NİL GÜREL'den Bilimsel Analizler ve Yazılar, Edebi Yazılar, Bazı Gündem Konuları, Çeşitli Araştırma Sonuçları..
NİL GÜREL
31 Mart 2021 Çarşamba
Dedikodunun Beynimize Olumsuz Etkileri
Dedikodu enerjimizi düşüren negatif ekenlerden biridir. Önce dedikodu kelimesinin kökeni inceleyelim. Dedikodu kelimesi eski metinlerde "kıylukal" ve "güftugu" olarak geçmektedir. Morfolojik açıdan dedikodu kelimesi bir birleşik isimdir. deve kofilleri görülen geçmiş zaman (çekim) ekini alarak dedi ve kodu şekline gelmişlerdir. Bu iki çekimli fiil birleşerek bir birleşik isim haline gelmiştir.
de-di ko-du
fiil-geçmiş zaman-3.tekil şahıs fiil geçmiş zaman-3.tekil şahıs
dedikodu < de-di + ko-du
isim fiil fiil
Yaşam enerjimizi yükseltmek istiyorsak dedikodudan uzak durmalıyız ve dedikodu yapan insanlarla aramıza mesafe koymalıyız. Eğer ki dedikodu yapan insanlarla bir arada durmak zorunda kalıyorsak zihnimizde koruyucu bir kalkan oluşturmalı ve zihinsel bağ kesme çalışması yapmalıyız. Dinimizde de dedikodunun kötü bir davranış olduğu belirtilmiştir.
Şunu da unutmamalı ki LaoTzu'nun belirttiği gibi "Küçük kafalar kişileri, orta kafalar hadiseleri, büyük kafalar fikirleri konuşur." Büyük düşünüp enerjimizi verimli alanlara kanalize ettikten sonra gereksiz tartışma ve dedikodulardan uzak kalmak bize hiç de zor gelmeyecektir.
Dedikoduya beynimizin nasıl tepki verdiğini merak ediyorsanız aşağıdaki link sizin için faydalı olacaktır.
https://bilimfili.com/beynimiz-dedikoduya-nasil-tepki-gosteriyor
Ayrıca dedikoduyu etimolojik ve sosyal boyutlarıyla ele alan bir makaleyi de sizlerle paylaşmak isterim:
30 Mart 2021 Salı
COVID-19 İçin İki Aşının Gebelikte Güvenli ve Etkili Olduğu Açıklandı
Yeni bir araştırmaya göre Pfizer/BioNTech ve Moderna COVID-19 aşıları, hamilelik sırasında SARS-CoV-2 virüsüne karşı antikorlar üretmede güvenli ve oldukça etkilidir. Ayrıca koruyucu antikorların bir kısmı plasenta yoluyla fetüslere ve anne sütü yoluyla yeni doğanlara geçebilir gibi görünüyor.
Ayrıntılar:
https://www.bizsiziz.com/covid-19-icin-iki-asinin-gebelikte-guvenli-ve-etkili-oldugu-aciklandi/
Dünyada ilk patates üreticileri İnka çiftçileridir.
Patates önce İspanya'ya gelmiş, 1500'lü yılların sonlarına doğru İngiltere'ye geçmiş, oradan da 16. yüzyılın içerisinde tüm Avrupa'ya yayılmıştır.
Avrupa'da pek ilgi görmeyen patatesin çiçeğini Fransa kralı XVI. Louis ve Kraliçe Marie Antoinette şapkasına takar, Almanlar ise patatesi domuz yemi olarak kullanırlarmış.
Osmanlı Devleti'nde ilk görülmesi ise 1850 sonrasına rastlar. Kanuni'den 280 sene sonra.
29 Mart 2021 Pazartesi
Kutudaki Güneş: Sürdürülebilir enerjide önemli bir adım atıldı. Güneş enerjisi, fosil yakıtın en umut verici alternatiflerinden biri olarak kabul edilir. Bununla birlikte, bu sürdürülebilir enerjiyi tamamen kucaklamak için hala üstesinden gelmemiz gereken zorluklar var. Bunlardan biri güneş enerjisinin uzun vadeli depolanması. Güneş parlamadığında bile güce erişebilmemiz için depolama çok önemlidir.
Yine de bir dizi araştırma makalesi, güneşin enerjisini depolamak için yeni bir yaklaşımın ana hatlarını çizerken umut veriyor.
