olan inancını nasıl etkileyebileceğini belirleyebilmiştir.

Araştırmanın kaynak güvenirliliği derecelendirmeleri, kullanıcılara çevrimiçi ortamda karşılaştıkları içeriğin güvenirliğini değerlendirmede yol göstermek amacıyla haber ve diğer bilgi sitelerini derecelendiren bir tarayıcı uzantısı olan **NewsGuard** tarafından belirlenmiştir.

Beş çalışma genelinde yazarlar, haberleri değerlendirmek için internette arama yapma eyleminin yanlış bilgiye olan inançta istatistiksel olarak anlamlı bir artışa yol açtığını bulmuşlardır. Bu durum, yanlış bilginin yayınlanmasından kısa bir süre sonra ya da aylar sonra meydana gelmiştir. Bu bulgu, zamanın geçmesinin ve görünüşte doğruluk kontrollerinin bilgi ekosistemine girmesi için fırsatların SOTEN’in yanlış haberlerin doğru olduğuna inanma olasılığını arttırma üzerindeki etkisini azaltmadığını göstermektedir. Dahası beşinci çalışma, bu olgunun arama motorlarının **daha düşük kalitede bilgi döndürdüğü bireyler arasında yoğunlaştığını** göstermiştir.

Makalenin yazarlarından bir diğeri olan siyaset profesörü ve aynı zamanda CSMaP eş direktörü olan **Joshua A. Tucker**, “Bulgular, medya okuryazarlığı programlarının tavsiyelerini ampirik olarak test edilmiş çalışmalara dayandırması ve **arama motorlarının** bu araştırmada tespit edilen zorluklara ilişkin çözümlere yönelik **yatırım yapması gerektiğini** ortaya koyuyor” diyor.


Sahte Haberlerin Doğruluğunu Doğru Bir Şekilde Araştırmanın Yolları Nelerdir?

Arama motorlarına ilişkin yeni düzenlemeler yapılması ve devletin yeni düzenlemeler yapması bir öneri olsa da bize de bireysel sorumluluklar düşüyor. Peki ne yapmalıyız?

Örneğin ülkemiz açısından düşünülecek olursa, sahte haberlerin doğruluğunu araştırma amacıyla teyit.org, doğrula.org, gününyalanları.com gibi sitelerden araştırmak doğru olacaktır. **Doğrulama platformları aktif bir şekilde kullanılmalıdır**. **Medya okuryazarlığı eğitimi** alınmalıdır. Aynı şekilde sahte bilim haberleri de akademik veri tabanlarından araştırılarak veya uzmanlara sorularak doğruluğu teyit edilebilir. Haber veya bilgi kaynağının **güvenilir olup olmaması** da **önemli bir ölçüttür**.

Sonuç olarak medyada yayınlanan haberlere, bilgilere hemen inanmamak **sorgulayıcı olmak** ve haberin, bilginin doğruluğunu **doğru yollarla araştırmak** onlara inanma eğilimimizi düşürecektir.

YAZAR: NİL GÜREL 

Bağımsız Akademisyen, Araştırmacı Yazar, Serbest Öğretim Görevlisi

https://euhaber.com/haber/nil-guerel-den-bilimsel-analiz-arama-motorlari-bizi-nasil-yanlisa-yoenlendiriyor-2

SİNEMA ÜZERİNE AKADEMİK ANALİZLERİM, FİLM ve DİZİ KRİTİKLERİM: LİNKLER


https://medium.com/@nil.gurel07/%C3%B6rnek-ai%CC%87le-fi%CC%87lmi%CC%87ndeki%CC%87-ai%CC%87le-pazarlama-eti%CC%87%C4%9Fi%CC%87-a%C3%A7isindan-ne-kadar-i%CC%87yi%CC%87-bi%CC%87r-%C3%B6rnek-c619dd3c4918

 

https://medium.com/turkiyem/bi%CC%87r-di%CC%87zi%CC%87-bi%CC%87r-mesaj-bi%CC%87r-di%CC%87plomasi%CC%87-araci-olarak-when-the-phone-rings-c4995d7cf164

 

https://medium.com/turkiyem/sahte-ai%CC%87le-ger%C3%A7ek-%C3%A7ati%C5%9Fma-%C3%B6rnek-ai%CC%87le-ve-parazi%CC%87t-fi%CC%87lmleri%CC%87ni%CC%87-okumak-f5258a11e0e1

 

https://nilgurel.blogspot.com/2025/04/bir-dizi-bir-mesaj-bir-diplomasi-araci.html

 

https://nilgurel.blogspot.com/2025/05/sahte-aile-gercek-catisma-ornek-aile-ve.html


https://nilgurel.blogspot.com/2022/06/ornek-aile-filmindeki-aile-pazarlama.html


https://euhaber.com/haber/dizi-oernekleri-uezerinden-kueresel-goeruenuerluek-ve-kueltuerel-kimlik-dengesi-nil-guerel

HALKLA İLİŞKİLER EĞİTİMİ İLE GELECEĞE DOĞRU

 

HALKLA İLİŞKİLER EĞİTİMİ İLE GELECEĞE DOĞRU

 

Üniversitenin İletişim Fakültesi’nin Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü için bitirdiğim bölümlerden biri demek yerine bana en fazla katkısı olan bölümlerden biri oldu demem daha doğru bir ifade olacaktır. Gerçekten de teorik bilgilerin yanında yaşama dair olanı kapsayan ve yaşamın içinde bizzat gördüğüm, uyguladığım harika bir eğitim oldu. Halkı, paydaşları, sosyal sınıfları daha iyi anlamamı onlarla en iyi iletişimin nasıl kurulacağını, kitle psikolojisini, ikna stratejilerini ve ikna psikolojisini, hitabet ve kendini en iyi ifade etme yollarını, topluluk karşısında iyi bir konuşmacı olmayı en iyi sağlayan bölüm diyebilirim. Bol sosyoloji, felsefe ve psikolojiye dayalı teorik eğitimlerin yanı sıra zihin çalıştırıcı bol yaratıcı faaliyet ve uygulamaların olduğu bir bölüm. Bol bol sunum yaptığımız, ayrıca halkla ilişkiler, reklam ve pazarlama kampanyaları ile tüm sınıflara, konferans salonlarında kalabalık gruplara yaptığımız sunumlar.. Bunca emek harcayarak ortaya koyduğumuz bu yaratıcı faaliyetleri sunduğumuz şölenler.. Öğretici ve keyifli faaliyetler..