Ayrıntılar:
https://www.bizsiziz.com/gunes-enerjisini-18-yila-kadar-depolayabilen-ozel-sivi-gelistirildi/
27 Mart 2021 Cumartesi
Nocebo, plesabonun tam tersi diğer bir deyişle kötü ikizidir. Nocebo etkisi, olumsuz beklentilerin insanı kötü hissettirmesi durumudur. Nocebo teriminin kökeni “zarar vermek” anlamına gelen Latince ifadeye dayanıyor. Örneğin; güllere alerjisi olan bir kişi bu etki nedeniyle sahte güller ile karşılaştığında bile hapşırabilir. Bazı araştırmacılar, glütensiz diyet modasını körükleyen şeyin temelinde bu etkinin olduğunu düşünüyor.Diğer çarpıcı bir örnek ise, insanlar, glüten yemenin kendilerini kötü hissettireceğine dair olumsuz bir beklenti geliştirince bu beklenti biyolojik glüten duyarlılıkları olmasa bile aynı semptomları hissetmelerine neden oluyor. Açık olan bir şey var ki zihin, vücudun biyokimyasal süreçlerini etkileyip değişime uğratacak güce sahip.
Nocebo etkisi de aynı plasebo etkisi gibi düşüncelerin bizi ve bedenimizi nasıl etkilediğinin güzel bir kanıtı. Hayatta herşey enerji ve zihinimizdeki düşünceler bize ve yaşamımıza büyük etki ediyor. Olumlu düşünmenin sağlığımız üzerinde faydaları muazzam.
Plasebo ve nocebo etkisini daha detaylı incelemek isterseniz. Aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:
https://www.matematiksel.org/aciklanamayan-bir-fenomen-plasebo-etkisi/
Ayrıca olumlu düşünmenin sağlığımıza faydaları üzerine güzel bir yazıyı da sizlerle paylaşmak isterim:
http://boradurmus.blogspot.com/2021/03/saglkl-yasam-icin-pozitif-bir-baks-acs.html
Güzel düşünün, sağlıklı kalın..
Berat Arapça berâe/berâet (البرائة) kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Berâet, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelir. Şâbanın on beşinci gecesinde müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yükünden kurtulacağı umularak bu geceye Berat gecesi denmiştir. Berat gecesi için Arapça eserlerde “şâbanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (الصك = belge) gecesi” mânalarına gelen terkipler kullanılmaktadır.
Berat gecesi müslümanlarca kutsal sayılmış, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla ibadet edilmesi âdet halini almıştır. Hz. Peygamber’in, “Allah Teâlâ -rahmetiyle- şâbanın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar” buyurduğu rivayet edilmiştir (Tirmizî, “Ṣavm”, 39; İbn Mâce, “İḳāmetü’ṣ-ṣalât”, 191). Diğer bir rivayete göre de Hz. Peygamber, “Şâbanın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der” buyurmuştur (İbn Mâce, “İḳāmetü’ṣ-ṣalât”, 191). Ancak eserlerinde bu hadislere yer veren Tirmizî ve İbn Mâce, bunların sened yönünden zayıf olduğuna da işaret etmektedirler. Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kâbe istikametine çevrilmesinin hicretin ikinci yılında Berat gecesinde vuku bulduğunu kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.
Bu rivayetlerle, Hz. Peygamber’in şâban ayına ve özellikle bu ayın on beşinci gecesine ayrı bir önem vererek onu ihya ettiğine dair diğer rivayetleri göz önüne alan bazı âlimler bu geceyi namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve dua ederek geçirmenin sevaba vesile olacağını, bu geceye mahsus olmak üzere belli bazı ibadet ve kutlama şekilleri ihdas edip âdet haline getirmenin ise dinde yeri bulunmadığını söylemişlerdir. Kaynakların belirttiğine göre Berat gecesine ait özel bir namaz yoktur. Gazzâlî, bu gece her rek‘atında Fâtiha sûresinden sonra on bir İhlâs sûresi okunmak suretiyle kılınacak yüz rek‘at veya her rek‘atında Fâtiha’dan sonra yüz İhlâs okunan on rek‘at namazın çok sevap olduğuna dair bir rivayet naklettiği halde (İḥyâʾ, I, 203), İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn’deki hadisleri tenkide tâbi tutan Zeynüddin el-Irâkī (a.g.e., I, 203, dipnot 1) ile Nevevî bunun aslının olmadığını söylemişlerdir. Bu namazın bir bid‘at olduğunu kaydeden Nevevî, bu konuda Ḳūtü’l-ḳulûb ve İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn’de geçen rivayete aldanılmaması gerektiğini söylemekte (el-Mecmûʿ, IV, 56), Ali el-Kārî de bu rivayetin uydurma olduğunu belirterek Berat gecesi namazının 400 (1010) yılından sonra Kudüs’te ortaya çıktığını kaydetmektedir (el-Esrârü’l-merfûʿa, s. 462). Bu namazın ilk defa 448 (1056) yılında Kudüs’te Mescid-i Aksâ’da kılındığına ve zamanla yaygınlık kazanarak sünnet gibi telakki edildiğine dair bir rivayet de nakledilmektedir (Ali Mahfûz, s. 288). Ancak Fâkihî’nin (ö. 272/885’ten sonra) Mekkeliler’in bu geceyi Mescid-i Harâm’da ihya ettiklerine ve bazılarının 100 rek‘atlı bir namaz kıldığına dair rivayeti (bk. Aḫbâru Mekke, III, 84) dikkate alınırsa bu namazın daha önceden de kılındığını söylemek mümkündür.
Duhân sûresinde (44/3) Kur’an’ın “mübarek bir gecede” nâzil olduğu ifade edilmektedir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre burada işaret edilen gece Kadir gecesidir. Çünkü diğer âyetlerde Kur’an’ın ramazan ayında (el-Bakara 2/185) ve Kadir gecesinde (el-Kadr 97/1) indirildiği belirtilmektedir. Tâbiîn âlimlerinden İkrime’nin de dahil olduğu bir grup âlim ise Duhân sûresindeki âyetle Berat gecesine işaret edildiği kanaatindedirler. Bu takdirde Kur’an’ın tamamının Berat gecesi levh-i mahfûzdan dünya semasına indiği, Kadir gecesinde de âyetlerin peyderpey inmeye başladığı şeklinde bir yorum ortaya çıkmaktadır. Nitekim bazı müfessirler bu görüşü benimsemişlerdir (bk. Elmalılı, V, 4293-4295).
Berat gecesinin fazileti ve ihyası ile ilgili müstakil risâleler yazılmıştır (meselâ bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1591-1592; Îżâḥu’l-meknûn, I, 108; İslâm dünyasında Berat gecesinin kutlanışıyla ilgili olarak bk. KANDİL).
26 Mart 2021 Cuma
Sahtekarlığa Karşı Koyun Postu Tercih Edilmesinin Sebebi Bulundu
Yeni bir araştırmaya göre, İngiltere’nin en iyi hukukçuları yüzlerce yıl dolandırıcılığı önlemek için koyun derisinden yapılmış parşömenleri kullandı.
Ayrıntılar:
https://www.bizsiziz.com/sahtekarliga-karsi-koyun-postu-tercih-edilmesinin-sebebi-bulundu/
Mimar Sinan’ın Yürek Burkan Ölümü
Kırk çeşme sularını İstanbul’a getiren, şehrin belli yerlerine Kırk çeşme yapan Mimar Sinan’ın, evinde susuz bir şekilde vefat ettiğini biliyor muydunuz? İşte Kırk çeşme suları ve Mimar Sinan’ın susuz evde ölümü.
Kırk Çeşme Suları ve Mimar Sinan
İstanbul’da sürekli su problemi yaşanmaktadır. Bu problem Kanuni Sultan Süleyman döneminde de yaşanmaktaydı. İstanbul’un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman Mimar Sinan’ı yanına çağırır ve der ki;
“Mimarbaşı, milletimiz su sıkıntısı çekmekte. Bir at yükü suya çok miktar akçe ödüyorlar. Acaba halkımızın bu su ihtiyacını karşılamak için bir şeyler düşünmez misiniz?” Mimar Sinan da şu cevabı verir:
”Hünkarım, siz bana müsaade edin, ben İstanbul’un çevresini bir dolaşayım, dışarıda mevcut suları İstanbul’a getirmenin mümkün olup olmadığını bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap vereyim.”