Halkla ilişkiler uzmanı olmak emek isteyen bir süreç.  Halkla ilişkiler uzmanı demek; sürekli öğrenen, her şeyi bilmesi gereken, her konuda basın bülteni yazabilecek, yaratıcı olabilecek, fikir üretebilecek, kendini en iyi şekilde ifade edebilecek, halkla etkili iletişim kurabilecek iletişim uzmanı demek.

Halkla ilişkiler eğitimi almak size gündelik hayatta katkı sağladığı gibi iş hayatında da büyük katkılar sağlayacaktır. Ailenizi ve arkadaşlarınızı anlamanızda, söylenenlerin ardındakini keşfetmenizde, beden dilini (sözsüz iletişimi) anlamanızda, empatik iletişim kurmanızda, etkili konuşmanızda aldığınız eğitimlerin ne kadar etkili olduğunu fark edeceksiniz. Mesleğe atıldığınızda da meslek lisesinde veya fakültede öğrendiğiniz tüm bu bilgiler ve yaptığınız uygulamalar hep karşınıza çıkıyor. Kendini iyi bir şekilde ifade eden, çalışanları ve müşterileri anlayan, empatik iletişim kurabilen iyi birer iletişim uzmanı oluyorsunuz. Bu işin hakkını okuldayken ne kadar verirseniz, okulda aktif çalışıp, aldığınız eğitimleri en iyi şekilde değerlendirirseniz hayatta o kadar başarılı oluyorsunuz.

Hele hele sizler meslek lisesi halkla ilişkiler öğrencileri olarak eğitimlere çok daha önceden başlıyorsunuz. Bunun çok daha büyük avantajları var. Eğer üniversite eğitimi düşünürseniz bu, okulda başarılı bir iletişim kurmanızı ve sizin öne geçmenizi sağlayacaktır. Kurumlarda veya okullarda farkınız anlaşılacaktır. Yaratıcı, yenilikçi, dinamik, etkili konuşan, fikir üretebilen bir iletişim, halkla ilişkiler uzmanı başarıya adım adım ulaşacaktır.

Bir halkla ilişkiler uzmanı, aynı zamanda kriz yönetimi, stratejik iletişim yönetimi derslerini de alan ve bulunduğu kurumda krizleri iyi bir şekilde yönetmesiyle de fark edilmektedir. Örneğin hastanede çeşitli hasta grupları ile karşılaşıyoruz. Onlara yönelik çeşitli iletişim stratejileri uyguluyoruz. Hastanede özellikle zor hastayla başa çıkma noktasında alınan eğitimlerin önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra idarede çalışan bir halkla ilişkiler uzmanı da anlık gelişen krizlerle ve sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Tüm bu zorlayıcı durumlarla başa çıkmada alınan eğitimlerin faydası olmaktadır.

Ayrıca çalıştığınız kurumlarda yöneticilerle nasıl iletişim kuracağınız, kullanacağınız üslup ve ifade tarzları, protokol kuralları hususunda da alınan halkla ilişkiler eğitiminin katkısı olmaktadır.

Bunların yanı sıra günümüzde en önemli husus, dijitalleşen dünya ve bu noktada dijitalleşen medya ve iletişim. Bu doğrultuda medya araçlarını etkili kullanmak, sosyal medya araçlarını kullanma ve medya okur yazarlığı önem taşımakta. Gerek meslek liselerinin halkla ilişkiler bölümleri gerek üniversitede İletişim Fakültelerinde eğitim almanın bu hususta çok katkıları oluyor. Örneğin İletişim Fakültesinde aldığım zorunlu derslerden Medya Etiği ayrıca seçmeli ders olarak aldığım Web Tasarımı ve Grafik Dersleri, Gazetecilik dersleri (gazetecilik derslerinde basın bülteni, haber bülteni yazma, röportaj hazırlama dışında medya ahlakı, iletişim etiği konuları da yer alıyordu) bana bayağı katkı sağladı. Şu anda kendi bloğum var, orada yazılar yazıp paylaşımlar yapıyorum. O zamanlar web sitesi nasıl tasarlanır onu da öğrenmiştim. Ayrıca aldığım gazetecilik dersleri yazma yeteneğimi pekiştirdi ve sosyal medyayı etkin kullanma ve dijital mecrada yazar olarak insanlarla etkili iletişim kurmamda katkısı oldu. Kendime web sitesi tasarlamam, grafik programlarını kullanabilmem, yazar olarak halkla iletişim kurabilmemde aldığım tüm bu eğitimlerin çok katkı sağladığını düşünüyorum.