Bu cevabın üzerine padişah izin verir ve Mimar Sinan yanına yardımcılarını da alarak Çekmece’den başlar kıyıları dolaşmaya. Beşiktaş’a kadar dereleri, akan suları tespit eder. Bu suların önüne set çekilip baraj yapıldığı zaman nereye kadar yükselir, nereden nereye kemer yapılıp suların İstanbul’a getirilmesi sağlanır. Bunun hesabını günlerce yaptıktan sonra Padişahın huzuruna çıkar. Padişah sorar:
“Mimarbaşı, İstanbul’a su getirmek mümkün müdür?” Mimar Sinan’ın cevabı:
”-Mümkündür Sultanım, fakat çok ağır bir şartı var. Çok maliyetli olur bu iş. Sultanım, altın dolu keseleri uç uca dizerek İstanbul’a su gelebilir.”bu sözlerin üzerine Kanuni Sultan Süleyman şu cevabı verir;
“Mimarbaşı mimarbaşı, sen İstanbul’a su getirmenin mümkün olup olmadığını söyle. Eğer mümkünse ben keseleri değil uç uca, yan yana dizmeye razıyım” der.
Padişahın bu sözlerini duyan Mimar Sinan kolları sıvar, işe koyulur. İstanbul’un dışındaki suları Kağıthane yakınlarında belli yerlerde toplar. Oradan da dere içlerine büyük geçitler yaparak İstanbul’a su getirir ve şehrin belli meydanlarında umumi çeşmeler yaparak suyu akıtır. Bu çeşmelerin tamamı da kırkı bulur. Ve Kırk Çeşme suları akmaya başlar.
O güne gelinceye kadar, musluk gibi bir adet olmadığı için sular boşa akıp gitmektedir. O gün çok pahalıya mal olan suyu artık bostanlara, yollara akıtmak istemiyorlar ve ilk defa İstanbul’da lüle dedikleri musluğu çeşmelere takıyorlar.
Mimar Sinan’a Özel Çeşme
Su böylesine pahalıya geldiği ve kıymet kazanmaya başladığı için Kanuni bir ferman çıkarır, der ki: “İstanbul meydanlarındaki umumi çeşmeler halkın malıdır. Hiç kimse bu çeşmelerden gizlice yeraltından evine su alamayacaktır.”
Bu umumi kaidenin bir istisnasını da koyar Kanuni. O da özel olarak Sinan’a iletilir. Denir ki: “Sen İstanbul’a böylesine güzel bir çalışma sonunda kırk çeşme sularını getirdin. Sen evine özel olarak bir lüle su alabilirsin.”
Ve Süleymaniye civarındaki meydan çeşmesinden Sinan’ın evine özel olarak yol yapılır ve su akıtılır. Böylece Mimar Sinan evinde özel suyu olan tek kişi olur.
Mimar Sinan, Şehzadebaşı Cami, Süleymaniye Cami ve Edirne’deki Selimiye Camiini yaptıktan -sonra yaşlanır. Devir hep öyle geçmemiştir. İtibarının yüksekte olduğu devirde, kendisinin kıymetini takdir edenler bir bir bu dünyadan göçmüşlerdir. Kanuni vefat etmiştir, yerine başka padişahlar geçmiştir. Ve Sinan 99 yaşına gelmiştir. Çevresindeki dostları göçtüğü için de kendisi istanbul’da adeta yapayalnız kalmıştır. Ve yeni bir nesil yetişmiştir.
Mahkemeye Çağrılan Mimar Sinan
Bir gün Sinan’ın kapısına birisi gelip dayanır. Kapıyı çalar. Sinan bastonuna dayanarak kapıyı açar, “Buyurun” der. Gelen kişi, “Ben Topkapı Sarayı postacısıyım. Sizi divana çağırıyorlar. Herhalde bir soruşturmaya tabi tutulacaksınız” der.
Sinan Ağa, bu ihtiyar halinde, dostlarının tümünün göçüp gittiği, kendisini eserleri inşaat halindeyken görenlerin kalmadığı bu ihtiyar dünyada, “Acaba Topkapı Sarayına niye çağrılıyorum?” diye bastonuna dayana dayana gider.
Saraya girer, orada bir soruşturma heyeti kurulmuştur: Kadılar, ulemalar, müftüler, o günün vükelası. Sinan’a şöyle derler: “Sinan Ağa, hakkında şikayet var. Eve su almak yasak olduğu, hiç kimse evine özel olarak su almasın’ diye padişah fermanı olduğu halde, sizin evinizde özel su varmış.”
“Evet,” der, “Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman bana özel olarak müsaade etmişti. İstanbul’a yaptığım, su hizmetinden dolayı sadece benim şahsıma su müsaade etmişti” der.
“O zaman şu müsaadenizi, fermam görelim de ses çıkarmayalım. Kimseye verilmemesine rağmen, sizinki devam etsin.”
Mimar Sinan; “Ben o zaman Cihan Padişahından ferman istemekten hicap etmiştim. Fermanım falan yok, ama su benim evimde akıyor.”
Divan müşkül durumda kalır, konuşmalar olur: “Sinan büyük hizmetler etmiştir, evinde suyu aksın.” Oradan başkaları cevap verir: “Bu Âl-i Osman’a hizmet eden sadece Sinan mı? Sinan gibi daha nice hizmet edenler vardır. Ya onların da evine özel su verilsin, ya da Sinan’a da bu ayrıcalık tanınmasın.”
Divanda uzun münakaşalar olur, son olarak verilen karar şudur: “Sinan gibi diğer hizmet edenlerin de evine su bağlanamayacağına göre, Sinan’a verilen su kesilmeli, fakat şimdiye kadar kullandığı su fermansız kullandığı için bir ceza verilmemelidir.”
100 Yaşında Susuzluktan Ölen Mimar Sinan
Ve bu karardan sonra Kırk Çeşme sularını İstanbul’a getiren Mimar Sinan evine gelir. Üzgün, bezgin, fakat fazla üzgün değil. Çünkü Mimar Sinan hizmetini Allah için yapmıştır. Kendisine bir ayrıcalık tanınsın, özel bir mükafat verilsin diye değil.
Ve Mimar Sinan 100 yaşına girerken hastalanır yatağa düşer. Vefat sırasında bir bezi suya batırıp da dudağına çalmak isterlerken bakarlar ki, evindeki musluktan su akmıyor. İstanbul’a su getiren Sinan, susuz evde vefat eder. Vefat sırasında bu olayı başında konuşanlara verdiği cevap enteresandır:
“Biz hizmetimizi dünyada bir bardak suya satacak kadar menfaat düşkünü değiliz. Biz hizmetimizi Allah için yaptık ve mükafatını da ahirette bekliyoruz. Dünyada evimize su verilmediği için çok üzgün değiliz.”
Bu olayın bizlere verdiği mesajlar vardır. Dünyaya, şana, şöhrete, dosta, ahbaba fazla güvenmemeli. Dünya öyle güvenilecek, insanlar öyle bel bağlanacak kadar vefalı değillerdir. Şartlar değişir, bugün sırtımız çok sağlam yerde olur, çok itibarlı insanlarla yakınlığımız olur. Ama yarın bir de bakarız ki, onların hepsi göçüp gitmiş, biz de dayanacak kimse bulamamışız.
Derler ya: “Duvara dayanma yıkılır, insana güvenme ölür.” Öyleyse fani şeylere dayanmamalı, fani şeyleri gaye edinmemelidir. Allah’a dayanmalı, Allah’a güvenmeli ve yaptığımız hizmetleri de Allah rızası için yapmalıyız. İnsan bu tecelli karşısında hayıflanmaktan kurtulamıyor:
“Hey gidi dünya hey. İstanbul’a Kırk çeşme sularını getirip, İstanbul’u suya kavuşturan Mimar Sinan susuz evde vefat ediyor.
Kaynak:
25 Mart 2021 Perşembe
Türk bilim insanlarından heyecanlandıran keşif! Koronavirüs semptomsuz atlatılacak...
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zuhal Gerçek, koronavirüsün vücutta çoğalmasını engelleyen yeni bir etken madde geliştirdi. Geliştirdiği etken maddenin Covid-19'a yakalanan hastalara verilen ilaçlarda kullanılabileceğini ifade eden Doç. Dr. Gerçek, "Virüsü vücudumuza aldığımızda virüs hemen sayısını arttırmaya başlıyor. Bu ilaç ise virüsün kendini replike etmesini engelliyor. Dolayısıyla virüs sayısı minimumda tutulduğu için kişi hastalık semptomlarını göstermeyebilir bile" dedi.
TÜRKİYE, AKADEMİ ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Taramalar için belirlenmiş olan diğer anahtar kelime ise “İklim Krizi”dir. Arşivde yüksek lisans ve doktora düzeyinde toplam 15 tezin yer aldığı görülmüştür. Bu 15 tezin 14’ü yüksek lisans, 1’i ise doktora düzeyindedir. 14 yüksek lisans tezinin hazırlandığı alanlar şu şekildedir; uluslararası ilişkiler, hukuk, inşaat mühendisliği, enerji, bilgisayar mühendisliği, çevre mühendisliği, iç mimari ve dekorasyon, iletişim bilimleri, mütercim-tercümanlık, peyzaj mimarlığı, elektrik ve elektronik mühendisliği ve tarih. Doktora tezi ise siyasal bilimler alanında hazırlanmıştır.