Ayrıca sahte haberleri ayırt edebilmeyi, eleştirel düşünmeyi sağlaması ve iyi bir medya okur yazarı olmada da Meslek Lisesi Halkla İlişkiler Eğitiminin ve İletişim Fakültesinin bölümlerinde okumanın katkısı olmaktadır. Halkla ilişkiler eğitimi almak sosyal medyayı etkili kullanmada önem taşır. Örneğin bu sayede halkla ilişkiler uzmanı dijital iletişim stratejileri geliştirerek ve kurumun sosyal medya hesaplarını iyi, etkili bir şekilde yöneterek çalıştığı kurumun online görünümünü arttırabilir. Ayrıca kuruma ilişkin sosyal medya da dahil dijital mecralardan halka doğru bilgi vermek ve kurum politikalarını halka aktarmak ve kurum ile halk arasındaki iletişimi en etkin şekilde sağlayarak kurumsal itibarı arttırabilir.  

Son olarak kendinizi sürekli geliştirmeyi, okuldaki eğitimlerin dışında da eğitimler almayı ve faaliyetlere katılmayı, mümkünse daha ileri eğitimler almanızı tavsiye ederim. Üniversitenin Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde tezli yüksek lisans da yaptım. Çalışırken tez yazdım. Kolay değildi. Yoğun ve stresli bir hastane ortamı ve tez. Ayrıca hastanede çalışırken okumaya da devam ettim, akademik makalelerim, çalışmalarım var ve akademik, bilimsel çalışmalarıma devam ediyorum. Çalışırken Sağlık Yönetiminde de yüksek lisans yaptım. Motivasyon çok önemli. Motivasyon, sizin zorluklarla başa çıkmanızda itici bir faktör oluyor.  Bir akademisyen adayı olarak sürekli okuyup yazıyorum. Bir iletişimci her konuyu bilmek durumunda. Çeşitli konularda tasarım yapıp, yaratıcı faaliyetlerde bulanabiliyorsunuz. Ya da gazeteci, yazar oluyorsunuz. Genel kültürünüz yüksek olmalı. Yabancı dil de öğrenin. Yabancı dil bilen bir halkla ilişkiler uzmanı her zaman öne çıkacaktır. Uluslararası halkla iletişim kurmanın da yoludur. Uluslararası şirketlerde çalışmak için de yabancı dil bilmenin faydasını görürsünüz.

Hayat belki isteğiniz gibi olmayacak, belki de hedeflerinize layıkıyla ulaşamayacaksınız. Ama ne pahasına olursa olsun yılmayın. Gerekirse bulunduğunuz yerde çalışmanın hakkını verin, yine de ilerleyin, kendinizi geliştirin. Yeteneklerinizi pekiştirin ya da yetenek geliştirin. Şu an işte çalışırken yazmaya da devam ediyorum, Korece’yi ilerletiyorum, bir de SPSS(İstatistik Paket Programı) temelim var ama İleri SPSS eğitimi alıyorum çünkü akademik faaliyetlerde ve projelerde, ayrıca kurumların ARGE bölümlerinde çok katkısı olan bir program. Unutmayın “bilgi güçtür”(Francis Bacon). Kendimi sürekli geliştiriyorum ve insanlığa ışık tutmaya ve faydalı olmaya çalışıyorum. Aldığınız eğitimlerin nerede karşınıza çıkacağını ve sizi nelere götüreceğini bilemezsiniz.

Ve son olarak bana ilham veren şu iki güzel sözü sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Elleriyle çalışan insan işçidir. Elleri ve kafasıyla çalışan insan ustadır. Elleri, kafası ve yüreği ile çalışan insan sanatkardır.” Goethe

“Hayatta en büyük dalgalarla karşılaşabilirsiniz, ama önemli olan bu dalgaların üzerinde durabilmek ve sörf yapabilmektir.” Bethany Hamilton.

Eğitim hayatınızda başarılar dilerim..

Yolunuz açık olsun..

                                                           Halkla İlişkiler ve Tanıtım Uzmanı/Yazar

                                                                                   NİL GÜREL

Not: Öğretmen arkadaşım öğrencileri için bir motivasyon yazısı hazırlamamı rica etti. Ben de böyle bir yazı hazırladım. Umarım öğrencilerimize katkısı olur. Medium Türkiye yayınında paylaşmayı ve ardından bloğumda yayınlamayı düşündük. Çünkü ne kadar çok kişi okursa o kadar faydalı olacaktır. Beni böyle bir yazı yazmaya teşvik ettiğin için çok teşekkür ederim Nuray Abacı Çelikyürek.

Yolun açık olsun. Sevgiyle kal..

*Yazım Medium Türkiye Yayını'nda yayına alınmıştır:

https://medium.com/turkiyem/halkla-i̇li̇şki̇ler-eği̇ti̇mi̇-i̇le-geleceğe-doğru-b3378498739d

*Ayrıca okulun 9. sınıflara tanıtım rehberinde de yer alacaktır.

8 Kasım 2025 Cumartesi

İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ve MÜDAHALE SORUNLARI

BM’nin siyasi çıkarlarla şekillenen kararları, küresel barış ve adaletin sağlanmasını zorlaştırmaktadır.

Küresel Hukukta Yapısal Reform ve Evrensel Anayasa Modeli

Tarihsel Arka Plan

Vesfalya Barışı ile 17. yüzyılda kurulan uluslararası hukuk düzenimutlak devlet egemenliği ilkesini temel alarak devletlerin iç hukukta tam bağımsızlığını güvence altına aldı. Ancak küreselleşmeteknolojik gelişmeler ve insan hakları bilincinin artmasıyla bu model yetersiz hale geldi. Bireysel haklar, hâlâ ulusal hukuk sistemlerinin sınırları içinde tanınmakta, evrensel düzeyde uygulanabilir bir güvenceye sahip olmamaktadır.

BM Sistemi ve Yapısal Sorunlar

Birleşmiş Milletler (BM) sistemi, insan haklarının korunması için önemli bir çerçeve sunsa da, özellikle Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesine tanınan veto yetkisiküresel karar alma süreçlerinde yapısal eşitsizlik yaratmaktadır. Bu durum, insan hakları ihlalleri ve insani krizlerde etkin müdahalenin önüne geçmektedir.