Niteliklerinden bağımsız olarak, akademik çalışmaların sayısındaki bu artış eğilimi, akademik dünyanın, iklim değişikliğine yönelik ilgisinin yükseldiğini ortaya koyuyor.
24 Mart 2021 Çarşamba
Yeni tip corona virüs pandemisine karşı dünya genelinde Türkiye’de dahil olmak üzere şimdiye kadar 134 ülkede 458 milyon doz aşı uygulandı. Ancak, aşıların ülkeler arasında adil olarak dağıtılmaması nedeniyle, şu anda Covid-19 tedavisinde etkili ilaçların varlığı büyük önem taşıyor. Bu kapsamda, etkisi dünyadaki tüm düzenleyici kuruluşlar tarafından onaylanan deksametazonunun şu ana kadar küresel olarak 1 milyon Covid-19 ölümünü engellediği açıklandı. Oldukça ucuz olan ve dünyanın her yerinde bulunabilen steroid ilacı, corona virüsün neden olduğu sitokin fırtınasını engelleyerek ağır Covid-19 hastalarının ölüm riskini üçte bir oranında düşürüyor.
BİRLİK DOSTU DEVLETLER DAHA YÜKSEK EKONOMİK BÜYÜMEYE
ve BİREYSEL KAZANÇLARA SAHİPTİR
Cornell Üniversitesi'nde
şehir ve bölge planlama profesörü olan Mildred Warner'ın yeni araştırması,
sendika faaliyetlerini engellemenin ve tüzel kişilikleri tabiri caizse
şımartmak için tasarlanmış eyalet yasalarının ekonomik üretkenliği
artırmadığını ortaya koymuştur.
Warner’a göre devlet politikasının kurumsal
çıkarlar tarafından ele geçirildiği durumlarda, bu, kapsayıcı büyümeyi
baltalamaktadır. Warner bunu şöyle açıklıyor: "Bu çıkarlar sendika ve
şehir gücünü bir tehdit olarak görüyor, bu yüzden Amerikan Yasama Değişim
Konseyi gibi gruplar var, örneğin, işçi korumalarını aşındıran ve kurumsal
çıkarları artıran eyalet yasaları oluşturmaya odaklanan gruplar var."
Çin, Hangzhou, Zhejiang Üniversitesi'nde
yardımcı doçent olan ortak yazar Yuanshuo Xu ile yazılan "Verimlilik
Farklılığı: Devlet Politikası, Kurumsal Yakalama ve İşgücü Gücü" adlı
makale, 29 Ocak'ta Cambridge
Bölgeler, Ekonomi ve Toplum Dergisi'nde yayınlanmıştır.
Warner ve Xu, ABD'deki tüm ilçeler için
örneklem topladı ve sendikalaşmanın daha yüksek olduğu eyaletlerde işçi
getirilerinin (insanların ne kadar para kazandığının) daha yüksek ve mevzuatın
kurumsal çıkarlar tarafından daha fazla ele alındığı eyaletlerde daha düşük
olduğunu buldu.
Warner, "ABD'deki sendika karşıtı siyasi
ortam uzun zamandır devam ediyor," diyor. Bu en çok da güneyde görülüyor.
Sendikaların aidatlarını örgütleme ve toplama yetenekleri kısıtlanıyor.
ABD'de sendikalaşma oranları on yıllardır
düşmüştür. Warner, "Sendikalaşma kamu sektöründe en yüksek
seviyededir, ancak buna devlet ve yerel kemer sıkma politikaları 2008-09'daki
resesyondan bu yana meydan okuyor" diyor.
Warner, federal hükümetin rolünün, okullar ve
yollar gibi kritik kamu hizmetlerini desteklemek için eyaletlere ve yerel
yönetimlere fon sağlamak olduğunu belirtiyor. Bunun güzel bir örneği, 11
Mart'ta Başkan Joe Biden tarafından imzalanan son 1.9 trilyon dolarlık COVID-19
ekonomik teşvik paketidir.
Warner, "Federal hükümet, son COVID
yardım paketinde olduğu gibi yeniden dağıtım rolü oynayabilirken, yasama
politikalarında daha fazla kurumsal etkiye sahip eyaletlerde bu daha az olasıdır"
diyor. "Bu, kapsayıcı büyümenin anahtarının, devlet düzeyinde
şirketler ve işçi çıkarları arasında daha dengeli bir güce sahip olabileceğini
gösteriyor."