Güvenlik Konseyi’nde kararların çoğunlukla siyasi çıkarlarla şekillenmesi, BM’nin temel amacı olan küresel barış ve adaletin sağlanmasını engellemektedir. Bu noktada, bağlayıcı ve kademeli bir küresel anayasa çerçevesi gereklidir. Böyle bir yapı, devlet egemenliği kavramını ortadan kaldırmadan, onu evrensel hukuki normlarla uyumlu hale getirmeyi amaçlar.

Bölgesel Modellerden Dersler

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi bölgesel modeller, üst ulusal yargının uygulanabilir olduğunu kanıtlamıştır. Bu deneyim, küresel düzeyde uygulanabilir bir insan hakları düzeninin tasarlanabileceğini göstermektedir.

Önerilen Küresel Anayasa Modeli

Makale, üç aşamalı bir küresel anayasa modeli önermektedir:

1. Reform Aşaması

  • BM’nin yapısal reformu,
  • Veto yetkisinin sınırlandırılması,
  • Tüm üye devletlerin eşit temsili ve bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması.

2. Anayasal Güvence Aşaması

  • Üç yeni kurumun oluşturulması:
    • Küresel İnsan Hakları ve Kamu Düzeni Meclisi,
    • Küresel İnsan Hakları ve Kamu Düzeni Mahkemesi,
    • Yürütme Gözetim Konseyi.
      Bu kurumlar bireysel hakları doğrudan güvence altına alır ve bağlayıcı kararlar verir.

3. Fonksiyonel Üstünlük Aşaması

  • Küresel kamu düzenininbüyük güçlerin siyasi etkisinden bağımsız şekilde uygulanmasını sağlar.
  • Uluslararası hukukubireyin temel haklarını merkeze alan bir düzene dönüştürür.

Çok Katmanlı Denetim Sistemi

Model, pratik uygulanabilirliği sağlamak için çok katmanlı bir denetim sistemi öngörür:

  • Küresel mahkemebağlayıcı kararlar alabilir ve mali yaptırımlar uygulayabilir.
  • Devletlerdüzenli olarak insan hakları uygulama raporları sunmakla yükümlüdür.
  • Reform sürecikısa, orta ve uzun vadeli senaryolarla aşamalı biçimde yürütülür.
  • Siyasi dirençbağımsız izleme organları ve teşvik–caydırıcılık mekanizmalarıyla yönetilir.

Avantajlar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu modelin en önemli avantajı, bireysel hakların küresel düzeyde uygulanabilirliğini sağlamasıdır. Ancak yapısal karmaşıklığı ve geniş devlet uzlaşısı gerekliliği, sürecin yavaş ilerlemesine neden olabilir. Bu nedenle:

  • Reform süreci şeffaf ve izlenebilir olmalıdır,
  • Bağımsız denetim organları güçlendirilmelidir,
  • Uyum sağlanması için teşvik ve yaptırım araçları dengeli biçimde uygulanmalıdır.

Sonuç

Sonuç olarak, bu makale, Westfalyan modelin sınırlarını aşan yeni bir küresel hukuk paradigması önermektedir. Bireysel hakların korunması, artık yalnızca ulusal devletlerin sorumluluğunda olamazuluslararası toplumun ortak hukuki yükümlülüğüdürBağlayıcı bir küresel anayasa ve adil temsil esasına dayalı kurumsal reformlaruluslararası hukuku yeniden yapılandırarakadalet ve kamu düzenini küresel ölçekte güvence altına alacaktır.


 

Yazar: Esmaeil Moghaddam

https://euhaber.com/haber/insan-haklari-ihlalleri-ve-muedahale-sorunlari

 

27 Ekim 2025 Pazartesi

ULUSLARASI SAĞLIK POLİTİKALARINDA STRATEJİK ÜSTÜNLÜK ETKENİ ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK NEDİR?

 Rekabetin günden güne arttığı artık teknolojinin ivme kazandığı globalleşen dünyada örgütlerin nitelikli çalışanlara duyduğu ihtiyaç daha da çok artmaktadır.  Bu noktada kurumun kalitesine katkı sağlayabilecek, kurumun puanını arttıracak bilgi ve donanıma sahip, nitelikli elemanlar hele ki görev tanımlarının dışındaki işleri de yapabiliyorlarsa kurum, örgüt için velinimet oluyorlar. Kendi görev tanımlarının dışındaki görevleri yerine getirerek güzel bir örgütsel vatandaşlık örneği sergiliyorlar. Hele ki sağlık söz konusu olduğunda sağlık hizmeti veren kurumların, hastanelerin özverili çalışan ve birtakım işleri gönüllülük esasına göre yapan nitelikli çalışanlara öyle çok ihtiyacı var ki. İş yükünün fazla olduğu ve pek çok işin de özel bilgi ve donanım gerektirdiği hastaneler açısından örgütsel vatandaşlık davranışı çok büyük önem taşıyor.   Peki nedir bu örgütsel vatandaşlık? Örgütsel vatandaşlık diyebilmemiz için hangi unsurlar olmalı? Gelin yakından inceleyelim.

 

Örgütsel Vatandaşlık Nedir?

Herhangi bir emre dayalı olmayan ve örgüt için fayda sağlayan davranışlar örgütsel vatandaşlık davranışı kapsamına girmektedir. Örgütsel vatandaşlık davranışı, örgütlerde yardım etme ve centilmenlik rollerinden meydana gelir. Çalışanların formal görev tanımlarının dışında ekstra olarak ortaya koydukları roller örgütsel vatandaşlık örneğidir. Yine bazı araştırmacılar tarafından örgütsel vatandaşlık davranışı “iyi asker davranışı” olarak tanımlanmaktadır.  