Şirketlerin çıkarları ile eyalet yasama
organları arasındaki koalisyon şehir bölgelerini ehlileştirmeyi ve emeğin toplu
pazarlık gücünü azaltmayı hedeflerken, Warner, "Yerin yeni politik
ekonomisinde, şirket çıkarları kapsayıcı ekonomik büyüme potansiyelini
baltalıyor" diye vurguluyor.
Buna göre araştırmadan çıkan çarpıcı sonuç
birlik dostu sendikal faaliyetleri kısıtlamayan devletlerin daha yüksek
ekonomik büyümeye ve bireysel kazançlara sahip olmasıdır. O nedenle devletler
ekonomi-politik stratejilerini belirlerken bunu da göz önüne almalıdırlar.
Yararlanılan Kaynaklar:
https://www.sciencedaily.com/releases/2021/03/210323150819.htm
https://teknodate.com/union-friendly-states-enjoy-higher-economic-growth-individual-earnings/
23 Mart 2021 Salı
Kadınlık Hormonu Enjekte Edilen Erkekler, Covid-19’u Daha Hafif Atlattı
Kadın cinsiyet hormonu olan progesteronu, ciddi COVID-19 enfeksiyonları ile hastaneye kaldırılan erkekler için sonuçları iyileştirebilir.
Ayrıntılar:
https://www.bizsiziz.com/kadinlik-hormonu-enjekte-edilen-erkekler-covid-19u-daha-hafif-atlatti/
Vitamin hapı gibi yutulacak Kovid-19 aşısı yolda: İlk oral aşı adayının insanlar üzerinde klinik deneylerine geçilecek.
Biri İsrailli, diğeri Hindistanlı iki şirket, hap şeklinde ağza atılıp yutulacak ve evde tatbik edilecek Kovid-19 aşısı geliştirme çalışmalarını insanlar üzerinde klinik deneylere taşımaya hazırlanıyor.
Ayrıntılar:
22 Mart 2021 Pazartesi
22 Mart Dünya Su Günü nedeni ile açıklama yapan WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), “Suyuna sahip çık Türkiye” çağrısı yaptı. Türkiye’nin su fakiri olma yolunda hızla ilerlediği vurgulanan açıklamada, iklim değişikliği çağında su yönetiminde acilen farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gereği vurgulandı.
https://ekoiq.com/2021/03/22/22-mart-dunya-su-gununde-wwfden-cagri-suyuna-sahip-cik-turkiye/
20 Mart 2021 Cumartesi
Bu gün 20 Mart Dünya Mutluluk Günü.
Dünya Mutluluk Günü Nasıl Ortaya çıktı?
20 Mart 2012 yılında Birleşmiş Milletler,
dünya üzerindeki insanların mutluluk fikrini hatırlamaları ve kutlamalar ile
farkındalık oluşturmak için 20 Mart’ı “Dünya Mutluluk Günü” ilan
etmiştir. Birleşmiş Milletlerin Merkezinin yer aldığı Amerika başta olmak üzere
birçok üye ülkede dernekler, sivil toplum kurumları, kamu eli ile eğitim,
kültür ve sosyal faaliyetlerle bu gün renkli bir şekilde kutlanmaktadır.
Bu vesileyle Dünya Mutluluk Gününüz kutlu
olsun.
19 Mart 2021 Cuma
Son dakika: Türk bilim insanlarına büyük onur! Türeci ve Şahin'e liyakat nişanı verildi
Son dakika haberine göre, koronavirüs (Covid-19) salgınında geliştirdikleri aşıyla hayat kurtaran BioNTech kurucu ortağı ve CEO’su Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci’ye Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı verildi.
Covid-19 Aşısı Etkinliği İle İlgili Yeni Bir Makale Yayınlandı. Viral pandemilerle mücadelede uykunun önemine dair yapılmış araştırmalar, Kovid-19 aşısının etkinliğini artırma çabasına da ışık oldu. Yeterli ve kaliteli olması halinde her derde deva olarak gösterilen uykunun yetersiz olması halinde Kovid-19 aşısının etkisini azaltabileceğine dair bilimsel bir makale yayımlandı.