Örgütsel Vatandaşlığın Unsurları Nelerdir?

ÖVD(Örgütsel Vatandaşlık Davranışı)nın özgecilik, sivil erdem, vicdanlılık, nezaket ve sportmenlik(veya centilmenlik) olmak üzere 5 boyutu vardır.

Özgecilik: Örgütteki öngörülemeyen işlerin yapılmasında sorun çıkarmama, görev sınırları içerisinde olmayan işlerde bazı durumlarda fedakarlık yaparak görevi üzerine alma, diğer kişiler işlerini yaparken güçlük yaşadıklarında içinden geldiği için yardımcı olma gibi özgeci davranışları örgütsel yurttaşlık davranışının bir unsuru olarak sınıflandırmıştır(Organ 1988’den aktaran Dede 2019).

 

Örneğin hastanenin kalitesini etkileyen önemli bir işi hastane çalışanlarından birinin üzerine alması ve ek iş olarak yapması özgecilik unsuruna örnek teşkil etmektedir.

Nezaket: İşletmelerde sorun çıkmaması için, bireylerin bir diğerini yaptığı işler veya alınan kararlarla ilgili bilgilendirmesi, gelişmelerle ilgili haber vermesi gibi iş davranışları bu boyutta sınıflanmaktadır (LePine, Erez, & Johnson, 2002’den aktaran Dede 2019). Örneğin hastanede pandemi nedeniyle yüz yüze eğitimlere ara verilmesi ve ilerleyen süreçte kapanmaların bitmesiyle tekrar yüz yüze eğitimlerin başlayacağı kararının alınması fakat toplantıya rahatsızlığı veya geçerli mazeretleri sebebiyle katılamayan eğitimcilere haber verilmemesi onların programlarını aksatacaktır. DolayIsıyla bu da işleyişte birtakım sıkıntılara yol açacaktır. Bunun yanı sıra hastanede vardiya değişiminde doktor, hemşire veya tıbbi sekreter hastayla ilgili yeni bilgileri, gelişmeleri birbirlerine tam layıkıyla aktarmazlarsa sorun yaşanabilecektir.

Sivil Erdem: Örgütün tüm boyutlarında, örgüte karşı bağlılık duyma ve bütüncül düzeyde örgütün iyiliği için vatandaşlık davranışı göstermeyi ifade etmektedir. Örgüt üyelerinin işletmede düşüncelerini ifade etmesi, kararlara katılım sağlamaları gibi gönüllü davranışlar göstermesidir (Yeşilyurt & Koçak, 2014’den aktaran Dede, 2019). Çalışanların politika ve karar verme süreçlerine etkin ve gönüllü katılım sağlamaları, gerçekleştirilen toplantılara devamlı katılım sağlamaları, sosyal faaliyetlerde aktif rol oynama ve destekleme gibi davranışlar sivil erdem boyutuna örnek verilebilir (Sezgin, 2005’den aktaran Dede 20219).

Centilmenlik(Sportmenlik):  Sportmenlik, insanların diğerleri tarafından rahatsız edildiğinde ya da şartlar istedikleri gibi gitmediğinde şikayet etmemeleri, alınganlık göstermemeleri ve çalışma grubunun isteğini kırmamaya özen göstermeleridir (Podsakoff vd., 2000: 518’den aktaran Kaya, 2013)

Bir davranışın örgütsel vatandaşlık davranış olarak kabul edilebilmesi için örgütün ceza ve ödül sisteminden etkilenmemesi, görev tanımının dışında olması ve gönüllülük esasına göre yapılması gerekmektedir.

Sonuç olarak örgütsel vatandaşlık davranışı kuruma fayda sağlayan, kalite ve verimliğini arttıran bir unsurdur. Karanlık, B. ve Sakallı, Özafşarlıoğlu N.(2019)’nin Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Uşak Ağız ve Diş Sağlığı’nda gerçekleştirdikleri çalışmayla, sağlık çalışanlarının örgütsel vatandaşlık davranışlarının iş performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Özellikle sağlık çalışanları arasındaki yardımlaşma ve centilmenlik davranışını gösterme düzeyi arttıkça bağlamsal performansın değişkenleri olan iş tatmini, adalet algısı ve duygusal bağlılık düzeyi de artmaktadır. Aynı şekilde sağlık çalışanları arasındaki nezaket de çalışanların iş tatmini, adalet algısı ve duygusal bağlılık düzeylerini yükseltmektedir.

 Sağlık çalışanları arasında örgütsel vatandaşlık davranışı ne kadar artış gösterirse iş tatmini, iş performansı ve hastane kalitesi o derece artacaktır. Bu da hem topluma,hem kamu yönetimine yansıyan artı bir değerdir. Sağlık politikalarının önemli bir unsuru olarak örgütsel vatandaşlık, devletin global düzeyde rekabet gücünü artırıp sağlık sistemlerinin devamlılığını destekleyerek uluslararası sağlık politikalarında stratejik üstünlük sağlayan bir yönetim anlayışının temel taşıdır.  

                                                                                                 

                                                                                                         NİL GÜREL

Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler ve Tanıtım Tezli Yüksek Lisans Mezunu ve Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Mezunu/Bağımsız Akademisyen, Serbest Öğretim Görevlisi, Araştırmacı Yazar

Anahtar Kelimeler: Örgütsel Vatandaşlık, Sağlık Yönetimi, Kamu Politikası, Uluslararası Sağlık Politikaları, Kamuda Sağlık Yönetimi Stratejisi

 

KAYNAKÇA

Dede, P.N(2019), Örgütsel Vatandaşlık Davranışı: Kuramsal Bir Çalışma, Ekonomi, İşletme ve Maliye Araştırmaları Dergisi, 2019,  Cilt 1, Sayı 3, s.294-304

Karanlık B., Sakallı Ö.S., Sağlık Kurumlarında Çalışanların Örgütsel Vatandaşlık Davranışlarının İş Performansına Etkisi: Uşak İli Örneği, İşletme Araştırmaları Dergisi, 2019, 11(3), s.1629-1643

Kaya, Ş.D., Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Türk İdare Dergisi, 2013, Sayı 476, s.265-287

Yazım POLSAM(Politik Stratejiler Araştırma Merkezi'nde) yayına alınmıştır:

https://www.polsam.org/uluslarasi-saglik-politikalarinda-stratejik-ustunluk-etkeni-orgutsel-vatandaslik-nedir/

25 Ekim 2025 Cumartesi

ÇIKARCILIĞIN GÖLGESİNDE KAYBOLAN İNSANLIK – NİL GÜREL

İnsanın İnsana Yabancılaşması: Çıkarcı Dönem

YİTİRİLEN DEĞERLERİN, DUYGULARIN ADI: ÇIKARCILIK

Günümüz ilişkilerine bakıldığında artık çoğu değerin anlamını yitirdiğini görmekteyiz. Ne eski aşklar var ne saygı ne de sevgi. Hatta bu durum aile ilişkilerine bile sirayet etmiş durumda. Para, hırs, güç, gösteriş v.s. ve bunların tutkalı ise çıkar ilişkileri. Kimde para, hırs, statü varsa en sevilesi o olmalı. Veya arkadaşlık demek çıkar demek. Para, statü v.s kalmasa arkadaşlık da biter. Hele hele işi düştüğü zaman arayanlar yok mu.. Sadece arkadaşlar mı? Aile bireyleri bile böyle olmuş. Aramaz sormaz günlerce, bir gün bir şey istemek için arar. İstediği bir şeyi veremeyince sırt çeviriverir akrabasına hatta annesine, babasına bile. Bir çoğumuz duygudan yoksun bu durumları yaşıyor olmalıyız. Sonuç olarak “hakiki insan” empatik yeteneği yüksek, duygulara değer veren “ulvi insandır”. Ama ne yazık ki günümüzde ulvi insanların sayısı da hızla azalıyor.

İşte bu içler acısı durumu gerek dilbilimsel gerek bilimsel gerek dini ve din felsefesi boyutlarıyla derinlemesine analiz etmek istedim. İlk olarak çıkar nedir ve çıkarcılık nedir ona bakalım.

Çıkarcı Kelimesinin Dilbilimsel Anlamı Nedir? Çıkarcılık Ne Anlama Gelir?
Türk Dil Kurumu Sözlüğünde çıkarcı; “Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan(kimse), çıkar sever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar” anlamına gelmektedir. Bir kimseden salt kazanç elde etmek için kurulan ilişki biçimini ise “çıkarcılık” olarak adlandırabiliriz.

Kuramsal Yaklaşımda Çıkarcılık Nedir?
Kuramsal yaklaşımda çıkarcılığın ne olduğunu anlayabilmek için örgütsel davranış kuram ve yaklaşımlarını ve ayrıca iktisat tarihini incelemek gerekir. Örgütsel davranış bilimine bakıldığında ve iktisat tarihi incelendiğinde çıkarcılığın teorisi dendiğinde akla gelen İtalyan düşünür ve politikacı Niccolo Machiavelli’dir. “Amaca ulaşmak için her yol mübahtır” düşüncesinin fikir babasıdır kendisi. Örgütsel çatışma kuramları incelendiğinde ve ayrıca insan kaynaklarına bakıldığında da bu düşünce tarzının sorunların temel taşı olduğu görülecektir. İnsani yaklaşımlar yerine rekabetçi kapitalist sistemin dönmesine hizmet eden, çalışanları düşünmeyen bir yaklaşımın sonuçları verimsizliğe, tükenmişlik sendromuna ve hatta çalışanın fiziksel sağlığının bozulmasına bile yol açabilmektedir (İyem, C. 2015 ve Özsoy F.H., 2017).

Çıkarcılığın Dini Boyutu ve Din Felsefesi Bağlamında Analizi
Aslında tüm bunların nedenini düşündüğümüzde asıl yoksunluğun inanç yoksunluğu olduğunu görebiliriz. Çünkü İslamiyet’te “ben” yoktur “biz” vardır. Allah’ın nezdinde düşünülürse, “takva sahibi olmak” ile “bencil” olmak taban tabana zıttır. Çıkarcı insan en temelde “bencil” insandır. Oysaki nefsin mertebeleri yükseldikçe şahsi menfaatler azalmakta ve en son makamda insan, bir “hiç” e dönüşmektedir. Her şeyi Allah için yapan ve her şeyin Allah’ın dilemesiyle olduğunu ve bu dünyanın imtihan dünyası olduğunu idrak eden “akıllı ve ulvi insan” tüm menfaatlerden de arınmış olacaktır.

Konu dini bilgiye (ilahiyat ilmine) ve din felsefesine dayanarak irdelenecek olursa sahih kaynaklara bakmak uygun olacaktır. Bu noktada şüphesiz ki en güvenilir kaynak Kuran-ı Kerimdir. Kuran-ı Kerim’deki ayetlere bakıldığında çıkarcılık karşımıza iki bağlamda çıkmaktadır: İnsanlar arasındaki çıkar ilişkileriAllah ile kul arasındaki çıkar ilişkileri.