Çarpıcı bulgular var. Ayrıntıları aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:
https://www.bizsiziz.com/kovid-19-asisi-etkinligi-ile-ilgili-yeni-bir-makale-yayinlandi/
Mekanik Rahimde Embriyo Yetiştirildi. Bilim insanları, fare emriyolarını mekanik bir rahimde geliştirmeyi başardı. Söz konusu deney, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.
İsrail’de bulunan Weismann Bilim Enstitüsü’nde yapılan bir deneye göre, bilim insanları memelilerin nasıl geliştiğini, gen mutasyonlarını ve çevresel durumlarını araştırmak amacıyla mekanik bir rahim tasarladı. Tasarlanan rahimle, gelecekte farklı hayvanların, hatta belki de insanların gerçek bir rahmin dışında gelişip gelişmediği araştırılıyor.
Nature’da yer alan araştırmaya göre, deneyin içinde yer alan Dr. Jacob Hanna, embriyoların gebeliğin 5. gününden itibaren farelerin rahminden embriyoların alındığını ve mekanik rahime yerleştirilerek 20. günün sonunda geliştiğini açıkladı. Dr. Hanna, ekibiyle birlikte bu yolla binden fazla embriyo yetiştirdiklerini belirtti.
Case Western Reserve Koleji İlaç Fakültesi’nde gelişimsel biyoloji üzerine çalışan bilim insanı Paul Tesar, söz konusu deneye ilişkin “Bu gerçekten olağanüstü bir başarı” dedi.
Berlin’deki Max Planck Moleküler Genetik Enstitüsü’nün genom düzenleme direktörü Alexander Meissner ise, deneyin mükemmel bir şekilde ilerlediğini ve “ciddi bir kilometre taşı” olduğunu belirtti.
Mekanik Rahimde Embriyo Yetiştirildi
https://www.bizsiziz.com/mekanik-rahimde-embriyo-yetistirildi/
18 Mart 2021 Perşembe
17 Mart 2021 Çarşamba
Lokum, Arapça "Rahatu'l hulkum"dan gelmektedir. Rahatu'l
hulkum, boğazı
rahatlatan, dinlendiren demektir. Bu ifade önceleri üzüm şırası için yapılan
pelte gibi tatlı, lezzetli ve yumuşak kıvamlı yiyecekler için kullanılıyormuş.
Sonra lokum, ağızda bıraktığı his ve kıvamından ötürü rahat lokum anlamında "lati
lokum" olarak adlandırılmıştır.
Lokum, yaklaşık 15.y.y.’dan beri bilinmektedir.
16 Mart 2021 Salı
15 Mart 2021 Pazartesi
Gelişmekte olan ülkelerdeki iklim diplomatları ve sivil toplum grupları, yoksul ülkelerdeki yavaş aşı uygulamalarının Kasım ayında düzenlenecek COP26 zirvesindeki müzakerelerin kapsayıcılığını tehdit ettiği konusunda uyarıda bulundu.
Ayrıntılar:
https://www.iklimhaber.org/esitsiz-asi-uygulamalari-cop26nin-kapsayiciligini-tehdit-ediyor/
Ünlü Astrofizikçiler Elon Musk’ın Mars Planlarına Karşı Çıktı: “Tehlikeli Bir Yanılsama”
AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM
AKADEMİK VE SOSYAL MEDYA(YAZILARIMI PAYLAŞTIĞIM SOSYAL MEDYALAR) LİNKLERİM Çalışmalarımı takip edebileceğiniz, okuyabileceğiniz linkler(Sıra...
-
HALKLA İLİŞKİLER EĞİTİMİ İLE GELECEĞE DOĞRU Üniversitenin İletişim Fakültesi’nin Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü için bitirdiğim ...
-
BİR DİZİ, BİR MESAJ, BİR DİPLOMASİ ARACI OLARAK: WHEN THE PHONE RINGS Nil Gürel in Türkiye Yayını ∙ April 15, 2025 ∙ 5 min read ...
-
TÜRKİYE’DE SAĞLIK YÖNETİMİ MESLEĞİNİN KARŞILAŞTIĞI TEMEL SORUNLAR: NİTEL BİR ÇALIŞMA MAKALESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bugünkü yazımda ele a...
-
YİTİRİLEN DEĞERLERİN, DUYGULARIN ADI: ÇIKARCILIK Günümüz ilişkilerine bakıldığında artık çoğu değerin anlamını yitirdiğini görmekteyiz. ...
-
YALNIZ ZAMANLAR Zamanımızın bir özniteliği birçok insanın tekbaşınalıktan korkmasıdır. Oysaki ...