İşte bu bağlamda bazı örnekler:
“Biz göğü, yeri ve bunların arasında bulunan şeyleri boşuna, gayesiz ve insanlar Allah’ın emrini bırakıp kendi arzularına göre davranabilsinler diye yaratmadık. Böyle bir düşünce inkarcıların zannından ibarettir. Girecekleri cehennem ateşinden dolayı vay haline o kafirlerin!” (Sad Suresi 38(27.Ayet)

“Size verilen her şey ancak dünya hayatının gelip geçici menfaatidir. Allah katındaki nimetler ise inanıp yalnızca Rablerine güvenip dayananlar için her bakımdan daha hayırlı ve daha devamlıdır” (Şura Suresi\36.Ayet)

“İnsanın başına bir sıkıntı geldi mi Rabbine yönelip O’na yalvarır, sonra Rabbi ona katından bir nimet verince, daha önce ona yalvardığını unutup yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşmaya başlar. De ki ona “İnkarcı tutumunla biraz eğlenedur bakalım! Gerçek şu ki sen ateşi boylayacaklardan birisin! ((Zümer Suresi\8. Ayet) 

Çok daha derin düşünülürse çıkarcı insan, Allah’ın emrini bırakıp kendi arzularına kapılıp giden bir profil teşkil etmektedir. Allah’a sırtını dönebildiği gibi Allah’ın yarattığı kullara da sırtını dönüp kul hakkına girebilmektedir.

Ne Yapmalı?
Bu özelliklere sahip insanları fark ettiğimizde Allah’ın nezdinde onlardan uzaklaşmak onlara verilecek en güzel cevap olacaktır. Çünkü fedakarlığın bir derecesi vardır ki bu da Allah’ın ekseninde olmalıdır. Rabbimiz, bize emanet ettiği bu bedene sahip çıkmamızı ister. Esas ruh vardır, beden onun kılıfıdır. Yani ruhumuzu da yıpratmayacak şekilde fedakar olmalıyız ki Allah’ı unutarak insan için bu kadar fedakar olmak doğru değildir. Yani fedakarlığın derecesini de İslamiyet aslında uygun bir şekilde çizmiştir. Kişi bu eksende yaşadığında tekamülünü tamamlama yolunda devam edecektir.

Bu noktada fedakar kişi çıkarcı insan tarafından sömürülmeye dur dediğinde “ben” demiş olmuyor mu diye soracak olursanız; fedakar kişi “biz” diyor fakat bu, başkalarını Allah’ın önüne koymaya varırsa, hakiki anlamdaki “biz” yok olup “fedakarlık” şirke dönüşmeye ve kişinin kendisini de olumsuz etkilemeye başlıyor. Artık o, hakiki fedakarlıktan çıkıyor. Kula köle olmaya varıyor. İslam’da, tasavvufta var olan “biz”, her şeyde Rabbi görmek ve insanları da O’nun yarattıkları olarak düşünmek, kendisi de herkesi onun nezdinde “biz” olarak görmektir. Ameller de bu düşünce sisteminin yansımalarıdır.

YAZAR: NİL GÜREL
Bağımsız Akademisyen, Araştırmacı Yazar, Serbest Öğretim Görevlisi

Not: Yazım euhaber.com tarafından yayına alınmıştır.

https://euhaber.com/haber/cikarciligin-goelgesinde-kaybolan-insanlik-nil-guerel

20 Ekim 2025 Pazartesi

KONYA KARATAY ÜNİVERSİTESİ GİTTİKÇE YÜKSELİYOR

Londra merkezli uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE), 2025 Dünya Üniversiteleri Sıralaması sonuçları yayınlandı. Üniversiteler, sıralamada eğitim, araştırma ortamı, araştırma kalitesi, endüstri ve uluslararası görünüm kriterleriyle değerlendirildi. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi, 2025 Dünya Üniversiteleri Sıralaması sonuçlarına göre çeşitli performans göstergeleri ve alt metriklerde önemli başarılara imza attı. 

“KTO Karatay Sıralamalarda Yükselişte”

Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education tarafından hazırlanan, Times Higher Education (THE) Dünya Üniversite Sıralaması’nın 2025 yılı sonuçları açıklandı. KTO Karatay Üniversitesi, dünya listelerinde Türkiye genelinde 104., vakıf üniversiteleri arasında 30. sırada yer aldı. Raporda, KTO Karatay Üniversitesi Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında “Tarih, Felsefe ve Teoloji” sıralamasında 13., “Sosyoloji” kategorisinde 16., “Tıp”, “İnşaat Mühendisliği” ile “Dil Bilimi” kategorisinde 21., “Genel Mühendislik” kategorisinde 22., “İletişim ve Medya Çalışmaları”, “Mekanik ve Havacılık Mühendisliği”, “Diğer Sağlık Bilimleri” ile “Ekonomi ve Ekonometri” kategorilerinde ise 23.  sırada yer alarak en iyi üniversiteler arasında gösterildi.

“Başarılarımız, Eğitim ve Araştırma Alanındaki Vizyonunun Somut Bir Yansımasıdır”

Eğitimde kaliteyi ve bilimde öncülüğü hedeflediklerini söyleyen KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç; “Times Higher Education (THE) 2025 Dünya Üniversiteleri Sıralaması'nda elde ettiğimiz başarılar, üniversitemizin eğitim, araştırma alanındaki vizyonunun somut bir yansımasıdır ve daha büyük hedefler için bize ilham vererek motivasyonumuzu artırmaktadır. Sıralamalara yansıyan sonuçlar, üniversitemizin bilimsel çalışmalarını, uluslararası görünürlüğünü ve akademik standartlarını her geçen gün daha ileriye taşıdığını göstermektedir. Geleceğin liderlerini yetiştirme sorumluluğuyla, eğitimde kaliteyi, bilimde öncülüğü ve uluslararasılaşmada sürdürülebilirliği esas alıyoruz. Bu başarıda emeği geçen tüm akademisyenlerimize, idari personelimize ve öğrencilerimize teşekkür ederim” ifadelerine yer verdi.

https://www.karatay.edu.tr/tr/haber/2025/01/27/kto-karatay-dunya-siralamalarinda-yukselise-devam-ediyor

https://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/konya/en-iyiler-kto-karatay-universitesi-ni-tercih-etti-37147849

https://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/konya/universitelerde-dirilis-kto-karatay-da-basladi-37132205

https://www.konyayenigun.com/kto-karatay-dunya-universitesi-olma-yolunda

https://www.yenimeram.com.tr/kto-karatay-universitesi-hizla-yukseliyor-176264.htm

https://www.ipekyoluhaber.net/haber-konya-ticaret-odasi-kto-karatay-universitesi-hizla-yukseliyor-9743.html


17 Ekim 2025 Cuma

    ALIŞILDIK YAŞAM 

Günler gelir geçer, bitmez bir akış

Her şey oluverir, bitmiş bir nakış

Sonucu alışık, acı bir yakış

Yaşarız, yaşarız, yaşamaya alışırız


Geçmiş gözlerimizde damla damla

Sevinçler çevremizi örer ağla

Duygularla hapis yaşarız gamla

Yaşarız, yaşarız, yaşamaya alışırız


Bir anda hayaller uzak olur

Bazen aydınlık, gelecek olur

Bir öyle bir böyle geçer durur

Yaşarız yaşarız yaşamaya alışırız


İster gönül, mutluluk olsun daim

Var gücünle sabır, derde kaim

Yorgun kalplere olmalı zaim

Yaşarız yaşarız yaşamaya alışırız


Şiirim Medium Türkiye Yayını tarafından kabul edilip yayına alınmıştır:

https://mediumturkiye.com/ali%C5%9Fildik-ya%C5%9Fam-d201b9409a4a


16 Ekim 2025 Perşembe

 


ICSSOHS İSG bildiri sunum sertifikam takdim edildi. Verimli ve güzel bir kongre oldu.

ZİHİNSEL PERFORMANSIN ZİRVESİ 55-60 YAŞ ARASI: YENİ ARAŞTIRMA YAŞ ALGISINI SARSIYOR

Yeni bir bilimsel çalışma, insan beyninin bilişsel kapasitesinin orta yaşın sonlarında zirveye ulaştığını ortaya koydu. Intelligence dergisinde yayımlanan araştırma, “yaşlandıkça zihinsel gerileme olur” yargısını tersine çeviriyor.

Fiziksel güç erken, zihinsel güç geç zirve yapıyor

Batı Avustralya Üniversitesi’nden Doç. Gilles E. Gignac ve ekibinin yürüttüğü araştırma, yaşlanmanın zihinsel kapasitede yalnızca bir düşüş anlamına gelmediğini ortaya koydu.
Çalışmaya göre, genel zihinsel performans 55 ila 60 yaş arasında en yüksek seviyesine ulaşıyor.

Önceki araştırmalar fiziksel performansın genellikle 20’li yaşların sonu ve 30’lu yaşların başında zirveye ulaştığını göstermişti. Ancak zihinsel kapasitenin farklı yönleri, yaşamın çok daha ilerleyen dönemlerinde güçleniyor.

16 bilişsel ve kişilik boyutu incelendi

Araştırmada akıl yürütme, hafıza, işlem hızı, bilgi düzeyi ve duygusal zeka dahil 16 psikolojik boyut incelendi.
Ayrıca “Beş Büyük” kişilik özelliği — dışadönüklük, duygusal istikrar, vicdanlılık, deneyime açıklık ve uyumluluk — değerlendirildi.

Sonuçlara göre, vicdanlılık 65 yaşında, duygusal istikrar ise 75 yaş civarında en yüksek seviyeye ulaşıyor. Ahlaki muhakeme ve bilişsel önyargılara direnme becerileri ise 70’li–80’li yaşlarda bile gelişmeye devam ediyor.

“Yaşlılık değil, denge dönemi”

Araştırma, bazı bilişsel beceriler azalırken; duygusal olgunlukdeneyim ve karar verme kapasitesindeki artışın bu azalmayı dengelediğini gösteriyor.
Doç. Gignac, bulguların özellikle liderlik pozisyonlarının neden sıklıkla 50’li ve 60’lı yaşlardaki kişiler tarafından başarıyla yürütüldüğünü açıklayabileceğini söylüyor:

“Bazı yetenekler yaşla azalırken, diğerleri güçleniyor. Bu da daha ölçülü kararlar ve daha iyi muhakeme anlamına geliyor.”

Orta yaş “geri sayım” değil, zirve

Tarih, orta yaşta üretkenliğin doruğa çıktığını gösteren örneklerle dolu:

  • Charles Darwin, Türlerin Kökeni’ni 50 yaşında yazdı.
  • Beethoven, Dokuzuncu Senfoni’yi 53 yaşında besteledi.
  • Lisa Su, 55 yaşında AMD’yi küresel teknoloji devlerinden biri haline getirdi.

Gignac, “Orta yaş, zihinsel üretkenliğin ve olgunluğun zirve yaptığı bir dönem olarak görülmeli” diyor.


TB / Gignac, G. E. ve ekibi, Intelligence Journal, 2025, Batı Avustralya Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Hasan Can Bilici, Evrensel Gazetesi, 15 Ekim 2025

Kaynak:

https://toplumsalbellek.com/index.php/2025/10/15/zihinsel-performansin-zirvesi-55-60-yas-arasi-yeni-arastirma-yas-algisini-sarsiyor/

SAĞLIKTA DİJİTAL DÖNÜŞÜM ve POLİTİKA ENTEGRASYONU: KALİTE 4.0 ve ULUSLARARASI SAĞLIK YÖNETİMİNE YANSIMALARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME "...